T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/571
KARAR NO : 2024/1510
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/02/2022
NUMARASI : 2021/600 Esas - 2022/118 Karar
DAVA : Trafik Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Maddi Tazminat
DAVA TARİHİ : 14/09/2021
BAM KARAR TARİHİ : 23/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 23/10/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2022 tarihli, 2021/600 Esas ve 2022/118 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına kayıtlı ... plakalı araca, ... plakalı araç tarafından 02/02/2021 tarihinde çarpılmış olup maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verildiği, kazadan sonra taraflarca kaza tespit tutanağının tutulduğunu, meydana gelen kazada davacı kusursuz olup ... plakalı araç ve sürücüsünün kusurlu olduğunu 39.914,71 TL'lik hasarın tespit edildiğini, bunun üzerine araçta oluşan hasar tazminatının ödenmesi için davalı sigorta şirketine 26/07/2021 tarihinde başvuru yapılmışsa da olumlu veya olumsuz bir dönüşün yapılmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL hasar tazminatının davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile taraflarına verilmesine TTK 1426 kapsamında makul gider olan 400,00 TL ekspertiz rapor ücretinin yargılama giderlerinde nazara alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın adresinin İstanbul olması sebebi ile mahkemenin yetkisiz olduğunu, davaya konu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ... numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile 08/06/2020-2021 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, davalı şirketin Karayolları Trafik Kanunun Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi gereğince dava konusu zararlara ilişkin olarak sorumluluğunun poliçe limiti (41.000,00 TL) ile sınırlı olduğunu belirterek davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine, her halde yargılama gideri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece; ...02/02/2021 tarihinde yukarıda oluş şekilde belirtilen trafik kazası neticesinde mahkememiz davacısının aracında meydana gelen hasarın tazminine yönelik davalı sigorta şirketine 26/07/2021 tarihinde başvuruda bulunulduğu, davalı yanca istemin ikmaline yönelik cevap verilmediği, bu kazadan kaynaklı davacı aracında oluşan hasarın davalının sorumluluğunda olduğu ve davacı zararının tazmin edilmesi gerektiği ve ancak davalı yanca davacı zararının tazminine yönelik bilgi ve belge olmadığı gibi bu hususun davalı yanca da ileri sürülmediği, az önce bahsedilen başvuru neticesinde davalı yanın 06/08/2021 tarihinde temerrüte düştüğü 36.721,00 TL tutarındaki davacı aracında meydana gelen hasarın davalının sorumluluk limiti sınırları dahilinde olduğu her ne kadar davacı yanca bu tutarın avans faizi ile tahsili talep edilmiş ise de davacı ve davalı yana ZMMS'li araçların her ikisinin de hususi vasıfta oluğu bu nedenle talebin yasal faiz üzerinden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla davalı yanca yapılan savunmalar yerinde görülmeyerek açılı davanın kabulü ile 02/02/2021 tarihinde meydana gelen ve dava konusu kazadan kaynaklı davacı aracının uğramış olduğu 36.721,00 tl tutarındaki hasarın davalının temerrüt tarihi olarak tespit edilen 06/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davacı tarafça istem konusu edilen 400,00 TL'lik ekspertiz ücretinin kabul edilebilir olduğu kanaati ile bu tutarın yargılama gideri bölümünde davalıdan tahsiline yönelik hüküm kurulmasına karar vermek gerektiği.." gerekçesiyle "...Davanın kabulü ile; 02/02/2021 tarihinde meydana gelen ve dava konusu kazadan kaynaklı davacı aracının uğramış olduğu 36.721,00 TL tutarındaki hasarın davalının temerrüt tarihi olarak tespit edilen 06/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketine beyan edilen hasar ile kazanın oluş şekli ile uyumsuzluk arz ettiğini, bu husus araştırılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirkete yapılan hasar ihbarına istinaden yapılan ekspertiz incelemesinde şüpheli durumların varlığı tespit edildiğinden dosya araştırmaya alındığını, yapılan araştırmalar neticesinde tespit edildiği üzere, müvekkili şirketin sigortalısının karıştığı iddia olunan kazada uyumsuz hasar durumunun tespit edildiğini ve bu nedenle de davacının tazminat talebinin müvekkili şirketçe haklı olarak reddedildiğini, yapılan araştırma sonucunda; "Yapılan araşrma ve inceleme sonucunda araçların taramıza gösterilmediği, kaza yeri olarak tutanakta belirtilen adresin tenha bölge olduğu, araç trafiğinin fazla olmadığı ve kaza kurgulamaya müsait bir alan olduğu, kazaya karışan araç sürücüleri ve araç sahipleriyle irbata geçildiğinde ağız birliği yapılmışçasına görüşülen tüm kişilerin bilgi ve belge vermekten imtina etmeleri, yapılan araştırma ve inceleme necesinde özellikle arşiv tetkikinde; ..., ... ve ... Farklı tarihlerde kazaya karıştıkları, tarafların bağlantılı olduğu ve kurgu kaza değerlendirmesi olarak sonuçlanan kazalar dikkate alınarak bahse konu kazanın da gerçek olmayabileceği kanaatine varılmıştır." tespit edildiğini, işbu olayda, mağdur ve sigortalının kasten doğru olarak beyan vermediklerinden sigortacının tazminatı ödememenin haklı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bu tür sigortalarda asıl amaç zarar görenin uğradığı “gerçek zararın” giderilmesi gerektiğini, gerçek zararın miktarının ispat külfetinin zarar görene ait olduğunun vurgulanmakta olduğunu, bu nedenle, davacının gerçek zararının tespiti için konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile bilirkişi raporu alınması ve davacının aracındaki gerçek hasar miktarının tespit edilmesi gerekmekte olup, ispat yükü zarara uğradığını iddia eden davacıda olduğundan masrafların da davacı tarafından karşılanmasının gerektiğini, iskontosuz ve KDV dahil şekilde hesaplama yapılmasının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, fatura ibraz edilmeden aracın onarılacağı/onarıldığını, KDV ödendiği dahi anlaşılamadığından KDV hariç hesaplama yapılmasının gerektiğini, hükme esas alınan raporda; sigortalı araç sürücüsüne izafe edilen kusur oranı fahiş olup bu orana katılmalarının mümkün olmadığını, davacıya ait araçta değer kaybı zararının meydana gelmediğini, aksi düşünülse dahi hesaplamanın genel şartlar uyarınca yapılmasının gerektiğini, müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden dava tarihinden önce faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, öncelikle ve ivedilikle tehir-i icra kararı verilmesi, ilamın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi, kararın tehir-i icra talebiyle istinaf edildiğine ilişkin derkenarın İzmir 26. İcra Dairesi 2022/2196 E. sayılı dosyasına UYAP sistemi üzerinden gönderilmesine, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan hasar bedeli zararının karşı araç ZMMS sigortacısından tahsili istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; bilirkişi raporunda, dosyadaki bilgi ve belgelere göre kaza tutanağı ve resimler incelendiğinde hasar ile kazanın uyumlu olduğunun belirtildiği, davalının kurgu kaza yönünden yapmış olduğu savunmasını ve zararın teminat dışı kaldığını somut deliller ile ispatlayamadığı, hasar dosyası kapsamında yapılan araştırma sonucunda düzenlenen araştırma raporunda yapılan değerlendirmelerin somut delil olarak kabul edilemeyeceği; hükme esas alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davalı kusur tespiti yönünden itiraz etmiş ise de; sürücüler tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağı, kazaya ilişkin tramer kusur tespiti, sigorta eksperi tarafından düzenlenen rapordaki kusur dağılımı ile mahkemece alınan bilirkişi raporundaki kusur tespitinin birbiri ile uyumlu ve kazanın gerçekleşme şekline uygun olduğu, mahkemece hükmedilen tazminatın kaza tarihindeki poliçe limiti içerisinde kaldığı; davacının uğramış olduğu zararın belirlenmesinde benimsenen "gerçek zararın giderilmesi ilkesi" uyarınca Dairemizin ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre hasar bedelinin orjinal yedek parçalar üzerinden, iskonto yapılmadan, KDV dahil olarak hesaplanması gerektiği, araç onarım faturası sunulmasına gerek olmadığı, davacının dava öncesinde davalıya tazminat talebi ile başvuruda bulunduğu ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı davalının dava tarihinden önce temerrüde düştüğü anlaşılmış olup, davalının belirtilen yönlere ilişkin itirazlarının reddi gerekmiş; diğer taraftan, davalı vekili tarafından değer kaybı yönünden itiraz edilmiş ise de, dosya kapsamında değer kaybı isteğinde bulunumadığı gibi mahkemece bu yönde bir hüküm de kurulmadığı, davalı vekilinin bu husustaki itirazının dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2022 tarihli, 2021/600 Esas ve 2022/118 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 2.508,41-TL istinaf karar harcından peşin alınan 627,11-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.881,30-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/10/2024