T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/586
KARAR NO : 2024/1489
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/12/2019 (Dava) - 01/12/2021 (Karar)
NUMARASI : 2020/197 Esas - 2021/805 Karar
DAVA : Maddi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı)
BAM KARAR TARİHİ : 23/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 23/10/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/197 Esas-2021/805 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına kayıtlı ... plakalı aracın 21/09/2018 tarihinde evinin önünde park halindeyken, sokağın köşesinde beton dökümü için kurulum yapmak isteyen ... plakalı, ... San ve Tic. Ltd. Şti'ne ait kamyonun üzerine devrilmesi sonucunda ezildiğini ve hasar gördüğünü, olayın tamamen ... plakalı aracın kusuru sonucu gerçekleştiğini, müvekkilinin aracının kullanılamaz hale gelmiş olup, İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/182 D. İş sayılı tespit dosyasında yapılmış olan bilirkişi incelemesi neticesinde hasar onarım miktarının KDV dahil 20.512,10 TL olduğunun, onarımın ekonomik olmayacağının, pert-total işlemine tabi tutulması gerektiğinin belirtildiğini, müvekkili tarafından pert-total işleminin tercih edilmediğini, aracın onarımının tespit raporu doğrultusunda yaptırıldığını, davalı sigorta şirketine 15/01/2019 tarihli dilekçe ile yazılı başvuruda bulunulduğunu, cevapsız kalması üzerine arabulucuya başvurulduğunu, ancak davalılarla anlaşmaya varılamadığını, davalılardan ... San ve Tic. Ltd. Şti aleyhine araç işleten sıfatıyla, diğer davalı ... A.Ş aleyhine ise işbu kusurlu aracın sigortalanmış olması sebebiyle dava açma zaruretinin hasıl olduğunu belirterek, müvekkili adına kayıtlı ... plakalı araçta meydana gelen 20.512,10 TL zararın olay tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 2018/182 D. İş sayılı tespit dosyasındaki yargılama giderinin davalılardan dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; trafik poliçesi şartları gereğince trafik faaliyeti sırasında meydana gelmeyen hasarlardan müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, beton dökümü için iş makinesi kurulumu esnasında meydana gelen kaza ile ilgili trafik faaliyeti sırasında meydana gelmediğinden dolayı ZMSS poliçesi kapsamında olmadığını, müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, davacının hasar tespiti yoluna gittiğini, tek taraflı beyanlara ve müvekkili şirket yokluğunda yaptırılan hukuki dayanaktan yoksun fahiş rakamlara ulaşan bilirkişi raporuna itiraz edilmiş olup itirazlarını tekrar ettiklerini, davacının onarım bedeli 20.512,10 TL üzerinden dava açmasının kabul edilemez olduğunu, davanın reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumluluk olduğunu, yasal faiz istenebileceğini ve başlangıcının ise dava veya ıslah tarihi olabileceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... San ve Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; olayla ilgili müvekkili şirketin haberi olmamakla birlikte araca ait trafik sigortası bilgilerinin ekte olduğunu, sorumluluğun diğer davalı sigorta şirketine ait olduğunu, ayrıca kendileri açısından arabulucuya başvurulmadığını, davanın müvekkili açısından usulden reddi gerektiğini, bunun yanı sıra tazminatın bir zenginleşme aracı olmayacağı tespiti ile davacının 20.512,10 TL'ye hasar tespiti yaptırdığı iddiasına karşılık hiçbir fatura sunmamış olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ihbarı yapılan işbu davada müvekkilinin taraf sıfatına haiz olmaması nedeniyle müvekkili yönünden davanın usulden reddi ve ileri sürecekleri sebeplerden ötürü de esastan reddi gerektiğini, müvekkilinin davalı şirketin işçisi olup emir ve talimat verilerek çalıştırıldığını, yapılan kazanın müvekkilinin mesai saatleri içerisinde meydana gelmediğini, müvekkilinin mesai saatleri dışında da çalışması için zorlandığını, çalışmaması halinde işten çıkarılacağı beyanlarından sonra müvekkilinin denilen her şeyi yapmak zorunda kaldığını, bu açıdan davanın husumet yokluğu sebebiyle müvekkili yönünden reddi gerektiğini, HMK'da ihbarın hangi aşamalarda ve ne şekilde yapılacağının belirtildiğini, söz konusu ihbarın usul ve esas yönünden de hukuka aykırı olduğunu, HMK'nın 62.maddesinde; "(1) İhbar yazılı olarak yapılır; sebebinin gerekçeleriyle birlikte açıklanması ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunun belirtilmesi gerekir" şeklinde ve HMK'nın 69.maddesinde; "(2) Fer'i müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde, asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası dinlenilmez. Ancak, müdahil, zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkanlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkanlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını belirterek, yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilir" düzenlemelerinin yer aldığını, müvekkiline davalı şirket tarafın hiçbir bilgi verilmediğini, duruşmanın gelmiş olduğu bu aşamada müvekkilinin iddia ve savunma imkanlarını kullanmasının engellendiğini, savunma hakkının kısıtlandığını, dolayısıyla müvekkiline yapılan ihbarın yukarıda sayılan sebeplerden ötürü hukuka aykırı olduğunu, kazanın müvekkilinin kusurundan dolayı değil de davalı şirketin kusurlu davranışlarından dolayı meydana geldiğini, müvekkiline kazanın olabilme ihtimali halinde sorumluluklarının hatırlatılmadığını, gerekli bilgilerin verilmediğini, kazanın davalı şirketin, dikkatsizliğinden, hatasından, iş sağlığı ve güvenliğini sağlamamasından ve gerekli önlemleri almamasından kaynaklandığını, müvekkilinin gerek bu davada ve gerekse bundan sonra açılacak davalarda herhangi bir sorumluluğunu kabul etmediklerini beyanla, davacının haksız ve yersiz davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, "...Toplanan deliller ve bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi heyeti raporu dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; 21/09/2018 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında davacı tarafın kusurunun bulunmadığı, davalı sigorta şirketinin kazanın meydana gelmesinde sürücüsü olan fer'i müdahil ...'nın sevk ve idaresindeki davalı ... Ltd Şti'ne ait aracın kusurlu olduğu, hükme esas alınan Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının raporuna göre, kaza nedeniyle dava konusu araçta 13.500,00 TL (KDV dahil) tutarında hasar meydana gelmiş olduğu, tazminatın kaza tarihi olan 21.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte fer'i müdahil ... ve davalı ... Ltd. Şti.den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... A.Ş. yönünden ise sigorta poliçesi şartları bağlamında trafikte fiili kullanım, seyrüseferde gerçekleşen kazalar bakımından sigortanın sigortalananı teminat altına aldığı, trafik dışı gerçekleşen gerek başka bir motorlu araç kaynaklı trafik faaliyeti ve gerekse de sair insan ya da doğa kaynaklı zararlara dair sözleşmenin sigortalananı teminat altına almadığı, bu bağlamda sorumluluğu gerektiren husususun davacı tarafın kusurunun bulunmaması karşısında sözleşme hükümleri olacağı, ancak sözleşme şartları bağlamında da sigorta şirketinin sorumluluğun bertaraf edildiği, bu yönüyle kendisine husumetin teveccüh etmeyeceği anlaşılmakla, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, FER'İ MÜDAHİL ... VE DAVALI ... LTD. ŞTİ. YÖNÜNDEN davanın 13.500.00 TL MİKTAR YÖNÜNDEN KISMEN KABULÜ ile fazlaya ilişkin talebin reddine, kısmen kabul edilen hükme esas olan 13.500.00 TL alacak üzerinden kaza tarihinden -21.09.2018- itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, DAVALI ... A.Ş. YÖNÜNDEN DAVANIN HUSUMETTEN REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN; "...Kararın, hem maddi hataya dayalı hem de hukuka aykırı bir karar olduğunu, kararda istinaf incelemesine konu edilmesi gereken iki husus bulunduğunu, birincisinin husumete ilişkin olup davalı ... A.Ş'nin sorumlu olup olmadığı, ikincisinin ise meydana gelen hasarın ve dolayısıyla taleplerinin ne olduğuna ilişkin olduğunu, aracın trafikte fiili bir kullanımı söz konusu olmasaydı, zaten başta trafik polisinin olay yerine gelip maddi hasarlı trafik kazası tespit raporu tutmasının söz konusu olmayacağını, dava konusu kazanın davalı şirkete ait beton mikseri kamyonunun beton dökümü için kurulumu sırasında park halinde olan müvekkiline ait aracın üzerine devrilmesi nedeniyle gerçekleştiğini, kamyonun trafiğe açık sokakta, motor çalışır haldeyken bu kazayı gerçekleştirdiğini, bunun tamamen trafikte fiili kullanıma girdiğini, trafik dışında gerçekleşen başka bir motorlu araç kaynaklı bir durumun zaten söz konusu olmadığını, böyle bir durumda trafikte olmadığını söylemenin, park halinde ya da park ederken gerçekleşen her kazayı da sigorta kapsamı dışına çıkarmanın, yasaları adeta sigorta şirketleri lehine esnetmek anlamına geleceğini, bunun yasayı çok yanlış bir yorumlama biçimi olduğunu, bu hususun bilirkişi raporunda ZMM açısından da değerlendirildiğini ve aracın motor aksamının çalışmasının teminat kapsamına alınması için yeterli olduğu, o nedenle davalı sigorta şirketinin de sorumlu olduğunun belirtildiğini, ancak her nedense kararda bilirkişi raporunun aksine davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmadığını, bu sebeplerden dolayı davalı ... A.Ş açısından verilmiş olan husumetten ret kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, hasar açısından; dosyadaki bilirkişi raporlarında hasar onarım miktarının 20.512,10 TL olarak belirlendiğini, bunun ilk olarak İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/182 D. İş sayılı tespit dosyasında bilirkişi tarafından aracın incelenerek hesaplanmış miktar olduğunu, dava dilekçelerinde talep edilen miktarın da bu olduğunu, bilirkişinin aracın pert işlemine sokulması durumunda talep edilebilecek miktarları da belirttiğini, ancak müvekkili tarafından pert işleminin tercih edilmediğini, aracın tamir ettirilip kullanılmaya devam edilmesi yolunun tercih edildiğini, bunun bir hak olduğunu, ancak daha sonra davalının sorumlu olması gereken toplam zararın, belirlenen emsal değer ile sovtaj değeri arasındaki fark olan 13.500,00 TL olarak hesaplandığını ve mahkemenin de buna dayanarak karardaki miktarı belirlediğini, araca pert işlemi uygulanmadığından, ortada bir hurda da olmayacağından sovtaj değeri üzerinden yapılan zarar hesaplamasının mantıksız olduğunu, böyle bir hesaplama yapılacaksa, o halde araçta değişmesi gereken parçalar ve malzemeler tutarı ile işçilik bedeli toplamı olan toplam hasar miktarı 20.512,10 TL'nin neden belirlendiğinin anlaşılamadığını, bu davada pert işleminin söz konusu olmadığını, aracın tamir edilmesinin mi yoksa pert işleminin uygulanmasının mı ekonomik olacağının müvekkiline ait bir tercih olduğunu, müvekkilinin zorlanamayacağını, kendisi için ekonomik olanı kendisinin belirlemesi gerektiğini, müvekkilinin aracı tamir ettirdiğini ve halen de kullandığını, ortada ne hurdanın ve ne de sovtajın bulunduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DAVALI ... SAN VE TİC. LTD. ŞTİ VEKİLİ TARAFINDAN; "...Davanın kısmen kabulünün hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi kararında diğer davalı olan sigorta şirketi açısından poliçe kapsamında sorumlu olmadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini, fakat verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, trafik sigortası ile sigortalı aracın trafikte işletilmekte iken karışmış olduğu bir kaza sonucu üçüncü kişilere verdiği zararların sigorta şirketlerinin teminatları kapsamında karşılanması gerektiğinin açık olduğunu, kaza hakkında ilk derece mahkemesince alınan kök rapor ve ek raporda da kazanın trafikte işletilmekte iken oluştuğu hususunun açık olup bu kapsamda davacı tarafın maddi hasarlarının sigorta şirketince karşılanması gerektiğini, karayolundan ve işletilmekten nelerin kast edildiği hususlarının da 2918 sayılı KTK'da hükme bağlanmış olup bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, söz konusu müvekkil şirkete ait aracın karayolu sayılan (KZMSS Genel Şartlar A.2 gereği) bir alanda trafik kazasının gerçekleştiğini, ayrıca davalı sigorta şirketinin aracın işletilmediği yönündeki beyanlarının da yine KZMSS Genel Şartları A.2 başlığına göre gerçeği yansıtmadığını, söz konusu hüküm gereği aracın motor aksamının çalışmasının işletilme hali için yeterli olduğunu, aracın trafikte seyir halinde olması ve bu seyir halinde iken trafik kazasının gerçekleşmesi gibi bir şartın ne mevzuatta ne de KZMSS Genel Şartlarında yer almadığını, sigorta şirketinin sorumluluğunun olmadığından bahisle müvekkilinin sorumlu olduğu kanaatine varılmasının hatalı olup, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemece sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde bir kanaate varılacak olsa dahi yine müvekkili şirketin sorumlu olmadığına karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin işin yapılması esnasında işçiye işi yapması sırasında gerekli bilgiyi verdiğini ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, herhangi bir kusurunun bulunmadığını, işçiyi işe alırken gerekli özeni yerine getirdiğini ve işçiye işin yapılması esnasında gerekli emir ve talimatları özen yükümlülüğüne uygun olacak şekilde yerine getirdiğini, ayrıca davanın kısmen reddi halinde kendisini vekil ile temsil ettiren davalı taraf lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi gereğinin izahtan vareste olduğunu, kararın (davanın kısmen kabul kısmen reddedilmiş olmasından dolayı) lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediği için de hukuka aykırı olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, park halindeki aracın üzerine düşen kamyon nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili ve davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıya ait aracın park halinde olduğu sırada, davalıların işleteni ve trafik sigortacısı olduğu kamyonun beton pompasını kurarken davacının aracının üzerine devrildiği ve davacı aracının pert olduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, olayın trafik kazası olarak kabul edilip edilmeyeceği ile kusur ve zarar miktarına ilişkindir.
2-Öncelikle; HMK 61-70. maddeleri arasında davanın ihbarı ve davaya müdahalenin usulü ve şartları yer almakta olup, taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir. Davayı ihbarın usul hukuku bakımından amacı, dava kendisine ihbar edilen üçüncü kişinin, davaya katılarak davayı ihbar eden tarafa yardım etmesinin sağlanmasıdır. İhbar olunan kişinin HMK'nın 63. maddesine göre ancak davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılma imkanı bulunmaktadır. Kendisine dava ihbar edilen üçüncü kişi davada taraf olma sıfatını kazanmaz. İhbar olunan gerçek veya tüzel kişi, derdest bir davada en fazla müdahil sıfatı alabilecek kişidir ve bu nedenle de ihbar olunan hakkında karar verilemez. Somut uyuşmazlıkta; ihbar olunan ...'nın davaya fer'i müdahale talebinde bulunmadığı, bu nedenle yalnızca ihbar olunan konumunda olduğu, ancak mahkemece hatalı bir şekilde kendisi hakkında hüküm tesis edildiği görülmüş olup, bu durum kamu düzeniyle ilgili bulunduğundan re'sen gözetilmesi gerekir. (Bu yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) 17. HD 2014/23891 E. - 2017/5091 K). Açıklanan nedenlerle kararın öncelikle re'sen bu husus yönünden kaldırılması gerekmiştir.
3-Davalı sigorta şirketinin taraf ehliyetine dair, davacı vekilinin ve diğer davalı şirket vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; bilindiği üzere, bir rizikonun meydana getirdiği zararın sigorta kapsamına girebilmesi için, o rizikonun motorlu araç tarafından karayolunda meydana getirilmiş olması zorunludur. Karayolları Trafik Kanunu’nun tanımlarla ilgili 3. maddesinde, karayolu; trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa’nın 2/2. maddesinde, aksine hüküm bulunmadığı hallerde, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık alanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj yolu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrolü kara yollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımları da bu yasa uygulaması bakımından karayolu olarak kabul edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; davaya konu kazanın sokak içinde meydana gelmiş olup karayolunda gerçekleştiğinin açık olduğu, kaza sonrası kaza tespit tutanağının da trafik görevlilerince düzenlendiği, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.2-ç maddesinde düzenlenen; "İşletilme Hali: Motorlu aracın mekanik aksamının çalışmasını mekanik aksamı çalışmasa bile motorlu aracın kendiliğinden de olsa hareket haline geçmesini ifade eder" hükmü de açık olmakla, buna göre mahkemece davalı sigorta şirketi yönünden davanın husumetten reddine dair verilen kararda bir isabet bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin bu yöndeki itirazlarının da kabulü gerekmiştir (Bu yönde bknz.Yargıtay 4. HD 2023/8670 E. - 2023/13093 K, Yargıtay (kapatılan) 17.HD 2017/5307 E. - 2019/10632 K).
4-Bununla birlikte davacı vekilinin hasar tutarına dair itirazının ise kabulü mümkün görülmemiştir. Zira, sigorta hukukunda "gerçek zararın giderilmesi ilkesi" gereğince, tamiri ekonomik bulunmadığından pert kabul edilen bir araç bakımından, araç sahibinin aracı fiiliyatta tamir edip kullanmakta olması tamir bedelinin ödenmesi gerekeceği anlamına gelmemekte olup, aracın sovtajı kendisine bırakılan davacı tarafın aracı tamir ettirme hususundaki takdir hakkının davalı tarafın ödeme sorumluluğuna bir etkisi bulunmadığından, bu yöndeki itirazın reddi gerekmiştir.
5-Davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.vekilinin, zarardan sigorta şirketi ve kamyon sürücüsünün sorumlu olup kendilerinin sorululukları bulunmadığına dair itirazının, anılan davalının zarara neden olan aracın "işleteni" olması ve bunun yanısıra "adam çalıştıran" konumu da nedeniyle kabulü mümkün görülmemiştir.
6-Davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazının ise, davanın kısmen reddine dair karar karşısında kabulü gerekmiştir.
7-Kabule göre de, yasal faiz talep edilen davaya dair verilen hükümde faizin türünün belirtilmemiş olması doğru görülmemiştir.
Ancak, bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının kaldırılarak, HMK 353/1-b-2. madde uyarınca yukarıda açıklanan hususlarda gerekli düzeltmeler yapılarak Dairemizce yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, mahkeme kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kaldırılarak, Dairemizce yeniden hüküm tesisine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-Davacı vekilinin ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/197 Esas - 2021/805 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,
1-Davanın 13.500.00 TL miktar yönünden KISMEN KABULÜ İLE, 13.500.00 TL alacağın davalı ... Ltd. Şti. yönünden kaza tarihi olan 21.09.2018 itibaren ve davalı sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihi olan 29.01.2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-Alınması gereken 922,18 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 365,61 TL peşin harcın mahsubu ile, eksik kalan 556,57 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre davanın kabul oranına göre takdir ve tayin edilen 13.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalılar kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre davanın ret oranına göre takdir ve tayin edilen 7.012,10-TLvekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 104,50 TL e-tebligat masrafı, 95,00 TL tebligat masrafı, 90,50 TL müzekkere posta masrafı, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 823,00 TL ATK fatura bedeli ve İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/182 D.iş sayılı dosyasında yapılan (59,10 TL peşin harç, 16,50 TL başvurma harcı, 5,20 TL vekalet harcı, 485,00 TL vekalet ücreti, 300,00 TL bilirkişi ücreti, 220,00 TL keşif aracı, 28,00 TL tebligat gideri toplam 1.367,60 TL) toplamı 3.571,10 TL yargılama giderinden, davanın kabul oranına göre hesaplanan 2.251,88 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı tarafından peşin yatırılan 44,40 TL başvuru harcı, 365,61 TL peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı ve 73,10 TL tedbir talebi harcı toplamı 489,51 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuk kapsamında suçüstü ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin 6831 sayılı yasa hükümlerine göre davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,
9-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine",
ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
II-Davacı vekilinin ve davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ AYRI AYRI REDDİNE,
III-İSTİNAF AŞAMASINDA;
a-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,
b-Davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti tarafından yatırılan 230,54 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine,
IV-Davacı tarafından karşılanan 35,25 TL posta masrafı ve 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin toplam 256,95 TL istinaf yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
V-Davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti tarafından karşılanan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
VI-Davalı ... A.Ş tarafından yatırılan tutardan karşılanan 3,25 TL yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
VII-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
VIII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/10/2024