(5271 S. K. m. 232, 253, 279, 280, 283, 286) (5237 S. K. m. 61, 157)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan sanık müdafii tarafından yapılan istinaf talebinin CMK'nın 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK'nın 280. maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı. Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi, duruşma yapılmasına gerek görülmeksizin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Olay günü sanığın katılan olan eşi F.'ya kasten vurarak yaraladığı, D.P.Ü Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 27.02.2016 tarih 20439 sayılı raporuna göre, katılanın geçirmiş olduğu "sağ el bilek ve humerusta ağrı, hassasiyet, ekimoz" yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebileceğinin belirlendiği olayda;
Her ne kadar sanık müdafii dava konusu olayın mükerrir olarak iddianameye ve hükme konu edildiğini belirtmiş ise de, dilekçesi ekinde sunduğu belgeler içeriği dikkate alındığında, mükerrir denilen davanın suç tarihinin 17-18.01.2016 olduğu, davamıza konu suçun tarihinin ise 27.02.2016 olduğu, her iki olayda da ayrı ayrı doktor raporu alındığı, salt yaralanmaların benzer olmasının davanın mükerir olması sonucunu doğurmayacağı anlaşıldığından, sanık müdafiinin mükerrirlik iddiası yerinde görülmemiştir.
Kamu davasına konu duruşmanın kanuna uygun biçimde yürütüldüğü, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetime olanak sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm deliller ve bilgilerin hükümde ve gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırılıp hüküm kurulduğu, TCK'nın 61/1 maddesinde belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlendiği görülmüştür.
Ancak;
1-Hüküm fıkrasında katılan F.'ya Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.980 TL yerine 1.800 TL; katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına 1.980 TL yerine 400 TL vekalet ücreti hükmedilmiş ise de, ilk derece mahkemesi kararına karşı yalnız sanık lehine istinaf yoluna başvurulduğundan, CMK.nın 283/1 maddesi gereğince aleyhe olarak hüküm kurulmasına yer olmadığına,
2-Dosya kapsamında çok sayıda tebligat ve posta masrafı toplamının 20 TL üzerinde olduğu halde, yargılama giderinin 20 TL'nin altında kaldığından bahisle hazine üzerine bırakıldığı, ilk derece mahkemesi kararına karşı yalnız sanık lehine istinaf yoluna başvurulduğundan, CMK'nın 283/1 maddesi gereğince aleyhe olarak hüküm kurulmasına yer olmadığına,
3-Sanığın tekerrüre esas alınan Kütahya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/677 esas 2012/60 kararına konu ilamındaki suçun TCK'nın 157/1 maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçu olduğu, 24.11.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı yasanın 34. maddesi ile değişikliğe uğrayan CMK'nın 253. maddesi gereğince TCK'nın 157/1 maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunun uzlaştırmaya bağlı suçlar kapsamına alındığı, söz konusu ilamla ilgili olarak sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri uyarınca uyarlama yapılıp yapılmadığı araştırılmamış ise de, uyarlama yargılaması sonucunun beklenmesi yargılama sürecinin uzamasına, bunun sonucunda da zamanaşımına uğramasına ve adli sicil kaydı olan sanık ile adli sicil kaydı olmayan sanıklar arasında yargılama sürecine ilişkin oluşacak adaletsizliklere neden olabileceğinden, hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet Savcılığınca infaz aşamasında uyarlama yargılamasının ilgili mahkemesinden istenebileceği, (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2012/1454 esas 2013/312 karar sayılı aynı yöndeki ilamı)
4-İlk Derece Mahkemesi karar başlığında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı sıfatının "katılan" olarak mahallinde düzeltilebileceğine,
5-CMK'nın 232/2c maddesine aykırı olarak, saat 11:30 sularında işlenen suçun zaman diliminin ilk derece mahkemesi karar başlığına yazılmadığı görüldüğünden, belirtilen eksikliğin mahallinde giderilebileceğine,
Belirtilenler dışında, sanık müdafisinin istinaf dilekçesindeki davanın mükerrir açıldığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, fazla ceza tayin edildiğine ve diğer istemlerine ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı kabul edilerek, CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Kararın CMK'nın 286/2 maddesi gereğince KESİN olduğuna,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)