T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1363
KARAR NO : 2025/286
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/10/2021 (Dava) - 08/06/2022 (Karar)
NUMARASI : 2021/621 Esas - 2022/501 Karar
DAVA : Maddi Tazminat (İMMS Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı)
BAM KARAR TARİHİ : 26/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/02/2025
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/621 Esas-2022/501 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına kayıtlı ... plakalı araca ... plakalı araç tarafından 02/03/2021 tarihinde çarpılmış olup maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, trafik ekipleri tarafından kaza tespit tutanağı tutulduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, alınan eksper raporundan da anlaşılacağı üzere araçta 183.429,30 TL'lik hasar tespit edildiğini, meydana gelen zararın ZMSS teminat üst limiti olan 43.000,00 TL'lik kısmının dava dışı ZMSS sigortacısı ... A.Ş tarafından ödenmiş olup bu ödemenin zararı tam olarak karşılamadığını, bakiye hasarın kazada kusurlu olan aracın İMSS sigortacısı ... A.Ş'den talep edilmesi zorunluluğunun doğduğunu, ... A.Ş tarafından 26/07/2021 tarihinde 20.612,71 TL hasar tazminatı ödemesi yapılmışsa da bu ödemenin de zararı karşılamaya yetmediğini, bakiye hasar tazminatının ödenmesi için davalı sigorta şirketine 16/08/2021 tarihinde başvuru yapıldığını, ancak ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, müvekkilinin aracında değer kaybı da meydana geldiğini, değer kaybının alınacak bilirkişi raporu ile belirlenebileceğini, aracın kaza tarihi itibariyle hasarsız hali ve hasarlı hali arasındaki rayiç bedel farkının hesaplanması gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL hasar tazminatının, 100,00 TL değer kaybının davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile kendilerine verilmesine, 400,00 TL ekspertiz ücretinin yargılama giderlerinde nazara alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile hasar bedeli istemini 84.592,48-TL'ye, değer kaybı talebini ise 51.500-TL'ye çıkarttığı anlaşılmıştır.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde kasko sigortası ile sigortalanan ... plakalı aracın karıştığı kaza neticesinde davacının İMM kapsamında müvekkili şirkete başvuru yapması için şartların gerçekleşmesi gerektiğini, ZMSS limitini aştığı takdirde İMM sigortası kapsamında sorumluluğun söz konusu olacağını, ZMSS poliçesi kapsamında ... tarafından eksper raporu aldırılmış olup bu hasara ilişkin olarak davacı tarafa 43.000,00 TL'lik ödeme yapıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu, davacı tarafça hasar bedeli olarak eksper ...'dan alınan rapora göre 183.429,30 TL talep edildiğini, müvekkili sigorta şirketi tarafından aracın hasarına ilişkin eksper raporu alınmış olup bu rapora göre belirlenen hasar bedelinin ise 61.612,71 TL olduğunu, bu tutara ilişkin olarak ZMSS teminat limitini aşan tutar olarak 20.612,71 TL’nin davacı tarafa 26/07/2021 tarihinde ödendiğini, davacı tarafça alınan eksper raporundaki fahiş tutarların kabulünün mümkün olmadığını, kaldı ki, aracın ZMSS sigortacısı tarafından aldırılan 27/04/2021 tarihli eksper raporuna göre de hasar bedelinin 93.809,73 TL olduğunu, işbu tutarı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirket tarafından aldırılan rapor ile ZMSS sigortacısı ... tarafından aldırılan tutarlar birbiriyle uyumlu olup piyasa şartları gereğince aracın onarımın ortalama bu civarlarda yaptırılabileceğini, davacının 183.429,90 TL maddi zarara uğradığına ve aracın onarımının bu bedel üzerinden yapıldığına dair somut hiçbir delil bulunmadığını, bu bedeli talep etmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, haksız fiil sebebiyle açılan davalarda avans faizi istenmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece; "....Toplanan deliller ve bilirkişi raporu kapsamına göre; 02/03/2021 günü meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasının 4 araçlı arkadan çarpma şeklinde meydana geldiği, ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-B ve 56/1-C maddelerini ihlal ettiği, ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin maliki olduğu ... plakalı araç sürücüsü ...'ın atfi kabil kusurunun olmadığı, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın atfi kabil kusurunun olmadığı, kaza ile hasarın uyumlu olduğu, hasar hesabında, dava dosyasında bulunan, olay yeri, hasar ve onarım fotoğrafları kontrol edildiğinde, değiştirilmesine gerek olmayan ve eksper ... tarafından mükerrer olarak listeye yazılıp hesaplanan parçalar bulunduğu, bu parçaların kanaat edilmediğinden hesaplamaya dâhil edilmediği, hasar tarihinde, hasar onarım miktarının 148.205,19 TL olduğu, bu miktarın onarım için ekonomik değer olduğu, pert-total çalışması yapılmasına gerek olmadığı, değer kaybı bedelinin ise 51.500,00 TL olduğu anlaşılmakla, sonuç olarak; DAVANIN KABULÜYLE, 84.592,48 TL hasar, 51.500,00 TL değer kaybı olmak üzere toplamda 136.092,48 TL'nin sigorta şirketinin limiti aşılmamak kaydıyla (limit 250.000,00 TL) sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 26/07/2021 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalı vekilinin zamanaşımı definin 2 yıl süre dolmaması nedeniyle reddine..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN; "...Hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hasar bedelinin fahiş olduğunu, davacı tarafından aldırılan eksper raporuna göre 183.429,30 TL talep edildiğini, müvekkili sigorta şirketi tarafından aracın hasarına ilişkin eksper raporu alınmış olup bu rapora göre belirlenen hasar bedelinin ise 61.612,71 TL olduğunu, bu tutara ilişkin olarak ZMSS teminat limitini aşan tutar olarak 20.612,71 TL’nin davacı tarafa 26/07/2021 tarihinde ödendiğini, bu sebeple müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmamış olup mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket ve ZMMS sigortacısı tarafından yapılan ödemelerin rapor tarihine kadar faiz işletilerek güncelleştirilmemiş olup hesaplanan hasar bedeli ve değer kabından da tenzil edilmediğini, yapılan tenzillerin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda pek çok parçanın onarılabilecekken değişim olarak değerlendirildiğini, bu nedenle hasar bedeli fahiş çıkmış olup bu durumun rapordaki değer kaybının da bu denli yüksek çıkmasına sebep olduğunu, rapora itirazları gözetilerek dosyanın yeniden bilirkişiye atanması gerekirken denetime elverişli olmayan raporun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eşdeğer parça onarımı doğrultusunda hesaplama yapılması gerektiğini, aracın öncelikle orjinal çıkma/eşdeğer parça ile onarımının öngörülmesi gerektiğini, eğer araç gösterilseydi ve onarım için rıza alınsaydı sigorta şirketinin hasarın giderimi konusunda üçüncü kişiler ile yapmış olduğu anlaşmalar sayesinde elde ettiği iskontolu tedarik imkanları kullanılarak yapılmış olacağını, bilirkişi raporunun ZMMS genel şartları dikkate alınmaksızın tanzim edildiğini, bilirkişinin kasko poliçe hükümlerini dikkate almamasının hukuka aykırı olduğunu, kasko poliçesinin taraf iradelerine göre belirli prim altında düzenlenmiş bir ihtiyari poliçe olduğunu, sigortacının tedarikçi anlaşmalarının göz ardı edildiğini, ayrıca bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere aracın daha önce kaza geçmişi olduğunu, modelinin 2016 olduğu dikkate alındığında hasardan sonra orjinal parça uygulanmasının açıkça hukuka aykırı olacağını, genel kabul gören %20 iskonto bedelinin parça tedariklerinde dikkate alınması gerektiğini, fatura ibraz edilemeyeceğine göre maddi hasar hesaplamasına KDV dahil edilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda, müvekkilinin aldırmış olduğu eksper raporuna göre iskontolu bedel üzerinden aracın orjinal parçalarının temin edilemeyeceği ve piyasa araştırması yapıldığında bu bedelin düşük kaldığı iddia edilerek araç malikinin aldırmış olduğu eksper raporu doğrultusunda hasar tespiti yapıldığını, bilirkişilerin eksper raporunu aynen yazarak rapor tanzim ettiklerini, hiçbir araştırma yapılmadığını, yapıldıysa dahi raporda aydınlatılmadığını, aracın onarımında iki eksper raporu arasında çelişki olması halinde yeni bir eksper veya makine mühendisi marifetiyle gerçek hasar bedelinin tespiti gerekirken, bilirkişi heyeti tarafından gerekli inceleme yapılmadan davacı tarafın sunmuş olduğu eksper raporu baz alınarak hasar tespiti yapıldığını ve aynen yazılmak suretiyle rapor tanzim edildiğini, farkın, parça fiyatlarına iskonto yapılmaması ve orjinal parça tutarı üzerinden hesaplama yapılması olduğunun görüleceğini, kaldı ki, aracın ZMSS sigortacısı tarafından aldırılan 27/04/2021 tarihli eksper raporuna göre de hasar bedelinin 93.809,73 TL olduğunu, değer kaybı talebinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, itirazları baki kalmak kaydıyla, bilirkişi raporunda araçta meydana gelen değer kaybı bedeli 51.000,00 TL olarak tespit edilmiş olup hatalı olduğunu, aracın modeli, yılı, kilometresi ve kullanılmışlık düzeyi dikkate alındığında davaya konu kazanın araçta bilirkişinin tespit ettiği bedelde bir değer kaybı meydana getirmediğini, raporda değer kaybının nasıl tespit edildiğinin anlaşılamadığını, aracın kaza tarihindeki kasko bedelinin belirtilmediğini ve emsal araç fiyatlarının da belirtilmediğini, değer kaybı miktarının tespit edilebilmesi için ise aracın hasarlı haliyle yine kaza tarihindeki rayiç bedellerinin tespitinin gerektiğini, ancak alınan raporda aracın güncel tarihli rayiç bedeli tespit edilerek bu bedel üzerinden hesaplama yapıldığını ve rayiç bedelin 515.000,00 TL olarak tespit edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla TSB kasko rayiç bedel ve aracın kaza tarihli ilanları gözetildiğinde rayiç bedelinin 492.773,00 TL olduğu sonucuna ulaşıldığını, bilirkişi tarafından piyasa araştırması yapılmadan değer kaybı belirlendiğini, mahkemenin dosya kapsamında kusur raporu almayarak eksik inceleme yaptığını, müvekkili temerrüde düşmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN; "...Mahkemenin faiz türü konusunda hataya düştüğünü, yasal faiziyle beraber tahsile hükmettiğini, oysa ki, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda bu sözleşmeler Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesi uyarınca tarafların tacir olup olmadıklarına yahut aracın vasfına bakılmaksızın mutlak ticari işlerden sayıldığından ve ayrıca söz konusu kazada hasarlanan araç müvekkili şirkete ait bir araç olduğundan bu hususlar birlikte dikkate alındığında hasar tazminatına işletilmesi gereken faiz türünün avans faizi olduğunu (Yargıtay 4. HD 2021/2187 Esas-2021/3501 Karar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. HD 2021/1392 Esas-2022/668 Karar), mahkemeden beklenein; alacağın tamamının alacağın muaccel olduğu 26/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline hükmetmesi olduğunu, bu hususun düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesini...." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle karşı araç İMMS sigortacısından bakiye hasar bedeli ve değer kaybı tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı her iki taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ışığında davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; iddia edilenin aksine mahkemece kusur raporu alındığı, zira hükme esas raporu düzenleyen bilirkişi heyetinin trafik uzmanı ve otomotiv uzmanı bilirkişilerden oluşmakta olup, kazada tüm kusurun davalı taraf sigortalısında olduğunun (arkadan çarpmak suretiyle) belirlendiği, bu saptamanın kaza tespit tutanağı ve dosyadaki diğer delillerle de uyumlu olduğu anlaşılmakla, bu yöndeki itirazların reddi gerekmiştir.
2-Hasar hesabı bakımından, raporda ekspertiz raporları da irdelenerek ayrıntılı değerlendirme yapıldığı, ekspertiz raporlarında mükerrer yazılan veya değiştirilmesi gerekli olmayan parçaların düşülmesi suretiyle değerlendirme yapıldığı ve piyasa araştırması yapılmış olduğu görülmekle, hasar tazminatı hesabında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
3-Değer kaybı tazminatı bakımından ise; davalı ile dava dışı sigortalısı arasında akdedilen İMMS poliçesinde değer kaybı tazminatının teminat dışı olduğunun açıkça yazılı olduğu, buna rağmen mahkemece içerisinde sigorta bilirkişi bulunmayan heyetten alınan rapora göre davalının da değer kaybı tazminatından sorumlu olduğu yönünde hatalı hüküm tesis edildiği görülmekle, davalının bahse konu değer kaybı tazminatı bakımından kasko poliçesi uyarınca bir sorumluluğunun bulunmamasına göre bu konudaki talebin reddi yerine kabulüne karar verilmesi kararın kaldırılmasını gerektirmiştir (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2023/8910 E-2023/12724 K). Bununla birlikte, bahse konu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Dairemizce hükümden değer kaybına dair kabul kısmının çıkarılarak, bu yöndeki talebin reddine dair (davanın kısmen kabulü) yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
4-Mahkemece davalının kısmi ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilerek bu tarihten itibaren faiz işletilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, yine, maddi hasarlı kazalarda zarar hesabında zarar tarihindeki duruma göre değerlendirme yapılmakta olup buna göre ödenen tutarın güncellenmeden mahsup edilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının aracında meydana gelen zararın tamiri bakımından, karşı aracın kasko sigortacısından "gerçek zararın" tazmini ilkesi uyarınca orjinal parçalarla, KDV dahil ve iskontosuz olarak tazminat talep edebilecek olmasına göre de bu itirazların reddi gerekmiştir.
5-Davacı vekilinin faiz türüne yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; davacı tarafça emsal olarak belirtilen kararların taraflar arasında sigorta sözleşmesi bulunan durumlara ilişkin olup somut olaya uygun düşmediği, zira somut olayda davacı tarafça, karşı yan İMMS sigortacısı olan davalıdan tazminat talep edilmekte olup, davalı taraf aracının ticari araç olmadığı da anlaşılmakla, asıl zarar verenden talep edilemeyecek faizin onun sorumluluğunu üstlenen sigortacısından da talep edilemeyecek olduğu açık olmakla, mahkemece yasal faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin istinaf itirazının esastan reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf itirazlarının ise kısmen kabulü ile, kararın kaldırılarak HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Dairemizce yeniden hüküm tesisine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
II-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/621 Esas - 2022/501 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 84.592,48 TL hasar bedeli tazminatının sigorta şirketinin limiti aşılmamak kaydıyla (limit 250.000,00 TL) sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 26/07/2021 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin 51.500,00 TL değer kaybı tazminatı talebinin ise REDDİNE,
2-Harçlar Yasası gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 5.778,51 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 59,30 TL nispi harç ve 2.321,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile kalan 3.398,21 TLharcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından işbu dava nedeniyle sarf edilen harç, yargılama aşamasında yapılan masraflar ve ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 4.207,80 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 2.615,48 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca tayin edilen 30.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca tayin edilen 30.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-1.320,00 TL arabulucuk ücretinin davalıdan 6183 sayılı kanun hükümleri kapsamında tahsiline,
7-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine",
ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
III-Davalı vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE,
IV-İSTİNAF AŞAMASINDA;
a-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile kalan 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
b-Davalı tarafından yatırılan 2.325,00 TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
V-a-Davacı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
b-Davalı tarafından karşılanan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin istinaf yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
VI-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
VII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/02/2025