(5271 S. K. m. 232, 263, 279, 280, 283) (5237 S. K. m. 54)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan sanık tarafından yapılan istinaf talebinin CMK'nın 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK'nın 280. maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı. Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi, duruşma yapılmasına gerek görülmeksizin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın "Tutuklunun kanun yollarına başvurması" başlıklı madde 263/1. fıkrasına göre, "Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt katibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir." şeklindeki düzenleme karşısında, kısa kararın sanığa tefhim edildiği tarihte ceza infaz kurumunda bulunan sanık yönünden yasal düzenlemede öngörülen kanun yoluna başvuru şekli belirtilmeyerek yanılgıya sebebiyet verildiği, sanığın istinaf isteminin süresinde olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede; (Benzer yönde Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 19.12.2017 tarih 2017/4995-16942 E.K. sayılı ilamı)
CMK'nın 232/2c maddesine aykırı olarak, saat 04:30 sularında işlenen suçun zaman diliminin ilk derece mahkemesi karar başlığına yazılmadığı görüldüğünden, eksikliğin mahallinde giderilebileceğine,
19 Nolu Aile Hekimi Dr. F. C.'in düzenlediği 14.06.2016 tarih 6552 sayılı protokol raporunda, katılanın "boyunda iki adet delik" yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunun belirtildiği, katılanın boyundaki yaralanmasının yüzde sabit iz olup olmadığı yönünde rapor aldırılmamış ise de, ilk derece mahkemesi kararına karşı yalnız sanık lehine istinaf yoluna başvurulduğundan, CMK'nın 283/1 maddesi gereğince aleyhe olarak hüküm kurulmasına yer olmadığına,
Suçta kullanılan şişin müsaderesi yerine ceza evine iadesine karar verildiği, bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi hüküm fıkrasının emanet paragrafı ile ilgili olan f bendinin kaldırılarak yerine "emanetin 2016/994 sırasında kayıtlı ve suçta kullanılan şişin TCK'nın 54 maddesi gereği müsaderesine, aynı emanette kayıtlı diğer şiş ve dövme yapma aleti kullanılan makine'nin suçta kullanılmadığı anlaşıldığından karar kesinleştiğinde söz konusu emanetlerin Seydikemer-Eşen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna iadesine" şeklinde ilave yapılmasına,
Eleştirilen, hükümden çıkartılan ve hükme eklenen hususlar dışında, kamu davasına konu duruşmanın kanuna uygun biçimde yürütüldüğü, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm deliller ve bilgilerin gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı ve bu suretle kabul edilen eylemin kanunda öngörülen suç tipine uygun olarak nitelendirilerek hüküm kurulduğu, ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından CMK'nın 280/1-a, 303. maddeleri gereğince düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
Kararın CMK'nın 286/2 maddesi gereğince KESİN olduğuna,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29.03.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)