T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/866
KARAR NO : 2025/447
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/10/2016 (Dava) - 17/09/2021 (Karar)
NUMARASI : 2016/1203 Esas - 2021/642 Karar
ASIL DAVA DOSYASINDA;
DAVA :Hisse Senedinin Devrinin Hükümsüzlüğünün Tespiti
BİRLEŞEN İZMİR 3.ATM'NİN 2016/1295 ESAS SAYILI DOSYASINDA;
DAVA :Genel Kurul Kararının Hükümsüzlüğünün Tespiti ve Hisse Devir İşleminin İptali
BAM KARAR TARİHİ : 20/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 20/03/2025
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/09/2021 tarih ve 2016/1203 Esas - 2021/642 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
ASIL DAVA:
Asıl dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının babası ve murisi ...'in 15/09/2014 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçısı olarak davacı ... ile, müteveffanın eşi ... ve çocukları ..., ... ve ...'in kaldığını, ...'in davalı şirketin ortağı olduğunu, 2009 yılından beri alzheimer hastası olup tedavisinin vefatına kadar devam ettiğini, bu nedenle 2009 yılında intihar girişiminde dahi bulunduğunu, bu süreçte akli melekelerinden yoksunluğunun doktor raporuyla sabit olduğunu, muris ...'in davalı ... San ve Tic Ltd Şti'ndeki hisselerinin tamamını (50 adet hisse) fiil ehliyetinin bulunmadığı 27/07/2011 tarihindeki devir işlemi ile ...'e devrettiğini, şirket ortaklar kurulunun 25/07/2011 tarihli kararı ile ...'in 50 adet hissesinin nominal değer üzerinden ...'e devretmesine ilişkin karar alındığını, bu kararda ...'in de imzasının bulunduğunu, bu tarihlerde ...'in alzheimer hastası olması akli melekeleri kullanma yetisinden yoksun olması sebebiyle devir işleminin hükümsüz olduğunu, hisse devir işlemini gerçekleştiren İzmir 21.Noterliği hakkında İzmir CBS'nin 2016/22743 soruşturmasında kayıtlı suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturmanın sürdüğünü, bunun yanı sıra ...'in tasdik edilen imza beyannamelerinde yer alan imzası ile hisse devir sözleşmesinde yer alan imzası arasında çıplak gözle dahi görülecek şekilde benzerlik bulunmadığını, TMK 15.maddesi gereği kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimselerin fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağını ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu hisselerin 3.kişilere devrinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasına, nihayeten ...'in ... San ve Tic Ltd Şti'ndeki hisselerinin davalıya devri tarihinde müteveffanın fiil ehliyeti bulunmaması sebebiyle 25/07/2011 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 27/07/2011 tarihli hisse devir işleminin hükümsüzlüğünün tespitine, hükümsüzlük kararının ticaret sicilinde ilanına, hisse devir işlemine konu hisselerin devir tarihinden itibaren yapılan kar dağıtımları da dikkate alınarak tüm semereleriyle ve bu semerelere işletilecek temerrüt faiziyle birlikte sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre terekeye iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP:
Asıl dava dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bu davada davalı olarak ...'in gösterildiğini, ancak limited şirket ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine ilişkin davaların şirket tüzel kişiliğine yönelik açılması gerektiğinden davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da İzmir 21 Noterliği'nin 27/07/2011 tarihli 19255 yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi ve ekleri incelendiğinden müteveffa ...'in hukuki tasarruf ehliyetinin doktor raporuyla sabit olduğunu, bu raporlara dayanarak tüm hukuki tasarruflarının kendisi veya vekili tarafından yerine getirildiğinin sabit olduğunu, davacı tarafın iddiasının aksine davalı ...'e hisselerin devri veya yapılan tüm tasarrufların tam ve eksiksiz olarak kanunun istediği şekilde kanuni şartlar yerine getirilerek yapıldığını, davacı tarafın iddialarının hukuki dayanağının bulunmadığını, ...'in hasta olduğu zaman zarfında hiçbir hukuki tasarrufta bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA :
Birleşen dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının babası ve murisi ...'in 15/09/2014 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçısı olarak davacı ... ile, müteveffanın eşi ... ve çocukları ..., ... ve ...'in kaldığını, ...'in davalı şirketin ortağı olduğunu, 2009 yılından beri alzheimer hastası olup tedavisinin vefatına kadar devam ettiğini, bu nedenle 2009 yılında intihar girişiminde dahi bulunduğunu, muris ...'in davalı şirketteki hisselerini fiil ehliyetinin bulunmadığı, 27 Temmuz 2011 tarihindeki devir işlemi ile ...'e devrettiğini, şirket ortaklar kurulunun 25/07/2011 tarihli kararı ile ...'in 50 adet hissesinin nominal değer üzerinden ...'e devretmesine ilişkin karar alındığını, bu kararda ...'in de imzasının bulunduğunu, ancak o tarihte ...'in hukuki ehliyeti bulunmadığından söz konusu hisse devir işlemi ile ortaklar kurulu kararının hükümsüz olduğunu, devir işlemini gerçekleştiren İzmir 21. Noterliği hakkında İzmir CBS'ye suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturma sonucunda İzmir 9 ASCM'nin 2016/719 esas sayılı davanın açıldığını, hisse devir işlemine muvafakat edildiğine ilişkin ortaklar kurulu kararının 25/07/2011 tarihinde yani hisse devir sözleşmesinden önceki bir tarihte alındığını, bu yönüyle işlemin yasaya da uygun olmadığını, hisse devir sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespiti ile hisselerin tüm semereleriyle birlikte terekeye iadesi için İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1203 Esas sayılı davasını açtıklarını, 12/10/2016 tarihli tensip kararı ile şirkete karşı dava açılıp birleştirilmesi konusunda süre verildiğini ileri sürerek, öncelikle davanın İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1203 Esas sayılı davasıyla birleştirilmesini, ayrıca fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla 25/07/2011 tarihli davalı şirket ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine ve bunun ilanına, hisselerin devir tarihinden itibaren yapılan kâr dağıtımları da dikkate alınarak tüm semereleri ile birlikte ve semerelerin faizleri ile birlikte terekeye iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosya davalısı ... San ve Tic. Ltd. Şti.'ne dava dilekçesi tebliğ olunmuş, davaya cevap verilmediği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince; "...1-Asıl davanın kısmen kabulüne,
a)Tarafların murisi ...'in ... San ve Tic Ltd Şti'ndeki 50 adet hissesinin ...'e devrine dair İzmir 21. Noterliği'nin 27/07/2011 tarihli 19255 yevmiye nolu işleminin hükümsüz olduğunun tespitine, bu konudaki kararın ticaret sicil gazetesinde ilanına, ilan giderlerinin yargılama gideri sayılmak suretiyle daha sonra bu davalıdan tahsil edilmek üzere davacı tarafından karşılanmasına,
...'e devrinin hükümsüzlüğüne karar verilen 50 adet hisseyi kar payı ve şirketten almışsa diğer semereleriyle birlikte, hisseye bağlı aldığı kar payı ve diğer semerelerin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle ...'in terekesine iadesine,
b)Asıl davada ...'e karşı ileri sürülen hisse devrine onay veren ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespiti talebi yönünden davanın husumet yönünden reddine,
2-Birleşen davanın kısmen kabulüne,
a)... San ve Tic Ltd Şti'nin 25/07/2011 tarihli 10 nolu ortaklar kurulu kararının butlanına, bu konudaki kararın ticaret sicil gazetesinde ilanına, ilan giderlerinin yargılama gideri sayılmak suretiyle daha sonra bu davalıdan tahsil edilmek üzere davacı tarafından karşılanmasına,
b)Birleşen davalı şirkete karşı açılan hisse senetleri ve ferilerinin terekeye iadesi davasının husumet yönünden reddine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Asıl dosya davalısı ... ve birleşen dosya davalısı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ATK'nun belgeler üzerinden yaptığı inceleme sonucu verilen kararın hastanın fiziki olarak görülme imkanı olmadığından gerçeği yansıtmadığını, dava konusu olayda, tıbbi kanaat raporu veren uzman doktorun o tarihlerde hastalara verilen ilaçların sağlık ocağı bilgisayar ekranlarında görülmediği nedeniyle hastanın hangi tarihten o tarihe kadar ne gibi ilaçlar kullandığının görülüp anlaşılamadığından, uzman doktorun karşısındaki hastayla yaptığı konuşmaların tıbbi incelemeler ve tıp ilminin gerektirdiği bilgiler doğrultusunda bu raporun verildiğinin ve noterde işlem yapıldığının anlaşıldığını, raporda yazılanın aksine, akdi yapan noter hakkında yapılan şikayet üzerine savcılık incelemesinin sonuçlandığını ve noter hakkında açılan kamu davası ile yapılan yargılamada noterin beraatine karar verildiğini, ATK 4. İhtisas Dairesinin oy birliği ile işlem tarihinde hastanın hukuki ehliyetinin olmadığına dair raporun kabul edilemeyeceğini, ATK'nun verdiği rapora karşı 08/01/2020 tarihli itiraz dilekçesi ile itirazlarını bildirdiklerini, itirazları doğrultusunda ek rapor alınmadığını, hükme elverişli olmayan, eksik ve hatalı değerlendirmeler içeren rapora dayalı olarak karar verildiğini, ceza dosyasında noterlik işlemine yönelik kusur tespiti yapıldığını, bu tespitin hukuk mahkemesini bağlayacağı nitelikte olduğunu, işlemde usul ve yasaya aykırı bir durumun söz konusu olması halinde işlemi yapan noterlik memuruna kusur atfedilebileceğini ve cezalandırılması yönünden hüküm verilebileceğini, ceza mahkemesinin sanığın beraatine karar verdiğine göre ...'in akli melekelerinin yerinde olmadığının ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, zira fiil ehliyetini ortadan kaldıracak ölçüde bir akıl noksanlığı halinin noterlik memuru, şirket avukatı ve mali müşaviri tarafından fark edilmesinin imkansız olduğundan yerel mahkeme kararının dayandırdığı fiil ehliyeti yoksunluğu gerekçesinin hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava, hisse devir sözleşmesinin, birleşen dava ise ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, muris ...'in fiil ehliyetinin tespiti için alınan ATK raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, her ne kadar davalılar vekili söz konusu raporun yetersiz olduğunu ve ek rapor alınması gerektiğini belirtmiş ise de, alınan rapordan anlaşılacağı üzere hisse devir tarihinden 1 yıl kadar önce düzenlenen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinin 07.04.2010 tarihli raporunda murise Alzheimer hastalığı tanısı konulduğu, ayrınca 2008-2014 yılları arasında muris adına düzenlenen hastalıklara yönelik ilaç listesine göre 26.02.2010 tarihinden itibaren antidemansiyel ilaç tedavisi gördüğü nazara alındığında raporun yeterli içerikte olduğu anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen dosya davalıları vekilinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1203 Esas - 2021/642 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; asıl dava dosyasında davalı ... yönünden alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 142,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 473,40 TL istinaf karar harcının davalı ...'ten tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
Birleşen dava dosyasında davalı şirket yönünden alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davalı şirketten tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
3-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/03/2025