T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/398
KARAR NO : 2024/1561
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/05/2021 ( Dava) - 23/12/2021 (Karar)
NUMARASI : 2021/321 Esas - 2021/1210 Karar
DAVA : Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı)
BAM KARAR TARİHİ : 31/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 31/10/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/12/2021 tarihli 2021/321 Esas ve 2021/1210 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı ile ... arasında “İzmir Hafif Raylı Sistemi İlave Araçlara Ait Halkapınar Yeraltı Yeni Depolama Tesisleri Yapılması İşi”ne ait 24.12.2015 tarihli ve 24.02.2017 tarihli iş yapım sözleşmeleri akdedildiğini, 24.12.2015 tarihli sözleşmenin, dava dışı işveren ...nce Kamu İhale Mevzuatı çerçevesinde açılan ihaleye iştirak eden müvekkili şirketlerin ihaleyi kazanması neticesi imza edildiğini, ihaleye iştirak eden başka bir isteklinin Kamu İhale Kurulu nezdinde yaptığı itiraz neticesi tasfiye edilen ilk sözleşme sonrası, Kamu İhale Kurul Kararının yargı yoluyla iptal edilmesiyle dava dışı asıl işveren ... ile ikinci kez 24.02.2017 tarihli iş yapım sözleşmesi akdedildiğini, bu süreçte ilk olarak 24.12.2015 T.li iş yapım sözleşmesinin imza edilmesi sonrası o dönem ... A.Ş. olarak faaliyet gösteren davalı ... A.Ş. ile ... poliçe nolu İnşaat ... Sigorta Sözleşmesi,24.02.2017 T.li iş yapım sözleşmesinin imza edilmesi sonrası yine o dönem ... A.Ş. olarak faaliyet gösteren davalı ... A.Ş. ile ... poliçe nolu ... Sigorta Sözleşmesi imza edildiğini, akabinde İzmir İli, Konak İlçesi Çınarlı Mahallesi Atatürk Stadyumu yanında bulunan inşaat sahasında 13.03.2019 tarihinde sabaha karşı saat 03.00 sıralarında göçük meydana geldiğini, 2 gece bekçisi işçinin vefat ettiğini ve büyük miktarda maddi hasar oluştuğunu ,gerçekleşen riziko sonrası davalı sigorta şirketine ihbarda bulunulduğunu, 3/1623843 nolu hasar dosyası açtırıldığını, hayli uzunca bir süre geçtikten sonra davalı sigorta şirketince ... firmasından alınan eksper raporu dayanak gösterilerek sigorta sözleşmesi/sözleşmeleri kapsamında olmasına rağmen müvekkili şirketlerin gerçek zararının karşılanmaktan imtina edildiğini, tüm imalatların idare yapı kontrol mühendisleri denetiminde emir ve talimatları doğrultusunda, plan ve projesine en önemlisi fen ve sanat kurallarına uygun şekilde yapıldığını, sigorta şirketinin zararı karşılamama yönündeki bir diğer gerekçesinin göçük nedeniyle yıkılan diyafram duvarın 17.03.2017 tarihli sigorta poliçesinden önce yapılan imalatlardan olduğu, 2016 yılında yapılan bu imalatların “mevcut yapıların” poliçe kapsamı dışında tutulmasına ilişkin poliçe hükmünün gereği olduğunu , müvekkili şirketin gerek iş sahibi İdare ile imza ettiği iş yapım sözleşmesi gerekse davalı sigorta şirketiyle imza ettiği sigorta sözleşmelerin birbirinin devamı sözleşmeler olduğunu , birbirinin devamı olan sözleşmeler kapsamında müvekkili şirketin zararının karşılanması gerektiğini, diğer yandan kabul anlamına gelmemek üzere davalı sigorta şirketinin iddia ettiğinin aksine göçük nedeniyle yıkılan diyafram duvarın tamamının 17.03.2017 tarihli sigorta poliçesinin imza tarihinden önce yapılmış olmayıp, yıkılan diyafram duvarların bir kısmının konu sigorta sözleşmesinin imza tarihinden sonra imal edildiğini yine kabul anlamına gelmemek üzere 17.03.2017 tarihinden önce yapılan imalatlara ilişkin olarak ... poliçe nolu ... Sigorta Poliçesinin bakım devresi söz konusu olup, yıkılan duvarların bedelinin bu kapsamda ödenmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin gerekçeleri aksine müvekkili şirketin zararının sigorta poliçeleri kapsamında karşılanması gerektiğini, müvekkili şirketin uğradığı zararların sözleşme birim fiyat tariflerine göre dilekçede tablo halinde belirtildiğini, tabloda meydana gelen riziko nedeniyle müvekkili şirketlerin uğradığı zararı gösterir başlıca kalemlerin belirtildiğini, bu zarar kalemleri yanı sıra göçük sahasının temizlenmesi, arama kurtarma çalışmaları sırasında verilen hizmetler, toprak altında kalan ve zayi olan iskele, pompa, kablo vb inşaat malzemesi yanı sıra dava dışı idarenin talebi doğrultusunda sahaya getirilen geri dolgu malzemesinden kaynaklı olarak müvekkillerinin yüksek miktarda zararı doğduğunu, müvekkili şirketlerin yüklenimi altında yapılan inşaat işinde meydana gelen göçük olayına bağlı çökme nedeniyle uğranılan zararın karşılanmasının davalı sigorta şirketinden istendiğini ancak zararın haksız gerekçelerle karşılanmadığını, red keyfiyetinin 20.06.2020 tarihli davalı sigorta yazısıyla müvekkili şirketlere bildirildiğini, akabinde yapılan arabuluculuk görüşmelerinde ise anlaşma sağlanamadığını, zararı meydana getiren sebepler, zararın sigorta poliçesi/poliçeleri kapsamında kalıp kalmadığı, zararın miktarı, niteliği, niceliği, uyuşmazlığı çözecek hususlar konusunda uzman sigortacı, mimar, mühendis bilirkişilerce yapılacak incelemeler neticesinde ortaya çıkacağından davanın belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.500.000,00 TL bedel üzerinden ikame edildiğini belirtmiş ,davanın kabulüyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte şimdilik 2.500.000,00 TL' nin hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketlerinin hasar tazmin talebinin, konunun uzmanları tarafından değerlendirildiğini ve ret edildiğini, red gerekçesinin gerçekleşen zarar ve hasarın, yetersiz zemin etüdü ve proje hatasından ve şartnameye uygun imalat yapılmamasından kaynaklanması ve göçük nedeniyle yıkılan duvarın 24.12.2017 tarihli sigorta sözleşmesinden önce yapılmış olmasına ve sair nedenlere dayandığını, somut uyuşmazlıkta dava konusu sigortanın başkası lehine sigorta olup poliçe ve buna bağlı olarak düzenlenen zeyilnamelerde davacılar (...) ... San.Tic.Ltd. Şti. ve ... San.ve Tic. A.Ş. (İş Ortaklığı)nin sigorta ettiren olduğunu , sigortalının ise dava dışı ... olduğunu, poliçede sigorta ettiren yüklenicilerin, alt müteahhit ve taşeronların sözleşmeye dahil edilmediğinin anlaşıldığını, bu durumda riziko şahsı ... olduğundan, hasarı talep ve hasarın tazmini noktasında, menfaat tarafının da irdelenmesinin önemli olduğunu, 6102 sayılı TTK 1454 maddesindeki “sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir” düzenlemeden de anlaşılacağı üzere aksine bir sözleşme kuralı yoksa sigorta tazminatını talep ve dava hakkının sigortalıya ait olduğunu , dava konusu poliçede aksi yönde bir hüküm bulunmadığını , dava dışı sigortalı tarafından alacağın temlik edildiğine dair belge sunulmadıkça, davacıların talep ve dava hakkını kazanamayacağını ,davanın öncelikle aktif dava ehliyeti yönünden reddinin gerektiğini , somutlaştırma yükümlülüğüne aykırı davranan davacıların, iddialarının dayanağı olan vakıaları ve delilleri ilgili vakıalarla bağlantı kurarak göstermediğini , bu eksikliğin giderilmemesinin, davanın esastan reddini gerektirdiğini ,sigorta konusu hasarın, ... (bütün riskler) (all risks) teminatının ön şartı “ani ve önceden bilinmeyen” olma şartı gerçekleşmediğinden, sigorta kapsamında olmadığını, dava konusu hasar öncesinde, davacı sigorta ettiren/ ler ve sigortalının durumu bildiğini ve bu ticari riski göz önüne aldığını, sonuçta bu alınan ticari riskin gerçekleştiğini ve zararın meydana geldiğini ,dava konusu poliçenin ticari riskler neticesi doğan zararlar için teminat vermediğini ,ihtilaf konusu olayda, zaman içinde artarak meydana gelen hasarın söz konusu olup, poliçe özel ve genel şartlarında teminat sağlanan bir risk gerçekleşmediğini, İnşaat Sigortası Genel Şartları md. a.1. sigortanın kapsamı” hükmüne göre dava konusu olayın önceden bilinmemesi veya ani sebeple meydana gelmiş olmasının bir ön şart olarak arandığını davaya konu projenin 2015 yılında başladığını, yapım işinin bir başka ortaklık nezdinde yürütüldüğünü, ihalenin tekrardan davacılar üzerinde kalması üzerine 24 Şubat 2017’de Büyükşehir Belediyesi ile yeni sözleşme yapıldığını, bunun üzerine düzenlenen sigorta sözleşmesinde 17.03.2017 tarihinden önceki süreçte yapılan imalatların hariç tutulduğunu ,davaya konu çökme hadisesinin ise poliçe tanzim tarihinden önce yapılan imalata ait olduğunu ,davacıların talep ettiği hasarın, sigorta kapsamı dışında olmasının yanısıra, poliçe özel ve genel şartları kapsamında birden fazla istisnaya giren durumları içermekle, sigorta teminatı dışında olduğunu, Poliçe Özel Şartları md. 2 gereğince, poliçe tanzim tarihinden önceki imalatların doğurduğu hasarların teminat haricinde olduğunu , davaya konu hasar talebinin her ne kadar ikinci poliçe döneminde gerçekleşmiş ise de hasara yol açan inşaat uygulaması ve imalatına bağlı olarak, Poliçe Özel Şartları md. 2 de bahsedildiği üzere, tanzim tarihinden önceki imalatların ileride doğurabileceği dolaylı hasarlar olduğunun açık bir şekilde ortada olduğunu ,bu yönden de teminat kapsamının değerlendirilmesinde davaya konu mahallin hakediş raporlarının sigortalı ...nden celbi ile durumun somut veriler ve tayin olunan eksper tespitleri üzerinden incelenmesi gerektiğini, anılan kloz gereğince hasarın teminat dışında olduğundan, davanın reddinin gerektiğini, hasar talebinin Poliçe Özel Şartları md. 5 gereğince, teminat harici olduğunu ve bu kloz gereğince hasar teminat dışında olduğundan, davanın reddi gerektiğini, hasarın poliçe üzerinde yer alan Özel Şartlar Madde 14 gereğince teminat dışında olduğunu ,bu kloz gereğince hasar teminat dışında olduğundan, davanın reddinin gerektiğini ,hasarın Poliçe Özel Şartları md. 15 gereğince, teminat dışında olduğunu, bu kloz gereğince hasar teminat dışında olduğundan, davanın reddinin gerektiğini, davacının hasar talebinin, İnşaat Sigortası Genel Şartları gereğince teminat dışında olduğunu ,gerek hasarın meydana gelmesi tarihine kadar ve gerekse hasardan sonra yapılan bir çok teknik inceleme ve tespitin hasarın plan proje ve hesap hatası ve kusurlu işçilikten kaynaklandığını ortaya koyduğunu ,anılan genel şart maddeleri gereğince hasarın teminat dışında olduğundan, davanın reddinin gerektiğini, hasarın, poliçe “bakım devresi” süresinde meydana geldiğini bu teminat gereğince ve ilgili klozu çerçevesinde, poliçe tanzim tarihinden önceki imalatların doğurduğu hasarların, teminat dışında olduğunu, dava konusu olayın 13.03.2019 tarihinde gerçekleşmiş olup Bakım Devresi (24.01.2018 – 18.07.2019) süresi içinde meydana geldiğini, bu kloz gereğince hasar teminat dışında olduğundan, davanın reddinin gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, davacıların davaya konu ettiği hasar tutarının, sigorta sözleşmesi hüküm, bedel ve şartları karşısında talep edilemeyeceğini haksız ve fahiş olduğunu, “Eksik Sigorta” bulunduğunu, sovtaj değerinin hasar tutarından tenizili gerektiğini, talebin teminat dışında olduğuna ilişkin itirazlar saklı kalmak kaydıyla, hasar incelemelerinin, sigorta ettirenden kaynaklanan ve sigortacıya yüklenemeyen nedenlerden dolayı geciktiğini, bu nedenle, davalı sigortacının temerrüdünün söz konusu olmadığını, belirtmiş, davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın aktif husumet yokluğundan reddine, somutlaştırma yükümlülüğüne aykırı davranıldığından ve davacıların, elinde bulunan belgeleri sunmamış olup mahkemece kesin süre verilmesine ve verilecek süre içinde tamamlanmaması halinde, sonucu, ispatsız kalan davanın reddine, sigorta teminatı 01.03.2017 – 24.01.2018 tarihleri arası çalışmalarını temin etmekte olup dava konusu hasara yol açan inşaat uygulaması ve imalat 2016 yılında yapılmış olmakla ve sigortalının, ... Sigorta Poliçesi Özel Şartlarında belirtilen şartları yerine getirmemiş olması nedenleri ile rizikonun tamamen teminat dışında olması nedeni ile haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''....davacı vekilinin talebinin aksine dava dışı ...nin muvafakatinin alınmasının da davacıya aktif husumet ehliyetini kazandırmayacağı , davacının dava açmaya yönelik aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı...'' gerekçesiyle; ''....Davanın davacının aktif husumet ehliyeti yokluğundan REDDİNE....'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; somut olayda taraflarca düzenlenen sigorta, başkası lehine sigorta olup başkası lehine sigorta, TTK 1454'te düzenlenmiş olup, ilk derece mahkemesi kararı aksine konu düzenlemede, sigorta ettirenin talep ve dava hakkıyla ilgili olarak bir açıklık bulunmadığından, konu düzenlemenin lafzı, ruhu, gerekçesi, tarihsel gelişimi ve bağlı olduğu genel hükümler çerçevesinde bir yorum yapılması gerektiğini, söz konusu maddenin gerekçesine bakıldığında; "Sigorta sözleşmesi, iki taraflı bir işlemdir. Ancak, taraflar yaptıkları sözleşme ile borcun alacaklıya değil de üçüncü kişiye ifasını kararlaştırabilir. Bu durumda başkası lehine sigortadan bahsedilir. Borçlar Kanununun 111 ve 112 (TBK 129) nci maddelerinde düzenlenen üçüncü şahıs lehine sözleşmenin bir uygulaması niteliğindeki başkası hesabına sigortada sigortadan doğan haklar sigortalıya aittir." hükmü yer almakta olup buna göre başkası lehine sigortanın, TBK 129'da düzenlenen üçüncü kişi yararına sözleşmenin bir uygulaması niteliğinde olduğunu, TBK 129/1 hükmü uyarınca sigorta ettiren müvekkili şirketlerin, davalı taraf sigortacıya karşı sözleşmenin tarafı olarak her zaman dava açabileceğini; zira Yargıtay'ın da birçok kararında, poliçede sigortalı olarak iş sahibi idarenin gösterilmiş olmasına rağmen, inşaatın kesin kabulüne kadar yüklenicinin menfaatinin devam ettiğine ve dolayısıyla rizikonun gerçekleşmesi durumunda dava hakkının yüklenici sigorta ettirene intikal ettiğine hükmettiğini, ayrıca, konu hükmün tarihsel gelişimine bakıldığında, kanun koyucu tarafından sigorta ettirene, poliçeyi elinde bulundurması halinde talep ve dava hakkı tanındığını, bu durum, TBK 129, TTK hükmünün açık olmayışı ve keza yerleşik Yargıtay kararları doğrultusunda müvekkili şirketlerin huzurdaki davayı ikame etmek uğrunda aktif dava ehliyetine haiz olduğunu, bu itibarla, ilk derece mahkemesinin gayri hukuki kararının kaldırılmasına ve davacı müvekkillerinin aktif dava ehliyetinin mevcut olduğu tespitine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ... sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 1454. maddesi uyarınca; sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir. Madde hükmünden de anlaşılacağı gibi aksine bir sözleşme kuralı yoksa sigorta tazminatını talep hakkı sigortalıya aittir.
Öte yandan, dava tarihi itibarı ile yürürlükte olan 22.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nu Ek 6/2 maddeye göre tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemez.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; taraflar arasında düzenlenen "... Sigorta Poliçesi " ve buna bağlı olarak düzenlenen zeyilnamelerde davacılar ... San.Tic.Ltd. Şti. ve ... San.ve Tic. A.Ş.' nin sigorta ettiren, dava dışı ...' nin ise sigortalı konumunda olduğu, yukarıda belirtilen düzenlemeler göz önüne alındığında aksine bir sözleşme kuralı yoksa sigorta tazminatını talep hakkı sigortalıya ait olup, dava konusu poliçede bu yönde (aksine) bir hüküm ve sigortalı dışında her hangi bir lehdarın sözleşmeye dahil edildiğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı; dava dışı sigortalı ... muvafakat etse dahi hukuken sigorta ettirenlere talep ve dava hakkını, yani davacılara aktif husumet ehliyetini kazandırmayacağı, bu durumda davacıların dava açmaya yönelik aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla; mahkemece sigorta ettiren davacıların aktif dava ehliyetinin bulunmadığı kabul edilerek HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilinin itirazının reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/12/2021 tarihli 2021/321 Esas ve 2021/1210 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 346,90 TL'nin davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 31/10/2024