T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1684
KARAR NO : 2024/1537
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/10/2020 (Dava) - 28/09/2021 (Karar)
NUMARASI : 2020/581 Esas - 2021/752 Karar
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
BAM KARAR TARİHİ : 31/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 31/10/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/09/2021 tarih ve 2020/581 Esas - 2021/752 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı adına kayıtlı ... plakalı araca, davalı sigorta şirketi tarafından trafik sigortası ile sigortalanan ... plakalı araç tarafından 06/08/2020 tarihinde çarpılmış olup çarpışmanın etkisiyle, davacının da önünde seyreden ... plakalı araca çarpmasıyla zincirleme maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazadan sonra taraflarca kaza tespit tutanağı tutulduğunu, meydana gelen kazada, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı araç ve sürücüsü %100 oranında kusurlu bulunduğunu, araçta 17.141,91 TL hasar oluşmuşsa da davalı şirket tarafından 15/09/2020 tarihinde 7.281,62 TL ödeme yapılmış olup zararın tam olarak karşılanmadığını, bunun üzerine araçta oluşan bakiye 9.860,29 TL hasar tazminatının ödenmesi için davalı sigorta şirketine 18/09/2020 tarihinde başvuru yapılmışsa da olumlu/olumsuz herhangi bir cevap verilmediği gibi ödeme de yapılmadığını, araç faturada belirtildiği şekli ile onarılmış olup müstakar Yargıtay içtihatları gereği iskonto yapılmayarak hesaplama yapılması gerektiğini, davacının alacakları hakkında yasal işlem başlatabilmek adına zorunlu dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu, arabulucu olarak ... sicil numaralı ...'in atandığını 2020/93209 Arabuluculuk numarası ile arabuluculuk görüşmelerine başlansa da, tarafların anlaşamaması üzerine arabuluculuk faaliyetine son verilmiş ve son tutanak 01/10/2020 tarihinde imzalandığını ileri sürerek, davanın kabülü ile, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile kısmi dava olarak şimdilik 100,00 TL hasar tazminatının sigorta şirketinin eksik ödeme yaparak temerrüde düştüğü 15/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; motorlu araç kazalarından doğan maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak zamanaşımı konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinde düzenlendiğini, anılan madde de; "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. "denilmek suretiyle bu durumun açıklığa kavuşturulduğunu, net bir şekilde görüldüğü üzere, davası konusu trafik kazası anılan zamanaşımı süreleri geçtikten çok sonra açılmış olduğundan zamanaşımı itirazlarımız doğrultusunda işbu davanın reddi gerekeceğini, 06.08.2020 tarihli trafik kazası sonucu davacı uhdesinde meydana gelen maddi zararların tazmini için davalı şirket tarafından 15.09.2020 tarihinde 7.281,62-TL tutarında ödeme yapıldığını, Yargıtay’ın kabul ettiği hesaplama yöntemleri dikkate alınarak yapılan ödeme sonucu davalı şirket sigorta poliçesi hükümlerinin tamamen yerine getirildiğini, davacı taraf, her ne kadar vuku bulan trafik kazası sonucu, aracının uğramış olduğunu iddia ettiği zararlara karşılık olmak üzere araç hasarı tazminatı bulunmaktaysa da, esasen davalı şirket tarafından davacı yana söz konusu zararlara ilişkin 7.281,62-TL ödeme yapılmış ve sigorta poliçesi hükümleri uyarınca davalı şirket üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, anılan ödemenin hesabında Yargıtay içtihatları uyarınca belirlenen hesaplama yöntemleri kullanıldığından bakiye herhangi bir ücret mevcut olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere, dosyada kusur oranlarının tespiti için herhangi bir rapor alınmamış olduğundan, en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması zorunluluk arz ettiğini, öte yandan kazanın meydana gelmesine etki edebilecek Karayolları Genel Müdürlüğü’nden kaynaklanan yol kusuru ve teknik arıza hususlarının da değerlendirilmediğini, davaya konu kazanın hangi sebeple meydana geldiği her durumda araştırılmalı, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün dava konusu kazanın meydana gelmesine etki edecek trafik işaret ve lambalarından, yolun yapısından ve trafik güvenliğini tehlikeye atacak derecede görüşü engelleyecek bir hususun bulunup bulunmadığı ayrıca belirlenmesi gerektiğini, ancak kaza tespit tutanağında bu hususlara ayrıntılı olarak değinilmediğini, ayrıca sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kaza meydana geldiği esnada alkollü içki ve/veya uyuşturucu madde etkisinde olup olmadığı, geçerli sürücü belgesinin bulunup bulunmadığı anlaşılmadığından bu konuya ilişkin de inceleme yapılması gerektiğini, davalı şirketin sigortalı araç sürücüsüne/işletenine rücu hakkı doğuracağından sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kaza meydana geldiği esnada alkol ve/veya uyuşturucu madde etkisi altında olup olmadığının ve geçerli sürücü belgesinin bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda yetkili mercii tarafından kusur durumunun gerçek değerinin belirlenebilmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere, davacı tarafça sunulmuş olan ekspertiz raporu’nda belirtilen araç hasarına ilişkin tutarlar son derece fahiş olup işbu raporun tarafımızca kabulünün imkansız olduğunu, söz konusu araç hasarının uzman sigorta eksperi tarafından yargıtay içtihatları doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, öte yandan ekspertiz raporu düzenlenmesi için ödendiği iddia edilen ve talep edilen miktarda fahiş olup kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için huzurda görülen davanın haklı olduğu varsayılsa bile, davalı şirket’in faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, aleyhlerine hüküm kurulması halinde davalı şirket komisyonunuza dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince; "...Somut olayda davalının zorunlu mali mesuliyeti sigortalısı olduğu aracı kullanan şahsın 2918 sayılı yasanın 52/b, 56/1-c, ve 84/d maddelerini ihlal etmek suretiyle ağır kusurlu olduğu, haksız fiile karışan diğer araç sürücülerinin olayda kusursuz olduğu, bu hususun alınıan bilirkişi raporu ile sabit olduğu, davacının aracının onarımı için gerekli tamiratları yaptırdığı, bu bağlamda 17.141,91 TL fatura düzenlendiği, davalının sigortalısı olduğu aracın sürücüsünün kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil ile davalının aracında çarpmak suretiyle davacıyı maddi zarara uğrattığı, zarar ile davalının sigortalısı olduğu aracı kullanan şahsın kusurlu ve hukuka aykırı fiili arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, davalı sigorta şirketinin ise düzenlenen zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında sorumlu olduğu, davacının sigorta şirketine yaptığı başvuru sonucunda sigorta şirketince bir kısım ödemenin yapıldığı, geri kalan zarar miktarı için ise alınan bilirkişi raporunun davacının faturada belirtilen tutar kadar hasar tazminatı alacaklısı olduğu..." gerekçesiyle davanın KABULÜ İLE, 9.860,29-TL maddi tazminatın 15.09.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece detaylı inceleme yapılmadan karar verildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, kayıt ve şartıyla müvekkili şirketin sorumluğunun, sigortalının kusuru oranında ve sigorta poliçe limiti ile sınırlı olacağını, kusur oranları açısından en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için hem Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda tayin ve tespit edilen yedek parça fiyatlarının fahiş oranda yüksek olduğunu, söz konusu tazminatın uzman sigorta eksperi tarafından Yargıtay İçtihatları doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle araçtaki hasar bedelinin karşı araç zorunlu mali mesuliyet sigortacısından tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davalının davadan önce davacıya bir kısım ödeme yaptığı, bakiye kısmın eldeki davada talep edildiği, davalı sürücüsünün seyir halinde iken gerekli takip mesafesini korumadığı ve duramayarak önünde giden davacıya arkadan çarparak tam ve asli kusurlu olduğu, davalı ekspertiz raporunda tespit edilen ve davacıya davadan önce ödenen bedelin iskonto uygulanarak tespit edildiği, Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğu üzere hasar bedelinin tazmininde gerçek zararın belirlenmesi gerekmekte olup, davalı ile anlaşmalı ya da yetkili servisler arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanmasının davacı sigortalıyı bağlamayacağı (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2021/3294 E.-2021/4214 K), bu sebeple mahkemece hükme esas alınan raporda iskontosuz ve KDV dahil onarım bedelinin hesaplanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/581 Esas - 2021/752 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 673,55 TL istinaf karar harcından peşin alınan 168,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 505,17 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/10/2024