T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/650
KARAR NO : 2024/1526
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/10/2020 (Dava) - 21/09/2021 (Karar)
NUMARASI : 2020/565 Esas - 2021/630 Karar
DAVA : Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 24/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 24/10/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2021 tarihli 2020/565 Esas ve 2021/630 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından, banka müşterisi olan müvekkilinin, ... şubesi TR... numaralı banka hesabından 02/12/2019 tarihinde, 2.100,00 TL, 5.250,00 TL ve tekrar 5.250,00 TL olmak üzere toplam 12.600,00 TL periyodik hizmet komisyonu ile, 39,90 TL hesap işletim ücreti kesintisi yapıldığını, müvekkilinin, bu haksız periyodik hizmet komisyonu ve hesap işletim ücreti tahsilinin iadesine ilişkin olarak arabuluculuğa başvurduğunu, ancak uzlaşma sağlanamadığını, davalı banka tarafından yapılan bu kesintilerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinden tahsil edilen tutarların, ödeme tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte müvekkiline iadesi gerektiğini, davalı bankaca hizmet komisyonu adı altında tahsil edilen tutara karşılık müvekkilce kesinti yapılan bu bedellerle ilgili olarak, bu bedeller karşılığı fiilen herhangi bir hizmet alınmadığı gibi periyodik hizmet komisyonu ve hesap işletim ücret bedelinin tahsili işleminin herhangi bir hukuki dayanağı da bulunmadığını, ayrıca kesinti yapılan tutarların da fahiş oranda olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın kabulü ile, davalı bankaca periyodik hizmet komisyonu ve hesap işletim ücreti adı altında haksız ve hukuka aykırı şekilde müvekkilinden tahsil edilen toplam 12.639,90 TL’nin, ödeme tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkili banka arasında imzalanmış Genel Kredi Sözleşmesinin 8.1inci maddesi içeriğine göre müvekkili bankanın tahsis edilen krediler üzerinden komisyon alma hak ve yetkisi bulunduğunu, müvekkili bankanın bu hükme istinaden davacı firmaya yönelik olarak yapmış olduğu kredi tahsisine istinaden davacı taraftan komisyon tahsil ettiğini, bankaların müşterilerine kredi tahsis işlemi yapmakla müşterilerine hizmet sunduklarını, bankaların müşterilerine kredi tahsis etmekle, müşterilerine güven ve itibar kazandırarak , kredi açtıklarını, TTK.'ya göre tacir olması nedeniyle ücret/komisyon alma hakkı bulunduğunu, davacı ile müvekkili Banka arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi bir sözleşme olduğunu, sözleşme serbestliği ilkesi ve ahde vefa kuralları kapsamında ele alınması gerektiğini, davacının da senelerdir faaliyet gösteren, imzaladığı sözleşmenin içeriğini ve şartlarını tartışabilen bir tacir olduğunu, davacıya Genel Kredi Sözleşmesinin imza tarihinden önce “Sözleşme Öncesi Bilgi Formu” verildiğini ve kendisi tarafından okunarak teslim alındığını, periyodik hizmet komisyonunun banka tarafından üçer aylık dönemlerdeki ortalama kredi bakiyesine göre belirlendiğini, bankanın bu sözleşmeye dayanarak açtığı ve/veya açacağı döviz kredisi, teminat mektubu ve aval-kabul kredisi, dövize endeksli TL kredi dahil her türlü krediye, yetkili merciler tarafından bildirilen veya ileride bildirilecek en yüksek oranları geçmemek üzere belirleyeceği oranlarda faiz ve her nevi komisyonları ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu gibi yasal ve banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebileceği her türlü ücret, masraf ve sair giderleri uygulayacağı ve bunları gider vergileri ve sair resim ve harçları ile birlikte müşterinin cari hesabına borç yazacağını, davacının davasını dayandırmış olduğu iddia ve beyanlarını kabul etmediklerini, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''...davacı şirket ile davalı banka arasında 09.05.2016 düzenleme tarihli 3.000.000-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi yapıldığı, sözleşmeye istinaden davacı şirkete taksitli ticari kredi kullandırıldığı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin vadesiz hesabından 02.12.2019 tarihinde 2.000,00-TL+5.000,00-TL+5.000,00-TL olmak üzere toplam 12.000,00-TL Periyodik Hizmet Komisyonu ve 600.-TL % 5 gider vergisi tahsil edildiği, davalı bankanın davacı şirkete kredi kullanımı ile ilgili olarak 3 er aylık dönemlerde şirket ile ilgili olarak yaptığı risk analizleri nedeniyle vermiş olduğu hizmet karşılığında 2019 yılı için 3 er aylık dönemler için almış olduğu toplam 12.000,00-TL Periyodik Hizmet Komisyonunun, taraflar arasındaki akdedilen sözleşme hükümlerine, TCMB 2006/1 sayılı tebliğine, davalı bankanın BDDK’ye bildirdiği Ürün Hizmet Komisyon cetvellerindeki oranlara ve Yargıtay Yerleşik içtihatlarına uygun olduğu, davacı firmaya iadesini gerektirecek bir tutarın bulunmadığı, davacı şirket hesabından 02.12.2019 tarihinde 38,00-TL Hesap İşletim Ücreti ve Hesap işletim ücretinin 1.90-TL BSMV tutarının tahsil edildiği, davalı bankanın Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesini sunmadığı, davalı bankanın BDDK’ya bildirdiği Ürün Hizmet Komisyon Cetvelinde “Hesap işletim Ücreti” adı altında bir masraf kaleminin bulunmadığı, davacı şirkette kesilen ücretlere tekabül gider vergisi (BSMV)nin bankanın gelirlerine kaydedilmediği, yasal yükümlülük olarak Vergi Dairesine ödenmesi nedeniyle iadesinin mümkün olmadığının belirtildiği, böylece davacı şirket ile davalı banka arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında davalı bankanın akdedilen sözleşme hükümlerine, TCMB 2006/1 sayılı tebliğine, davalı bankanın BDDK’ye bildirdiği Ürün Hizmet Komisyon cetvellerindeki oranlara göre davacıdan tahsil ettiği Periyodik Hizmet Komisyonu bedelinin haksız olmadığı, yine davacı şirketten kesilen ücretlere tekabül eden gider vergisi (BSMV)nin davalı bankanın gelirlerine kaydedilmediğinden ve yasal yükümlülük olarak Vergi Dairesine ödendiğinden iadesinin mümkün olmadığı, ancak davalı bankanın Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesini sunmadığı ve davalı bankanın BDDK’ya bildirdiği Ürün Hizmet Komisyon Cetvelinde “Hesap işletim Ücreti” adı altında bir masraf kaleminin bulunmadığından davacı şirketten tahsil edilen 39,90 TL hesap işletim ücretinin yasal dayanağı bulunmadığından davacıdan haksız olarak tahsil edildiği anlaşılmakla ...'' gerekçesiyle; ''...Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, 39,90 TL hesap işletim ücretinin dava tarihi olan 06.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece 21.06.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçeleri dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu karara varıldığını, müvekkili ile davalı yan arasında 09.05.2016 düzenleme tarihli, 3.000.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 8.1. madde hükmü ve mevzuat hükümleri uyarınca toplam 12.000,00-TL kesinti yapılan periyodik hizmet komisyonunun hukuka uygun ve iadesine gerek olmadığına ilişkin tanzim edilen bilirkişi raporuna taraflarınca anılı sözleşme maddesinin genel işlem koşullarına ilişkin mevzuat hükümleri uyarınca haksız şart niteliğinde olduğundan bahisle itiraz edildiğini ancak itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun "Yapılan İncelemeler" başlıklı bölümünde Genel Kredi Sözleşmesi ile ilgili inceleme kısmında "Tarafların Serbest İradeleri İle İmzaladığı Sözleşme Maddeleri Özetle Şöyledir" denilen değerlendirmenin hukuken hatalı bir belirleme olduğunu, zira anılı sözleşmenin banka tarafından tek taraflı ve müvekkili şirketin müdahale ve sözleşme hükümlerini karşılıklı müzakere imkanı olmaksızın hazırlanmış bir sözleşme olduğunu, işbu nedenle tarafların serbest iradesinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin kredi kullanma amacıyla anılı sözleşme hükümlerini imzalamak durumunda kaldığını, işbu sözleşme hükümleri hakkında da kendisine ayrıca bilgi verilmemiş olup ilgili maddenin genel işlem koşullarına tabi olduğu dikkate alınarak yazılmamış sayılmasına ve 12.000,00-TL gibi yüklü bir kesintinin müvekkili şirkete iadesine karar verilmesi gerekirken aksi yönde hazırlanan bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın kısmen reddine karar verildiğini, hiç bir dayanağı olmayan ve sadece davalı bankanın keyfiyetiyle işbu bedellerin müvekkili şirketten alındığını, kredi sözleşmesinin üzerinden 3 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra ilgili kesintinin yapıldığını, anılı kesintinin hangi dönemlere ait olduğunun dahi belirlenmediğini, işbu nedenle kesintilerin tam tarihlerinin ve oranlarının yasal dayanağı açıklanarak yeniden bilirkişi raporu aldırılması gerekmekte iken hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesinin eksik ve hatalı olduğunu, müvekkili şirketten yapılan kesintiyi kabul anlımına gelmemek kaydıyla bilirkişi raporunda davalı bankanın BDKK'ya bildirdiği Ürün Hizmet Komisyon cetvelinde Periyodik Hizmet Bedeli, Ticari Krediler Grubunda Nakdi Krediler Kredi Risk Süresince tahsil edilen masraf olarak asgari 300,00-TL ile maksimum 30.000,00-TL olarak yer aldığını, müvekkili şirketten yapılan kesintinin davalı bankanın BDKK'ya bildirdiği Ürün Hizmet Komisyon cetvelindeki oranlara uygun olduğuna karar verildiğini ancak anılı miktarın neye göre belirlendiğinin gerekçeleri ile birlikte açıklanmadığını salt kesinti yapılan oranın uygun olduğu belirtilerek yapılan kesintinin temellendirilip geçerli kılındığını, işbu husus ile ilgili yeterli araştırma yapılmaksızın verilen kararın eksik ve hatalı olduğunu, müvekkili şirketten kredi kullandırılmadan önce kredinin kullandırılması ile ilgili dosya masrafları, sigorta masrafları ve benzeri birçok masrafın tahsil edildiğini, işbu nedenle müvekkili şirketten ayrıca yapılan kesinti haksız ve hukuka aykırı olup ilgili kredinin masrafları ile ilgili müvekkili şirketten yapılan kesintinin tespiti için davalı bankaya müzekkere yazılmasını ve gelen müzekkere cevapları uyarınca yeniden hesaplama yapılması gerekmekte iken yine bu husus göz ardı edilerek eksik araştırma sonucu yerel mahkemece karar verildiğini, kesintilere istinaden alınan gider vergisinin (BSMV) bankanın gelirlerine kaydedilmediği yasal yükümlülük olarak Vergi Dairesine ödenmesi nedeniyle iadesinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığını, müvekkili şirketten kredi sözleşmesinin genel işlem şartına tabi hükümleri uyarınca yapılan kesintiler geçersiz olup geçersiz kesintilerden alınan vergilerin hukuki dayanağı bulunmadığını, işbu nedenle gider vergisi adı altında yapılan kesintiler hukuka aykırı olup müvekkiline iadesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın periyodik hizmet bedeli ve BSMV bedelleri yönünden kabulüne karar verilmesi yönünde hüküm kurulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan uhdesinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacının hesabından tahsil edilen periyodik hizmet komisyon bedeli ve hesap işletim ücreti bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli olduğu; davalı banka ile davacı ... San. ve Tİc. Ltd. Şti.arasında 09/05/2016 düzenleme tarihli 3.000.000-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedilmiş olduğu, sözleşmeye istinaden davacı şirkete kredi hesabından taksitli ticari kredi kullandırıldığı, davacı şirketin vadesiz hesabından 02/12/2019 tarihinde 2.000,00-TL+5.000,00-TL+5.000,00-TL olmak üzere toplam 12.000,00-TL Periyodik Hizmet Komisyonu ve 600.-TL % 5 gider vergisi tahsil edildiği, davalı bankanın davacı şirkete kredi kullanımı ile ilgili olarak 3 er aylık dönemlerde şirket ile ilgili olarak yaptığı risk analizleri nedeniyle vermiş olduğu hizmet karşılığında 2019 yılı için almış olduğu Periyodik Hizmet Komisyonunun, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, usul ve yasaya uygun olduğu; ancak davacı şirket hesabından 02/12/2019 tarihinde 38,00-TL Hesap İşletim Ücreti ve Hesap işletim ücretinin 1.90-TL BSMV tutarı olmak üzere tahsil edilen toplam 39,90 TL hesap işletim ücretinin yasal dayanağı bulunmadığından davacıdan haksız olarak tahsil edildiği anlaşılmakla; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2021 tarihli 2020/565 Esas ve 2021/630 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 346,90 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/10/2024