T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1201
KARAR NO : 2025/410
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/02/2021 (Dava) - 10/03/2022 (Karar)
NUMARASI : 2021/100 Esas - 2022/266 Karar
DAVA : Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
BAM KARAR TARİHİ : 13/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 13/03/2025
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/03/2022 tarihli 2021/100 Esas ve 2022/266 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı bankanın, davalı asıl borçlu ... ... Ltd. Şti. ile kredi sözleşmesi yaptığı, kredinin kullandırıldığı, diğer davalılar ... ve ...'ın kredinin kefili olduğunu, kredinin ödenmemesi üzerine banka alacağının tahsili için İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2020/391 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalıların itirazı ile takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin usulüne uygun tanzim edilmediğini, dilekçe eklerinin tebliğ edilmediğini, davacı tarafın somutlaştırma yükümünü yerine getirmediğini, kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını, takip tarihi itibariyle belirtilen miktarda borcun bulunmadığını, sözleşme hükümlerine uyulmadığı bulgusunun ispatının gerektiğini, faize ilişkin sınırlandırmalara uyulmaksızın faiz talebinin yerinde olmadığını, faiz talebinin kabul edilemeyeceğini, hesap kat ihtarına karşı cevap verildiğini, kredi sözleşmesinde delil sözleşmesinde genel işlem koşullarına aykırı olduğunu, davalılara ait kayıtların da incelenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''...davacı bankanın, davalı asıl borçlu ... ... Ltd. Şti ile kredi sözleşmesi yaptığı, kredinin kullandırıldığı, diğer davalılar ... ve ...'ın kredinin kefili olduğunu, kredinin ödenmemesi üzerine banka alacağının tahsilinin talep edildiği, alınan bilirkişi raporuna göre, takip tarihi itibariyle bankanın toplam 78.391,72-TL alacaklı olduğu, banka alacağından davalı ... ... Ltd. Şti. asıl borçlu sıfatıyla, ...'in müteselsil kefil olarak sorumlu olduğu, bilirkişi tarafından ...'ın da müteselsil kefil olarak sorumlu olduğu belirtilmiş ise de, ...'ın 08.09.2016 kefalet sözleşme tarihinde evli olduğu, 6098 sayılı TBK'nun 584. Mdsine göre eş rızasının olması gerektiği ancak eş rızası bulunmadığından ...'ın kefaletinin geçerli olmadığı, asıl borçlunun bankaya olan borcundan sorumlu olmadığı, kefil ... asıl borçlu şirketin hissedarı ve temsilcisi olduğundan eş rızasının gerekmediği ve 584/3 fıkrasına göre kefaleti sebebiyle şirketin bankaya olan borcundan sorumlu olduğu anlaşıldığından...'' gerekçesiyle; ''...Davalılar ... San ve Tic. Ltd. Şti ve ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile davalıların İzmir 6. İcra Müdürlüğü' nün 2020/391 Esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibin 69.480,12-TL asıl alacak, 8.589,29-TL akdi ve temerrüt faizi, 322,31-TL BSMV olmak üzere toplam 78.391,72-TL üzerinden ve icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık % 40,50 oranında temerrüt faizi ile ve % 5 BSMV uygulanmak suretiyle devamına, Hüküm altına alınan itirazlı alacak üzerinden takdir olan % 20 15.578,00-TL icra inkar tazminatının davalılar ... San ve Tic. Ltd. Şti ve ... alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... hakkında açılan dava subut bulmadığından reddine, fazlaya ait istemin reddine, davalı vekilinin kötü niyet tazminat isteminin reddine...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ...'ın; kredi borçlusu ...'in tek ortağı ve yetkilisi olduğu dönem içerisinde (08.09.2016 tarihinde) kefalet sözleşmesi imzaladığını, bu nedenle TBK 584/3. maddesi gereği eş muvafakatının alınmasına gerek bulunmadığını, davalı ... hakkında davanın reddi kararının verilmesinin tek sebebinin eş muvafakatnamesinin bulunmaması olduğunu, bu gerekçe ile davanın reddi kararı verilmesinin TBK 584/3. maddesine açık aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca eş muvafakatnamesi alınmasına kanunen zorunluluk bulunmadığını, bu düzenleme kanunumuza 2013 yılında yapılan değişiklik ile girmiş olup, işlem tarihinin 2016 olduğunu, dolayısı ile ...' ın eş muvafakatnamesinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddi kararı verilmesinin tamamen eksik ve hatalı incelemeden kaynaklandığını belirterek İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/ 100 Esas, 2022/266 Karar sayılı ilamının “davalı ... hakkında verilen red kararına” yönelik olan kısmının kaldırılmasını, ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarının celbi ile istinaf talebine konu kısım yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı yana yükletilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... San. Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ... yönünden müteselsil kefalet halinde kefil hakkında takip yapılması için Türk Borçlar Kanunu’nun 586’ncı maddesine göre borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiğini, şekil koşullarını tam ve eksiksiz taşımayan bir kefalet ilişkisi geçerli bir kefalet ilişkisi olmayıp herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmayacağını, ancak buna cevap verildiğini ifade etmediğini, müvekkillerince hesap kat ihtarının tebliği akabinde itiraz edildiğini, dolayısıyla müvekkillerine ilişkin müteselsil kefillere başvuru koşulunun oluşmayacağını, Türk Borçlar Kanunu’nun 586’ncı maddesine göre; müteselsil kefile başvurulabilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması geretiğini, kanun koyucunun bu iki koşulun birlikte olması gerektiğini açıkça gösterdiğini, bu kapsamda müvekkili şirkete yapılan herhangi bir ihtar olmadığı/ihtarın tebliğ edilmediğinin davacı tarafın ekli belgelerinden açıkça anlaşıldığını, dolayısıyla dosya kapsamında müteselsil kefile başvuru koşulları oluşmadığından davanın reddi yoluna gidilmesinin elzem olduğunu, takibin açıldığı tarih itibariyle müvekkillerinin takipte belirtilen miktarda borcu bulunmadığını, taraflar arasında bir alacak olup olmadığının tespiti bakımından esas alınan hususun, takibin açıldığı tarih olduğunu, yapılan tüm değerlendirmelerin takibin açıldığı tarih esas alınarak tespiti gerektiğini, takibin açıldığı tarih itibariyle doğmamış/muaccel olmamış bir borç için takip yapılamayacağını, bu noktada özellikle çek yaprakları için doğmamış bir borç bulunmadığını, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme bankaların maktu olarak hazırlamış olduğu bir sözleşme olup belirtilen faiz oranının genel işlem koşulu niteliği taşıdığını, genel işlem koşulları, Türk Borçlar Kanunu’nda yer almakla birlikte Türk Ticaret Kanunu’nun atfı gereği tacirler için de uygulanması gereken koşullar olduğunu, Türk Ticaret Kanununun kanunda hüküm olmayan hallerde Türk Borçlar Kanunu’nun uygulanacağını belirttiğini, Türk Ticaret Kanunu’nda genel işlem koşulları adı altında bir düzenleme olmadığından genel işlem koşullarına ilişkin Türk Borçlar Kanunu’nun 20 ila 25’nci maddelerinin tacirler için de hüküm ifade edeceğini, bu kapsamda genel işlem koşulları taraflar arasında müzakere edilmediği sürece geçerli olmadığını ve yürürlük denetimini aşamayacağını, söz konusu faiz oranı da taraflar arasında müzakere edilmediği için geçerli olmadığını ve müvekkillerinden talep edilmesinin söz konusu olmadığını, bilirkişinin bu yönde bir değerlendirme içermeyen raporunun hatalı olduğunu, hesap kat ihtarına müvekkillerince Noter kanalıyla cevap verilip itiraz edildiğini, davacının müvekkilinin ihtarlara cevap vermesini önleme ve hata yapması adına aynı olaya ilişkin birçok ihtar gönderdiğini; müvekkilince her bir ihtara itiraz edilerek ihtar çekildiğini, dolayısıyla ortada kesinleşmiş bir alacak iddiası söz konusu olmadığını, diğer bir ifade ile takibin açıldığı tarih itibariyle müvekkilinin muaccel ve talep edilebilir bir borcu bulunmadığını, sözleşme hükümlerine uyulmadığı olgusu ispata muhtaç olup davacı tarafça ispatlanamadığını, faize ilişkin sınırlamalara uyulmaksızın talep edilen faiz miktarının kabul edilemeyeceğini, davayı hiçbir şekilde kabul anlamı taşımamakla birlikte,davacı tarafın çektiği ihtar sonrasında başlatmış olduğu takipte hukuka aykırı bir biçimde %48 faiz istemesi kabul edilemez olup tarafların arasında faiz miktarını serbestçe takdir edilebileceğini, Türk Ticaret Kanununun kanunda hüküm olmayan hallerde Türk Borçlar Kanunu’nun uygulanacağını belirttiğini, nitekim Türk Ticaret Kanunu’nda genel işlem koşulları adı altında bir düzenleme olmadığından genel işlem koşullarına ilişkin Türk Borçlar Kanunu’nun 20 ila 25’nci maddelerinin tacirler için de hüküm ifade ettiğini, bu kapsamda genel işlem koşullarının taraflar arasında müzakere edilmediği sürece geçerli olmadığını ve yürürlük denetimini aşamayacağını, söz konusu faiz oranı da taraflar arasında müzakere edilmediği için geçerli olmadığını ve müvekkillerinden talep edilmesinin söz konusu olmadığını, dosyada likit alacak olduğundan bahisle icra ve inkar tazminatına da hükmedildiğini, ancak yapılan inceleme sonucunda verilen kararın bilirkişi raporuna dayandığını, bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan bir hesaplama ile alacak miktarı tespit edildiğinden likit alacak olduğundan bahsedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, GKS kaynaklı ödenmeyen borcun asıl borçlu ve kefillerden tahsili amacı ile başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davacı vekili ile davalılar ... San. Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
1-)Davalılar ... San. Tic. Ltd. Şti. ve ... vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede;
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamındaki deliller ile uyumlu olduğu; Mahkemece verilen kararda davalılar vekilinin itirazlarına esas hususlarda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
2-)Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede;
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında davacının itirazına esas husus dışında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; ancak, Mahkemece her ne kadar " ...'ın 08.09.2016 kefalet sözleşme tarihinde evli olduğu, 6098 sayılı TBK'nun 584. Mdsine göre eş rızasının olması gerektiği ancak eş rızası bulunmadığından ...'ın kefaletinin geçerli olmadığı, asıl borçlunun bankaya olan borcundan sorumlu olmadığı," gerekçesi ile adı geçen davalı yönünden talebin reddine karar verilmiş ise de, Mahkemenin yazısına cevap olarak ... Ticaret Sicili Müdürlüğünün, davalı ...'ın davalı asıl borçlu şirkette 21/04/2016-04/11/2016 tarihleri arasında ortaklık ve yetkililik kayıtlarına rastlandığının bildirildiği, davacı vekilinin itiraz dilekçesi ekinde sunduğu 29/04/2016 tarihli ticaret sicili gazetesi suretinde de görüldüğü üzere adı geçen davalının şirket ortağı olduğu ve şirket müdürü olarak görevlendirilmiş olduğu; bu durumda kefalet tarihindeki sıfatı itibarı ile TBK 584/3. maddesi gereği davalı ...'ın kefaletinin geçerli olması için eş muvafakatine gerek olmadığı, adı geçen kefilin de hesaplanan alacaktan müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının kabul edilerek kararın belirtilen yönden kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine,davacı vekilinin istinaf itirazının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar ... San. Tic. Ltd. Şti. ve ... vekilinin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/03/2022 tarihli 2021/100 Esas ve 2022/266 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının yukarıda açıklanan gerekçelerle HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf itirazının yukarıda açıklanan gerekçelerle ESASTAN KABULÜNE; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/03/2022 tarihli 2021/100 Esas ve 2022/266 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"a-Davalılar hakkında açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; davalıların İzmir 6. İcra Müdürlüğü' nün 2020/391 Esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibin 69.480,12-TL asıl alacak, 8.589,29-TL akdi ve temerrüt faizi, 322,31-TL BSMV olmak üzere toplam 78.391,72-TL üzerinden ve icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık % 40,50 oranında temerrüt faizi ile ve % 5 BSMV uygulanmak suretiyle devamına,
Hüküm altına alınan itirazlı alacak üzerinden takdir olan ve % 20 olarak hesaplanan 15.578,00-TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine,
Davalılar vekilinin kötü niyet tazminat isteminin reddine,
b-Alınması lazım gelen 5.354,93-TL harcın peşin alınan 957,91-TL ve icra alınan 396,56-TL'den mahsubu ile bakiye 4.000,46-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
c-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
ç-Davacı tarafından yatırılan 957,91-TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
d-Davacı tarafından yapılan ilk masraf 67,80-TL, bilirkişi ücreti 600-TL, posta ve müzekkere gideri 129,70-TL olmak üzere toplamı 797,50-TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre taktiren 788,23-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
e-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL'nin davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
f-HMK 333 md gereğince davacı tarafça peşin yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,"
ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
3-İSTİNAF AŞAMASINDA;
a-Davacıdan alınan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
b-Davalılardan alınması gereken 5.354,94-TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.338,75-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 4.016,19-TL'nin davalılar ... San. Tic. Ltd. Şti. ve ...' den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
4-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi esnasında davacı tarafça yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 26,00- TL e-tebligat masrafı olmak üzere toplam 246,70-TL yargılama giderinin davalılardan ... San. Tic. Ltd. Şti. ve ...' den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/03/2025