T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/988
KARAR NO : 2025/65
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/04/2022
NUMARASI : 2020/339 Esas - 2022/268 Karar
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 25/08/2020
BAM KARAR TARİHİ : 22/01/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2022 tarihli 2020/339 Esas ve 2022/268 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin oğlu ... tarafından, davacıdan alınan Aliağa 1. Noterliğinin 14/07/2011 tarih ve 0009476 yevmiye numaralı vekalete binaen davacı adına davalının ... şubesinden ticari kredi kullanıldığını, kredi borcunun ödenmemesi neticesinde ise müvekkili aleyhine Ayvalık İcra Müdürlüğü’nün 2013/1037 E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davaya konu krediden müvekkilinin icra takibi ile haberdar olduğunu, müvekkilinin eşinin 2004 yılında vefat ettiğini, 2016 yılında müvekkiline eşinden almaya hak kazandığı ölüm aylığı bağlandığını, 5 yıllık birikmiş alacağı olan 53.372,25 TL'nın 08/09/2016 tarihinde davacı adına Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından müvekkilinin ... A.Ş. nezdine bulunan hesabına yatırıldığını, davalı banka tarafından yatırılan tutarın 1/4'i kredi borcuna mahsuben icra takip hesabı için kesildiğini, ölüm aylığının yattığı davalı nezdinde bulunan hesaba da bundan sonra aynı oranda kesinti yapılmak üzere bloke konulduğunu, davalı banka tarafından uygulanan işbu bloke işlemin iptali ve haksız olarak kesilen meblağın iadesini teminen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1164 Esas 2018/906 K. Sayılı dosyasında açtıkları davanın kabul edilerek bloke işleminin iptaline yapılan kesintilerin müvekkiline iadesine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, iş bu davadan sonra yargılama devam ederken, davalı banka tarafından müvekkilinin banka nezdinde bulunan hesabından 2016 Eylül'den 2018 yılı sonuna kadar kesintiler yapılmaya devam edildiğini ve kesintilerin müvekkiline geri ödenmediğini ileri sürerek müvekkilinin ölüm aylığı hesabı üzerinden haksız kesilen şimdilik 1.000-TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacının oğlu ...’a vermiş olduğu Aliğa 1. Noterliği’nin 14.07.2011 tarih ve ‘0009476’ yev nolu vekaletname uyarınca kredi kullandırıldığını, kredinin vadesinde ödenmemesi üzerine anılan kredi hesabının kat edildiğini ve davacı hakkında Ayvalık İcra Müdürlüğü’nün 2013/1037 E sayılı dosyası ile yasal takibin başlatıldığını, imzalanan sözleşme ile borcun ödenmemesi halinde banka nezdinde bulunan tüm alacakları, mevduat ve hesapları üzerinde bloke, hapis, mahsup ve takas etme yetkisini davalı müvekkiline vermiş olup, SGK dan aldığı maaşının kesilmesine kredinin geri ödemelerinin maaşı üzerinden yapılmasına da muvafakat edildiğini, davalının müvekkili banka sözleşme hükümlerine ve yasal orana göre kesinti yaptığını, davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödememesi halinde sözleşme gereğince kullandırılan kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul etmesi ve diğer teminat öngören hükümlerin sözleşmeye konulmasına rıza göstermesinin haksız şart olarak kabulü mümkün olmadığını, davacının bankadan kullandığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi zorunlu olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafın dava değerini 1.000 TL olarak göstermesi kabul etmediklerini, davacının her ay almakta olduğu maaşın belli olup, maaş üzerinden yapılan kesintilerin toplam miktarı davacı tarafından hesaplanması gerektiğini ileri sürerek açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece; "...Somut olayda, davacının, davalı banka ile imzaladığı genel kredi sözleşmesi nedeniyle, davacının davalı banka nezdindeki SGK emekli maaşına bloke konulmuş olup, davacının maaşı üzerinde haciz bulunmasa da, davalı bankanın maaş hesabı üzerinde bloke uygulaması haciz sonuçlarını doğuracak niteliktedir. Davacının murisi tarafından aynı hususta İzmir 3. Asliye Ticaret mahkemesinin 2017/1164 Esas, 2018/906 Karar sayılı dosyasından dava açılmış olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 11. Hukuk dairesinin 2018/2657 Esas - 2020/616 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesine verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. mahkemede açılan iş bu dava ise, davacı tarafça İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davanın açılmasından sonra yapılan kesintilere ilişkin ek dava mahiyetindedir. Dosya kapsamı, dava ve cevap dilekçeleri, emsal mahkeme kararları, bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kabulüne.." gerekçesiyle "...Açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal gerekçeye, dosyadaki delillere ve hakimin taktirine göre: Davanın kabulü ile; 8.617,78-TL alacağın 1.000,00-TL’sinin dava tarihinden 7.617,78-TL’sinin ıslah tarihi olan 15/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin itiraz konusu kesintileri kredi sözleşmesindeki yetkisine istinaden gerçekleştiğini, somut olayda usulsüz bir işlem yada haciz söz konusu olmayıp, sözleşmenin akdi tarafından (davacı) borcun ifa biçimine ilişkin karşı akide (davalı müvekkiline) verilmiş bir yetkinin söz konusu olduğunu, davacı ile davalı müvekkilinin arasında imzalanan kredi sözleşmesine göre, davacı, borcun ödenmemesi halinde kendisinin, banka nezdinde bulunan tüm alacakları, sigorta ödemeleri, mevduat ve hesapları üzerinde bloke, hapis, mahsup ve takas etme yetkisini davalı bankaya verdiğini, müvekkilinin de işbu açık sözleşme hükümlerine istinaden, davacı ile akdolunan sözleşme uyarınca, ödenmeyen borcun bir kısmının mahsubu adına dava konusu kesintiyi gerçekleştirdiğini, davacı tarafça bugüne kadar sözleşmeden dönülmemiş olmasının yanı sıra borcu ne şekilde ödeyeceğinin de açıklanmadığını, bankanın da bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya krediyi kullandırdığını, davalı banka sözleşme hükümlerine göre kesinti yaptığını, hemen belirtilmelidir ki davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödememesi halinde sözleşme gereğince kullandırılan kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul etmesi ve diğer teminat öngören hükümlerin sözleşmeye konulmasına rıza göstermesinin haksız şart olarak kabulünün mümkün olmadığını, zira davacı yürürlükteki bu yasaları bilerek sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak alacaklarından takas ve mahsup etme talimatı verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığının söylenemeyeceğini, davacının bankadan kullandığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesinin zorunlu olduğunu, tüketici haklı bir sebep olmadan sözleşmeyi tek taraflı feshedemez ise ifası yapılmış bedellerin iadesini isteyemeyeceğini, bu şekilde edimin tek taraflı geri istenmesinin de hukuken himaye göremeyeceğini, aksi halde; kredi isteyen kişinin mali durumu ve gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkansızlaşması, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğuracağını ve uzun zamandır alacağına kavuşamamış olan müvekkilinin daha da hak kaybına uğramasına neden olacağını, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sy Kanunun 32. maddesi ile değişik 5510 sy SGK'nın 93/1. Maddesi ile gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin muvafakatin geçerli olduğunun kabul edildiğini, açıklanan nedenlerle; öncelikle tehir-i icra taleplerinin kabulüne, karara istinaden yaptıkları başvurularının kabulüne karar verilerek; kararın kaldırılması ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacının ölüm aylığından davalı banka tarafından haksız olarak kesildiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Somut olayda uyuşmazlık; taraflar arasındaki kredi sözleşmesi hükümleri çerçevesinde davacının banka nezdindeki emekli maaşından her ay kredi taksitlerinin virman/mahsup talimatına istinaden tahsil edildiği, davacının kesilen bedelin iadesini istediği eldeki davada, 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesinin birinci fıkrası, İİK'nun 82. 83. ve 83/a maddesi uyarınca kesintinin iadesine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İcra ve İflas Kanunu 83. maddesinde;
“Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilâma müstenid olmayan nafakalar, tekaüd maaşları, sigortalar veya tekaüd sandıkları tarafından tahsis edilen iradlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra müdürünce lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir.
Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez” şeklinde düzenlemiştir.
Aynı Kanun’un “Önceden yapılan anlaşmalar” başlıklı 83/a maddesi hükmüne göre ise “82 ve 83 üncü maddelerde yazılı mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir”.
Önceden feragatin geçersizliğinin nedeni, borçlunun hacizden önceki bir dönemde böyle bir anlaşmanın sonuçlarını ve hacze gelindiğinde kendisine yükleyeceği yükün ağırlığını tahmin edemeyeceğinin varsayılmasıdır.
Bu maddeyle, borçlu ile alacaklının hacizden önceki dönemde aslında haczedilmemesi gereken mal veya hakkın haczedilebileceği konusunda yaptıkları sözleşmelerin geçerli olmayacağı düzenlenmiştir. Anılan düzenleme sadece icra takibinin kesinleşmesi sonrası bu yönde yapılan sözleşmeleri değil, icra takibi yapılmadığı durumlarda da sözleşmelere borçlunun haczi mümkün olmayan mal veya haklarına bloke konulması ve kesinti yapılması sonucunu doğuran muvafakatlerin de geçersiz olacağına ilişkin emredici bir hüküm niteliğindedir.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 82. maddesinde ise tamamı haczedilemeyen mal ve haklar düzenlenmiş olup bu hükümdeki mal ve haklar borçlu ve ailesinin yoksul kılınıp sonuçta Devletin sosyal yardımına muhtaç bırakılmaması ve borçlunun ekonomik varlığını devam ettirebilmesi düşüncelerine dayanılarak haczedilemez olarak kabul edilmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasına göre “mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar” haczedilemez.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 82/1. maddesinde belirtilen özel kanunlarında haczedilemeyeceğinin kararlaştırıldığı hak ve alacaklardan biri de 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda düzenlenmiştir. Buna göre sigortalılara ve hak sahiplerine bağlanan gelir, aylık ve ödenekler Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 88. maddeye göre tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez (5510 s. K., m. 93/1).
Anılan maddenin devamına 18.02.2009 tarihli ve 5838 sayılı Kanun’un 32. maddesiyle; “Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir” ibaresi eklenmiştir. Bu hüküm ile icra takibinin kesinleşmesi sonrasında takip alacaklısının borçlunun emekli maaşı üzerine haciz konulması talebinin kabul edilebilmesi, borçlunun muvafakati şartına bağlanmıştır. Borçlu hacze muvafakat etmez ise haciz talebi reddedilecektir.
Bu hükmün konuluş amacı, İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesine eklenen düzenleme öncesi dönemde; İİK’nın 79. maddesi hükmüne göre icra memurlarının haciz talebine konu mal veya hakkın haczinin mümkün olup olmadığını denetleme imkânı bulunmadığından SGK gelir, aylık ve ödenekleri de haczedilmekte, sonrasında takip borçlularının haczedilemezlik şikayetleri icra mahkemeleri önüne taşınıp Kanun’un açık hükmü gereği emekli maaşları üzerine konulan haciz kaldırılmakta iken; gerek Kurum gerekse icra daireleri ve mahkemeleri nezdinde gereksiz iş yüküne neden olan bu duruma son vermek için 5510 sayılı Kanun’un 93/son düzenlemesi getirilmiştir. Söz konusu hüküm icra takibinin kesinleşmesinden sonraki aşamayla ilgili olup kıyas yoluyla takip ve haciz öncesi dönemdeki sözleşmelerle borçlunun emekli maaşına kredilerin ödenmesi amacıyla bloke konulmasına veya kesinti yapılmasına yönelik verdiği muvafakatlere uygulanamaz.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacıya SGK tarafından eşinin ölümü nedeniyle ölüm aylığı bağlandığı, davalı banka ile davacı adına vekaleten imzalanan 14.07.2011 tarihli ve 27.02.2012 tarihli genel kredi sözleşmelerindeki hükümler ile kredilerin geri ödemelerinin yapılması için davalı bankaya kendisine ait hesapların kullanılması, takas/mahsup, virman yetkisi yetkisi verilerek tahsilat yapılmasına muvafakat ettiği, kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine davalı Bankanın sözleşmedeki düzenlemeden hareketle davacının emekli maaşından kesinti yaptığı 09.10.2016/19.11.2018 tarih aralığında 8.617,78 TL kesinti yaptığı anlaşılmaktadır. Yukarıda bahsedildiği üzere İİK’nın 83/a maddesi gereğince haczedilemezlikten önceden feragat geçersizdir ve icra takibinin kesinleşmesinden önce maaşından haciz suretiyle borcun ödenmesine izin verildiği yönünde davacının iradesinin açıkça ortaya koyulduğundan bahsedilemeyeceğinden genel kredi sözleşmesinin imzalanması sırasında takas/mahsup ve virman yönünde verilen muvafakat de geçerli sayılmaz. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun, 22.02.2022 tarihli, 2021/(13)3-144 E., 2022/164 K. sayılı 24.06.2021 tarihli, 2017/(13)3-1980 E., 2021/829 K. sayılı kararlarında da aynı hususa işaret edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlere, dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2022 tarihli, 2020/339 Esas ve 2022/268 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin alınan 147,17-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 468,23-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/01/2025