T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/472
KARAR NO : 2024/1570
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/09/2014 (Dava) - 17/01/2019 (Karar)
NUMARASI : 2014/332 Esas - 2019/40 Karar
DAVA : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 31/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 31/10/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/332 Esas-2019/40 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma tarafından davalı tarafa sunulan sigorta ekspertiz hizmetleri karşılığında detayları açıklanan faturaların düzenlendiğini ve bu faturaların İzmir 15. Noterliğinin 09/07/2014 tarihli ihtarnamesi ekinde davalıya 11/07/2014 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkili firma tarafından davalı tarafa 08/07/2014 tarihli KDV dahil 7.552,00 TL, 7.788,00 TL, 7.375,00 TL, 8.024,00 TL, 4.484,00 TL, 38.386,15 TL ve 35.264,15 TL olmak üzere toplamda 108.873,94 TL tutarında fatura kesildiğini, davalının 25/07/2014 tarihli cevabi ihtarnamesinde müvekkili şirketin gerçekleştirdiği hizmetlerin tamamını kabul etmekle birlikte talep edilen tutarın fahiş olduğunu belirttiğini ve hizmet bedelleri karşılığının ancak 37.323,72 TL olduğunu beyan ederek bu tutarı müvekkili şirketin hesabına yatırdığını, kalan tutar için iade faturası düzenleyerek ihtarname ekinde müvekkiline gönderdiğini, müvekkili şirketin 04/08/2014 tarihli ihtarname ile iade edilen faturaların yasal süresi içinde iade edilmediğini belirterek faturaların toplam değerinin ödenmesini davalıya ihtar ettiğini, faturaların tamamının ödemeleri yapılmadığı ve yasal süresi içinde de iade edilmediği için müvekkili firma tarafından İzmir 24. İcra Müdürlüğü nezdinde 2014/10335 sayılı icra takibinin ikame edildiğini, ancak davalı tarafından takibe itiraz edildiğini, hakkaniyete aykırı itirazın iptali talebiyle işbu davanın ikame edilmesinin zorunlu olduğunu, faturalar yasal süresi içerisinde iade edilmediğinden mevzuat gereği faturalara konu borcun ikrar edildiğini, zira ilgili ihtarname ve faturaların dökümünün 11/07/2014 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, davalının faturaları 11/07/2014 tarihinden itibaren 8 gün içerisinde müvekkili firmaya iletmiş olmasının gerektiğini, davalının cevabi ihtarnamesinin fatura iadesi için mevzuat tarafından tanınan 8 günlük hak düşürücü süreden sonra olduğunun izahtan vareste olduğunu, bu sebeple icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın haksız ve hukuka aykırı olup iptali gerektiğini, müvekkili firmanın düzenlemiş olduğu faturaların Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından 2011/5 sayılı genelgede belirtilen şekilde ... Sigorta Eksperleri İcra Komitesince belirlenen 2014 yılına ait sigorta ekspertiz ücreti rehber tarifesine uygun olarak düzenlendiğini, Sigortacılık Kanunu ve diğer ilgili mevzuat uyarınca ekspertiz ücretinin sözleşmede kararlaştırılmaması halinde ekspertiz ücretinin rehber ücret tarifesine göre belirleneceğini ve sigortacı tarafından ödeneceğinin düzenlendiğini belirterek, davalı tarafın yapmış olduğu itirazın iptaline, davalı aleyhine dava konusu bedelin %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dayanak gösterdiği sigorta ekspertiz ücretleri rehber tarifesinin tarafları bağlayıcı olmadığı gibi bu tarifeyi yayınlayan Sigorta Eksperleri İcra Komitesi'nin yetki ve görevlerinin Sigortacılık Kanunu ile tanımlandığını, bu yetkilerin içerisinde taban ücret tarifesi hazırlanması gibi bir hususun bulunmadığını, bu nedenle rehber tarifenin bağlayıcı olmadığının ve süresiz olarak uygulamasının ertelenmiş bulunduğunun karar altına alınmış olduğunun ... tarafından 06/12/2013 tarihinde tüm eksperlere duyurulduğunu, dava dilekçesinde iddia edildiğinin aksine ne Sigortacılık Kanunu ne de bir başka mevzuatta eksper ile sigorta şirketi arasında yazılı anlaşma yok ise rehber ücret tarifesinin uygulanacağına dair hiçbir yasal düzenlemenin mevcut olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirket ile aralarında uygulamakta olan ücret skalasını göz ardı ederek hiçbir bağlayıcılığı olmayan bir rehber tarifeye göre ücret tahakkuk ettirmeye ve müvekkili şirketle çalışma teamülünün de üzerinde haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, gerek uygulanan ücret skalası ve gerekse davacı tarafın bu skalaya göre tanzim etmiş olduğu faturaların müvekkili şirketin muhasebe ve arşivlerinden tedarik edilmiş olup dilekçe ekinde ibraz edildiğini, bu skalaya göre ücret tahakkuku yapıldığını, davacının da bu şekilde fatura düzenlediğini ve yapılan ödemeleri de itirazsız kabul ettiğinin bu belgelerden anlaşıldığını, kısacası taraflar arasında yazılı olmamakla birlikte karşılıklı kabul görmüş ve uygulanmakta olan bir ücret sözleşmesinin vücut bulduğunu, faturaya süresinde itiraz edilmemiş olmasının sadece faturayı tanzim eden lehine, muhatabın münderecatını kabul etmiş olduğuna dair bir karine oluşturacağını ve bunun da ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğuracağını, müvekkilinin karinenin aksini ispat hakkı bulunduğunu, tanzim edilen faturalar birden fazla dosya numaralarını içerdiğinden muhasebe servisi tarafından bu dosyaların çıkarılarak faturada yazılı bedellerle karşılaştırılması ve buna taraflar arasındaki ücret skalası uygulanarak fazla ücret tahakkuk ettirilmiş bulunduğunun tespitinin doğal olarak sekiz günlük sürede gerçekleştirilemediğini, bu nedenle müvekkilinin süresinde itiraz etmemiş olmasının kabul niyeti ile olmadığını, davacı tarafın daha önce tanzim ettiği faturaların tutarlarının, uygulanmakta olan ücret skalası ile örtüştüğünü, bu durumun taraflar arasında zımnen kabul görmüş bulunan ücret uygulamasının ispatı olduğunu, davacının sonradan tanzim ettiği faturaların ise yasal veya sözleşmesel hiçbir dayanağının bulunmadığını, icra inkar tazminatı talebinin de yerinde olmadığını, davacı tarafça talep edilen alacak tutarı konusunda varılmış bir mutabakat bulunmadığından tam aksine mutabık kalınan ücret skalasından fazla miktarda bir alacak talebi söz konusu olduğundan takibe tevessül etmekte kötü niyetli olanın asıl davacı taraf olduğunu beyanla, davanın reddine, takibin iptaline, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, "....Taraflar arasında sunulan ekspertiz ücretinin miktarının tespitinde, esas alınacak miktar ve ölçütlere ilişkin herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı, her ne kadar 27/03/2015 tarihinde yürürlüğe giren 6637 sayılı Kanunun 10.maddesi ile değişik ... nolu Sigortacılık Kanununun 22.maddesinde, ekspertiz ücretinin belirlenmesi ile ilgili usul ve esaslar birlik ve Sigorta Eksperleri İcra Komitesinin görüşleri alınarak yönetmelik ile düzenleneceği ve işbu yasa değişikliğe uygun olarak 25/08/2015 tarihinde yürürlüğe giren Sigorta Eksperleri Yönetmeliğinin 16.maddesinde ücretin, İcra Komitesi, Birliğin ve Müsteşarlığın görüşü alınarak, ekspertiz ücretleri ile ilgili rehber tarife hazırlanacağı, bu suretle taraflarca aksi kararlaştırılmayan hallerde, rehber ücretin esas alınacağına dair düzenleme yapılmış ise de, ekspertiz hizmetinin verildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre, eksper ücretinin tespitinde rehber ücretin esas alınarak ücretin tespit edilemeyeceği, mahkemece alınan ilk heyet raporu ve ardından farklı heyetten alınan rapor sonrasında itirazlar doğrultusunda ikinci heyetten ek raporlar alındığı, emsal ücretlerin tespitine ilişkin dava dışı sigorta şirketlerine yazılan müzekkere cevapları ile davacı ve davalı ... şirketinin emsal ekspertiz hizmetleri için ödediği ücret miktarlarına göre, bilirkişi heyetince düzenlenen ve benimsenen rapor içeriğine göre yapılan hesaplamaya göre; talep edilecek alacak miktarının; takipten önce yapılan ödeme miktarı da dikkate alınarak, takip tarihi itibariyle asıl alacak miktarının 27.537,41 TL, işlemiş faiz alacağı miktarının 74,69 TL olduğu, işbu miktara ilişkin davalı tarafça yapılan itirazın haksız olduğu kanaatine varılmakla, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, davalı borçlunun İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2014/10335 sayılı takip dosyasına konu 27.537,41 TL asıl alacak ile 74,69 TL işlemiş faiz alacağı dahil toplam 27.612,21 TL alacağa ilişkin itirazının iptali ile asıl alacağı takip tarihinden itibaren avans faiz oranı uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen alacağın %20'si miktarındaki 5.522,44 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, reddedilen alacağın %20'si miktarındaki 8.874,87 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak, davalıya verilmesine...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN; "...Davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı yanın yapılan hizmetleri kabul etmekle birlikte bedelin fahiş olduğu iddiası ile iade faturası düzenleyerek müvekkiline gönderdiğini, ancak davalı tarafından ilgili faturalar yasal süresi içinde iade edilmediği için müvekkili şirket tarafından icra takibi açıldığını, müvekkilinin davalıdan serbestçe ekspertiz ücreti talep etmesine mani bir mevzuat hükmü bulunmadığını, davalı şirket görülen işten kazanç sağlarken, eksperlerce emek ve zaman harcanarak görülen işten müvekkili şirketin zarara uğradığını, faturalarda belirtilen ekspertiz ücretleri davalı açısından bağlayıcı olduğu gibi müvekkili şirket tarafından tanzim olunarak davalıya tebellüğ edilen ve yasal süre içerisinde itiraza uğramayan faturaların kesinleşmiş de olduğunu, müvekkili şirket tarafından faturaların Sigorta Eksperleri Yönetmeliği'nin 16.maddesinde yer alan hüküm çerçevesinde yayınlanan Sigorta Ekspertiz Ücreti Rehber Tarifesi uyarınca hazırlandığını, bu tarifeye göre ücret belirlendiğini, bilirkişi heyet raporunda da talep edilen ücretin piyasa ve hakkaniyete uygun olduğunun tespit edildiğini, ayrıca, bilirkişi heyetinin cari hesap hareketleri üzerinde yaptıkları inceleme sonucunda müvekkili şirketin kayıtlarında faturalardan dolayı kalan cari hesap bakiyesi 71.986,57 TL' nin şüpheli alacaklar hesabında takip edildiğinin tespit edildiğini, tüm bu tespitler doğrultusunda takibin devam etmesi gerekirken emsal ücretin belirlenmesi için taraf dışı sigorta şirketlerine müzekkere yazılması ve yazılan bu müzekkerelere göre bilirkişi tarafından hazırlanan raporun hatalı olduğunu, bilirkişilerin müvekkili lehine olan örnekleri dikkate almayarak sadece müvekkili aleyhine olan bazı sigorta şirketlerine ait hukuka uygunluğu tartışmalı ekspertiz hizmetlerine ilişkin örnek ödemeleri dikkate alarak kök rapordan tamamen farklı bir rapor hazırlayarak çelişki oluşturduklarını, raporlara olan güveni de zedelediklerini, 2.ek raporda da tüm itirazları gerekçelendirilmeden ek rapordaki görüşte değişiklik olmadığının belirtildiğini, bu raporun kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, 09/05/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda ... ve ... Sigortanın ücret skalası ortalaması ile müvekkili şirketin ve davalı yanın teklifi dikkate alınarak tespit edilen bir ekspertizin alabileceği ortalama fiyat hesabına gidildiğini, sonucunda 27.612,21 TL takip çıkış miktarı hesaplandığını, hazırlanan işbu bilirkişi ek raporuna göre verilen kararın hatalı olduğunu, ... Sigorta tarafından sunulan 2013-2014 eksper ücretlerine ilişkin tabloda herhangi bir kaşe veya imza olmayıp geçerliliği ve bağlayıcılığının kendileri tarafından kabul edilmediği gibi, bu faturalar üçüncü şahıs niteliğindeki sigorta şirketleri tarafından tanzim edilmiş faturalar olmakla müvekkili şirkete emsal nitelikte olmadığını, ... Sigorta tarafından da imzasız, kaşesiz ve tarihsiz bir listenin mahkemeye sunulmuş olup bu listenin dikkate alındığını, ek raporda hukuki geçerliliği olmayan bu ücret listelerinin ortalamasının alınmasının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişinin hazırlamış olduğu kök rapor ve ek raporun tamamen birbiriyle çeliştiğini, bilirkişi raporundan beklenenin mahkemeye somut, objektif, tarafsız ve kesinlik içeren değerlendirmeler sunması olduğunu, dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine gönderilmesi gerekirken, müvekkili şirket aleyhine olan ek rapor dikkate alınıp mahkemece karar verildiğini, yapılması gerekenin yeni bir bilirkişi heyetine gönderilmesi ya da olayın vuku bulduğu tarihte rehber tarifenin yürürlükte ve geçerli olup olmadığı hususunun Hazine Müsteşarlığı'na ve ...'ne (...) müzekkere yazılmak suretiyle netleştirilmesi olduğunu, mahkemenin kararının ortadan kaldırılarak sigorta ekspertiz ücreti rehber tarifesi dikkate alınmak suretiyle yapılacak hesaplama çerçevesinde davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, diğer taraftan, davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin de yerinde olmadığını, müvekkili şirketin tüm hesaplamalarını sigorta ekspertiz ücreti rehber tarifesi uyarınca yaptığını, müvekkili şirketin kötü niyetli ve ağır kusurunun karşı tarafça ispat edilmediğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/12-62 Esas - 2012/142 Karar sayılı içtihadında; 'alacaklının kötü niyeti hiç şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanmalıdır' ifadesi ile bu konudaki düşüncenin ortaya koyulduğunu, Hazine Müsteşarlığı tarafından yayınlanan tarifeye dayanarak alacak talebinde bulunmanın kötüniyet olarak kabul edilmesinin de açıkça hatalı olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN; "...Davacı firmanın, müvekkili şirket ile yazılı bir ücret sözleşmesi olmaksızın şifahen mutabık kalınan ücretler üzerinden ekspertiz hizmeti vermekte iken, 2014 yılında bu mutad ücret uygulamasının dışına çıkarak çok yüksek tutarlarda fahiş ücretler üzerinden düzenlediği faturalarla ücret talebinde bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından bu talep kabul edilmeyerek mutad ücretler üzerinden yapılan hesaplama kapsamında davacıya ödeme yapıldığını, davacının tek taraflı tahakkuk ettirdiği faturalarla dava konusu icra takibine tevessül ettiğini ve nihayetinde davanın kısmen kabulüne ve her iki taraf aleyhine de icra tazminatına hükmedildiğini, piyasada cari olan ekspertiz ücretlerinin tespitinde iptal edilen tarifenin de hesaplamaya dahil edilmesinin hatalı olduğunu, yazılı bir anlaşma bulunmadığından, konunun TTK'nın 20.maddesi kapsamında halli gerektiğini, bu maddenin tatbiki ile ilgili Yargıtay kararlarında benzer işlemlerdeki emsal uygulamalar gözetilerek davalının talep/tahsil ettiği tutarın uygun olup olmadığı konusunda bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, taraflar arasında teamül halini almış bir ücret uygulaması olduğunu, yakın tarihte davacıya ödenen ücretlerin bilirkişi marifeti ile tespitinin pekala mümkün olup davacının bu teamül haline gelmiş ücretleri aşıp aşmadığının da tespit edilebilir bir durum olduğunu, 24/02/2016 tarihli rapora beyanlarında etraflıca açıklama yapıldığını, bilirkişinin hem eksper firmalar ile diğer sigorta şirketleri arasında tatbik edilen emsal ücretleri hem de uygulamada hiç yeri olmayan ve Rekabet Kurulu Kararı ile yasaya da aykırı bulunan ekspertiz ücreti rehber tarifesini birlikte değerlendirmeye alarak hesaplama yaptığını, bunun sonucunda bulunan tutarın da emsallerin üzerinde olduğunu, itirazlarını bildirmiş oldukları dilekçeleri ile etraflı açıklama yapılmasına rağmen ek raporda da aynı yanılgının sürdürüldüğünü, mahkemenin de bu hatalı rapor kapsamında karar tesis ettiğini, yapılması gerekenin; bilirkişi heyeti vasıtası ile sadece piyasada cari olan ücret uygulamaları ile taraflar arasında uyuşmazlık konusu ücretlerden hemen önce benzer işlere tatbik edilen ücretlerin de karşılaştırılarak emsal ücretin tespit edilmesi olduğunu, müvekkili şirketin ancak ve ancak bilirkişi incelemesi ile ve emsaller araştırılarak belirlenebilen borç nedeniyle icra inkar tazminatına mahkum edilmesinin de yerinde olmadığını..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki sigorta eksper hizmeti ilişkisine istinaden düzenlenen faturalara dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; taraflar arasında yazılı bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte, davalı ... şirketinin, davacı şirketten eksper hizmeti aldığı ihtilaf konusu değildir. İhtilafın, 2014 yılına ait 7 adet faturadaki tutara yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, sigorta eksper ücretleri tarifesini dikkate alarak düzenlediği fatura bedellerinin tahsilini istemekte, davalı taraf ise bu tarifenin hiçbir zaman yürürlüğe girmediğini, ayrıca taraflar arasındaki mutad ücret uygulamasına göre son düzenlenen bu faturalardaki bedellerin fahiş olduğunu, mutad uygulamaya göre olması gereken kısmın ise ödendiğini, takibe konu edilen bakiye fatura bedellerinin haksız olduğunu savunmaktadır.
2-Davacı tarafın dayanak yaptığı tarifeye dair Rekabet Kurulunun 26.02.2014 tarihli kararında açıkça belirtildiği üzere; Sigorta Eksperleri İcra Komitesi (SEİK) tarafından düzenlenecek tarifenin 01.01.2014'de yürürlüğe girmesi kararlaştırılmış ise de, öncesinde Sigorta Eksperleri İcra Komitesi (SEİK) tarafından bu tarifenin rekabet hukuku açısından incelenmesi için başvuruda bulunulmasına ve sonuçlanıncaya kadar da tarifenin uygulamasının ertelenmesine karar verildiği, Rekabet Kurulunca yapılan inceleme sonucunda da, taraflarca serbestçe belirlenmesi gereken ücretlere ilişkin asgari ücret kısıtlaması getirilmesi yönünde yapılacak bir düzenlemenin, teşebbüs birliği kararı ile değil, ancak kanunla yapılması gerektiği, bu nedenle tarifenin 4054 Sayılı (Rekabetin Korunması Hakkında Kanun) Kanuna açıkça aykırı olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bilirkişi kök ve ek raporları alınarak son alınan rapora göre hüküm tesis edilmiş ise de, bu raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı görülmüştür. Taraflar tacir olup, sözleşme serbestisi uyarınca aralarındaki işe dair serbestçe ücret takdir edebilirler ise de, ücret uygulamasının her iki tarafın iradesine uygun olması gerektiği de açıktır. Sürekli edimleri içeren sözleşmesel ilişkide her fatura konusu iş için ayrı ayrı ücret belirlenmesine bir engel olmamakla birlikte, tarafların ticari iş ilişkisinde süreklilik arz eden işlerde mutad bir ücret skalası geliştirmesi de mümkün olup, mutad uygulamanın dışına çıkılması durumunda, karşı tarafın bu yeni ücretlendirmeyi kabul ettiğinin bunu iddia eden tarafından ispatlanması gerekecektir. Somut uyuşmazlıkta, tarafların önceki yıllarda ücret konusunda dosyaya yansıyan herhangi bir sorun yaşamadığı, 2014 yılı faturaları ile ihtilafın çıktığı görülmekte olup, yapılacak iş; her iki tarafın defter ve kayıtlarının incelenmesi suretiyle öncelikle 2014 yılı içerisinde dava konusu olmayıp, taraflarca kabul edilen-ödenen faturalar olup olmadığının irdelenmesi, akabinde taraflar arasındaki önceki yıllara ait faturalar ve yıllara göre uygulanan ücretlendirmelerin belirlenip benzer işlerde ödemenin ne şekilde yapıldığı (dava konusu faturalar özelinde yapılan hizmetin miktar ve niteliğinde ücrette fark yaratacak hususlar olup olmadığı da incelenerek) hususlarında -uyuşmazlığın temelinin cari hesaba değil, faturalara dayalı olduğuna da dikkat edilerek- farklı bir bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesisinden ibarettir (Benzer yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) 23. HD. 2015/3029 E. - 2015/8401 K).
3-Davalının yasal sürede faturalara itiraz etmediğine dair davacı taraf iddiası bakımından yapılan değerlendirmede ise; bizzat davacı tarafça da 09.07.2014 tarihli noter ihtarnamesi içeriğinde açıkça beyan edildiği üzere, bahse konu faturalardaki ücret konusunda taraflar arasında ihtilaf çıktığı ve bu konuda tarafların ihtarların öncesinde birtakım görüşmelerde bulunduğu, bu hususun her iki tarafın ihtar içeriklerinden de anlaşılmakta olduğu, tarafların anlaşamaması üzerine son olarak davacı tarafça davalıya ihtar gönderildiği, davalının da cevabi ihtarı ile davacının fiyatlandırmasını kabul etmeyip iade faturalar gönderdiği anlaşılmakla, bu durumda davalının bu faturalara süresinde itiraz etmediğinin kabulü mümkün görülmemiştir.
4-Her iki taraf icra inkar/kötüniyet tazminatını istinafa getirmiş olup, mahkemece her iki taraf yararına da verildiği görülen bu tazminatlar bakımından hiçbir gerekçe yazılmadığı, belirtilen icra tazminatlarının yasal koşullarının kararda değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Bu yön itibariyle, sözkonusu itirazların da kabulü ile, mahkemece bu hususta denetime elverişli şekilde gerekçeli karar yazılmak üzere de kararın kaldırılması gerekmiştir.
5-Kabule göre de, mahkeme kararında faiz konusunda talep aşımı olduğu görülmüştür. Zira davacı, icra takibinde %9 yasal faiz talep etmiş olduğu halde, mahkemece kurulan hükümde avans faizine hükmedilmiş olduğu görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının AYRI AYRI KABULÜNE; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/332 Esas - 2019/40 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-İSTİNAF AŞAMASINDA;
a-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,
b-Davalı tarafından yatırılan 255,00 TL istinaf karar harcının istek halinde davalı tarafa iadesine,
4-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/10/2024