T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/879
KARAR NO : 2024/1846
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/02/2022
NUMARASI : 2020/325 Esas - 2022/126 Karar
DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Tazminat
DAVA TARİHİ : 17/07/2020
BAM KARAR TARİHİ : 11/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/12/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/02/2022 tarihli 2020/325 Esas ve 2022/126 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı araç sürücüsü ...'nun sevk ve idaresindeki araç ile 18/12/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının ağır şekilde yaralandığı, geçici iş göremezliğinin olduğunu, ... plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının bulunmadığını, zorunlu arabulucu ile anlaşma sağlanamadığı, savcılık dosyasının bulunduğunu, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla kalıcı iş göremezlik 5.000 TL, geçici 500,00 TL , bakıcı gideri 500 TL'nin değişen oranlarda faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın araç sürücüsü olan ...'ya ve araç maliki ...'ya davanın ihbarını talep ettiğini, usule ilişkin dava dilekçe eklerinin tebliğ edilmediğini, 53.204,00 TL daimi iş göremezlik tazminatının 21/01/2020 tarihinde ödendiğini, kusur oranının Adli Tıp Kurumundan alınmasının gerektiğini, maluliyetin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartları A.5 bendindeki şartları taşımasının gerektiğini, davacının sosyal güvenlik kurumundan aldığı ödemelerin tespitini, tazminat hesabının aktüerya bilirkişi tarafından hesaplanmasını, bakıcı ve geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olamayacaklarını, hatır taşıması kusur indiriminin yapılmasını, başvuru tarihi itibariyle faiz talep edilemeyeceği öncelikle usulde olmaz ise esastan reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece; "...... plakalı kamyonet sürücüsü alkollü ... seyrini hava ve yol durumuna uydurmayıp tehlikeli şekilde şerit ihlali yaptığı, yolcu ...'in kural ihlali yapmadığı, söz konusu kaza nedeniyle uğramış olduğu geçici ve sürekli iş görememezlik oran ve süresinin tespiti yönünde rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verildiği, davacının hastaneye sevk edildiği, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulunun sağlık kurul raporunda özetle; ...'in Meslekte Kazanma Gücünde Meydana Gelen Azalma Oranının olay tarihindeki yaşına göre %13,2 ve bugünkü yaşına göre de %14 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 ay olduğu, Davalı ... tarafından 20.01.2020 tarihinde yapılan ödeme, ödeme tarihindeki veriler kullanılarak değerlendirildiğinde, gerçek zararın ödenen tutarın üzerinde olduğu, Progresif Rant yöntemi kullanıldığında ve güncel veriler ile yapılan hesaplamalar sonucunda, Geçici İş Göremezlık Tazminatı olarak 17.999,43 TL hesaplandığı, Sürekli İş Göremezlik Tazminatı olarak 176.166,38 TL olmak üzere toplam 194.165,80 TL maddi zarar hesaplandığı, davalı tarafından ödenen tazminatın mahsubu sonrası davacı ...'in kalan maddi zararının 131.043,99 TL olduğu, Aktüeryal yöntem kullanıldığında ve güncel veriler ile yapılan hesaplamalar sonucunda, geçici İş Göremezlık Tazminatı 17.999,43 TL hesaplandığı, Sürekli İş Göremezlik Tazminatı olarak 114.807,47 TL olmak üzere toplam 132.806,90 TL maddi zarar hesaplandığı, 17/01/2022 tarihli dava değerinin arttırılması talepli dilekçesi ile fazlaya ilişkin ve başkaca sorumlulara karşı her türlü talep, dava ve ek dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 17.999,43-TL geçici iş göremezlik zararı, 113.044,56-TL bakiye sürekli iş göremezlik zararı ve 500-TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 131.543,99 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ...'ndan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ettiği anlaşılmakla açılan davanın kısmen kabulüyle 17.999,43 Tl geçici, 113.044,56 TL süreklli işgöremezlik olmak üzre toplamda 131.043,99 TL nin 18/12/2018 kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği.." gerekçesiyle "...Davacının davasının kabulüyle 17.999,43 Tl geçici, 113.044,56 TL sürekli işgöremezlik olmak üzere toplamda 131.043,99 TL nin 18/12/2018 kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı katılma yoluyla davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı yan istinaf dilekçesi içeriğinde yer alan, davacı müvekkiline ödemenin yapıldığını, müvekkili davacının zararlarının davalı tarafından giderildiği yönündeki iddialar hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, davacı müvekkili yargılama konusu trafik kazası neticesinde ağır şekilde yaralanması, geçici ve kalıcı iş göremezliğe uğraması ve bakıcı ihtiyacı doğması sebebiyle uğradığı bakiye maddi zararlarının tazmini amacıyla eldeki dava ikame edilmeden önce davalı tarafa başvuruda bulunulduğunu, davacı müvekkiline kısmi ödemenin yapıldığını, davalı tarafından yapılan ödeme davacı müvekkilin uğradığı zararları karşılamaktan uzak, fahiş miktarda eksik ve yetersiz olmakla, yargılama esnasında toplanan deliller ve raporlar ile ödemenin yetersiz olduğu açıkça tespit edilmiş olduğundan davalı yanın bu yöndeki iddialarının reddi gerektiğini, davalı şirket vekili istinaf dilekçesi ile dosya kapsamında mevcut maluliyet raporlarında müvekkilin maluliyet oranının farklı olarak belirlenmesinden dolayı müvekkilin maluliyetinde çelişki olduğunu ve bu çelişkinin giderilerek tazminat hesaplaması yapılması gerektiği iddia edilmişse de işbu iddiaların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili davacının maluliyet oranı söz konusu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca tanzim edilen 05.10.2021 tarihli Adli Tıp Raporu'ndan çok daha yüksek olup işbu maluliyet oranına itiraz etme zaruretlerinin hasıl olduğunu, zira söz konusu trafik kazası sonucunda ağır şekilde yaralanan müvekkilin, sol uyluk kemiğinde çoklu ve parçalı kırıklar, sol dizinde kırıkların meydana geldiğini ve meydana gelen yaralanmalar neticesinde hareket kısıtlılığının oluştuğunu, tüm bu yaralanmalar dikkate alındığında müvekkili davacının maluliyet oranının çok daha yüksek olduğunu, davalının sorumluluğunun "Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" ile belirlenen maluliyet oranı doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının akabinde "gerçek zarar" kriteri de dikkate alınarak maluliyetin belirlenmesinde Çalışma Gücü Kaybı Yönetmeliği'nin dikkate alınması gerektiğinin belirtildiğini, tespit edildiği üzere Anayasa mahkemesinin iptal kararı gereğince de müvekkilin maluliyetinin belirlemesinde Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında Yönetmelik Hükümlerinin kullanılmasının mümkünatının bulunmadığını, dosya kapsamında hükme esas alınan maluliyet ve kusur raporlarında yer alan aleyhe hususların kabulü olmayıp tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla, dava dosyası kapsamında maluliyet ve kusur oranları, hesaplama yöntemi, hesaplamaya esas alınan hayat tablosu vs. hususlarında değişiklik olması halinde, kamu düzeni niteliğinde sayılan güncel asgari ücrette meydana gelecek artışların da dikkate alınması gerekeceğinden yeniden yapılacak yargılama kapsamında hakları saklı tuttukları işbu istinaf dilekçeleri sunma zaruretlerinin hasıl olduğunu, re’sen tespit edilecek sair nedenlerle; davalı yanın dilekçelerine karşı cevaplarının kabulüne, süresi içinde ve usulüne uygun katılma yoluyla başvurularının kabulü ile, karşı tarafça icraya konu edilmesi halinde kararın kesinleşmesine kadar tehir-i icra kararı verilmesine, davalı yanın istinaf gerekçelerinin reddine karar verilerek ilamın talepleri doğrultusunda kaldırılmasına, her türlü yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın kazadan kaynaklı zararları giderilmiş olduğundan öncelik iş bu davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla eğer bakiye alacak çıkması halinde ödeme tarihinden rapor tarihine kadar yasal faiz işletilerek güncelleme değeri bulunarak hesaplanacak tazminattan indirilmesinin gerektiğini, mahkeme tarafından hükme esas alınan 21.05.2021 tarihli Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesinin raporunda dava dışı ...'nun tek taraflı meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu olduğunun kanaatine varıldığını ancak bu aracın içinde yolcu konumunda olan davacının yaralanmanın ağırlığını arttıran en önemli neden emniyet kemeri takmaması ve dava dışı araç sürücüsü 2,22 promil alkol almış sürücüsünün aracına binerek aynı zamanda davacının kendisi de alkol alarak kendisinde oluşan bedeni hasarın oluşmasına sebebiyet verdiğinden müterafik kusur olarak indirim konusunda bir değerlendirme yapılmasının gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre müterafık kusur olması halinde zararın meydana gelmesinde etkisini değerlendirirken %20 indirim yapılmasının gerektiği yönünde olduğunu, davacının araçta yolcu olarak bulunduğu taşımanın niteliğine bakıldığında karşılıksız nitelikte yapılan bir taşıma olduğundan %20 oranında hatır taşıması indirimi de yapılmasının gerektiğini, 20.04.2021 tarih 912 sayılı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu Raporunda davacının kazadan kaynaklı olarak oluşan engellilik oranını, davacının geçirmiş olduğu kazadan kaynaklı yaralanma nedeniyle Meslekte Kazanma Gücünde Meydana gelen azalma oranı, olay tarihindeki yaşına göre %13,2 ve bugünkü yaşına göre ise %14 olduğunu, tıbbi iyileşme süresinin ise 9 ay olduğunun tespit edildiğini, alınan işbu maluliyet raporu Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre düzenlenmiş olup yönetmelik kapsamında yapılan tespit ve değerlendirmelerin yürürlükten kaldırılmış olduğundan bu yönetmelik doğrultusunda hazırlandığından raporun bu kısmında bulunan tespitlerin davalı tarafça kabulü mümkün olmadığından müvekkili kurum aleyhine yapılan tüm tespitlere itiraz edildiğini, bu itirazları sonucu Ege Üniversitesi'ne müzekkere yazılarak maluliyete ilişkin hesaplamada 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında Genel Şartlar ek 6 maddesine göre 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında Yönetmelik kapsamında değerlendirme yapılması için ek rapor alınmasına karar verildiğini, alınan 02.11.2021 tarih 86404264-2458 sayılı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu Ek Raporu'nda Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında Yönetmelik kapsamında davacının kazadan kaynaklı olarak oluşan engellilik oranını, davacının geçirmiş olduğu kazadan kaynaklı yaralanma nedeniyle Meslekte Kazanma Gücünde Meydana gelen azalma oranı %7 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin ise 9 ay olduğunun tespit edildiğini, her ne kadar gerekçeli kararda ''Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulunun sağlık kurul raporunda özetle; ...'in Meslekte Kazanma Gücünde Meydana Gelen Azalma Oranının olay tarihindeki yaşına göre %13,2 ve bugünkü yaşına göre de %14 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 ay olduğu'' hükme esas alınsa da bu ibarenin sehven yazıldığı dosyada alınan aktüerya raporundan da anlaşıldığını, hükme esas alınan 02.11.2021 tarih 86404264-2458 sayılı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu Ek Raporu olup bu rapora itiraz edilerek dosya kapsamında mevcut raporlar arasında bariz çelişkiler olması ve bu çelişkilerin tazminat miktarına esaslı derecede etki edecek olması sebebiyle Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda Adli Tıp Kurumu'ndan çelişkileri giderir mahiyette rapor alınmasının gerektiğini, hesaplanan tazminat miktarında hatır taşıması indirimi ve müterafik kusur indirimi uygulanmadığından müvekkili kurumun ödediği miktarın güncel olarak hesaplanmadığını ve bu sebeple ödenen miktarın güncel değeri hesaplanan miktardan düşülmediğini, davacı taraf her ne kadar şekli olarak müvekkili kuruma başvuru yapmış ise de KTK 97 maddesi kapsamında başvuru şartını yerine getirmediğini, bu nedenle geçerli bir başvuru bulunmadığından müvekkili kurumun temerrüdünün söz konusu olmadığını, kaldı ki davacı tarafından yönetmeliğe uygun malul kaldığını gösterir bir raporda müvekkiline başvuru esnasında sunulmadığını, dolayısı ile öncelikle iş bu davanın usulden reddi gerekmesine rağmen kabul anlamına gelmemek kaydı ile mahkeme tarafından müvekkili kurum aleyhine bir değerlendirme yapılması durumunda yasal faizin başvuru veya kaza tarihinden değil ancak dava tarihinden itibaren uygulanmasının gerektiğini ancak mahkemede ödenecek olan tazminata işleyecek faizin başlangıç tarihini kaza tarihi olan 18.12.2018 olarak kabul ettiğini ve bu şekilde hüküm tesis ettiğini, re'sen dikkate alınacak nedenlerle, öncelikle karşı tarafça karara istinaden müvekkili kurum aleyhine Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2022/5940E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olması sebebiyle tehiri icra taleplerinin kabulüne karar verilmesini ve müvekkilinin aleyhine başlatılan Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2022/5940E. sayılı icra takip dosyasına tehiri icra kararının ve tehiri icra istemli istinaf edildiğine yönelik derkenar gönderilmesini, başvuru taleplerinin kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın talepleri doğrultusunda öncelikle usulden, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan alınarak davalı müvekkiline verilmesine, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sonucunda meydana gelen geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı giderlerinin tahsili istemine ilişkin maddi tazminat davasıdır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm katılma yoluyla davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
1-Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğun SGK'na ait olduğu, bu zararın teminat dışı olduğu yönündeki istinaf itirazı yerinde bulunmamıştır. Zira, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri sayılmış olup, kazanç kaybı ve tedavi giderleri de tazmini gereken zararlardandır. Anılan yasal düzenlemeyle, sadece çalışma gücündeki sürekli ve kalıcı kayıp halinde değil, belirli süreli kayıp halinde oluşan zararın da tazmininin gerektiği açıkça kabul edilmiştir. 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin belgeli sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; Anayasa Mahkemesinin KTK'nun 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alınıp TBK'nın 54.maddesi ile KTK'nın 98.maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici iş göremezlik zararından sorumluluk, aracın trafik sigortasının bulunmaması nedeniyle ...na aittir. (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2021/2511 E.- 2021/2452 K).
2-Davalı vekilinin, davacının SGK'dan kaza nedeniyle almış olduğu ödemelerin araştırılarak ödeme var ise hesaplanan tazminattan mahsul edilmesi gerektiği yönündeki istinaf itirazı, mahkemece gerekli araştırmanın yapıldığından ve SGK tarafından trafik kazası nedeniyle davacıya geçici iş göremezlik tazminatı ödenmediği, rücuya tabi gelir bağlanmadığı tespit edildiğinden yerinde görülmemiştir.
3-Davalı vekilinin sürekli iş göremezlik zararının hesaplanmasında %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün uygulanması, bilirkişinin aktüer siciline kayıtlı olması gerektiği yönündeki istinaf itirazları isabetsizdir. Zira Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90 ıncı maddesindeki Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Genel Şartlar’a yapılan atıf hükmü iptal edilmiştir. söz konusu iptal kararı sonrası, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Genel Şartlar ve ekindeki cetvellerle getirilen ve iş gücü kaybı tazminatının hesaplanmasında uygulama alanı bulan %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün uygulanmasının artık mümkün olmaması karşısında, tazminatın, %1,8 teknik faiz uygulanmadan, Yargıtayın yerleşik uygulamaları ile kabul edilen progresif rant formülü kullanılarak hesaplanması doğru olup, hesap raporunu düzenleyen bilirkişinin İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinde "aktüerya" uzmanlık alanında kayıtlı olduğu anlaşılmakla görevlendirmenin Bilirkişilik Kanununun 12/5. Maddesine uygun olduğu görülmüştür.
4-Taraflar vekillerinin maluliyet raporu ve davacının bakıcı gideri yönünden istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde;
Yaralanmaya bağlı cismani zarar nedeniyle maddi tazminatı istemlerinde; tazminatın tespiti için maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Mahkemece davacının yaralanması nedeniyle maluliyet oranının tespiti için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne göre düzenlenen 20/04/2021 tarihli raporda davacının sürekli iş göremezlik oranının olay tarihindeki yaşına göre %13,2 ve bugünkü yaşına göre %14, tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 ay olduğunun belirlendiği, bakım ihtiyacı yönünden değerlendirme yapılmadığı, davacı vekili tarafından bu rapora itiraz edilerek itiraz dilekçesi ekinde sunulan 9 Eylül Üniversitesi Adli Tıp Ana bilim Dalı Başkanlığı tarafından kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 03/09/2019 tarihli raporda davacının trafik kazası nedeniyle özürlülük oranının %19, geçici iş göremezlik süresinin 270 gün ve bakım ihtiyacı süresinin 30 olarak belirlendiğinin görüldüğü, taraflar vekillerinin itirazları üzerine Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 02.11.2021 tarihli raporda ise davacının kazadan kaynaklı olarak oluşan engellilik oranının %7, tıbbi iyileşme süresinin ise 9 ay olduğunun tespit edildiği, bakım ihtiyacı bulunup bulunmadığının belirlenmediği, anılan raporda davacı vekilinin itiraz dilekçesi ekinde sunduğu 9 Eylül Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen rapor dikkate alınmadığı gibi taraflar vekillerinin itirazlarının da değerlendirilmediği, Yargıtay uygulamasına göre davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakım ihtiyacı bulunup bulunup bulunmadığının 18/12/2018 kaza tarihinde uygulanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, davacının maluliyeti ile ilgili olarak 9 Eylül Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı ile Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından anılan yönetmeliğe göre düzenlenen raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediği, davacının bakım ihtiyacı olup olmadığı yönünden ise hiçbir araştırma yapılmadığı, mahkemece gerekçeli kararda ise Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından kaza tarihinde yürürlükte olmayan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne göre düzenlenen 20/04/2021 tarihli raporun hükme esas alındığı, bakıcı gideri zararı yönünden ise olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Mahkemece olay tarihinde uygulanmayan yönetmelik hükümleri gereğince düzenlenen raporun hükme esas alınması doğru olmadığı gibi maluliyet raporları arasındaki çelişki giderilmeden ve davacının bakım ihtiyacı olup olmadığı belirlenmeden eksik inceleme ile karar verilmesi de isabetsizdir.
Bu durumda mahkemece; davacının kaza sonrası gördüğü tedavilere ilişkin ilgili hastanelerden tedavi evrakları getirtilerek, davacının kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı, kaza ile maluliyeti arasındaki illiyet bağı olup olmadığı, kazaya bağlı maluliyet oluşmuş ise oranı ve iyileşme sürelerinin ne olduğu, davacının bakım ihtiyacının bulunup bulunmadığı, var ise bakım ihtiyacı süresinin ve oranının ne olduğunun kazanın vuku bulduğu 18/12/2018 kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetinin dayanağının açık ve denetime uygun şekilde açıkça yazılarak tespiti, maluliyet raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi için dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilerek davacının maluliyet raporunun alınması, alınacak rapora göre de aktüer bilirkişiden davacının geçici ve sürekli göremezlik tazminatı, bakıcı gideri istekleri yönünden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
5-Davalı vekilinin müterafik kusur ve hatır taşımasına yönelik istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, 6098 sayılı TBK 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Mahkemece bu hususun resen gözetilmesi gerekir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan %20 oranında indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada yalnızca ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir.
Davalı vekili tarafından süresinde verilen cevap dilekçesinde ve istinaf itirazında, mahkemece müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılması yönündeki taleplerinin değerlendirilmediğini, müteveffanın alkollü olan arkadaşı sürücünün aracında emniyet kemeri takmaksızın yolculuk yaptığını ve kendisinin de alkollü olduğunu, yerleşik uygulamaya göre %20 müterafik kusur ve %20 hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini beyan etmiştir.
Somut olayda, kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında davacı ve sigortasız araç sürücüsü ..., arkadaş olduklarını beyan etmişler, kazanın da davacı yolcunun arkadaşı olan sigortasız araç sürücüsünün 2,22 promil alkollü vaziyette sevk ve idaresindeki araçta iken meydana geldiği anlaşılmıştır. Davacının, zorunlu trafik sigortası bulunmayan araçta yolcu olarak bulunduğu, sürücünün alkollü olduğu, davacı ile sürücünün arkadaş oldukları sabit olup, bu durumda davalının süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilip, davacının alkollü sürücünün aracına binmesinden dolayı da müterafik kusuru bulunduğu resen gözetilerek, TBK’nın 51 ve 52 nci maddelerine göre de nihai tazminat belirlenirken sırasıyla; TBK’nın 51 ve KTK’nın 87 nci maddeleri uyarınca Dairemizin ve Yargıtay'ın kökleşmiş uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması, daha sonra zarar görenin olayın oluşumunda etkili olmamakla beraber zararın oluşumundaki Dairemizin ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması, en son olarak da sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan sürekli iş göremezlik ödemesi güncellenip mahsup edildikten sonra ödenecek tazminat miktarının belirlenmesi, yine davalı ...nın dava tarihinden önce yapmış olduğu ödemenin yeterli olup olmadığı denetlenirken, ödeme tarihindeki verilere göre davacının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan gerçek zararı hesaplandıktan sonra yukarıda açıklandığı gibi hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması, sonucuna göre ödenen miktar dikkate alındığında davacının bakiye sürekli iş göremezlik zararının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekirken (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2012 tarihli ve 2011/4-824 Esas, 2012/134 Karar sayılı, 16.03.2016 tarihli ve 2014/4-1018 Esas, 2016/326 Karar sayılı, Yargıtay 4. HD'nin 25.09.2024 tarihli, 2024/5557 esas, 2024/8141 karar sayılı ilâmları, ) mahkemece hatır taşıması ve müterafik kusurun değerlendirilmemiş olması ve karar yerinde tartışılmaması doğru görülmemiş, kararın bu gerekçeyle de ortadan kaldırılması gerekmiştir.
6-Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğine dair itirazı da yerinde olup; davacı tarafça, dava açılmadan önce bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı ücreti yönünden davalıya usulüne uygun şekilde 12/06/2020 tarihinde başvuruda bulunduğu ve bir ödemenin yapılmadığı dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılmakta olup, ... yönünden faizin başlangıç (temerrüt) tarihi belirlenirken, ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek ... Yönetmeliğinin 9, 14. ve 15. maddelerinde yazılı biçimde fona başvurulduğu halde ödeme yapılmamışsa başvuru tarihinden itibaren ...nın temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş ya da hiç müracaat edilmemiş ise ...nın temerrüdünden bahsedilemeyeceğinden faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabulü gerekir. (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2021/11872 E. - 2022/4159 K, Yargıtay (kapatılan) 17. HD 2015/15607 E.- 2018/7755 K).
Somut olayda; davacının bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı için başvurusunun, ...'na tebliğ tarihi olan 12/06/2020 tarihinde davalının mütemerrit olduğu gözetilerek bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olmuş, kararın bu yön itibariyle de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; katılma yoluyla davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6 madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Katılma yoluyla davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf itirazlarının açıklanan gerekçelerle KISMEN KABULÜ ile; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/02/2022 tarihli, 2020/325 Esas ve 2022/126 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı vekili ile davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,
4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
5-İstinaf aşamasında davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 11/12/2024