T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/596
KARAR NO : 2024/1492
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/09/2020 (Dava) - 07/12/2021 (Karar)
NUMARASI : 2021/359 Esas - 2021/1032 Karar
DAVA : Maddi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı)
BAM KARAR TARİHİ : 23/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 23/10/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/359 Esas-2021/1032 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, dava konusu alacağı müvekkiline temlik etmiş olan ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... plakalı araçların 13/02/2020 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün önünde seyreden araca çarpmak kusurunu ifa suretiyle tam kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketinin kazada kusurlu olan ... plakalı aracın KZMM sigortasını tanzim eden şirket olup hasardan poliçe limitleri ile sorumlu olduğunu, kaza sonrası dava konusu araçtaki hasar bedelinin tespiti maksadıyla İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/24 D. İş sayılı dosyası ile delil tespiti talep edildiğini ve makine mühendisi bilirkişinin düzenlemiş olduğu raporda araçta 33.113,83 TL tutarında hasar olduğunun mütalaa edildiğini, davalı sigorta şirketinin KEP adresine 22/07/2020 tarihinde başvuruda bulunulmuşsa da alacaklara ilişkin olarak karşı yan tarafından ödeme yapılmadığını belirterek, belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri işbu davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, müvekkiline ait araçta oluşan hasar bedeline mahsuben 1.000,00 TL, değer kaybı alacağına mahsuben 10,00 TL olmak üzere toplamda 1.010,00 TL maddi tazminatın 22/07/2020 başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, toplam 1.698,50 TL delil tespit giderinin yargılama gideri olarak davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep arttırım dilekçesi ile hasar bedelinin 28.062-TL'ye ve değer kaybı talebinin ise 4.500-TL'ye çıkarıldığı anlaşılmıştır.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu alacağın, sigorta alacağından kaynaklı temlik sözleşmesine dayandırıldığını, ancak, ne temlik edenin (dava dışı ...) ve ne de temlik olunan davacı ...'ün sigortacılık faaliyeti yapmaya yetkili kişi/kuruluşlardan biri olmadığı dikkate alındığında temlik sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava tarihi itibariyle bilinen/belirlenebilir olan alacakların, belirsiz davaya konu edilemeyeceğini, ticari nitelikte olmayan dava konusu alacak için avans faizi talebinde bulunulması usul ve yasaya aykırı olduğundan gerek faiz oranı ve gerekse faiz başlangıç tarihine itiraz ettiklerini, müvekkili sigorta şirketi tarafından 24/03/2020 tarihinde ... Sigorta A.Ş'ne 3.889,93 TL rücuen tazminat ödemesi yapıldığını, bu durumun ödeme belgeleriyle sabit olduğunu, aracın gerçek zararının dava dışı araç malikinin sigortacısına rücuen ödenmiş olup dava konusu taleplerin reddi gerektiğini, İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/24 D. İş dosya kapsamındaki raporun, kazaya ilişkin olay ve fotoğraflarla uyuşmadığı gibi, rayiç bedelinin çok üzerinde olduğunu ve itiraz ettiklerini, teminat dışı olan yargılama giderleri yönünden de müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, dosya kapsamına sunulan herhangi bir fatura olmadığından KDV sorumluluklarından da söz edilemeyeceğini, yine değer kaybı talebi yönünden de müvekkilinin ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğuna gidilemeyeceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI:
Mahkemece daha önceden "davanın aktif husumet yokluğundan reddi" ne dair verilen kararın Dairemizin 22/04/2021 tarihli, 2021/422 Esas - 2021/331 Karar sayılı kararı ile; "...Davacı ile temlik eden ... arasında temlik sözleşmesinin 01/07/2020 tarihinde imzalandığı, 7251 Sayılı Yasa ise 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, eldeki davaya uygulanması mümkün olmadığı, bu sebeple mahkemece hukuki değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, kararın HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına...." karar verildiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda, "....Kazada, bilirkişi raporunda açıklanan gerekçelerle davalı sigortasına ait aracı kullanan sürücü ...’in %100 oranında kusurlu olduğu, temlik alan davacının temlike konu aracında kaza nedeniyle yedek parça, işçilik ve KDV dahil 28.062,57 TL hasar meydana geldiği, değer kaybının, aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç bedeli arasındaki fark olduğu, davacıya ait aracın alınan bilirkişi raporu uyarınca kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değerinin 75.000,00 TL, kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç bedelinin 70.500,00 TL olduğu, buna göre dava konusu araçta (75.000,00 TL -7.0500,00 TL) = 4.500,00 TL lik değer kaybı meydana geldiği, davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında doğan hasar zararından ve değer kaybından sorumlu olduğu, davalı vekili, zarar gören aracın dava dışı kasko sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş’ye 3.889,93 TL ödeme yaptığını savunmuş ise de, gerek davalı sigorta şiketine hasar dosyasının celbi için yazılan yazıya verilen cevapta gerekse zarar gören araca ait tramer kayıtlarında temlik alan davacının temlike konu aracın dava konusu kazada hasar görmesi nedeniyle kasko sigortacısına ödeme yapıldığına ilişkin bir belge ve kayda rastlanmadığı, cevap dilekçesinin ekinde de ödeme dekontunun mevcut olmadığı, davalı sigorta vekilinin ödeme savunmasını kanıtlayamadığı, davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK'nın 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B 2/2.1. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte kendisine ihbar edildiği 22.07.2020 tarihinden itibaren 8 iş günü içinde ödeme yükümlülüğü bulunmakla, davalı sigorta şirketinin 07.08.2020 tarihinde temerrüde düştüğü, zarar veren araç ticari nitelikte olmayıp haksız eylemin de TTK’nın 4. maddesi uyarınca ticari iş niteliği taşımamasına göre belirlenen temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi işletilmesi gerektiği anlaşılmakla; DAVANIN KABULÜ ile, 28.062,00-TL hasar bedeli, 4.500,00-TL değer kaybı bedeli olmak üzere TOPLAM 32.562,00-TL MADDİ TAZMİNATIN temerrüt tarihi olan 07/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, delil tespiti giderlerinin yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesine...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili tarafından, "...Husumet itirazlarının bulunduğunu, alacak temlikinde evvel emirde hangi alacakların temlike tabi olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, rizikonun temlikinin ise sigortacılık faaliyeti olduğunu, temlik alanın sigortacı olmadığının sabit olduğunu, mevcut durumda BK'nın 183.maddesi dikkate alındığında temliğin geçerliliğinden bahsedilemeyeceğini, bu nedenle davacının müvekkili şirkete husumet yöneltebilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece ödeme iddiaları dikkate alınmadan hüküm kurulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket tarafından ... plakalı aracın kasko sigortacısına 3.889,93 TL rücuen tazminat ödemesi yapılmış olmakla ödeme dikkate alınmadan hüküm kurulmuş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, delil dilekçelerinde bankaya müzekkere yazılması talep edilmiş ise de beyanları dikkate alınmadan ispat yetersizliği nedeniyle ödeme dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, mahkemece ilgili bankaya ya da ödeme alan sigorta şirketine müzekkere yazılarak bu husus tespit edilebilecekken, müvekkili şirketin ödemeye ilişkin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle ödeme beyanının dikkate alınmamış olmasının kabul edilemez olduğunu, 01/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlarda düzenlenen değer kaybı formülü üzerinden hesaplama yapılması gerekirken düzenlenen bilirkişi raporunda reel değer kaybı yönteminin kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu, karara dayanak bilirkişi raporunda AYM kararı çerçevesinde piyasa rayicine göre değer kaybı hesabı yapılması talebinin uygun olmadığını..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle karşı yan trafik sigortacısından maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; temlik hususundaki Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece esasa dair incelemeye geçildiği, buna göre davacının temlik almış olduğu davaya konu alacak bakımından otomotiv bilirkişiden rapor alındığı, kusur ve hasar durumlarının belirlendiği, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğunun görüldüğü, değer kaybı hesabında raporda ve mahkeme gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ödeme savunması her aşamada yapılabilmekte ise de, davalı taraf davadışı sigorta şirketine bir miktar ödeme yaptığını savunmakla birlikte, bu hususta bir dekont ya da belge sunmadığı gibi, banka adı ve hesap numarası da bildirmeden soyut beyanda bulunmuş olup, istinaf dilekçesi ekine de buna dair hiçbir belge eklenmediği görülmekle, bu itirazın da kabulü mümkün görülmemiş, usul ve yasaya uygun mahkeme kararına yönelik tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/359 Esas - 2021/1032 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 2.224,31 TL istinaf karar harcından peşin alınan 557,00 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.667,31 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/10/2024