T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/360
KARAR NO: 2025/487
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/01/2025
NUMARASI: 2024/576 ESAS - 2025/35 KARAR
DAVA KONUSU: Alacak
KARAR YAZIM TARİHİ: 10.03.2025
İSTEM:
Davacı vekili, Müvekkili şirket ile davalı yan arasında 01.01.2018 tarihli sözleşme ile iş ortaklığı kurulduğunu, taraflar arasında tanzim edilmiş olan iş ortaklığı sözleşmesini ibraz ettiklerini, iş bu sözleşmenin konusunu “Aydın İli Nazilli İlçesinde bulunan LPG ve CNG dolum tesisi içerisinde bulunan LPG istasyonunun beş yıl süre ile ortaklaşa işletilmesi” oluşturduğunu, taraflar arasında akdedilen iş bu sözleşme gereği davalı yanın yerine getirmesi gereken birtakım yükümlülükler bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından, davalı yanın taraflar arasında tanzim edilen sözleşmeye uymadığı, sözleşmenin “...’ın yükümlülükleri” başlıklı 5. maddesinde yer alan i, u ve v maddelerinin ihlal ettiğinin tespit edildiğini, davalı yanın mal alımı yaptığı firmaya borcunu ödemediğini, çalışan personellerin maaş, SGK, fazla çalışma mesai alacakları vb. hak edişlerini ödemeyerek ortaklık hükümlerine aykırı hareket ettiğini, iş bu nedenle müvekkili/davacı tarafından davalı yana Aydın 4. Noterliğinin 18.09.2023 tarihli 22582 yevmiyeli ihtarnamesi ile “İşbu ihtarnamenin tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiği, aksi halde sözleşmenin tek taraflı olarak feshedileceği” bildirildiğini, davalı yan ihtarname kendisine tebliğ edildikten sonra belirtilen süre içerisinde sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı yana Aydın 2. Noterliğinin 23.10.2023 tarihli 23066 yevmiyeli ihtarnamesinin gönderildiğini, iş bu ihtarname ile sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini, davalı yanın taraflar arasında tanzim edilmiş olan sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeni ile iş bu yükümlülükler müvekkil/davacı yan tarafından yerine getirildiğini, davacı yan, sözleşme gereği davalı yan tarafından ödenmesi gereken ancak kendisi tarafından ödenen bedellerin davalıdan tahsili amacı ile arabuluculuk yoluna başvurduğunu, yapılan görüşmeler neticesinde taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, bunun üzerine taraflarınca ödenen ancak taraflar arasındaki sözleşme gereği davalı yan tarafından ödenmesi gereken bedellerin tahsili amacı ile iş bu davayı açtıklarını, taraflar arasında tanzim edilmiş olan iş ortaklığı sözleşmesi gereği davalı yanca ödenmesi gereken ancak davacı yanca ödenen 1.368.052,00 TL bedelin Aydın 4. Noterliğinin 18.09.2023 tarihli 22582 yevmiyeli ihtarnamesinin davalı yana tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı, öncelikle görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olmadığını, zira; müvekkilinin tacir olmadığından dolayı asliye ticaret mahkemesi yerine genel mahkemelerde açılması gerektiğini, davanın tümden reddine ilişkin savunmaları saklı kalmak kaydıyla davacı tarafın tüm talepleri ile ilgili olarak zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacı şirketin, dava dilekçesinde müvekkil ile 01.10.2018 Tarihinde iş ortaklığı sözleşmesi beş yıllık imzaladığı, bu sözleşmeye dayanarak müvekkilin, sözleşmeye aykırı davrandığını iddia ettiğini, bu iddialar doğrultusunda davacı şirket, müvekkilin işçi alacakları, kredi taksitleri ve prim, vergi borçlarını ödemediğini belirttiğini, davacının iddialarının mesnetten yoksun olduğunu, davacı şirket müvekkili ile davaya söz konusu olan Aydın ili Nazilli ilçesinde yer alan LPG ve CNG dolum tesisi içerisinde bulunan LPG istasyonunun ortaklaşa işletmesine ilişkin anlaştıklarını, işbu anlaşmaya ilişkin ortaklık bedelinin müvekkil tarafından ödenmiş olup sözleşme süresi boyunca tüm giderler ve borçlar ödendikten sonra elde edilen gelir müvekkile kalacağı hususunda anlaştıklarını, ortaklık bedeli olarak davacı şirkete, müvekkil tarafından 240.000, TL ödeme yapıldığını, ardından başka bir tarihte ek protokol yapılmış olup, LPG istasyonuna ek akaryakıt ilave edilmiş olup, bu ekleme ile 110.000, TL ek ödeme talep edildiğini ve bu ödeme de müvekkil tarafından ödendiğini, müvekkilinin ayrıca her biri 74.000, TL olan üç tane çeki davacı şirkete borç olarak verdiğini, davacı şirketin, dava dilekçesinde ödenmeyen kredi taksitleri adı altında müvekkilden talep ettiğini, ancak bu şekilde bir durum söz konusu olmadığını, davacı şirket dava dilekçesi eklerindeki hesaplamalara göre belediye kiralarılarının müvekkil tarafından ödemesi gerektiğini bildirdiğini, bu hususun sözleşmeye aykırı olduğunu, sözleşmede LPG istasyonu kirasının sadece 3/2'si müvekkil tarafından ödeneceği kararlaştırılmış olup, geri kalan tutar davacı şirket tarafından ödeneceğini, tüm ortaklık süresi boyunca kira müvekkilin hak edişinden karşınlandığını, yine davacı şirketin iddia ettiği sgk ve vergi borcu ödemediği iddiaları da tamamen asılsız olduğunu, müvekkilinin, imzalanan sözleşme gereği sadece lpg ve akaryakıt ile ilgili harç, prim ve vergiden sorumlu olacağının belirtildiğini, müvekkilin ANG şirketinin tüm vergi, harç ve sgk'lardan sorumlu olduğu algısı yaratılması sözleşme maddesine ve hukuka aykırı olduğunu belirterek açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME:
" somut olayda;davacı taraf, davalı ile iş ortaklığı sözleşmesi yapıldığını ve bu sözleşme gereği davalının ödemesi gereken SGK, vergi, kira vs gibi ödemeleri davacının yaptığını, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça fesh edildiğini belirterek, davalı yerine davacı tarafça ödenen paraların davalıdan tahsili için iş bu alacak davasını açtığı, davalının tacir olmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi, davanın türü ve uyuşmazlığın niteliğine göre somut olayda mutlak ticari dava da söz konusu olmadığı, bu sebeple uyuşmazlığın çözüm yerinin Nazilli Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla; davada HMK'nun 114/1-c maddesinde düzenlenen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle;
"Açılan davada Nazilli Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla HMK'nun 114/1-c maddesinde düzenlenen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 115/2. maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE," karar vermiştir.
BİLDİRİLEN İSTİNAF NEDENİ:
Davalı vekili, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığını, davanın alt kira ilişkisinden kaynaklandığından Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE :Dava, adi ortaklığın feshi nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere, adi ortaklık; iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK. 620/1 md.). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını veya emeklerini) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
6335 Sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı madde gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki (6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak) iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık, taraflar arasında LPG istasyonunu işletmek üzere kurulan adi ortaklığın feshinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Diğer bir anlatımla, uyuşmazlık, tarafların ticari işletmelerine ilişkin olmayıp, ortak oldukları ticari işletmeye ilişkindir. Kaldı ki, davalının tacir olduğuna dair bir bilgiye de dosya içerisinde rastlanılamamıştır. Bu sebeple somut olayda uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Bu itibarla, yazılı gerekçe ile verilen görevsizlik kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı;
1)Davalı vekilinin Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/01/2025 tarih ve 2024/576 Esas - 2025/35 Karar sayılı kararına yöneik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3)İstinaf giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
4)İstinaf gideri kullanılmayan kısmının HMK’nin 333/1. mad. uyarınca davalıya iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, HMK’nin 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere olmak üzere 10.03.2025 günü oy birliği ile karar verildi.