T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1278
KARAR NO : 2025/460
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/07/2020 (Dava) - 28/02/2022 (Karar)
NUMARASI : 2020/322 Esas - 2022/179 Karar
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 20/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 20/03/2025
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2022 tarihli 2020/322 Esas ve 2022/179 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile ... Ltd. Şti. ile ... San. Tic. Ltd. Şti.nde 450 pay ile ortağı iken aralarında yaptıkları 23.11.2012 tarihli protokol ile kefaletten kaynaklı üçüncü şahıslara olan borcundan dolayı şirketlerin zarar görmemesi için hissesini abisi davalıya bedelsiz devrettiğini, tarafların fiilen ortak olarak kaldıklarını, bir süre sonra tarafların anlaşmazlığa düştüğünü, davalının yapılan sözleşmeye aykırı hareket ederek müvekkilinden habersiz şirketi ciddi biçimde borçlandırıcı işlemler yaptığını, bir süre sonra müvekkilinin kefaletten kaynaklı borçlarını kapatarak sözleşme gereği hissesinin kendisine devrini istemiş fakat davalının edimi yerine getirmediğini, Karşıyaka 5. Noterliği 19.02.2020 tarih ve 6864 yevmiye ile keşide edilen ihtar ile davalıdan devretmediği hisselerin bedelinin talep edildiği, davalının İzmir 4. Noterliği 10.03.2020 tarih ve 1454 yevmiye nolu cevabı ile protokoldeki şartların resmi şekil şartına uymadığından geçerli olmadığını bildirdiğini, şekil şartına uymamanın sözleşmedeki imzaların geçersiz hale getirmediğini, davalının müvekkilin doğan zararlarının karşılaması gerektiğini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 15.000 TLnin dava tarihinden itibaren işleyecek kısa vadeli krediler için öngörülen avans faiz ile tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin itirazlarda bulunmuş, esasa ilişkin itirazları arasında; davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının hisse devrine hiçbir zaman karşı konulmadığını, defalarca geri alınması istendiği halde ısrarla geri alınmadığını, davacının ortaklıktan ayrılmadan evvel şirketin negatif bakiyeli hale geldiğini, davacının gizlice İstanbulda Haziran 2018 tarihinde şirket kurduğunu, davacının şirkete ait olan domain şifresi, SGK şifresi, şirket aracı, şirketin teknik bilgilerini içeren bilgisayar ve programını, pazarlama bilgilerini içeren laptop ve tabletini, Stuttgard fuarındaki kartvizit ve müşteri görüşme formlarını şirkete iade etmediğini, karşı dava dilekçesi ile şirket negatif değerli olduğundan hisseleri devralmaması nedeniyle davacının edindiği borçtan kurtulma kazancı kadar bedelin ya da negatif değerli hisse bedelinin, ayrıca ... ve ... şirketlerinden kaçırdıkları kuduğu ... Ltd. Şti.'ndeki hisse değerlerinden isabet eden 455 değer kısmı kadar alacağın müvekkile ödenmesini, müvekkil aleyhine açılan haksız ve dayanaksız asıl davanın reddini, şimdilik 100,00 TL değerinde alacağın sonradan yasada belirtilen faiz tutarları uygulanmak suretiyle artırılması talepli karşı davanın kabulünü, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''...somut olayda davacı ile davalı kardeş oldukları ve her iki tarafında ... Ltd. Şti. ile ... San. Tic. Ltd. Şti.nde 450 pay ile ortak oldukları, taraflar arasında yaptıkları 23.11.2012 tarihli protokol ile kefaletten kaynaklı üçüncü şahıslara olan borcundan dolayı şirketlerin zarar görmemesi için davacı hissesini abisi olan davalıya bedelsiz devrettiği, tarafların fiilen ortak olarak kaldıkları, bir süre sonra tarafların anlaşmazlığa düştüğü ve yapılan sözleşmeye davalının aykırı hareket ederek habersiz şirketi ciddi biçimde borçlandırıcı işlemler yaptığından bahisle davacı kefaletten kaynaklı borçlarını kapatarak sözleşme gereği hissesinin kendisine devrini talep ettiği, Buna mukabil davalının edimi yerine getirmediği, davacı tarafından Karşıyaka 5. Noterliği 19.02.2020 tarih ve 6864 yevmiye ile keşide edilen ihtar ile devretmediği hisselerin bedelinin talep edildiği, İzmir 4. Noterliği 10.03.2020 tarih ve 1454 yevmiye nolu cevap ile protokoldeki şartların resmi şekil şartına uymadığından geçerli olmadığını bildirdiği, şekil şartına uymamanın sözleşmedeki imzaların geçersiz hale getirmediğini bu nedenle davacının doğan zararlarının karşılanması istemine ilişkin olduğu; Dosyaya ibraz edilen Karşıyaka 5. Noterliği 19.02.2020 tarihli, 6864 yevmiye nolu ihtarda, ihtar eden ..., muhatap olarak da ... görülmekte konusu da sözleşmenin feshi ve tazmini olduğu, bu ihtarın içeriğinde, 23.11.2012 tarihli sözleşme gereği ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki hisselerin muhataba emanet edildiği, ihtar edene devretmeyi taahhüt edilmiş olmasına rağmen devredilmediği, ihtar edenin şirket hisse bedelini talep ettiği, yine dosyaya ibraz edilmiş olan İzmir 4. Noterliği 10.04.2020 tarihli, 1454 yevmiye nolu ihtarda, ihtar eden ..., muhatap ... olan ihtarın konusu da 19.02.2020 tarihli ihtarnameye cevap olarak "23.11.2012 tarihli sözleşmenin yasaya uygun yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğu, şirketlerin tek ortak ve yetkilisinin ... olduğu" yönünde bilgiler yer aldığı, Limited şirkette pay devri, taahhüt işlemi ve tasarruf işlemi bakımından yazılı ve imzaları noterden onaylanmış şekilde yapılması gerektiği, bu şekil koşulları geçerlilik şartı olduğu, uygun olarak devir işlemi yapılmazsa yapılan işlemin geçerli olmayacağı, bu durumda ifa amacıyla taraflar birbirlerine bir şeyler vermişlerse verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri almanın mümkün olacağı, Dava konusu olayda davacının iddiası inançlı işlem yoluyla hisselerin davalıya devredildiği zamanı gelmesine rağmen aralarında yapmış oldukları sözleşmeye aykırı olarak hisselerin iade edilmediği yönünde olduğu, Mezkur sözleşmenin başlangıçta dosyada olmadığı, bilirkişi raporunda da benzer şekilde dosyamızda ihtarnamelere konu edilmiş olan 23.11.2012 tarihli sözleşme yer almadığı şeklindeki tespite vurgu yaptığı ancak halihazır veriler ve esasen bahse konu sözleşmenin tanzimi ve varlığı hususunda tarafların bir ihtilaf ve nizasının bulunmadığı, 23.11.2021 tarihli sözleşmenin bilahare davacı vekilince dosyaya sunulduğu,; Sözleşmenin dava ve ihtilafa da konu olan 1.maddesinin "..., belirtilen şirketlerde bulunan hisselerini özel işleri sebebiyle ...'a karşılıksız olarak devretmiştir. Bu devir sebebiyle ..., ...'dan herhangi bir bedel almamıştır. Her ne kadar bu hisseler ...'a devredilmiş olsa da, gerçek mülkiyet ...'a aittir" Hisselerin davalıya emaneten verildiği iddiası karşısında, buna ilişkin sözleşmenin de muhteva, kurucu ve geçerlilik unsurları ile sözleşmeye müstenid diğer hususlar bağlamında iddia eden tarafından ispatlanması gerektiği, Şayet taraflar arasındaki işlem inançlı işlem olarak kabul edilirse bunun ispatlanması gerektiği, buna karşılık taraflar arasındaki işlem, satış işlemi olarak kabul edilirse, TTK 595 maddesi gereği satış işlemi şekle tabi olarak gerçekleştirilmesi gerektiği, ancak taraflar arasında şekil şartı olmadığından hisse devrinin geçerli olmadığı kabul edilmesi gerektiği, Pay devrinin tescili ve ilanı devrin kurucu unsuru niteliğinde olmayıp açıklayıcı mahiyette olduğu, dolayısıyla hisse devrinin taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kanundaki şekil şartlarına uygun olarak yapılmasının gerekli olacağı, Dosya kapsamında, 29.11.2012 tarihli sicil gazetesinde, ... Ltd. Şti.'le ilgili olarak 16.11.2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ...'ın hisselerinin tamamının ...'a 22.500 TL bedelle devrettiği, ... Ltd Şti ile ilgili olarak 29.11.2012 tarihli sicil gazetesinde, 16.11.2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ...'ın 3900 hissesinin tamamını 97.500,00 TL bedelle ...'a devrettiği kararı alındığı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalardan hareketle maddi hadise analiz edildiğinde taraflar kendi aralarında düzenlemiş oldukları 3.kişi kurum nezdinde muayyen surette arz ve ibraz etmemiş, iç ilişkide inançlı dış ilişkide satış şeklinde bir hisse devri gerçekleştirmişlerdir. Resmi şekil ve prosedürlerin, kanuni düzenlemelerin esas olduğu şirketler hukuku açısından iç ilişkideki sözleşmeye tarafların istinad etmesi mümkün görünmemektedir. Zira Ticaret Sicil Gazetesi'nde satış şeklinde bir işlem yayımlanmış olup gerçekleştirilen bu işlemin geçersizliği, butlanı tespit edilmeden iç ilişki kaynaklı bir talebin de varlığı gündeme gelmeyecektir. Yine muvazaa, inançlı işlem iddialarının yazılı delille ispatı gerekmekte olup protokol tarafları ile şahitler dışında bu hususta sair bir delilin olmadığı, Haddizatında bir dönem avantajlı şartlar elde etmek için de teşebbüs edilen inançlı işlem kaynaklı bu defa zarar iddiasında bulunmanın da davanın mahiyeti itibari ile sözleşme, haksız fiil yahut sebepsiz zenginleşme kapsamında borç-alacak doğuran, taraflar nezdinde ileri sürülebilecek bir talep yahut alacak hakkı doğuran bir hâlin doğmayacağı; Zira dava konusu şirketin kar ve bilançosu itibari ile geçmiş zamandan bu güne 3.000.000 TL takribi bir talebin şirketin halihazır durumu nazara alınarak yapıldığı aşikardır. İlave olarak iç ilişkide ortaklığın devam ettiği, dış ilişki de ise usulen şirketten ayrılınmış olduğu hususları bir tazminat davasının değil pay devri yahut ortaklık haklarına müteallik davalarda ileri sürülebilecek bir husustur. Açıklanan gerekçelerle mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da tespit edilen taraflar arasındaki hisse devrinin satış işleminden olduğu mahkememizce kabul edilerek, bu durumda ortada kanuna uygun bir devir işlemi gerçekleşmediği...'' gerekçesiyle; ''...Davacının davasının REDDİNE...'' karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı abisiyle birlikte ortak olduğu ... San. Tic. Ltd. Şti. Ve ... San. Tic. Ltd. Şti.'ndeki hisselerini bila bedel davalıya devretmiş bununla ilgili şahitler huzurunda 23/11/2012 tarihinde protokol düzenlediklerini, bundaki amacın müvekkilinin kefaleti nedeniyle şirkete, hissesine haciz gelmesine engel olmak olduğunu, bu tarihten sonra da tarafların birlikte çalışmaya devam ettiklerini, davalının, müvekkilini 31/07/2018 tarihinde sigortadan da çıkışını yaptıktan sonra tarafların fiilen ayrıldıklarını, müvekkilinin Karşıyaka 5. Noterinden 19/02/2020 tarih ve 6864 yevmiye no ile keşide ettiği ihtar ile şirket hisselerinin değerinin kendisine ödenmesini talep ettiğini, davalının ise İzmir 4. Noterliğinden 10/03/2020 tarih ve 1454 yevmiye no ile keşide ettiği cevabi ihtar ile bu istemi kabul etmediğini, her iki tarafın da ortaklığa devam etme arzusu olmadığı gibi müvekkilinin bilinçli olarak hissesinin geri kendisine devrini değil değerini talep ettiğini, talep kabul edilmeyince işbu davayı ikame etmek zorunda kaldığını, İDM ise yorumda esaslı yanılgıya düşerek taraflar arasında yapılan hisse devrinin geçersiz olduğundan bahisle müvekkilinin sebepsiz zenginleşmeden doğan böyle bir istemde bulunamayacağına hükmetmiştir ki bu kanaate katılmadıklarını, müvekkillinin yıllardan beri uzak olduğu belki de davalı yanca içi boşaltılmış eski şirketlerine ortak olmak istemediğini, hisse devrine tarafların itirazı olmadığını, bilirkişinin de belirttiği üzere müvekkilinin seçimlik hakkını kullanarak bir tercihte bulunduğunu, hal böyle iken şekil şartları tamamlanarak devredilen pay devrinin geçersizliğinin tespiti değil müvekkilince karşılığı alınmayan payların ihtar tarihi itibarıyla değerlerinin belirlenerek sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği zararının tazminine karar vermek gerekirken aksi yöndeki İDM kararı usul, yasa ve yüksek mahkemenin yerleşik kararlarına aykırı olup kaldırılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla İDM’nin feri nitelikteki harç, yargılama gideri, vekalet ücreti hesaplamaları eksik ve hatalı olduğunu belirterek, öncelikle ve ivedilikle icranın geriye bırakılmasına, usul, yasa, yüksek mahkemenin yerleşik kararlarına aykırı kararın kaldırılarak davanın tüm ferileriyle birlikte kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin, davacının iddialarının hukuka aykırı olması gerekçesi ile davanın reddine karar vermişse de cevap dilekçesinde harca ilişkin olarak belirttiklerin itirazlarının dikkate alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davadaki istemin hisse bedeli olduğunu, ticaret sicil kayıtlarına göre ... şirketindeki davacı hissesi 3900 pay karşılığı 97.500,00 TL olduğunu, ... şirketindeki davacı payı 900 pay karşılığı 22.500,00 TL olduğunu, davaya konu her iki hissenin nominal bedeli 120.000,00 TL olduğunu, davacının davaya mesnet teşkil ettirdiği ihtarnamede ise alacağını kesinleştirip likit ve fix olarak 3.000.000,00 TL olarak belirlendiğini hal böyle olduğu halde davacının kanunu dolanmaya çalışarak az harç ödemek için belirsiz alacak davası açması HMK’na aykırı olduğunu, itirazları doğrultusunda davacının likit olarak belirlemiş olduğu 3.000.000,00 TL'ye eksik harcın tamamlatılması, harcın tamamlatılmasından sonra esasa göre karar verilmesi gerekirken harç tamamlatılmadan verilen karar hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından likit olarak öne sürülen alacağının belirsiz alacak davası olarak açmasının hukuka aykırı olduğunun tespiti ile eksik harcın tamamlatıldıktan sonra davanın reddine karar verilmesi gerekirken harç tamamlatılmadan esasa ilişkin karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, itirazları doğrultusunda eksik harç tamamlatılmadan verilen karar usul ve hukuka aykırı olacağından daireniz tarafından söz konusu kararın itirazlarımız dikkate alınarak kaldırılması ve yeniden karar vermek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, şirket hissesi devrinden kaynaklı hisse bedeli alacağı istemine ilişkindir
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
1-Davacı vekilinin istinaf itirazı yönünden yapılan değerlendirmede;
Mahkemece kararda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli inceleme ve değerlendirmeyi içermediği, hüküm kurmaya elverişli olmadığı; Mahkemece gerekçeli kararda gerekçe olarak bilirkişi raporunun içeriğinin yazıldığı, bu durumda kabulün dayanağı raporun ve gerekçenin denetime elverişli olmadığı anlaşılmakla; Mahkemece aralarında hesap uzmanının da bulunduğu heyetten taraf defterlerinin de incelenerek, itirazların karşılandığı ve dava tarihi itibarı ile hisse değerlerinin belirlendiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde, eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi hatalı olup, davacı vekilinin itirazının belirtilen yönlerden kısmen kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin istinaf itirazı yönünden yapılan değerlendirmede;
Davalı vekili dava değerinin belirli olduğunu, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağı yönünden kararı istinaf etmiş ise de; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde belirsiz alacak davası açılabileceği, dosya kapsamında da tazminat talep edilip edilemeyeceği ve talep edilebilecek tazminat tutarı ile hisselerin değeri ancak bilirkişi incelemesi ile belirlenebileceğinden, davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı; belirtilen gerekçe ile davalı vekilinin itirazı yerinde olmayıp reddi gerekmiştir.
3-Kabule göre de; 6100 Sayılı HMK 297/1 maddesinde, kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 1. fıkrasının (b) bendine göre kararda "Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini" gösterilmesi gerekir. Yargılama devam ederken 08/09/2021 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı ile karşı davanın eldeki dava dosyasından ayrılmasına karar verildiği, tefrik edilen davaya mahkemenin yeni bir esası üzerinden devam edildiği nazara alındığında karar başlığında karşı davaya yer verilmesi HMK 297/1 maddesine aykırı olup, kararda karışıklık yaratacak şekilde usul ve yasaya aykırı davranıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2022 tarihli, 2020/322 Esas ve 2022/179 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2022 tarihli 2020/322 Esas ve 2022/179 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
5-İSTİNAF AŞAMASINDA;
Davalıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 534,70-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
7-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,
8-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
9-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
10-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/03/2025