T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
22. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/3005
KARAR NO : 2024/2212
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/439
KARAR NO : 2023/466
DAVA TARİHİ : 09.03.2022
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (İİK 89/3)
KARAR TARİHİ : 25.10.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 25.10.2024
Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.06.2023 tarihli, 2022/439 Esas ve 2023/466 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, raportör üye tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:
Davacı vekili, davalı takip alacaklısı ...'nın 48.027,14 TL alacağı için müvekkiline 89/1 haciz ihbarnamesi gönderdiğini, süresinde itiraz edilmemesi üzerine ikinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini, bu ihbarnameye de itiraz edilmediğinden üçüncü haciz ihbarnamesi gönderildiğini, müvekkilinin birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerinden haberi olmadığını, müvekkilinin çiftçilik ile uğraştığını ve günün büyük bölümünü tarlada geçirdiğini, tebligatların usulüne uygun yapılmadığını, müvekkilinin takip borçlusuna söz edildiği gibi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin davalı takip borçlusunun babası olduğunu, aralarında herhangi bir ticari ve iş hukukundan kaynaklı bir ilişki bulunmadığını, bilakis müvekkilinin ekonomik sıkıntılar yaşayan davalı takip borçlusunun oğluna sürekli olarak ekonomik destekte bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olamadığının tespit edilmesine, davalı alacaklı hakkında %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
CEVAP :
Davalı ... vekili, davacı taraf ile aralarında bir ticari ilişki bulunmadığını, davacının babası olduğunu, babasından herhangi bir alacağı olmadığını, pandemi döneminde sıkıntılar yaşadığını, babasından ekonomik destek aldığını, babasının tarafına borçlu olduğunun gerçeği yansıtmadığını, davalı ...'nın kötüniyetli olarak babasına tebligat çıkartıp borçlu olarak eklemek istediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile; davacının, Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2019/3908 Esas sayılı takip dosyasından borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece işbu davada ispat yükünün müvekkiline yüklendiğini, oysaki ispat yükünün davacıda olduğunu, zira davacının borçlu olmadığını iddia ettiğini, bu noktada davacının davalı borçluya borçlu olmadığını ortaya koyması gerektiğini, dolayısıyla ispat yükünün müvekkiline yüklenerek verilen kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacı ile borçlular arasındaki hesap hareketlerinin incelenmediğini, devamında davalı şirket veyahut şahsın, davacı ile karz ilişkisi içerisinde olabileceği hususu görmezden gelinerek ticari defter ve belge incelemesi dahi yapılmadığını, davacı ile borçlu gerçek kişi baba-oğul olup, şirketin ise bu kapsamda aile şirketi niteliği taşıdığını, dolayısıyla davacı ile borçlular arasındaki ilişkinin tespitinin gerektiğini, dava kapsamında davanın süre yönünden reddi gerektiğini, davacı tarafın Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2019/3908 Esas sayılı dosyaya istinaden işbu menfi tespit davasını açtığını, davacı tarafın işbu davayı İİK'nın 89. maddesine göre açtığını ifade ettiğini, 15 günlük sürenin hak düşürücü süre olup, işbu süre sonrasında açılan davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin 11.04.2023 tarihli dilekçesi ile hesap hareketlerinin incelenmesi gerektiğini ve para hareketi olduğunu belirttiğini, ancak herhangi bir inceleme yapılmadığını, bu noktada da hatalı da olsa müvekkiline yüklenilen ispat yükünü yerine getirmesinin müvekkilinin elinden alındığını, davacı tarafın işbu davayı müvekkili ve borçluyu birlikte hasım göstererek açtığını, taraflar arasında bir zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, bu kapsamda dosyanın müvekkili yönünden husumetten reddi gerektiğini, davacı tarafın da söz konusu işlemlere bir itirazı olmadığı gibi İİK'nın 16. maddesi kapsamında şikayet yoluna dahi başvurmadığını, dolayısıyla müvekkillerinin itiraz etmemesi kaynaklı oluştuğu iddia olunan zarardan müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu yönüyle işbu davanın muhatabının müvekkili olmadığını, bu kapsamda davanın açılmasına müvekkili sebebiyet vermediğinden aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin de hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın, dosya borçlusu ile olan ilişkisi gereği haciz ihbarnamelerinin ve borcun muhatabının olduğunu, müvekkilinin dosya alacaklısı olduğunu, dolayısıyla dosya alacaklısı olarak müvekkiliin davacı ile borçlular arasındaki ilişki yönüyle bir dahli bulunmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89/3. maddesi gereğince açılan menfi tespit isteğine ilişkindir.
İİK'nın 89. maddesi; "Hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi).Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir.
Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.
(Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/22 md.) Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir.
Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir...." şeklindedir.
İİK'nın 89/3. maddesi gereğince kendisine haciz ihbarnameleri tebliğ edilen kişi önceki haciz ihbarnamelerine süresi içerisinde itiraz etmemiş ise üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde menfi tespit davası açabilir. Bu süre hak düşürücü süre olduğundan mahkemece resen gözetilmelidir.
Somut olayda; alacaklının ... borçlunun ... ve ... Ltd. Şti. olduğu Fethiye İcra Dairesi'nin 2019/3908 Esas sayılı dosyasında takip dayanağının 30.06.2014 ödeme tarihli 50.000,00 TL bedelli bono olduğu anlaşılmıştır.
2004 sayılı Kanun'un 89/3. maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Taraflardan birisinin tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisi bulunmamaktadır. (Aynı yönde, Yargıtay 11. HD'nin 06.11.2023 t.li, 2023/5228 E. ve 2023/6468 K. sayılı kararı)
O halde, mahkemece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince görevli olunmadığı halde karar verilmiş olması nedeniyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.06.2023 tarihli, 2022/439 Esas ve 2023/466 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince RESEN KALDIRILMASINA,
3-Davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
4-HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, dosyanın görevli Fethiye Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5-Dosya esası kapatılmak ve Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMEK ÜZERE dosyanın kararı veren mahkemeye İADE EDİLMESİNE,
6-İstinaf yoluna başvuran davalı ... tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının istinaf yoluna başvuran bu davalıya iadesine,
7-İstinaf yoluna başvuran davalı ... tarafından yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,
8-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince, temyizi kabil olmayan kararın ilk derece mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-c maddesi gereğince kesin olmak üzere 25.10.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.