T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/564
KARAR NO : 2024/1488
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/08/2020 (Dava) - 16/11/2021 (Karar)
NUMARASI : 2020/361 Esas - 2021/1026 Karar
DAVA : Maddi Tazminat (Kasko Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı)
BAM KARAR TARİHİ : 23/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 23/10/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/361 Esas-2021/1026 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta A.Ş tarafından kasko sigortası ile sigortalı ... plakalı müvekkiline ait aracın 07/10/2019 tarihinde gerçekleşen trafik kazası neticesinde yüksek maddi hasara uğradığını, kazanın meydana geliş biçiminin resmi kaza tutanağı ile sabit olduğunu, müvekkilinin davalı yana hasarın tazmini için dava öncesinde başvuruda bulunduğunu, hasar dosyası açıldığını, davalı tarafından hasar dosyası sürüncemede bırakılarak ödeme yapılmadığını, işbu kazaya ilişkin olarak karşı tarafın, müvekkilinin ZMMS'sinden poliçe teminat limiti kadar hasar ödemesi aldığını, karşı yan hasar tazminatı alırken müvekkilinin aracının kendi kaskosunun ödeme yapmamasının açıklanamaz olduğunu, yürütülen arabuluculuk sürecinden de bir sonuç alınamadığını, davalının en erken ekspertiz raporu düzenleme günü, en geç ihbar tarihinden 45 sonra gerçek zararı öğrenerek tazmin yükümlülüğü doğduğunu ve bu gün itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğini, sigorta şirketlerinin gerçek zararı ödemekle yükümlü olduklarını, taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK'da düzenlenen sigorta hukukundan kaynaklandığından ve bu tür sözleşmeler mutlak ticari işlerden olmakla, hükmedilecek meblağa temerrüt tarihinden itibaren avans (ticari temerrüt) faizi uygulanmasını talep ettiklerini, hasar alacakları likit alacak olarak kabul edilmediği ve yargılamayı gerektirdiği için HMK'nın 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak olarak davanın açıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans (ticari temerrüt) faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava hakkına sahip dain-i mürtehinin muvafakatinin sorulmasını ve muvafakat verilmemesi halinde davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, huzurdaki davada kasko poliçesinde ... Bankası A.Ş .../... şubesinin dain-i mürtehin tayin edilmiş olup öncelikli dava hakkının dain-i mürtehine ait olduğunu, ekspertiz ücreti talebi yönünden davanın reddini talep ettiklerini, yapılan inceleme neticesinde, kazanın beyan edildiği şekilde gerçekleşmediği tespit edildiğinden Kasko Genel Şartları B.1.maddesi gereğince hasarın teminat dışı olduğunu, tazminat ödemesi yapılamayacağının davacıya bildirildiğini, uzman raporundaki tüm tespitleri sunduklarını, kasko genel şartlarının "hasar ve tazminat" başlıklı B bendinde rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortalı ve/veya sigorta ettirenin yükümlülüklerinden biri olan; "1.4. Zorunlu haller dışında, rizikonun gerçekleştiği yer veya şeylerde bir değişiklik yapmamak" hükmüne uygun hareket edilmediğinden müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, poliçedeki eksper klozuna aykırı şekilde hareket edildiğinden müvekkili şirketin ekspertiz ücretine ilişkin bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete başvurulması halinde şirket tarafından ekspertiz görevlendirilerek hasar tespiti yapılabilecek iken davacının kendisi tarafından ekspertiz işlemi yaptırılmış olması dolayısıyla doğan ücrete ilişkin müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, avans faizi işletilmesi yönündeki taleplerin de reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle bir tazminata hükmedilecek olması ihtimalinde bu tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiz olarak işletilmesi gerektiğini ve müvekkili şirketin ancak poliçe limitleri ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, "....Dosyanın, trafik hasar uzmanı ve sigorta hesap uzmanı bilirkişilere tevdii ile alınan bilirkişi raporunda; '07.10.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında dava konusu ... plakalı araçta motor kaputu, sağ ön çamurluk, ön panel, sağ ve sol alt takım, vites kutusu ve travers hasarlarının kaza beyanı ile uyumlu olmadığı görüş ve kanaatinin oluştuğu, bu durumda davalı ... tarafından ödeme yapılıp yapılamayacağı konusunda gerekli incelemenin sigorta bilirkişisi tarafından ve konu ile ilgili hukuki değerlendirmenin mahkeme tarafından yapılması gerektiği, kazada oluşan hasar ve kaza ile ilgili beyanların uyumlu olduğunun kabul edilmesi durumunda araçtaki onarım işlemlerinin 27.11.2019 tarihli MKT Kasko Kati Ekspertiz raporuna uygun olarak yapılmasının teknik açıdan uygun olacağı, buna göre de KDV' li hasarın 178.326,06 olarak tespit edilmiş olduğu, aracın ikinci el değerinin aracın tramer kayıtlarının dosyada yer almaması, aracın oto alım satım sitelerinde sıkça rastlanan bir araç olmaması nedeni ile yeterince veri elde edilememesi ve kasko değerinin de 231.581,00 TL gibi düşük bir değerde olması nedeni ile, aracın görülerek tespit edilen kaza tarihindeki 342.000,00 TL' lik değerin kabul edilmesinin uygun olacağı, hasar sonrası onarım işlemlerinin yapılması neticesinde değer kaybı tutarının 17.000,00 TL olacağı, davaya konu kaza davacı tarafın beyan ettiği şekilde gerçekleşmediği için talebin kasko poliçesi teminatına girmediği, davacı tarafın davaya konu kazadan dolayı aracında oluşan hasarının ... Hususi Genişletilmiş Kasko Poliçesi teminatı dahilinde kaldığını ispat etmesi gerektiği' görüş ve kanaatlerini içerir raporlarını dosyaya sundukları, oluşa, dosya içeriğine ve bilimsel verilere uygun bulunan raporun mahkemece benimsenip hükme esas alınabilir kabul edildiği, tüm dosya kapsamından; davacının aracının karıştığı trafik kazasında, dosyada mevcut kaza tutanağı, sürücü beyanları, fotoğraflar, tüm bilgi ve belgeler ile benimsenen bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait araçtaki hasarın kaza tespit tutanağı ile uyumlu olmadığı, hasarın tutanakta belirtilen şekilde gerçekleşmesinin teknik olarak mümkün bulunmadığı, davacının bu hasarın bu kazada meydana geldiğini kesin ve her türlü şüpheden uzak delillerle ispat edemediği sonucuna ulaşılmakla, DAVANIN REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından, "...Hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda kazanın meydana gelişine ilişkin tek değerlendirmenin davalı yanın sözde araştırma raporunun tekrarından ibaret olduğunu, sigorta sözleşmesinde öngörülen risklerin teminat kapsamına girmediği iddiası mevcut ise ispat külfetinin sigorta şirketine ait olduğunu, TTK'nın 1409.maddesinin bu hususu açıkça belirttiğini, yerleşik içtihatlara göre de bu ispat yükünün somut ve kuvvetli delillerle yerine getirilmesi gerektiğini, ancak davalının yalnızca kendi personeli tarafından düzenlenmiş, somut bir veri içermeyen, varsayım ve farazi değerlendirmeler içeren bir sözde araştırma raporu sunduğunu, aınan rapor içeriğinde ise yalnızca davalının bu sözde araştırma raporunun tekrar edilip başkaca bir değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi heyetinden beklenenin: teknik yetkinliği ile kazanın meydana geliş biçimini analiz etmesi olduğunu, rapordaki tek ifadenin aracın tampon demirine bakıldığında trafik ışığından farklı bir cisme çarptığı ve hasar fotoğraflarının yalnızca onarım aşamasında çekilip kaza anından fotoğraf olmadığına dair ifadeler olduğunu, ancak bu ifadelerin de tamamen hatalı olduğunu, kaza anında çekilmiş fotoğrafların da mevcut olup ibraz edildiğini ve delil olarak gösterildiğini, işbu beyan ekinde de kaza anı fotoğraflarının sunulduğunu, bu kaza fotoğraflarından açıkça görüleceği üzere davacının aracının trafik ikaz direğine çarptığını, bu kapsamda hasar dosyasını temin eden sigorta eksperliğinden bilgi ve belgelerin eksiksiz olarak temininin talep edildiğini, ancak ilk derece mahkemesi tarafından bu taleplerinin sonuçsuz bırakıldığını, karşı yanın raporunun somut veriler içermediğini, bir tür kanaat olduğunu, hal böyle iken yalnızca karşı yanın sözde raporunu tekrar edip uygun olduğu yönündeki heyet raporunun kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bir rapor üzerinden hüküm tesis edildiğini, davalı yanın ibraz etmiş olduğu eksper ... tarafından düzenlenen kaza ve hasar raporunun olumlu olduğunu, bu rapora göre kazanın davalı teminatı içinde ihbar ile uyumlu olduğunu ve tazminat ödemesi gerektiğini, hatta işbu itiraza konu bilirkişi raporunun 2.sayfasında da bahsedildiği üzere tarafların başta ibraname-mutabakatname başlıklı bir belge dahi düzenlemiş olduklarını, hasar-kaza uyumsuzluğu başlangıçta yokken sonradan nasıl ortaya çıktığının anlaşılamadığını, karşı yanın bu konuda tutarsız ve kötü niyetli olduğunu, delilleri arasında mevcut olduğu üzere; davacı araç sürücüsüne yazılmış, kaza ile aynı tarihli bir trafik idari para cezasının da mevcut olduğunu, bu delillerinin hiç değerlendirilmediğini, bu cezanın saatinin 11:34 olduğunu, kaza saatinin ise tutanağa göre 23:40 olduğunu, yani kazada hasar gören davacı aracının aynı gün dahi fiili olarak kullanıldığının sabit olduğunu, davacı aracının bu nedenle anılı hasarı daha önce başka şekilde almış olmasının ve kaza yerine hasarlı halde yerleştirilmiş olduğu iddiasının tamamen gerçek dışı ve akıl dışı olduğunu, dava konusu kazada davacının aracı kusurlu olduğundan karşı aracın, müvekkilinin aracının ZMMS'ine başvurduğunu ve hasarının tazmin edildiğini, karşı araç malikinin, müvekkilinin aracının ZMMS'si olan dava dışı ... Sigorta A.Ş'ne başvurduğunu ve hasarının tazmin edildiğini, aynı kazaya ilişkin bir sigorta şirketi tazminat ödemesi yaparken bir başkasının yapmadığını, bu nedenle dava dışı ... Sigorta A.Ş' den de ilgili hasar dosyasının celbinin talep edildiğini, ancak bu delillerinin de toplanmadığını, rizikonun teminat dışı olduğu iddiasında bulunan sigortacının, iddiasını ancak kuvvetli ve somut delillerle yerine getirebileceğini, hatalı şekilde kanaat ile riziko hususundaki uyuşmazlığın giderilemeyeceğini, aracın ifade edilen kaza ile hasarlı olduğunun resmi kaza tutanağı ile sabit olduğunu, bilirkişi heyet raporunun zararın bedel olarak tespiti yönünden de hatalı olduğunu, yerleşik içtihatlara göre aracın onarım masrafı aracın rayiç değerinin %50'sine ulaştığında pert olarak kabul edilip pert-total zararı hesabı yapılması gerektiğini, raporda ise bu hesaba gidilmediğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle kendi kasko sigorta şirketinden maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; mahkemece bilirkişi heyetinden alınan rapordaki kanaat uyarınca hasar ile kazanın uyumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu kabulün yeterli incelemeye dayalı olmadığı görülmektedir. Bilindiği üzere, hasarın teminat dışı olduğunun ispatı kural olarak sigorta şirketine ait olmakla birlikte (TTK 1409/2), sigorta sözleşmeleri iyiniyet esasına dayalı sözleşmeler olup, sigortalı rizikoya dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışındaki bir durumu sanki teminat içindeymiş gibi ihbar ederse, bu durumda ispat yükü yer değiştirerek sigortalıya geçer. Ancak bu hususun sigorta şirketince somut deliller ile ortaya konulması gerektiği de açıktır. Somut uyuşmazlıkta, davaya konu kazaya ilişkin olarak resmi trafik görevlilerince trafik kaza tespit tutanağı düzenlenmiş olduğu, dosyada aracın durumuna ve olay anına dair birtakım fotoğraflar olduğunun görüldüğü, davacı vekilinin hükme esas alınan bilirkişi heyet raporuna ayrıntılı ve gerekçeli olarak itiraz dilekçesi sunmuş olduğu görülmekte olup, buna rağmen mahkemece bu hususlar yeterince değerlendirilmeden, taraf delillerinin tamamı toplanmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılması gereken iş; öncelikle poliçe ve zeyilname dikkate alınarak tamamlanabilir dava şartı niteliğindeki dain-i mürtehinin (...) davaya mavafakatine dair eksikliğin irdelenip tamamlanması, akabinde taraflarca gösterilen tüm delillerin dosyaya kazandırılması, kazaya dair resmi evrak niteliğindeki tutanağı tanzim eden tutanak mümzilerin dinlenmesi ve akabinde davacı tarafın rapora yönelik ayrıntılı itirazlarını karşılayacak şekilde İTÜ'den yeni bir bilirkişi raporu alınarak, dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin, somut verilerin gerekçeli olarak değerlendirilmesi suretiyle bir hüküm tesisinden ibarettir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/361 Esas - 2021/1026 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,
4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/10/2024