(5271 S. K. m. 223, 279, 280) (5237 S. K. m. 21, 22, 29, 37, 39, 53, 58, 62, 63, 81, 85)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunanlar tarafından yapılan istinaf talebinin CMK'nın 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK'nın 280. maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı.
Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi, yapılan duruşma sonucunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İDDİA: Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 24/06/2016 tarih 2016/272 soruşturma 2016/1407 esas 2016/99 iddianame nolu iddianamesi ile; sanık M. B.'nın kasten öldürme suçunu işlediği ve eylemine uyan TCK'nun 81/1, 53, 63, 58, sanık F. Ç.'in taksirle ölüme neden olma suçunu işlediği ve eylemine uyan TCK'nun 85/1, 53 maddeleri gereğince cezalandırılmaları iddiası ile Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ:
Sanık M. B.'nın olası kastla öldürme suçundan eylemine uyan TCK'nun 81/1, 21/2, maddeleri gereğince 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık F. Ç.'in taksirle ölüme neden olma suçundan CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
ESAS HAKKINDA MÜTALAA:
Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasında: Sanık M. B.'nın "C.." lakabı ile bilinip bu isimle tanındığı anlaşılan sanık F. Ç.'in arkadaş oldukları, zaman zaman bir araya gelip birlikte arabayla gezerek zaman geçirdikleri, suç tarihi olan 24/02/2016 günü tanık S. A. ile sanık M.'un bir arkadaşının evinde buluşarak birlikte alkol aldıkları, aynı gün sabah 05:01:14 ve 05:01:28 saatlerinde de sanık M.'a mesaj attığı HTS kayıtlarından anlaşılan sanık F.'in, arkadaşının evinde S. ile birlikte oldukları bu süre zarfında da sanık M.'u öğlen 13:00 sıralarında kullandığı cep telefonundan aradığı, sanık F.'in sanık M.'u aramaya ve mesaj atmaya saat 13:53 kadar birden fazla kez devam ettiği, sanık M.'un da aynı zaman dilimi içerisinde belirli aralıklarla sanık F.'i arayarak veya mesaj atarak sanık F.'in arama ve mesajlarına karşılık verdiği, saat 17:33 sıralarında sanık M.'un sanık F.'i aradığı, dosyadaki beyanlardan da anlaşıldığı üzere karınları acıktığı için sanık M. ve S.'nın Turgutlu ilçe merkezinde bulunan Nazilli pide isimli iş yerine yemek yemeğe gittikleri, Nazilli Pide salonunda yemek yedikleri sırada HTS kayıtlarında da anlaşıldığı üzere saat 20:06'dan itibaren birden fazla kez sanık F.'in kullandığı cep telefonundan sanık M.'u aradığı ve sanık M.'un Nazilli Pide salonunda S. ile birlikte olduklarını söylemesi üzerine, sanık F.'in yanlarına geldiği, sanıklar F., M. ve S. belli bir süre burada oturduktan sonra üçünün birlikte sanık M.'un aracıyla hareket edip, gezmeye başladıkları, sanık M.'un alkollü olması ve daha önceden de beraber arabayla gezdiklerinde sanık F.'in, sanık M.'un arabasını kullanmış olması nedeniyle arabanın direksiyonuna sanık F.'in geçtiği, ön yolcu koltuğunda da sanık M.'un bulunduğu, S. A.'ın da arka koltukta oturduğu, sanık F.'in sevk ve idaresindeki sanık M.'u ait bu araçla trafikte seyrederken Turgutlu ilçe merkezindeki bulvar caddesinden aşağı doğru indikleri, trafik ışıklarının kırmızı yanması nedeniyle beklerken aracın arkasına maktul H. B.'ya ait ancak dosya kapsamında tanık olarak dinlenen maktulün yeğeni U. K. tarafından kullanılan içerisinde de A. K. ve E. G.'in de bulunduğu yeşil renkli Doğan marka aracın durduğu, trafik ışıklarının kırmızı yanması nedeniyle araçların arka arkaya beklemelerine rağmen U.'ın kullandığı araçta yüksek ses çıkartan havalı kornaya sürekli ve uzun uzun basılması nedeniyle sanık M.'un araçtan inerek, arkalarındaki araçta bulunan tanıklar U. K., A. K. ve E. G. ile kornaya neden ısrarla bastıkları hususunda tartıştığı, sanık M.'tan hemen sonra araçtan inen sanık F.'in arka arabadaki U.'ı daha önceden tanıdığını farketmesi üzerine sanık M. ile aralarında herhangi bir kavga çıkmasını önlemek için bu şahıslarla tartışan sanık M.'u sakinleştirerek arabaya bindirdiği, bu aşamada trafik ışıklarının yeşile dönmesini fırsat bilen U.'ın kullandığı Doğan marka aracın sanık F.'in kullandığı aracın yanından hızla geçmesi üzerine sanık F.'in bulunduğu aracın arkalarından selektör yaptığı, U. K.'ın ise kullanmış olduğu yeşil renkli Doğan marka aracı sağa çekerek durdurduğu, bu sırada sanık M.'un araçta bulunan ve olayda kullanılan av tüfeğini alarak aşağıya inip, U. K.'ın kullandığı yeşil renkli Doğan marka aracın arka kısmına tüfeğin dipçiği ile vurması üzerine tanıklar U. K., A. K. ve E. G.'in araçla hızla oradan uzaklaştıkları ve yolda ilerken tanık U.'ın dayısı olan maktul H. B.'yı cep telefonuyla arayarak sanıklar F. ve M. ile aralarında geçen olayları anlattığı ve H. ile yaptığı bu telefon görüşmesi sonucunda U.'ın kullandığı yeşil renkli Doğan marka aracı dayısının ikametinin bulunduğu yer olan olay yerine doğru sürdüğü, U. ve yanındakiler araçla maktulün evinin bulunduğu yere gittiklerinde orada bulunan maktul H. ile birlikte, sanık M.'un araca tüfeğin dipçiğiyle vurması sonucu oluşan hasarı inceledikleri sırada olay yerinde, arabadaki U., A. ve E. haricinde maktulün oğlu C. B., kızı S. B. ve eşi D. B.'nın da evin önünde kalabalık halde bulundukları aşamada sanık F.'in kullandığı araçla sanıklar M., F. ve tanık S. 'nın olay yeri olan maktul H.in evinin bulunduğu yere gelip, yolun her iki yanında duran kalabalığın aralarından geçerek yaklaşık 40 metre kadar sonra sanık F.'in kullandığı aracın durduğu, önce sanık M.'un, arkasından da sanık F.'in araçtan indiği, tanık S.'nın aracın arka koltuğunda oturmaya devam ettiği, sanık M. B.'nın araçta bulunan ve olayda kullanılan aynı zamanda trafikteki tartışmanın akabinde U.'ın kullandığı aracın kaportasına dipçiğiyle vurmuş olduğu tüfeği alarak orta refüjün bulunduğu yöne doğru bir el ateş ettiği, bu ateş sonucunda dosya kapsamında bulunan 11/03/2016 tarihli ATK raporunda belirtildiği üzere maktul H. B.'ya biri kafadan ve diğer ikisi göğüs bölgesinden olmak üzere üç yerden saçma tanesi isabet ettiği ve maktulün aldığı darbeler sonucu yere düştüğü, bunu gören sanıklar M.'un F. ile birlikte hemen araca binerek olay yerinden uzaklaştıkları, hastaneye kaldırılan maktul H. B.'nın yine ATK raporunda belirtildiği üzere av tüfeği iri saçma taneleri yaralanmasına bağlı kafatası kırıkları, beyin dokusu harabiyeti, kalp, karaciğer ve sağ böbrek yaralanmaları nedeniyle oluşan kanama sonucu ölümün meydana geldiği, sanık F. ve sanık M.'un suçta kullanılan tüfeği Kemalpaşa ilçesinde bulunan Şelale Gazino isimli işyerine götürerek M. Ç. isimli şahsa verdikleri, olayda kullanılan aracı da gazinoda bırakarak başka bir araç ile uzaklaştıkları, yapılan tüm araştırmalara rağmen olayda kullanılan delil niteliğine haiz av tüfeğinin bir daha ele geçirilemediği anlaşıldığı olayda;
Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07/06/2017 tarih 2017/52 Esas 2017/74 Karar sayılı kararı ile sanık M. B. hakkında kasten öldürme suçundan TCK'nun 81/1, 21/2, 53, 63, 58 maddeleri gereğince 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık F. Ç. hakkında CMK'nun 223/2.e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş ise de,
Yapılan yargılamada, sanık F.'in sanık M.'a ait olduğunu iddia ettiği, sanık M.'un sanık F.'e ait olduğunu iddia ettiği, olayda kullanılan av tüfeğini sanıklar M. ve F.'in birlikte gezdikleri araçta bulundurdukları, bulvarda meydana gelen tartışmadan sonra sanık F.'in sevk ve idaresindeki 35 AY 70.. plaka sayılı araç ile yeşil renkli Doğan marka aracı takip etmesi, hatta gözden kaybetmesine rağmen sanık M.'un ölenin evinin bilmediği halde, öleni ve evini daha önceden bildiği için aracı olay yerine sürmesi, bu sırada araçta tüfeğin olduğunu bildiği halde bunu yapması, telefonda ölenin oğlu C. B. ile yaptığı küfürlü konuşma, olay yerine aracı sürmeme imkanı var iken aracı olay yerine sürmesi, olay yerinde aracı savunmasının aksine kendisinin normal şekilde frene basarak durdurması, yine olay yerinde durdurduğunda olay yerinden uzaklaşabilecekken bunu yapmayıp sanık M. ile birlikte araçtan inmesi, sanık M.'un elindeki av tüfeği ile daha önce kavga ettiği şahıslar yolun bir tarafında durmakta iken orta refüjde durmakta olan maktul H. B.'ya doğru elindeki av tüfeği ile bir el ateş etmesi, sanık F.'in araç ile birlikte sanık M.'u da alarak olay yerinden uzaklaşması nazara alındığında, sanık F.'in sanık M.'a suçun işlenmesi sırasında önemli bir katkı sağladığı,
Sanık F.'in, diğer sanık M. ile fikir ve eylem birliği içerisinde, suçun işlenişi üzerinde ortak hakimiyet kurarak, eylemi gerçekleştirdikleri olayda, 5237 sayılı TCK'nun 37. maddesi kapsamında maktul H. B.'ya yönelik kasten öldürme suçunun müşterek failleri oldukları anlaşıldığından,
Sanık M.'un doğrudan doğruya kast ile üzerine atılı kasten öldürme suçunu işlediği anlaşıldığı halde sanık hakkında olası kast hükümlerinin uygulanması nedeniyle, sanık F.'in de sanık M.'un eylemine iştirak ettiği halde hakkında taksirle adam öldürme suçundan kamu davası açılıp beraat kararı verilmesi nedeniyle,
Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07/06/2017 tarih 2017/52 Esas 2017/74 Karar sayılı kararının kaldırılarak,
Sanık M. B.'nın Turgutlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/86 esas 2010/114 karar sayılı kararı ile tekerrüre esas sabıka kaydı bulunduğundan,
Sanık M. B.'nın kasten öldürme suçundan TCK'nun 37/1 maddesi yollamasıyla, TCK'nun 81/1, 53, 63, 58 maddeleri gereğince cezalandırılmasına,
Sanık F. Ç.'in kasten öldürme suçundan TCK'nun 37/1 maddesi yollamasıyla, TCK'nun 81/1, 53, maddeleri gereğince cezalandırılmasına,
Turgutlu Adli Emanetinin 2016/362 sırasında kayıtlı emanetlerin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA: Sanık M. B. İlk Derece Mahkemesi'nde yaptığı savunmasında: "Olay tarihinde kız arkadaşım olan S. A. çalışmadığı için arkadaşım olan İ. D. ile birlikte İzmir'e giderek, S.'yı alıp geldik, amacımız günü birlikte geçirmekti. S. ile birlikte İ.'in evine gidip, orda beraber alkol alıp, yemek yiyerek zaman geçirdik, evde iken C. lakaplı F. Ç. beni bir iki kere aradı, ancak ben açmadım, kız arkadaşım evde yalnız olduğum için açmak istemedim, S. ile birşeyler atıştırmak için Nazilli Pide salonuna gittik, Nazilli pide salonunda iken de F. beni aradı, telefonu açtığımda bana nerde olduğumu sordu, bende Nazilli pide de yemek yiyoruz dedim, bana geleceğini söyleyince, istersen sana da birşeyler yaptırayım, dedim, Nazilli pideden ben, S. ve F. çıktığımız sırada bize gezecek misiniz diye sordu, bende bir tur atar gezeriz, öyle eve gideriz, dedim, F., S.'nın benim kız arkadaşım olduğunu biliyordu, daha önce aynı ortamda bulunmuştu, bu yüzden bizimle gezmesine rıza gösterdim ve kendime ait 35 AY 70.. plakalı aracımı anahtarını F.'e verdim, kendisi araba sürmeyi sevdiği için beraber gezdiğimizde sürekli arabayı o kullanırdı, ayrıca olay günü alkol aldığım için ben sürmek istemedim, arabaya bineceği sırada yolun karşısında park halinde bulunan kendisine ait araca gitti ve ordan bir tüfek alarak geldi ve aracın bagajına koydu, yaklaşık 100 m kadar gittikten sonra arabayı durdurdu ve araçtan inerek bagajdaki tüfeği getirip, aramıza koydu, bu sırada ben ön koltukta oturuyordum, S. ise arka koltuktaydı, bu şekilde eski endüstri meslek lisesinin ordan kavşaktan dönerek bulvara çıktık ve yönümüz istasyona olacak şekilde devam ettik, bulvar üzerinde trafik ışıklarının bulunduğu yere geldiğimizde önümüzde başka bir araba vardı, bizim arkamıza da doğan marka yeşil renkte bir araba durdu, bu araç arkamızdan gelirken de yüksek sesle müzik sesi vardı, arkamıza durduktan sonra da 3-4 sefer kornaya bastı, kornası da normal araç kornası değil, rahatsız edici bir ses çıkarıyordu, bunun üzerine ben araçtan inerek doğan marka aracın sağ tarafına yöneldim, şoföre 'kırmızı ışık yanıyor, araçların üstünden mi atlıcaz, niye sürekli kornaya basıyorsun' dedim, araçtaki şahıslarla aramızda tam tartışma çıkacağı sırada F. Ç. bu şahısları tanıdığı söyledi ve bunun üzerine F. ve ben tekrar aracımıza bindik, bu aşağıya indiğimde doğan marka araçtaki şahıslarla aramızda herhangi bir sözlü veya fiili tartışma geçmedi, ben araca bindikten sonra kornaya 1-2 sefer daha basıldı, bunun üzerine ben araçtan tekrar indim ve 'gıcıklığına mı basıyorsunuz, hayırdır' dedim, o aracı kullanan ve isminin daha sonradan U. K. olduğunu öğrendiğim şahısla benim aramda tartışma çıktı ve bu sırada aramızda küfürleşme oldu, bu şahıs cep telefonuyla birini arayarak telefondaki şahsa 'silahları getirin, ben burda biriyle kavga ediyorum' şeklinde beyanda bulundu, bir yandan da bana küfürler ediyordu, çoluk çocuğuma da küfür edince sinirlendim ve arabaya giderek araçta bulunan tüfeği aldım ve onların aracının sağ arka çamurluğuna tüfeğin dipçik kısmıyla vurdum, yeşil ışık yandığı için o araç hareket edip, gitti, bende arabaya bindim, o araç bulvardan aşağıya doğru gitti, gözden kayboldu, bizde F.'in kullandığı aracımızla bulvardan aşağıya inip, kozapazarının ordan eski manisa yoluna döndük, ben kız arkadaşım S. ile muhabbet ederken aracı kullanan F.'de biriyle telefonda konuşuyordu, ancak kiminle ne konuştuğunu bilmiyorum, kervan yolu diye bilinen yerden geçerken bir kalabalık gördük, bu kalabalıktan bir şahıs aracın önüne atladı, küfür edip, 'erkeksen dur' diyerek, eliyle aracımıza vurmaya başladı, ben bu sırada bu şahısların trafikte tartıştığımız şahıslar olduğunu sonradan farkettim, kalabalığı yaklaşık 50 m kadar geçtiğimizde F. birden aracı durdurdu, kendisine niye durduğunu sorduğumda 'bunlar, az önce bulvarda kavga ettiğimiz şahıslar' dedi ve elini tüfeğe attı, olay büyümesin diye bende elimi tüfeğe atıp, tüfeği almış bulundum, aşağıya indiğimizde kalabalığın küfür ederek üstümüze doğru geldiğini görünce sağa doğru dönüp, boşluğa ve yere doğru kimsenin olmadığı tarafa 1 el ateş ettim ve bir kişinin yere düştüğünü gördüm, ancak benim ateş ettiğim taraf boşluk olduğu için ateşimin sonucunda birinin vurulup, düşeceği aklıma gelemezdi, kasıtlı herhangi birşey yapmadım, kasten birini öldürecek olsam, çoluk çocuğuma küfür ederek, üzerime gelen U. K.'ı vururdum, birlikte F.'le araca binerek eski Kemalpaşa yolundan gittik, bu sırada da F. telefonla maktul H.in oğlunu arayarak, yere düşen şahsın kim olduğunu, sordu, telefondaki şahıs babası olduğunu söyleyince, bir kaç defa daha F., H.in durumunun nasıl olduğunu öğrenmek için oğlunu aradı, sonra bir defa da F. kendi babasını aradı ve gidin bakın, birşey oldu mu şeklinde beyanlarda bulundu, olay duyulduğu için farklı şahıslar beni ve F.'i aramaya başladı, biz bağyurdu mevkiinde iken telefonda bize şahsın öldüğü bildirildi, 10-15 dk burada durup, ne yapacağız diye düşündük, F. Turgutlu'ya geri döneceğini söyledi, bense geri dönmeyi düşünmedim, F. araçta önce beni kız arkadaşım ile birlikte eski manisa yolu üzerinde bir dama bıraktı, ondan sonra bana ait araçla F. Turgutlu'ya döndü, benim cüzdanım ve telefonlarım vs hepsi aracımda kaldı, ben açık olan diğer telefonumla bir taksi çağırdım ve kız arkadaşımı bu taksi ile İzmir'e gönderdim, bende ovaya doğru gittim,
25/05/2016 tarihli sorgu hakimliğinde alınan ifadem doğrudur, bana aittir, ifadelerimi aynen tekrar ediyorum, eklemek istediğim bir husus vardır, eğer F.'in ifadesinde belirttiği gibi kendisini olayın meydana geldiği yere gitmesi için zorlamış olsam, benim niyetim kavga etmek veya bu olayı gerçekleştirmek olsa kendisine maktulün evinin bulunduğu yere değil de trafikte kavga ettiğim U. K.'ın evinini olduğu yere gitmesini söylemem gerekirdi, bu da F.'in doğru söylemediğini açıkça ortaya koymaktadır, ben kendisine herhangi bir yere gidelim demedim, araçla kendisi bizi oraya götürdü, zaten araçta kız arkadaşım varken ve şahıslarla tartışmışken tekrar şahısların üstüne gidip, kavgaya girmem düşünülemezdi.
Okunan belgelerdeki aleyhime olan hususları kabul etmiyorum, ben samimi bir şekilde olayı anlattım, cezaevine girene kadar diğer şahısların ne şekilde ifade verdiklerini bilmiyordum, gerçeği çaptırma yoluna gitmedim, ne yaşandıysa onu anlattım,
F.'in aşamalardaki ifadelerimde belirttiğim gibi başka şahıslarla husumet olduğunu biliyordum, bu sebeple bizim aracımıza gelirken kendi aracındaki tüfeği getirmesine birşey demedim, daha önce beraber gezdiğimizde de tüfeği bu şekilde yanına aldığı için bu durumu normal karşıladım, biz olaydan sonra F. ile ayrılmadan önce konuşurken araçtan inmeden önce tüfeği F.'in alacağı sırada benim tüfeği aldığım ve araçtan indiğim yönünde bir beyanda bulunmayalım diye kararlaştırmıştık, çünkü benim yakalanmayacağımı farzediyorduk, ancak daha sonra yakalandığımda F.'in beyanlarında beni suçladığını ve bu haliyle aramızda menfaat çatışması olduğunu gördüğüm için mahkemede samimi ikrarda bulunmanın doğru olacağını düşündüm ve huzurda bu nedenle olayı olduğu gibi anlattım, kalabalığı geçtikten sonra tüfeği F. almaya yöneldi, tam o sırada ben almış bulundum, daha önceden U. K.'la birbirlerini sevmediği için tüfeği almak için ilk hamle yaptığı sırada tüfeği alıp belki U.'a ateş edecekti,
Arkamızdan gelerek korna çalan ve trafikte tartıştığımız araçtaki şahıslardan hiçbirini olaydan önce hiç tanımıyordum, zaten tanımış olsam, trafikte öyle bir tartışma veya kavga yaşanmazdı, yine ölen H. B.'yı kesinlikle tanımıyorum, ailesinden herhangi birisini de tanımam, kendilerini ilk kez duruşma salonunda gördüm, bu nedenle olay öncesinde bu şahıslarla aramda husumet olması söz konusu değildir, maktulün oğlu C. ile F.'in daha önceden aynı mahallede oturmaları nedeniyle tanıştıklarını ben olaydan sonra öğrendim, yine U. K. ile F.'in birbirini sevmediğini ve birbirlerine zıt gittiklerini sonradan öğrendim, hatta şu an kırmızı ışıkta dururken ısrarlı bir şekilde kornaya basmanın nedeninin F.'in araçta olması olabileceğini düşünüyorum, kalabalığı geçince yaklaşık 50 m sonra F. kendiliğinden aracı durdurdu, ifadesinde benim el frenini çektiğim ve bu nedenle fren yapılarak arabayı durdurduğumu söylemektedir, halbuki tutanaklarda ve olay yeri inceleme raporunda fren izi bulunduğuna dair hiçbir tespit yoktur, bu da F.'in doğruyu söylemediğini açıkça göstermektedir, F. aracı kendisi durdurduktan sonra elini tüfeğe attı, kapıyı açıp ineceği sırada olayın büyümemesi için F.'in elindeki tüfeği ben aldım ve aşağıya indim, kalabalık üzerime doğru gelince tüfeği boşa doğru ateş ettim, arabadan önce F.'in indiğini sanıyorum, ancak tam olarak hatırlamıyorum, F. araçtan inip, benim olduğum yere kadar geldi bunu iyi biliyorum,
Bana okunan olay yeri inceleme tutanağındaki fren izlerinin bizim olayımızla ve aracımızla herhangi bir ilgisi yoktur, bir ara yoldan çıkmadık, olay olmadan önce fren yapmamızı gerektirecek bir neden yoktur " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık M. B. Dairemizde Yaptığı Savunmasında: "Biz bir saldırıya maruz kalmıştık. Bu sebeple ateş etmek zorunda kalmıştım. Kastım olmadığı gibi olası kast suçlamasını da kabul etmiyorum. Maktul tarafın üst tarafında oturan tanıkların beyanlarında da bize saldırıldığı ifade edilmiştir. Bize küfürler de edilmiştir. Kimseyi hedef alarak ateş etmedim. Aleyhime olan hususları kabul etmiyorum. Önceki savunmalarımı tekrar ederim. Benim birini öldürmek gibi bir niyetim olsa idi bana küfür eden kişiye ateş ederdim neden olay ile ilgili olmayan bir kişiye ateş edeyim ve birden fazla ateş ederdim.
Ben tartıştığımız kişileri ve maktulü tanımam. Benim yanımda kız arkadaşım vardı. O yanımdayken niye böyle birşey yapayım ki. Tüfeği F. getirmişti. Tamamen kendisini kurtarmaya yönelik savunmada bulunmuştur. Ben F.'e şuraya gidelim buraya gidelim demedim. Telefonla aramasını da söylemedim. Çünkü büyütülecek birşey yoktu. Barışılacak birşey de yoktu. Bir gün sonra bu olayı kapatabilirdik. Yanımda kız arkadaşım olduğu halde niye deplasmana gideyim ki. Sanık F.'in aleyhime olan savunmalarını kabul etmiyorum. Sanık benim hattımı kırdığımı söyledi. Bu hattımı şu an kardeşim Sabahattin kullanmaktadır. Bu araştırılabilir. Hattımın kırılmadığı bulunabilir. Başka bir diyeceğim yoktur. Bu olay yaşandığı için pişmanım. Ben boşluğa ateş ettim. Kalabalığı görünce o anda kendimi korumak için boşluğa ateş ettim. İsteseydim kalabalığa doğru ateş edebilirdim.
Önceki savunmalarımı tekrar ederim. Olay yerine bilerek ve isteyerek gitmedim. Olay yerine gittiğimizde orada bulunan kalabalığın aniden üzerimize gelmeleri ve araçta kız arkadaşımın olması nedeniyle araçtan inerek hiç kimseyi hedef almaksızın boşluğa doğru bir el ateş ettim. Benim kimseyi öldürme ya da yaralama gibi bir kastım yoktu. Böyle bir kasıtla hareket etmiş olsaydım 10-15 dk kadar önce trafikte aramızda yaşanan bir olay sırasında bana ana avrat küfür eden kişi ya da kişilere doğru ateş ederdim. Olay istemeden aniden gelişen bir olaydır. Ben inançlı, Allah'dan ve kuldan korkan bir insanım. Öldürmenin dünyadaki cezasının ne kadar olduğunu bilmesem de öte tarafta bunun cezasının ne olduğunu biliyorum. Olay bilerek isteyerek gerçekleştirilmemiştir. Olayda bir kasıt söz konusu değildir. Maktulün ailesinden özür diledik. Onlarda bu özrümüzü kabul etti. Bu da olayın kasıtla olmadığını göstermektedir. Pişmanım" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık M. B. Müdafi Esas Hakkındaki Savunmasında: "İddia makamının esas hakkındaki mütalayı esas tarzına, vakıaları değerlendirmesine, birkaç enstantene haricinde tamamen iştirak etmekteyiz. Dosya içeriğinde özellikle sanık beyanlarına uygun düşen bu izahtan sonra netice itibariyle sanıkların tecziyesi istenen sevk maddelerine katılmıyoruz. Sanık M. acaba hedeflediği sonucu neticeyi elde etmek için tüm icrai hareketleri yapmak suretiyle maktulü doğrudan kast altında mı olası kast altında mı bilinçli taksir altında mı fiili icra etmiştir. Bizce olayda doğrudan kast ve olası kast hükümlerinin uygulanabilmesi mümkün değildir. Bilinçli taksir hükümlerine göre hüküm kurulması gerektiği kanaatindeyiz zira müvekkil savunmasında kimseyi öldürme kastıyla hareket etmediğini ifade etmiş, yapılan keşifte de görüldüğü üzere aradaki mesafe ve görüş durumu dikkate alınarak kişilerin net bir şekilde görülmesi mümkün olmayıp silüet şeklinde görüldükleri açıktır. Dolayısıyla müvekkil maktul H.i öldürme ya da yaralama kastıyla hareket etmemiştir. Müvekkilin olayda kullandığı av tüfeğinde sekiz adet kapsul mevcut olup müvekkil sadece bir tanesini kullanmış yani bir el ateş etmiştir. İsteseydi diğer kapsulleri de ateş edebilirdi ancak bunu yapmamıştır. Her kapsulde yaklaşık 30-40 adet saçma tanesi vardır ve maktul bu saçma tanelerinden sadece 3 tanesinin isabet etmesi nedeniyle vefat etmiştir. Maktul müvekkil araç durduğunda araçtan indiği sırada eşiyle birlikte orta refüjde bulunmakta olup müvekkilin ateş etmesiyle aynı anda yola inmesi nedeniyle bu saçmalardan üç tanesi maktule isabet etmiştir. Bu da müvekkilin maktulü hedef alarak ateş etmediğini göstermektedir. Zira müvekkil maktulü hedef alarak ateş etmiş olsaydı o sırada maktulle eşi arasında 10-15 cm bir mesafe olması karşısında saçma tanelerinin maktulün eşine de isabet etmesi kaçınılmaz olacaktı. Bu durum aşamalarda da sürekli olarak ifade ettiğimiz şekilde maktulün doğrudan ya da olası kastla hareket etmediğini olayda bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğini göstermektedir. Eğer mahkemeniz doğrudan kastla öldürme ya da olası kastla öldürme suçundan hüküm kuracak ise tahrik hükümlerinin müvekkil hakkında uygulanması gerektiği kanaatindeyiz. Suçu kabul anlamına gelmemekle birlikte olaydan önce trafikte gerçekleşen iki aşamalı olay sonrası sanık F.'in kullandığı araç ile olay yerinden geçerlerken maktul H.in içinde bulunmadığı ancak bunun müvekkil tarafından bilinmesi mümkün olmayan aşamada kalabalığın F.'in yönetimindeki aracın kaportasına vurmaları ve el kol hareketi yapmaları üzerine müsnet olayın gerçekleşmesi ve müvekkilin bu olay sırasında yani araca saldırı sırasında H.in o kalabalığın içerisinde bulunmadığını bilmesinin mümkün olmaması karşısında, müvekkil lehine gidilerek bu eylemlerin müvekkil hakkında tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiği kanaatindeyiz. Zira kalabalığın aracın kaportasına vurması ve F.'in 30-40 metre kadar gittikten sonra aracı durdurması, bu sırada kalabalığın araca doğru gelmesi nedeniyle müvekkilin araçtan inerek tek el atış yapması üzerine maktulün isabet eden üç saçma tanesi nedeniyle ölümü olayında müvekkilin o ortamda ateş etmesinin kaçınılmaz olması ancak hedef alarak ateş etmemiş olması, maktul H.in ateşle aynı ana denk gelecek şekilde orta refüjden yola çıktığı sırada isabet eden saçma taneleriyle ölmesi nedeniyle biz müvekkil hakkında doğrudan kast ve olası kast hükümlerinin uygulanamayacağı, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmak suretiyle TCK'nın 85/1, 22/3, 21/2, 62 maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiği kanaatindeyiz. Müvekkil hakkında TCK'nın 62 maddesinin de uygulanması gerektiğini de düşünüyoruz zira geçmişteki sabıkalı olması durumunun müvekkil hakkında TCK'nın 62 maddesinin uygulanmasına engel bir durum olmayacağını düşünüyoruz. Zira müvekkil aşamalarda saygısını ve pişmanlığını dile getirmiş sürekli olarak yargılamaya yardımcı olma düşüncesiyle hareket etmiştir. Mahkemeniz aksi kanaat ile müvekkil hakkında kasten öldürme suçundan hüküm kuracak ise müvekkil hakkında olası kast hükümlerinin de uygulanmasını yine tahrik hükümlerinin uygulanmasını yani TCK'nın 81/1, 21/2, 29, 62 maddeleri gereğince hüküm kurulmasını talep ediyoruz ancak müvekkilin eyleminin bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçunu oluşturduğu yönündeki iddiamızı ve savunmamızı tekrar ediyoruz. Bu suçtan müvekkilin cezalandırılmasına karar verilmesini talep ediyoruz, doğrudan kast altında hüküm kurulacaksa TCK'nın 81/1, 29/1, 62 maddelerinin uygulanmasını talep ederiz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık F. Ç. İlk Derece Mahkemesi'nde yaptığı savunmasında: "Olaydan bir gece önce sabaha kadar M. ile birlikteydik, hiç uyumadan ertesi gün olay tarihinde akşama kadar dışardaydım, akşam evde dinlenirken saat 21.00 sıralarında M. beni aradı, bana S.'yı aradım, bugün çalışmayacak, istersen sen de yanımıza gel birlikte eğlenmeye gidelim, dedi, bende kendime ait araçla yanlarına gittim, pidecide biraz zaman geçirdikten sonra kız arkadaşı, ben ve M. dışarıya çıktık, daha önce birkaç defa arabasını sürdüğüm ve aynı zamanda alkollü olduğu için anahtarı bana verdi, M.'a ait aracı kullanarak bulvarda gezmeye başladık, aracı ben kullanıyordum, M. yanımda oturuyordu, kız arkadaşı da arka koltukta oturuyordu, bulvarda ilerken turkcell bayinin önüne geldiğimizde değişik seste korna çalan bir aracın bizle aynı istikamette arkamızdan geldiğini gördüm, M. alkollü olmasının etkisiyle 'bu araç bize mi korna çalıyor' dedi, zaten trafik lambaların bulunduğu yere geldiğimiz için ışıklarda durduk, dikiz aynasından baktığımda arkadaki araçta daha önceden tanıdığım C. B.'nın kuzeni olan ve bu nedenle tanıdığım U. K.'ı gördüm ve M.'a 'abi korna taktırmıştır. Abi bize çalmıyordur' dedim, araç bir daha kornaya basınca M. arabadan indi ve arkadaki aracın sağ tarafına doğru ilerledi, ben de U.'ı tanıdığım için hemen araçtan indim, U. ile M. tartışmaya başlayınca U.'a 'M.'un kafası güzel, boşuna tartışmayın, yarın ayılınca konuşursunuz' dedim, U. telefonuyla birini arayarak bulvara silahları getirin, burda kavga çıktı, dedi, M. bunu duyunca direk arabaya koştu, geri geldiğinde elinde bir tüfek vardı, bu tüfeği daha önce hiç görmemiştim, ben zaten M. arabaya döndüğünde U.'ın yanındaydım ve konuşmaya devam ediyordum, bu sırada S.'da arabadan inmişti, direk M.'un önüne atladım 'abi ne yapıyorsun, Allah aşkına ayrılın, hem kameralar var' diyerek M.'u zorla arabaya bindirdim, U.'a ise elinde silahta var kaç dedim, bu sırada U. aracıyla bizim yanımızdan geçerken bağırtı veya vurma gibi bir ses duydum, U. 50-60 m geçtikten sonra durdu, ben de ışıkta durduğumuz ve arkamızdaki araçlar korna çaldığı için aracı hareket ettirdim ve aracı ilerde durdurdum, U.'a selektör yaparak gitmesini istedim, U. hareket ettikten sonra M. sürekli bana aracı takip etmemi söyledi, ben bulvarın aşağısına indikten sonra eski Manisa yoluna döndüm, aracı takip etmedim, M. bana 'benim denetimli serbestliğim var belki beni şikayet etmek için karakola gitmişlerdir bi bakalım' dedi, ben M.'a U.'ın kuzeni C.'ı çok iyi tanıdığımı söyledim, onu arayıp bu konuyu kapatalım dedim, karakolun önünden geçip, orda kimsenin olmadığını görünce oradan ayrıldım, ancak M. sürekli 'bunları bulalım' dediği ve tüfek sürekli bacakların arasında durdurduğu için herhangi bir olay çıkmasın diye H.in oğlu olan C.'ı aradım ve telefonda ona 'M. ile senin kuzenin kavga etti, olay büyüyecek' dedim, o da bana telefonda babası H.i kasederek babamlarda burda sen sizin evin oraya geç, ben de geleyim, bu konuyu konuşalım dedi, daha telefonu kapamadan bizim eve gidiş yolun üzerinde bulunan H.in evinin önünden geçiyorduk ki kalabalığı gördüm ve panikleyip gaza bastım, biz kalabalığın yanından geçerken U. bize 'lan, durun kaçmayın' diye bağırdı, hiç beklemediğim bir anda M. 'sen bunlardan mı korkuyorsun' diyerek, aracın el frenini çekti, araç bir anda kaydı, M. araç durur durmaz arabanın kapısını açıp, bacak arasında duran tüfeği eline aldı, aşağıya indi, ben inene kadar bir el atış sesi geldi ve ben baktığımda H. abinin yere yığıldığını gördüm, bana M. 'bin arabaya, bin arabaya' deyince, ben de korkup, arabaya bindim, babamın yakın arkadaşı olan maktul yere yığıldığında ve oğlu C.' da benim arkadaşım olduğundan birden panikledim, ne yaptığımı bilemedim, ancak bu sırada araç hareket halindeydi, M. bana Kemalpaşa'ya doğru gidelim dedi, Ören'e varmak üzere iken C.'ı aradım ve babasının durumunun nasıl olduğunu sordum, hastanede olduklarını söyledi, birkaç defa daha durumunu öğrenmek için aramızda telefon görüşmesi oldu, hastanede vefat ettiğini öğrendik, bir avukatla görüştük, avukat yanımıza geldi, ben herhangi birşey yapmadığımı ve teslim olmak için geri döneceğimi söyledim, M. ise S. ile belli bir süre konuştu, bu sırada Şelale gazinosu denilen yere yakındık, M. Ç. denilen şahıs geldi, M., aracın anahtarı ve tüfeği bu şahsa vermemi benden istedi, bu sırada M. kendisine ait telefon hattını kırdı, bana da hattımı kırmamı söyleyince, bende kırdım, ancak hattı kırmadan önce babamı arayıp, asfaltta Kemalpaşa yolunda olduğumu söyledim, babamlar bulunduğum yere gelmeden önce S. ile M. ayrıldı, bende karakola gelip ifade verdim.
25/02/2016 tarihli kolluk, Cumhuriyet Başsavcılığı ve sorgu hakimliğinde alınan ifadelerim ile 18/05/2016 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadem doğrudur bana aittir.
Okunan belgelerdeki aleyhime olan hususları kabul etmiyorum. Ben bu güne kadar yanımda hiç tüfeği taşımadım, o tüfeği de ilk defa U.'la ışıklarda tartıştığı sırada M. ikinci sefer arabaya gidip aldığında gördüm, zaten ifadelerde benim pidecinin karşısında park halindeki aracımdan tüfeği alıp geldiğim söylenmektedir, arabaların sürekli gelip geçtiği bir yerde ve bulvar büyüklüğündeki caddede karşı tarafta park halindeki bir araçtan öbür araca tüfekle geçmem, mantıksızdır, böyle birşey yaşanmadı,
Maktul babamın arkadaşıdır, oğlu C. da benim hem okul hem de çocukluk arkadaşımdır, bu nedenle kendilerini tanırım, aynı zamanda aynı mahallede oturuyoruz, hiçbiriyle ne benim ne de ailemin herhangi bir husumeti yoktur.
M. arkadaşım olduğu için alkollü olduğundan kendisini ışıklarda bırakmadım ve arabaya binerek tekrar sürmeye devam ettim, sakinleştiririm diye düşündüm, M.'un tartışma nedeniyle gözü dönmüştü, zaten alkollüydü, takip edelim diye söylediğinde ben U.'ı hızlıca ordan ayrılması için uyardım, ayağımı gazdan çekerek, yavaş şekilde sürmeye devam ettim, Turgutlu'da bulvardan eski Manisa yoluna dönüldükten sonra dümdüz gidildiğinde oraya en yakın noktada bulunan kervan karakolu karşımıza çıkar, zaten U.'lar düz gitmesine rağmen ben sola döndüm, M. benim cezam var, belki karakola gitmişlerdir deyip, aracı karakola sürmemi isteyince, ben karakola doğru arabayı sürdüm, karakolun orda onları bulamadık, ben doğrudan aracı olayın olduğu yere sürmedim, önce sola döndüm, sonra sağa döndüm, daha sonra karakolun olduğu yere gittik, sonra tekrar geri döndüm, sonra kalabalıkla karşılaştık, ben U.'ın adresini bilmiyorum, ancak sürekli beraber olduğu kuzeni C. benim arkadaşım olduğu için olayın büyümemesi için onu aradım, o da bana babamda aşağıya indi, sizin evin oraya geç deyince, evime gitmek için aracı sürerken mecburen o güzergahta bulunan olay yerinden geçtim ve kalabalığı orda farkettim, H. in bulunduğu yerde kendisi ile birlikte iki kişi var diye hatırlıyorum, yolun karşı taraftaki kaldırımda da 4-5 kişinin olduğunu biliyorum, atış sesini duyunca ben dönüp baktım, H. abi yığılmıştı, M. 4-5 kişinin olduğu kalabalık tarafa değil, yolun karşı tarafına doğru H.in bulunduğu sağ taraftaki boşluk tarafına doğru ateş etti,
Ben arabadan iner inmez silahın patladığı sesini duydum, kafamı çevirdim, daha henüz H. yere düşmemişti, yere yığılırken gördüm, boşluk derken kalabalığın olduğu tarafa değil, H.in bulunduğu tarafa ateş etmek istediğini söyledim, olayın meydana geldiği yer gidiş geliş iki taraflı ayrılmış yoldur, ortada refüj vardır, H. abi ise refüj'ün bulunduğu yerde duruyordu, kalabalık ise karşı kaldırımdaydı, atış refüj'ün olduğu tarafaydı,
Sanık tüfeğin doldur boşaltını olay yerine gelmeden çok önce yaptı, yanlış hatırlamıyorsam, trafik ışıklarından hareket ettikten sonra doldur boşalt yapmıştı, kalabalığın ordan geçerken M. bana 'dur, kaçma, sen bunlardan mı korkuyorsun' dedi, olay yerinde M. araçtan benden önce indi, ben inip ona engel olana kadar silah patlamıştı, döndüm ve maktulün yerde olduğunu gördüm, M. tüfeği kalabalığa doğru ateşledi,
Halil Kale Lisesi ile bizim ev yan yanadır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık F. Ç. Dairemizde Yaptığı Savunmasında: "Önceki savunmalarımı tekrar ederim. Bu konuda benim suçum yoktur. Olayın ilk başta M. B.'nın alkollü olması nedeniyle trafikteki olay sırasında ben M.'un araçtan inmesi üzerine araçta av tüfeği olduğunu öğrendim. Ondan önce araçta av tüfeği olduğunu bilmiyordum. Trafikteki olaydan sonra M. bana sürekli 'takip et takip et' dediği için ben de onları takip ettim. Ancak bir ara gözden kaybettim. Trafikteki olayın tarafı durumunda olan U.'ın dayı olan C. B.'yı arayarak olayın büyümemesini ve kavga çıkmamasını istedim. C. B.'nın 'görüşelim şuraya gel' demesi üzerine onun dediği yere giderken kalabalığa denk geldik. O sırada 3.viteste gidiyordum. Kalabalığı görünce kaçmak düşüncesiyle bir anda vitesi 2 ye alıp gaza yüklendim. Amacım oradan uzaklaşmaktı ancak o sırada M. B. aracın el frenini çekerek aracı durdurup indi. Bende onu tutmak için araçtan indim. Olay bir anda gerçekleşmiştir. Benim olayla hiçbir ilgim yoktur. Sanık M. araçtan iner inmez bir el ateş etmiştir. H. amca ile aynı mahallede oturmaktayız. H. Amcanın yere yığıldığını görünce dondum kaldım. Sanık M. bana av tüfeğini doğrultarak 'arabayı sür' dedi bende korktuğum için araca binerek olay yerinden uzaklaştık. Suçlamayı kabul etmiyorum. Halil Kale Fen Lisesinin olduğu yere C. B.'nın gel demesi üzerine olayın kapanmasını sağlamak için gittiğimiz sırada kalabalıkla karşılaşmıştık. Ben hiçbir zaman yeşil renkli Doğan marka aracı takip etmedim. Yol tek şeritli olduğu için mecruben aynı yoldan gittik. Bir ara gözden kaybettim. Ondan sonra aracı sola kırarak farklı bir yola girdim. M. B.'nın bana 'karakola gidelim bakalım beni şikayet etmişler mi?' demesi üzerine karakolun önünden geçtik. Onların arabasının olmadığını görünce olayın büyümemesi ve olayın kapanması için C. B.'yı telefonla aramıştım. Karakol, Halil Kale Fen Lisesi ve bizim evimiz aynı yol güzergahındadır. Keza C. B.gilin evi de aynı güzergahtadır. Suçlu olsam dahi aynı mahallede H. B.'nın ailesiyle nasıl hala oturabilirim,
Arkadaşım olduğu için Nazilli Pide'ye gittim. M. B. beni aramış onun üzerine gittim. Kendi aracımla Nazilli Pide'nin oraya gittim. Tüfeği ben getirmedim. Tartıştığımız insanlarla H.in evi aynı değildir. Ben H.in evine değil kendi evime gidiyordum. Benim evim ile H.in oğlunun evinin arasında 200 m mesafe vardır. Aynı sokak üzerindedir. Trafikte tartıştığımız yerde maktul ya da oğlu C. B. yoktu. Yukarıda maktulün oğlu olarak belirttiğim kişi C. B.dır. Ben trafikte tartıştığımız kişileri takip etmedim. M. denetimli serbestliğimin olduğunu, karakola gitmiş olabileceklerini bu sebeple karakolun oraya bakmamızı söylediği için karakolun oraya gittik. Onları orada görmeyince kavşaktan döndük. Bu arada maktulün oğlu C.'ı aradım. Amacım olayın büyümemesini sağlamaktı. U.'ı da C.'ın kuzeni olduğunu bildiğim için olayın büyümemesini istiyordum. Trafikte kavşakta U dönüşü yaptığımız yerden sonra C. bana telefonda 'sizin evinin olduğu yere gidin orada görüşelim konuşalım' dedi. Ben de benim evimin olduğu yere doğru seyir halindeydim. Dediğim gibi C.'ın evi ile bizim evimiz aynı sokak üzerindedir. U.'ın bende numarası olmadığı için U.'ı arayamadım dediğim gibi C. çocukluk arkadaşım olur. U. da kuzeni olur. Ben o sebeple Can'ı aramıştım. Maktulün evinin olduğu yere geldiğimizde bir grup sağ tarafta bir grup da sol tarafta vardı. Kalabalığın oradan geçerken 'dur nereye kaçıyorsun?' diye bir ses duydum. Sağ ön taraftaki cam hafif aralıklıydı bu sebeple duydum. Ben arabayı sürdüğüm için arkadan kimin koştuğunu ve geldiğini görmedim. Ben durmadım. M. B. el frenini çekerek arabayı durdurdu. Tüfek o esnada M. B.'nın bacak arasındaydı. Önce arabadan M. indi. Bende inip M.'u tutayım derken o sırada atış sesi geldi. M.'un hedef gözeterek mi yoksa gözetmeden mi ateş ettiğini bilmiyorum. Çünkü ateş anını görmedim. Kalabalık tarafa ateş edilmedi. Maktul ve eşinin bulunduğu tarafa ateş edildi. Maktulü araçla geçerken görmüştüm. Maktul refüjün önündeydi. Eşi de bir karış hemen yanındaydı. M. ateş ettiğinde H.in yola doğru hareket halinde olup olmadığını görmedim sadece yere yığıldığını gördüm" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık F. Ç. Müdafii Esas Hakkındaki Savunmasında: "Sanık M. B. müdafiinin ileri sürdüğü üzere taksirden hüküm kurulacaksa müvekkilimiz hakkında da başka bir savunma yapmaya gerek duymuyoruz. Sanık M. B.'nın eyleminin doğrudan kast ya da olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu kabulü haline ilişkin olarak savunmamızı sunmak istiyoruz. Bu konuda celse harici ibraz etmiş olduğumuz yazılı savunmamızı tekrar ederiz. O savunmamızda da belirttiğimiz üzere tanık beyanları ve sanık savunmaları ile dosyadaki delillere doğrudan temasa geçen ilk derece mahkemesidir. Dolayısıyla delilleri daha iyi değerlendirebilecek olan da ilk derece mahkemesi olup dosya kapsamından delillerin değerlendirilmesine neden olabilecek herhangi bir değişiklik durumu da söz konusu değildir. İddia makamının mütalaasını kabul etmiyoruz zira olayda müvekkilin kullandığı araç ile trafikte yaşanan olaya ilişkin olayın karşı tarafında olan kişilerin bulunduğu aracın sürekli takibi durumu söz konusu değildir zira müvekkil bunu savunmasında belirtmiş, karşı tarafın aracını bir an gözden kaybettiğinde sola dönüş yaparak başka bir yola girdiğini ifade etmiştir. Dolayısıyla kesintisiz bir takip durumunun kabulü mümkün değildir. Müvekkil maktulün oğlu olan C. B.'yı olayların yatışması ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla telefonla görüşmüş, C. B.'nın belirttiği lisenin oraya onun söylemesi üzerine yolda giderken kalabalığın bir anda önlerine çıkması üzerine sanık M.'un el freni çekerek aracı durdurması ile araçtan inip ateş etmesi olayında müvekkilin iştirak iradesiyle hareket ettiğinin kabulü mümkün değildir zira müvekkil olayın olduğu yerden C. B.nın buluşmak üzere vermiş olduğu lisenin olduğu yere giderken geçmek zorunda olup olay o sırada gerçekleşmiştir. Yoksa müvekkilin kasıtlı olarak ve bir olayın gerçekleşmesine iştirak etmesine hareket ederek olayın olduğu yere gitmesi söz konusu değildir. Zira araçta bulunan tanık S. müvekkilin C. B. ile yapmış olduğu telefon konuşması sırasında 'konuşalım' şeklinde bir konuşmanın geçtiğini beyan etmiştir. Zira aynı tanık bir kalabalığın aniden önlerine çıkması üzerine müvekkilin bu kalabalığın arasından kurtulmak amacıyla hızlanarak geçtiğini de ifade etmiştir. Zira trafik ışıklarında yaşanan olayın karşı tarafı durumunda olan kişiler de beyanlarında ışıklardaki olaylar sırasında müvekkilin sanık M.'u sakinleştirip araca çektiği yönünde ifadelerde bulunmuşlardır. Dolayısıyla olayı bu şekilde sakinleştirmeye çalışan keza aynı amaçla yani olayı tatlıya bağlamak amacıyla C. B. ile yapmış olduğu telefon görüşmesi üzerine bu kişinin dediği yere giderken bir kalabalığın aniden önlerine çıkması üzerine bu kalabalıktan kurtulmak amacıyla hızlanarak kalabalıktan kurtulup belli bir mesafe gittikten sonra sanık M.'un el frenini çekmesi üzerine aracın durdurulması neticesinde M.'un araçtan inerek ateş etmesi sonucunda gerçekleşen bir olayda müvekkilin müsnet suça iştirak iradesiyle hareket ettiğinin kabulünün mümkün olmadığı düşüncesindeyiz. Müvekkilin amacı olayın kapanmasını sağlamaktır. Bu amaçla hareket eden müvekkile doğrudan kast ile hareket ederek müsnet suça iştirak ettiğinin kabul edilemeyeceği düşüncesindeyiz. Tekrar yazılı savunmamızda belirttiğimiz hususları tekrar ederek müvekkilin beraatine ve derhal tahliyesine karar verilmesini talep ederiz" şeklinde savunmada bulunmuştur.
KATILANLARIN BEYANLARI:
Katılan C. B. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Olay günü kendi evimdeydim, babam olan H. beni arayarak, kuzenim olan U.'ın kavga ettiğini ve U.'ın aracına vurulduğunu söyledi, ben bunun üzerine kendi evimden yakında bulunan babamın evine geçtim, ben oraya gittiğimde U.'ta kullandığı arabayı yolun kenarına yanaştırıyordu, babam beni telefonla aradığında 'U.'ın aracında hasar var, Manisa'ya geceden arabayı götürelim, kaportacıda arabayı yaptırırız' dedi. Ben babamların evine vardığımda annem ve kızkardeşimde evden aşağıya iniyordu, arabanın çamurluğuna bakarken U. 'arabaya silahla vurdular' dedi, ben de kim yaptı diye sordum, o da bana 'senin arkadaşın olan F. Ç. vardı, yanındaki M. isminde seslendiği birisi vurdu' dedi, ablam silah sözünü duyunca direk polisi aradı, bu sırada F. telefonla beni aradı ve telefonda bana U.'la takıştıklarını söyleyip 'oraya gelcem, sizin ananı avradını sikecem' diyerek küfür etti, burada sizin cümlesini kullandığı için U.'ı da kastettiğini düşündüm, ben de buraya gelmeyin, babam ile annem ve kız kardeşim aşağıda, ben sizin olduğunuz yere geleyim, dedim, telefonu kapatmamla aracın 50-60 m ilerde durması bir oldu, halbuki telefonu kapatınca ben motorsiklete binip, gidecektim, ben yolun bir tarafında kaldırımdaydım, annemle babam orta refüjde duruyorlardı, araç geçerken iddia edildiği gibi evin önünde kalabalık halinde değildik, trafikte doğan araçta bulunan üç kişi ve ben, annem, kız kardeşim ve vefat eden babam haricinde evin önünde hiç kimse yoktu, orda toplam 7 kişi buluyorduk, ben yolun karşı tarafına motora binmek için geçmiştim, babam ile annem orta refüjdeydi, kız kardeşim ve diğer üç şahıs yolun diğer tarafındaydı, ben daha önceden M.'u veya aracını tanımadığım için aracın önünü atlamamız veya önünü kesmemiz gibi bir durum olmadı, araç bizi 50-60 metre geçtikten sonra dururken fren lambaların yandığını gördüm, ancak araç fren yaparak normal bir şekilde durdu, kesinlikle el freninin çekilmesi veya aracın kayması gibi bir durum olmadı, önce aracın sol ön kapısı açıldı, daha sonra sağ ön kapısı açıldı ve arkasından bir el ateş edildi, ben ateş sesini ve sonrasında şahısların arabaya bindiğini görünce arabanın arkasından koştum, arabaya doğru koşarken babamın yerde yattığını fark etmemiştim, annemlerin bağırması üzerine geri döndüğümde farkettim, babamı alıp hastaneye götürdük, 15-20 dk sonra F. beni aradı ve ne oldu ne bitti diye telefonda sordu, bende acımla kendisine küfürlü konuştum, bana ateş edenin M. B. olmadığını söyleyerek, başka bir ismi söyledi, ancak ben o ismi tanımıyorum, sanıklardan şikayetçiyim. F.'de bizi çok iyi tanır, bizde onu çok iyi tanırız, kendisi Halil Kale lisesinin oraya gitmek için evimizin önünden geçtiğini söylemektedir, halbuki oraya gitmek için çok fazla farklı yollar vardır, F. arabayı bilerek ve isteyerek bizim evin oraya getirmiştir, o da bu işin içindedir, ancak şunu da belirtmek istiyorum, daha önceden kendisini tanısam da F.'le suç tarihinde herhangi bir samimiyetim yoktu, daha önceden görüştüğümüz ve arkadaş olduğumuz doğrudur, ancak bir takım tasvip etmediğim işlerle uğraşması üzerine kendisiyle olan diyaloğumu kesmiştim,
Karakolda bana telefon açtığında F.'in açık açık ne söylediği sorulmadı, ben bu nedenle biraz önce burada söylediğim gibi F.'in biz oraya gelecez diyerek sinkaflı küfür ettiğini onun için söylemedim, ben biraz önceki ifademde aklıma gelmediği için söyleyemedim, ancak araçla bizim yanımızdan geçtikleri sırada ben motosiklete binmek için karşıya geçmeden tam refüjün orda iken F. araçla yanımızdan geçerken el hareketi yaptı, araçtan hem sol taraftaki hem de sağ taraftaki şahıs indi, ateş ettikten sonra kaçıp gittiler,
30/05/2016 tarihinde kolluğa verdiğim bana okunan beyan doğrudur, bana aittir, babamın ne F.'le ne de aile bireyleriyle aralarında bir faizli para alışverişi yoktur, bu beyanımı tekrar ediyorum,
F. olayda suçsuz olduğunu söylemektedir, ancak suçu olmasa ateş sonrası bizim yanımızda kalıp, kalabalığa karışması gerekirdi, bunu yapmayıp, ateş eden şahsı alıp kaçmıştır," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan C. B. Dairemizdeki beyanında; "Daha önce verdiğim ifademi tekrar ederim. Sanıklardan şikayetçiyim, davaya katılma talebim de devam etmektedir. Araca saldırı yoktur. İsteselerdi araçla durmadan gidebilirlerdi. 60-70 metre ilerledikten sonra durup ateş etmişlerdir. Şahitleri de yalancı şahitlerdir bu da keşifle ortaya çıkmıştır,
Olaydan önce sanık F. ile telefon görüşmesi olduğu doğrudur. F. beni aramıştır. Görüşmede benim yeğenimle M. B.'nın tartıştığını söyledi. M. B.'nın sarhoş olduğunu söyledi. Bende başka bir yerde buluşalım, evimizin önüne gelme ailem burada diye talepte bulundum. F.'in bana telefon görüşmesi sırasında küfür edip etmediğini hatırlayamıyorum. Bu konuyla ilgili olarak daha öncede beyanda bulunmuştum. O beyanımı da tekrar ederim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan S. B. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Maktul benim babam olur, olay gecesi evde oturduğumuz sırada babama telefon geldi, o telefonda konuşurken yanında ben ve annem vardı, babam telefondaki şahsa 'ne silahlı saldırısı, nasıl oldu' şeklinde sorular sorunca ben ve annem ne olduğunu merak ettik, bu sırada annem fenalaştı, telefonu kapattığında babam bize kuzenim U.'ı kastederek U.'ın arabasına silahlı saldırı olmuş dedi, sonrasında abim olan C.'ı aradı, 'U.'ın arabasında hasar var, bizim kapıya kadar gelebilir misin?' dedi, tam hatırlayamamakla birlikte yanlış değilsem, babam telefonda tekrar U.'la görüştü, U. bizi takip ediyorlar deyince, babam telefonda ona aracınızı hemen karakola sürün dedi, ben silahı duyunca direk polisi aradım, babam U.'a hasara bakmak için eve gelmesini söylediğinde, annem, babam ve ben birlikte aşağıya indik, biz aşağıda U.'ın aracındaki hasarı kontrol ediyorduk, biz polisin gelmesini beklerken, annem ve babam da yolun karşı tarafına geçmek için refüjün olduğu kısma geçtiler, arabanın yanında ben, U., A. ve arkadaşları olacak şekilde dört kişi duruyorduk, bu sırada annem ve babam refüjün olduğu yerdeydi, abim de karşı tarafta bulunan motorun o tarafa gidiyordu, bu sırada abim olan C. telefondaki şahsa 'kesinlikle bizim eve gelmiyorsunuz, burdan geçmiyorsunuz' dedi, bu sırada bizim yanımızdan bir araç geçti, araçtaki şahıslardan F. Ç.'in araç içerisinde eğilerek, elinin işaret parmağını sallayarak bize küfür ettiğini gördüm, M. B.'da aynı şekilde küfür ederken bir yandan da elinin işaret parmağını sallıyordu, ne olduğunu anlayamadan, araba durdu, aracın sağ ön tarafından bir şahıs indi, araç filmli olduğu için içini göremedim, ancak araçtan inen şahsa tüfeği uzatıldığını ve tüfeği bu şekilde eline aldığını tahmin ediyorum, bu şahıs tüfekle nişan alır gibi annem ve babamın olduğu tarafa babamın üzerine ateş etti, daha sonra arabaya binerek ordan uzaklaştılar, sanıklardan şikayetçiyim,
Camlar filmli olmasına rağmen cam yarıya açık olduğundan birde uzanarak küfür ettiği için hareketleri görülebiliyor, söyledikleri anlaşılabiliyordu, araç ben tam karşıya geçmek için yola girdiğim sırada önümden geçti, hatta ayağımı çekmesen üzerinden geçecekti, bu yüzden araçla benim aramda mesafe yoktu,
Araç bizim yanımızdan geçtikten sonra kayma veya ani bir fren sesi çıkaracak şekilde durma olmadı, araç normal bir şekilde durdu,
Ben karakolda da araç geçerken içindeki iki şahsında hem el kol hareketi yaptığını, hem de küfür ettiğini söylemiştim, ordaki ifademde niçin sadece aracın sağ ön tarafında oturan şahsın bu şekilde hareket yaptığını şeklinde geçtiğini bilmiyorum, benim ifademde ateşin bizim olduğumuz tarafa doğru yapıldığını belirtirken şunu kastetmek istedim, bende U. ve yanındakiler ile birlikte babamların bulunduğu refüj tarafına yöneldiğimizde atışın yapılması nedeniyle ifademde bize taraf yapıldığını atlatmak için söyledim, babamların olduğu tarafa nişan alınarak ateş edildi" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan S. B. Dairemizdeki beyanında; "Daha önce verdiğim ifademi tekrar ederim. Sanıklardan şikayetçiyim, davaya katılma talebim de devam etmektedir. Sanık M.'un kasten hedef alarak bilerek ve isteyerek babama ateş ettiğinin altını çizmek istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan D. B. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Ben maktulün eşiyim, evde bulunduğumuz sırada yeğeni olan U. eşimi arayarak, bulvarda birileriyle tartıştığını ve arabaya silahla zarar verdiklerini söyleyince, eşimde arabayı karakola sür dedi, daha sonra oğlum C.'ı arayan maktul U.'ın aracında hasar olduğunu, söyleyerek gelmesini istedi, anlatımlarda silah kelimesi geçince kızım karakola telefon etti, U., telefonda kendilerinin takip edildiğini ilk başta söylediğinde karakola gitmesini söylemesine rağmen, sonraki görüşmesinde takip edilmediklerini söyleyince, eşim 'buraya gel, arabanın hasarına bakalım' dedi, ben, eşim ve kızım sokağa indik, bu sırada U.'lar da gelmişti, birlikte arabanın hasarına baktık, bu sırada yanımıza gelen oğlum Can telefonda F. ile görüştü, ben eşimle ağaçların bulunduğu refüj kısmında idik, kızım ve U.'la arkadaşları bizim tarafımıza geçip, polisleri bekleyecektik. O an yanımızdan daha önce görmediğimiz ve bu nedenle tanımadığım bir araba geçti, arabayı Can ismiyle bilinen F. kullanıyordu, eşim de onu görünce 'bu Can' dedi, araç 50-60 m ilerde normal bir şekilde durdu, sağ kapıdan inen bir şahsın elindeki tüfekle direk eşimin üzerine ateş ettiğini gördüm ve kendisi yere yığıldı, araç geçerken sadece şoförün kafasını U.'ların ve kızımın olduğu tarafa eğilerek el hareketi yaptığını görmüştüm, ancak herhangi bir küfürleşme olmadı, kimsenin küfür ettiğini duymadım, sanıklardan şikayetçiyim. Eşim bilerek ve istenilerek kasten öldürülmüştür, olay yerine ateş eden kişiyi getiren F. Ç.'tir, benim evimi bilmektedir, isteseydi başka yoldan aracı götürebilirdi,
25/02/2016 tarihli Emniyetteki ifademde yolcu tarafında oturan şahsın el işareti yapıp küfür ettiğini söylemiş isem de, olayın şoku ile o şekilde beyanda bulunmuş olabilirim, hem şoför hem de yolcu tarafında oturan araçla geçerken el hareketi yapıp küfür etti, ben zaten araç geçerken F.'in bulunduğu şoför tarafında bulunuyordum, eşimin yanında bir tek ben vardım, bu nedenle bize doğru ateş etti ibaresini kullandım, kalabalık herhangi bir şekilde onlara doğru gitmedi, yerinden oynamadı, şahıs direk benim ve eşimin bulunduğu yere ateş etti,
Eşim kaldırımın üzerinde ben ise kaldırımın aşağısında idim, aramızda çok uzak bir mesafe yoktu, kaldırım derken yolun ortasında ağaçlıklı yeri kastediyorum, biz araçtan şahıs indiğinde yerimizden dahi kıpırdayamadık, şahıs eşimin üstüne doğru ateş etti, atış boşluğa doğru yapılmadı, adalete güveniyorum, adalete sığınıyorum, hakedenlerin hakettiği cezayı almasını istiyorum,
Biz araç durup, şahıslar araçtan inince, F.'i daha önce tanıdığımız için konuşulacak zannettik, ancak eşim veya ben şahıslara doğru yada başka bir yere hareketlenmedik, sabit refüjün ordaydık" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan D. B. Dairemizdeki Beyanında; "Daha önce verdiğim ifademi tekrar ederim. Sanıklardan şikayetçiyim, davaya katılma talebim de devam etmektedir. M. B.'nın şahitlerin yalancı olduğunu ifade etmek istiyorum, onların hiçbiri olay yerinde yoktu, arabaya hiçbir şekilde saldırılmadı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılanlar vekili beyanında; "Önceki beyanlarımızı tekrar ederiz. Olay yerine gelen aracın durmadan uzaklaşması mümkün iken dönüp durması ve ondan sonra da hedef gözetilerek ateş edilmesi durumunu mahkemenizin dikkatine sunuyorum. Şikayet ve davaya katılma talebimiz de devam etmektedir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER
-İddia,
-Sanıkların savunmaları,
-Katılanların beyanları,
-HTS Kayıtları,
-25/02/2016 tarihli Ölü Muayene Tutanağı,
-25/02/2016 tarihli Olay Yeri İnceleme Tutanağı,
-25/02/2016 tarihli Olay Yeri İnceleme Raporu,
-25/02/2016 tarihli CD İnceleme Tutanağı,
-25/02/2016 tarihli Olay Araştırma Kimlik Tespit ve Yakalama Tutanağı,
-İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 11/03/2016 tarih 558 sayılı otopsi raporu,
-23/03/2016 tarihli Uzmanlık Raporları,
-25/03/2016 tarihli Uzmanlık Raporu,
-25/05/2016 tarihli Fotoğraf Teşhis Tutanağı,
-Turgutlu Polis Merkezi Amirliğinin Araştırma Kamera Kaydı konulu 05/09/2016 tarih 3589 sayılı cevabi yazısı,
-Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesinin 13/05/2017 tarihli keşif zabtı,
-Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesince yapılan keşif üzerine üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 16/05/2017 tarihli rapor,
-Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırması Enstitüsü'nün 28/03/2017 tarih 542 sayılı yazısı,
-Tanıkların Beyanları,
Tanık U. K. ilk derece mahkemesindeki beyanında: "Maktul benim dayım olur, olay tarihinde ben, E. G. ve kardeşim Atacan, spor salonundan çıktık, kullandığım araçla bulvar üzerinde seyir ediyorduk, trafik ışıkları yeşile dönmesine rağmen önümüzdeki araç hareket etmeyince, ilerlemesi için kornaya bastım, daha önceden tanımadığım, bu olay nedeniyle ismini öğrendiğim M. B. araçtan inerek küfür etmeye başladı, onla birlikte dayımın oğlu olan C. B.'nın eskiden arkadaşı olması nedeniyle yanında gördüğüm F.'de araçtan indi, bize küfür etmemesi için araçtan M.'u uyardık, F. ona engel olmaya çalışıyordu, M. aracına geri dönerek, arka kapıyı açıp, ordan tüfeği çıkardı, üstümüze doğru gelince, araba çalışır halde olduğu için ben yanlarından geçip, ilerledim, sonra arkadan selektör yaptılar, bende bunun üzerine durdum, onların bulunduğu araç gelip, bizim yanımızda durdu, araçtan M. indi ve elindeki tüfekle arabaya vurdu, vurulunca ben direk arabayı sürdüm, Manisa yoluna doğru saptım, giderken yolda dayımı telefonla arayıp, kendisine trafikte tartıştığımızda silahla arabama vurulduğunu söyledim, o da bana karakola geç dedi, biraz ilerledikten sonra camiinin orda arkama baktım, şahıslar takip etmiyordu, bende takip edilmediğimi anlayınca dayım olan H.in yanına gideyim dedim, biz evlerinin önüne gittiğimizde dayımla birlikte oğlu, kızı ve yengem vardı, bunun haricinde bizim arabadaki, üç kişi beraberdik, bizim haricimizde olay yerinde başka kimse yoktu, dayımın kızı olan Sitem biz gitmeden polisi aramış, dayımla birlikte araçtaki hasara baktık, dayım orta refüjün olduğu yerde duruyordu, yanımızdan arabayla M. ve F. kullandıkları araçla geçtiler, yanımızdan geçerken M. B. bize doğru parmak salladı, arabayla geçtikleri için birşey söyleyip söylemediğini duymadım, tam yanımızdan geçmiştiler ki dayım daha önceden tanıdığı F.'e lakabıyla seslenip, 'ne oldu C.' diye bağırdı, yanımızdan geçtikten sonra araç normal bir şekilde fren yaparak durdu, araçtan M. B. indi, bu sırada dayım yolun ortasında gidiş gelişi ayıran refüj kısmında duruyordu, yanında kimse yoktu, biz dayımın kızı Sitem ve diğer çocuklar ile birlikte benim aracımın olduğu yerde yolun kenarında kaldırımdaydık, zaten araçta bizim bulunduğumuz yerden geçip, ilerde durdu, M. araçtan inip, tüfeği alır almaz, tam yolun orta tarafına dayımın üstüne doğru ateş etti, dayım yere yığıldı, sonrasında arabaya binip kaçtılar, ateş ederken M. herhangi birşey söylemedi, sanıklardan hiçbiriyle ne benim ne de dayımın önceye dayalı husumeti yoktur, soyismi Baykara olan şahsı tanımam, F.'i ise dayımın oğlu C.'ın eski arkadaşı olması nedeniyle tanırım, en fazla arabayla geçerken korna selamı verme şeklinde aramızda bir diyalog geçmiş olabilir,
Arabadan keskin fren sesi gelecek şekilde bir ani duruş olmadı, normal şekilde durdu,
Dayım arkalarından C..'a seslendikten sona yolun ortasına doğru hareketlendi ve vurulduğu yere geldi, bu sırada yere yığıldı,
Ateş edilip, dayım vurulduğunda, S. bizim yanımızdaydı, yengem ise dayımın yaklaşık 4-5 adım uzağındaydı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık A. K. ilk derece mahkemesindeki beyanında: "Olay tarihinde ben, U. ve E. ile araçla seyir ediyorduk, arabayı U. kullanıyordu, trafik ışıklarında durduğumuzda ışık yeşile döndü, ancak önümüzdeki araç hareketlenmeyince kornaya bastık, araç yine hareketlenmedi, bir daha kornaya basınca, araçtan bir kişi inerek bize küfür etmeye başladı, daha önceden tanımadığım bu şahıs sanıklardan M.'dur, şahıs tekrar araca dönerek, arka koltuktan aldığı tüfekle geri döndü, galiba tüfeği arka koltukta oturan bayan şahıs vermiş olabilir, F. araya girerek kavgaya engel olmaya çalıştı, biz ışıkları geçip, yola devam ettik, arkadan sellektör yapılınca yeniden durduk, M. gelip, elindeki tüfeğin dipçiyle bizim arabanın bagajına vurdu, biz gitmek için hareketlendiğimizde tüfekle nişan aldı, ancak ateş etmedi, eski Manisa yolunu takiple karakola doğru yönelmişken, arkamızda kimsenin olmadığını gördük, yolda araçtaki hasarı dayıma telefonla bildirdiğimiz için arabayı göstermek için onların evinin önüne gittik, evinin önünde dayım, eşi, kızı, oğlu ve bizler vardık, birlikte arabayı kontrol ettik, sanıkların ikisi yanımızdan araçla geçerken bize parmak salladıklarını gördük, ayrıca M. ağzını oynattı ancak ne dediğini bilmiyorum, araç biraz ilerledikten sonra direk freni sıktı ve durdu, ancak ani bir fren sesi olmadı, araç normal fren lambaları yanarak durdu, M. B. araçtan indi ve direk nişanını aldı, ateş etti ve arabaya binerek kaçtılar,
M. ateş ettiğinde ben, abim U., E. abi, ölenin eşiyle kızı da orta refüjdeydi, dayım ise yolun ortasındaki refüjün hemen aşağısında yoldaydı, araçtan indikten sonra ateş edene kadar çok bir zaman geçmedi, bu nedenle konuşma veya bağrışma olmadı,
Arabayla geçerken dayımın oğlu C. arkalarından 'ne oluyor' diye bağırdı,
Ben bağıranın dayımın oğlu olduğunu duydum,
Sanık ateş ederken bizim hepimizi hedef aldı, hepimizi vurmak istedi,
Herkes yolun ortasında ve kaldırımda olduğu için yolun ortasına doğru bir el ateş etti" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık E. G. ilk derece mahkemesindeki beyanında: "Olay tarihinde U.'ın kullandığı araçla üçümüz birlikte bulvarda hareket halindeydik, ışıklara geldiğimizde yeşil yanmasına rağmen önümüzdeki araç hareket etmedi, U. kornaya bastı, araç yine hareket etmedi, bunun üzerine U. yeniden kornaya bastı, daha önceden tanımadığım M. isimli şahıs küfür ederek araçtan aşağıya indi, U. küfür etmemesi için kendisini uyardı, M. arabaya giderek araçtan bir tane tüfek çıkardı, tüfeği görünce ordan uzaklaştık, araç arkamızdan sellektör yaptı ve durduk, M. B. araçtan inip, bizim aracın sağ tarafına tüfeğin dipçiyle vurdu, eski Manisa yolunu takip ederken U. dayısı olan maktulü aradı, dayısı bizi karakola yönlendirdi, arkamızdaki aracın takip etmediğini anlayınca takipten vazgeçip, U.'ın dayısının evinin önüne gittik, gelip beni araması için abimi aradım, evin önünde ben, U., Atacan, C. B., maktul, eşi ve kızı da vardı, yol kenarında kaldırımın üzerinde telefonla abimi arayıp, onunla konuşuyordum, ateş sesi geldi, baktığımda H. B. yerdeydi,
Ben şokta olduğum için 25/02/2016 tarihinde kollukta nasıl ifade verdiğimi bilmiyorum, ben ateş etme anını ve maktulün vurulma anını görmedim, trafikte de araçtan sadece bize küfür eden şahıs indi, ben araçtan inen başka bir şahsın küfür eden şahsı sakinleştirmeye çalıştığı şeklinde beyanda bulunmadım, yanlış anlaşılmış olabilir,
Ben yolun kenarındaki kaldırımdaydım, diğer şahısların ateş edilme anında nerede bulunduklarını ve konumlarını hatırlamıyorum,
Işıklarda şahıs ikinci defa arabaya gidip tüfeği alıp geldiğinde araya kimse girmedi, biz tüfeği görünce hareket edip, ordan ayrıldık,
Maktul vurulduğunda yolun ortasındaydı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık S. A. ilk derece mahkemesindeki beyanında: "Ben Turgutlu'da eğlence mekanında çalıştığım için sanıklar F. ve M.'u eğlenmek için işyerimize gelip gittikleri için tanırım, olay günü M.'u telefonla arayarak 'ben bugün işe gitmicem, gel beni al' dedim, M.'da İ. isimli arkadaşı ile birlikte İzmir’deki evimden arabayla gelip beni aldılar, İ.'in evine gittik, orda otururken İ. benim ve M.'un yanından ayrılacaktı, bu sırada C. lakaplı F., M.'u telefonla aradı, 3- 4 sefer ısrarla aranmasına rağmen M. telefonu açmadı, kim olduğunu sorduğumda C. olduğunu söyledi, İ. evden ayrıldıktan 5-10 dk sonra ben ve M. evden ayrıldık, Turgutlu ilçe merkezinde bulunan nazilli pide salonuna M. ile birlikte gittik, akşamüstü saatleri olmasına rağmen saatini tam olarak hatırlamıyorum, biz nazilli pidede iken M.'un telefonu yine çaldı, telefonla arayanın C. olduğunu söyleyip, bu defa telefonu cevapladı, F.'in telefonda ne dediğini bilmiyorum, ancak M. kendisine 'biz nazilli pidedeyiz' dedi, normalde F. aramış olsa ben ve M. eğlenmek için başka yere gidecektik, daha sonra F. yanımıza geldi, C. bize ne yapacaksınız diye sordu, biz içmek için Şelaleye gideceğimiz söyledik, kendisi bizimle gelmek istedi, dışarıya çıktığımızda C. kendi arabasını kitleyip, geleceğini söyledi, arabasının yanına gidip geldiğinde elinde pompalı bir tüfek vardı, arabayı C. kullanıyordu, M. ise ön koltukta oturuyordu, ben arkadaydım, Can getirdiği tüfeği arabayı kullanırken direksiyonun yanına koydu, birlikte hareket edip, trafik ışıklarına geldiğimizde arkamızdaki araba yüksek sesli ve değişik bir kornayı sürekli çalmaya başladı, M. ve C. araçtan inerek korna çalan arkamızdaki arabanın yanına gittiler ve aracın içindeki şahıslarla kavga ettiler, M. aracımıza geri gelip, tüfeği aldı ve o tüfekle arkamızdaki araca vurduğumuzu gördüm, tartışma bittikten sonra her ikisi arabaya döndü, anladığım kadarıyla C. arabadakileri önceden tanıyormuş, biz ışıklardan hareket ederken arkamızdaki araba yanımızdan geçerken içindeki şahıslar bize küfür etti ve araçtakiler bize, 'arkamızdan gelin' şeklinde beyanda bulundu, C. şahısları telefonla arayacağını söylediğinde M. 'oğlum bunlar kim' dedi, C. ise şahısları tanıdığını ve telefon edeceğini söyledi, C. telefonla aradığı şahısla karşılıklı olarak küfürleşti ve Can 'ben bunları biliyorum, yanına gitcem' dedi, ben C.'ın omzuna dokunarak 'sen bizi içmeye götür, yürü gidelim' dedim, biz M.'la araçta sohbet etmeye devam ederken C. bizi olay yerine götürmüş, biz arabayla olayın olduğu sokağa girdiğimizde orda bir kalabalık vardı, biz araçla yanlarından geçerken kalabalık bizim arabaya saldırdı, biz kalabalığı geçince C. arabayı normal bir şekilde durdurdu ve arabadan indi, onun arkasından da hemen M. indi, arkamızda kalan kalabalıkta bu sırada arabaya doğru koşturuyordu, ben korkuyla başımı kollarımın arasına alarak öne doğru eğildim ve bir el silah sesi geldi, ben öne eğilmiş vaziyette olduğumdan araçtan inerken tüfeğin kimi aldığını görmedim, bu nedenle kimin ateş ettiğini de görmedim, daha sonra her iki sanık araca bindiğinde de ben halen öne doğru eğilmiş yatar vaziyetteydim, araba hareket ettikten sonra ancak doğrulabildim, karanlık ova yolu gibi bir yere girdik, her iki sanıkta telefon görüşmeleri yaptı, adamın öldüğünü telefonda C.'a söylediler, C. ablasını arayıp, 'bana avukat tutun, adam öldü' diye bilgi verdi, ben daha sonra takip ettiğimiz yolun neresi olduğunu Turgutlu'yu çok iyi bilmediği için anlamadım, ateş edilen tüfeğin daha sonra neye yapıldığını veya kime verildiğini görmedim,
Ateş edilen silahın içindeki fişeğin ne zaman namluya sürüldüğünü bilmiyorum, görmedim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık B. Y. ilk derece mahkemesindeki beyanında: "Maktul H. benim komşumdur, kendisini bu nedenle tanırdım, olay tarihinde evde oturduğum sırada dışardan gelen bayan sesleri üzerine balkona yöneldim, ancak cam renkli olduğu için herhangi birşey göremedim, bu sırada silah sesi geldi, camı açıp baktığımda komşum olan maktul yerde yatıyordu, aşağıya indim, gördüğüm bundan ibarettir, daha sonra şahsı hastaneye götürdüler,
Ben balkonda iken silah sesinden önce bir bayan sesinin duydum, ancak tam olarak ne dediğini anlayamamakla birlikte 'babam mı, yapma mı', tam olarak ne dediğini hatırlamıyorum, ben zaten bu ses üzerine oturduğum yerden balkona yönelmiştim,
Ben sadece 'baba' şeklinde yüksek sesle bir bayan sesini duyduğumu söyleyebilirim 'yapma' şeklinde tam bir ifade duymadım,
Bu bayanın hangi amaçla seslenip bağırdığını bilmem mümkün değildir, ben sadece 'baba' şeklindeki sözü feryat olarak duydum, 'yapma' şeklinde bir söz duymadım,
Sadece 'baba' şeklindeki feryadı duydum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık S. Ö. ilk derece mahkemesindeki beyanında: "Ben Turgutlu ilçe merkezinde labirent parke işi yaparım, olay günü yanlış hatırlamıyorsam saat 21.30 - 22.00 sıralarında dükkanımı kapatıp, işçilerimi dağıttıktan sonra eve gidiyordum, olayın meydana geldiği sokağın ordan geçerken bir kalabalık farkettim, merak ettiğim için arabayı durdurup, kenara park ettim ve kalabalığın olduğu yeri izlemeye başladım, doblo marka bir araç kalabalığın bulunduğu yerden geçerken, kalabalığın arabanın üzerine doğru yürüdüklerini ve küfürlü bir şekilde bağırıp, çağırdıklarını gördüm, kalabalık yanlış hatırlamıyorsam 6-7 kişiydi, araba kalabalığı biraz geçtikten sonra ilerde durdu, kalabalığın içerisinde bir adam ve kadını gördüm, adam yanındaki kadını ittirerek arabaya doğru gitmek istiyordu, hatta kadını yana doğru attırdı, kadın ise gitmemesi için engel olmak amacıyla adamı tutuyordu, araba kalabalığı geçtikten sonra durdu, önce arabaya kullanan şahıs aşağıya indi, sonrada yanındaki kişi araçtan aşağıya indi, kadının tutmaya çalıştığı adam halen arabaya doğru gitmeye çalışıyordu, adam kendisini tutan kadını ittirip, kalabalığa doğru gitmeye çalıştığı sırada bir el silah sesi duydum, daha sonra adam yere yığıldı, yere yığıldığında yanında kimse yoktu, daha sonra ben ordan ayrıldım" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık İ. D. ilk derece mahkemesindeki beyanında: "M. B. benim arkadaşım olur, olay günü sabahtan akşama kadar beraberdik, saat 17.00 gibi beni arayarak İzmir'e gideceğini söyleyip, işimin olup olmadığını sordu, dükkanı kapatıp, M. ile buluştuk ve birlikte yaklaşık saat 17.30 gibi İzmir'e doğru hareket ettik, S.'yı M. ile birlikte İzmir'den aldık, yaklaşık saat 19.00 civarında üçümüz birlikte Turgutlu'ya geldik, marketten birşeyler alıp, benim evime geçtik, orda üçümüz birlikte alkol aldık, ben ayrı bir odaya geçtim, bu sırada M.'un telefonla konuştuğunu gördüm, kendisine kimin aradığını sorduğumda, 'beni C. aradı' dedi, ancak ben C. derken kimi kastettiğini anlamadım, bu nedenle görüştüğünü söylediği kişi bizim aramızda C. diye hitap ettiğimiz F. mi veya başka C. mı onu bilmiyorum, olaydan 1 gün önce Turgutlu'da yemek yerken bulunduğum lokantaya F. ve M. birlikte gelmişti, bu nedenle C. derken F.'i kasetmiş olabileceğini düşündüm,
Evin wifi'sinde problem olduğu için benim bulunduğum odada telefon çekmedi, bu nedenle ben M.'ların bulunduğu odaya geçtim, S. bizlere birşeyler anlatırken kısa aralıklarla 2-3 defa telefona cevapsız arama geldi, ancak M. cevap vermedi, zaten ben wifi için diğer odaya geçmeden önce telefonla zaten konuşuyordu, ben cevapsız aramaların gelmesi üzerine de biraz önce dediğim gibi kim arıyor diye sorduğumda 'C. arıyor' dedi, ancak dediğim gibi C. derken F.'i kastedip etmediğini bilmiyorum, telefonda isminin ne olarak çıktığını da görmedim, ancak sürekli birlikte takıldıkları için C. diye F.'den bahsettiğini düşündüm,
Ben evden çıktıktan sonra hastaneye hasta ziyaretine gideceğim için Karadeniz Pidede pide yaptırıp, hastaneye geçtim, hastanenin kapısına geldiğimde M. aradı, bana telefonda 'beni telefonla C. aradı, biz evden çıkıyoruz, C. ile birlikte buluşacağız, gel, hastanenin ordaki mekan çorbacının önüne motoru koy, ben seni ordan alayım' dedi, ben de hasta ziyaretine çıkacağımı söyleyip, kendisine 15 dk oyalan dedim, ben hastanede ziyaret edeceğim hastanın odasına çıktım, M. ile görüşmemizden yaklaşık 45 dk geçmesine rağmen beni aramayınca ben kendisini aramak için telefon ederken arama hatası kaydı verdi ve ben onu da beni arayabileceğini düşünerek kapattım, tekrar aradığımda M. telefonu açtı, 'subaşında biz kavga ettik' dedi, bunu söylerken arabaya mı saldırdılar, arabaya mı hücum ettiler tarzında da cümleler söyledi ve bu konuşmalar üzerine telefon kesildi, ben M. ile çekildiğimiz bir fotoğrafı facebook sayfama vurulma olayı olmadan yaklaşık 3 saat önce evde beraberken koymuştuk, bu fotoğrafları arkadaşlarım görecek olacak ki bana telefon açıp, 'M.'la şu an birlikte misin, M. Subaşında kavga etti' dediler, bende bunun üzerine subaşına geldim ve benimde olayın içinde değerlendirilebileceğimi düşünerek M. ile olan fotoğrafı facebooktan sildim,
İzmir'e S.'yı almak için M.'un fiorino arabasıyla gittik, arabada tüfek görmedim, olsa mutlaka görürdüm, hatta tüfeği görsem, araca dahi İzmir'e gitmek için binmezdim, F. Ç.'in tüfeği olduğuna dair duyum veya bilgim yoktur, M.'la maktul arasında önceye dayalı herhangi bir husumet yoktur, hatta M. ne maktulü tanır, ne de evinin yerini bilir, hatta birbirlerini tanımazlardı, M. S.'na gelen giden bir insan değildir, F. Ç. mahallemizin insanı olduğu için maktulü daha önceden de tanıyordu, F. ile maktul arasında herhangi bir husumet olup olmadığını bilmiyorum, F.'in H.in evinin nerde olduğunu biliyordu, olayın üzerinden bir hafta geçince maktulün oğlu dükkana geldi, çocuğunun adı nüfusta C.'mış, ben onu yeni öğrendim, kendi aramızda O. diye hitap ederiz, dükkanda iken H.in oğlu olan C. (O.) bana 'trafikte tartışma yaşandıktan sonra F. Ç. beni aradı, trafikte tartışma olmuş, ben F.'e buraya gelmeyin, babam burda, ben seni (F.) de alır, oturur, bu konuyu hallederdik' dedi ve bana 'abi, keşke sen arabanın içinde olsA., sen bu mahallenin insanısın, o arabayı kesinlikle bizim oraya getirmezdin' dedi, zaten ben o gün o arabanın içinde olsaydım, ne o araba subaşının oraya giderdi, ne de bu olaylar meydana gelirdi, ayrıca C. B. bana 'kapının önüne araba geldiğinde, bir anda el frenini çekip, frene basarak araba durdu, daha sonra olan oldu' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık M. Ç. ilk derece mahkemesindeki beyanında: "Ben Turgutlu ilçe merkezinde sanayide dükkan sahibiydim, yaklaşık iki ay önce kapattım, olay günü dükkanı kapatıp, saat 21.30 sıralarında kardeşim ile birlikte işyerinden yaya olarak çıktık, olay yerinin yakınında bulunan sürekli gittiğimiz kahvehaneye doğru gidiyorduk, olayın meydana geldiği yerde 7-8 kişilik bir kalabalığın toplandığını gördük, olay yerine doğru Fiorino bir marka aracın kervan yolundan çıktığını gördüm, ordaki kalabalık şahıs birşeyler söyleyerek araca doğru el hareketleri yapıyorlardı. Ancak ne dediklerini aradaki mesafe nedeniyle algılayamadım, araç grubu geçtikten sonra durdu ve sağ tarafa park etti, F. şoför kısmından indi, M. B. şoförün yanındaki kapıdan indi, vurulan şahısta kendi evinin önündeki kaldırımdaydı, yanında onun yaşlarında yaşlı bir bayan vardı, kalabalıktaki diğer şahıslar yolun karşısındaki BİM'in olduğu taraftaki kaldırımdaydı, araçtakiler aşağıya inince önce karşı kaldırımdaki kalabalık, daha sonra vurulan şahıs arabaya doğru hareket halindeydi, ne koşar ne yürür, arada bir hızla arabaya doğru hareket ettiler, adam hareket ederken hanımı elinden tutarak ona engel olmaya çalışıyordu, karşı kaldırımdakiler ilerlediği için vurulan adam hanımını eliyle itekleyerek araca doğru yürümeye başladı, karşı grupta hareket halinde olduğu için vurulan şahısta orta refüje doğru gelmişti, M. B. kalabalıkla vurulan şahsın arasını hedef alarak ortaya bir el ateş etti ve bu ateş üzerine vurulan şahsın yere düştüğünü gördük, şahsı yeşil renkli bir araca bindirerek hastaneye götürdüklerini gördüm, ortalık daha da kalabalıklaşınca kardeşim ile oradan ayrıldık
Ben gördüklerimi söyledim, görüş açım müsaitti, tüfeğin namlusu ölen şahsın ve karşı kaldırımdaki kalabalık grubun ortasındaki boşluğa yöneltilmişti,
Saat konusunda net birşey söyleyemem, ancak sanayiden saat 21.30 çıktık, yarım saat veya 45 dk yol mesafesi olsa yaklaşık 22.00-22.15 sıralarında olay meydana gelmiş olabilir, olay yerinde karpuzcunun yanında bir kahvehane vardır, o kahvehaneden bahsediyorum,
Benim bulunduğum yerle M.'un arasında ne kadar mesafe olduğunu tam olarak bilemem, ancak yaklaşık 40-50 m.mesafe olabilir, ben ateş anında M.'u da ölen şahsı da net bir şekilde görebiliyordum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık M. Ç. ilk derece mahkemesinde talimat yoluyla alınan beyanında: "Bu konuda hazırlıkta ifade vermiştim o ifademi aynen tekrar ederim. Yalnız ifade vermeden önce belirtmek isterim ki; mahkemede şimdi vermiş olacağım dilekçe doğrultusunda ifade vermem hususunda S. B. benden istemde bulunmuştur. Şu an bu dilekçeyi mahkemenize ibraz ediyorum. Dilekçede her ne kadar yazıp altını imzalamış isem de; orada yazılanlar doğru değildir. Şu an huzurunuzda vereceğim ifade doğrudur,
Ben daha önce hazırlıkta vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ederim. Ben C. ile M.'u çalıştığım işyerine gelip gitmeleri sebebi ile 1-2 defa görmüştüm. Olay günü işletmenin yukarısındaydım. Araba geldiğini duyunca müşteridir diye karşılamak için aşağıya indim. Bana kapalı otoparkı açmamı söylediler. Ben otoparkı açtım. Aracı park ettiler. 3 kişiydiler. Yanlarında bir de bayan vardı. Araçtan inince bana birden tüfeği C. verdi. M. da bu tüfeği saklamamı, araba ile tüfeği birisinin gelip alacağını söyledi. Ben ilk başta olayı anlamadım. Daha sonra da korku ile tüfeği alıp 20 metre ötedeki bahçeye attım. Ben tüfeği atarken onlar da yanımdaydı. Daha sonra yanımdan uzaklaştılar. Onların gitmesinden 40-45 dakika sonra daha önceden tanımadığım ancak emniyette yaptığım teşhis sonrasında isminin Sebahattin Baykara olduğunu öğrendiğim şahıs gelmiş. Beni yukarıdan seni birisi çağırıyor diye aşağıya indiğimde o iş için geldiklerini anladım. Bana anahtarla tüfeği ver dedi. Ben de arabanın anahtarını verdim. Tüfeği attığım yerden gidip aldım ve kendisine verdim. Sebahattin'in yanında oturan birisi vardı. Ancak onun kim olduğunu teşhis edemedim. Ben anahtarla tüfeği verip hemen işimin başına döndüm. Arabayı kimin kullanıp götürdüğünü bilemiyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi S. B. daha sonrasında bana gelip silahı ve arabayı F. C.'ın aldığını söylememi istedi. Ben de korktuğumdan vermiş olduğum dilekçeyi yazdım. Ancak benim şimdiki beyanlarım doğrudur. Benim o gün meydana gelen öldürme olayına ilişkin bilgi ve görgüm yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
OLAY, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Sanıklar M. B. ve C. lakabı ile bilinip bu isimle tanınan F. Ç.'in arkadaş oldukları, ara sıra birlikte gezdikleri, olay günü sanık M.'un kız arkadaşı olan tanık S. A. ile M.'un bir arkadaşının evinde buluşarak birlikte alkol aldıkları, aynı gün sabah 05:01:14 ve 05:01:28 saatlerinde de M.'a mesaj attığı HTS kayıtlarından anlaşılan sanık F.'in, arkadaşının evinde S. ile birlikte oldukları bu süre zarfında da M.'u öğlen 13:00 sıralarında kullandığı cep telefonundan aradığı, F.'in M.'u aramaya ve mesaj atmaya saat 13:53 kadar birden fazla kez devam ettiği, M.'un da aynı zaman dilimi içerisinde belirli aralıklarla F.'i arayarak veya mesaj atarak F.'in arama ve mesajlarına karşılık verdiği, saat 17:33 sıralarında M.'un F.'i aradığı, dosyadaki beyanlardan da anlaşıldığı üzere karınları acıktığı için M. ve S.'nın Turgutlu ilçe merkezinde bulunan Nazilli pide isimli iş yerine yemek yemeğe gittikleri, Nazilli Pide salonunda yemek yedikleri sırada HTS kayıtlarında da anlaşıldığı üzere saat 20:06 'dan itibaren birden fazla kez F.'in kullandığı cep telefonundan M.'u aradığı ve M.'un Nazilli Pide salonunda S. ile birlikte olduklarını söylemesi üzerine, sanık F.'in yanlarına geldiği, F., M. ve S.'nın belli bir süre burada oturduktan sonra üçünün birlikte M.'un 35 AY 7009 plakalı aracıyla hareket edip, gezmeye başladıkları, M.'un alkollü olması ve daha önceden de beraber arabayla gezdiklerinde F.'in, M.'un arabasını kullanmış olması nedeniyle arabanın direksiyonuna F.'in geçtiği, ön yolcu koltuğunda da sanık M.'un bulunduğu, S. A.'ın da arka koltukta oturduğu, F.'in sevk ve idaresindeki M.'a ait bu araçla trafikte seyrederken Turgutlu ilçe merkezindeki bulvar caddesinden aşağı doğru indikleri, trafik ışıklarının kırmızı yanması nedeniyle beklerken aracın arkasına maktul H. B.'ya ait ancak dosya kapsamında tanık olarak dinlenen maktulün yeğeni U. K. tarafından kullanılan içerisinde de mahkemece tanık olarak beyanları alınan A. K. ve E. G.'in de bulunduğu yeşil renkli 45 L 01.. plakalı Doğan marka aracın durduğu, trafik ışıklarının kırmızı yanması nedeniyle araçların arka arkaya beklemelerine rağmen U.'ın kullandığı araçta yüksek ses çıkartan havalı kornaya sürekli ve uzun uzun basılması nedeniyle M.'un araçtan inerek, arkalarındaki araçta bulunan tanıklar U. K., A. K. ve E. G. ile kornaya neden ısrarla bastıkları hususunda tartıştığı, M.'tan hemen sonra araçtan inen F.'in arka arabadaki U.'ı daha önceden tanıdığını farketmesi üzerine M. ile aralarında herhangi bir kavga çıkmasını önlemek için bu şahıslarla tartışan M.'u sakinleştirerek arabaya bindirdiği, bu aşamada trafik ışıklarının yeşile dönmesini fırsat bilen U.'ın kullandığı Doğan marka aracın F.'in kullandığı aracın yanından hızla geçmesi üzerine F.'in bulunduğu aracın arkalarından sellektör yaptığı, U. K.'ın ise kullanmış olduğu yeşil renkli Doğan marka aracı sağa çekerek durdurduğu, bu sırada sanık M.'un araçta bulunan ve olayda kullanılan av tüfeğini alarak aşağıya inip, U. K.'ın kullandığı yeşil renkli Doğan marka aracın arka kısmına tüfeğin dipçiği ile vurması üzerine U. K., A. K. ve E. G.'in araçla hızla oradan uzaklaştıkları ve yolda ilerlerken U.'ın dayısı olan maktul H. B.'yı cep telefonuyla arayarak F. ve M. ile aralarında geçen olayları anlattığı ve H. ile yaptığı bu telefon görüşmesi sonucunda U.'ın kullandığı yeşil renkli 45 L 01.. plakalı Doğan marka aracı dayısının ikametinin bulunduğu yer olan olay yerine doğru sürdüğü, bu sırada sanık F.'in sanık M. ile birlikte U. K.'ın kullandığı yeşil renkli Doğan marka aracı takibe başladıkları, sanık F.'in, U. K.'ın kullandığı aracı gözden kaybetmelerine rağmen ölen H. B.'yı ve U. K.'ı mahalleden tanıdığı ve evlerini de bildiği için kendi kullandığı 35 AY 70.. plaka sayılı aracı arka sokaklardan dolaşarak ölen H. B.'nın ikametinin önüne olayın olduğu yere sürdüğü, takip esnasında sanık F.'in ölen H. B.'nın oğlu olan C. B.'yı arayarak U.'la takıştıklarını söyleyip, telefonda 'oraya gelcem, sizin ananı avradını sikecem' diyerek küfür ettiği, C. B.'nın, babasının, annesinin ve kız kardeşinin aşağıda olduğunu, evlerinin olduğu yere gelmemelerini, bulundukları yere kendisinin geleceğini söylediği, U. ve yanındakilerin araçla maktulun evinin bulunduğu yere gittiklerinde orada bulunan maktul H. ile birlikte, sanık M. 'un araca tüfeğin dipçiğiyle vurması sonucu oluşan hasarı inceledikleri, akabinde maktulün, eşi ile birlikte orta refüjün bulunduğu yere gittiği, olay yerinde, U., A. ve E. haricinde katılanlar maktulun oğlu C. B. ve kızı S. B.'nın bulundukları aşamada sanık F.'in katılan C. ile yapmış olduğu telefon görüşmesi ile aynı anda olacak şekilde yönetimindeki araçla sanıklar M., F. ile tanık S.'nın olay yeri olan maktul H.in evinin bulunduğu yere gelip, yolun her iki yanında duran kalabalığın arasından geçerek yaklaşık 35-40 metre kadar gittikten sonra F.'in kullandığı aracı fren yaparak durdurduğu, her iki sanığın araçtan indiği, tanık S.'nın aracın arka koltuğunda oturmaya devam ettiği, sanık M. B.'nın araçta bulunan ve olayda kullanılan aynı zamanda trafikteki tartışmanın akabinde U.'ın kullandığı aracın kaportasına dipçiğiyle vurmuş olduğu tüfekle orta refüjde eşi olan katılan Dilek ile birlikte bulunan maktül H.in bulunduğu yere doğru 33-35 metre kadar mesafeden bir el ateş ettiği, görüş açısının açık olduğu, bu ateş sonucunda dosya kapsamında bulunan 11/03/2016 tarihli ATK raporunda belirtildiği üzere, maktul H. B.'ya biri kafadan ve diğer ikisi göğüs bölgesinden olmak üzere üç yerden saçma tanesi isabet ettiği ve maktulün aldığı bu isabetler sonucu yere düştüğü, bunu gören sanık M.'un F. ile birlikte hemen araca binerek olay yerinden uzaklaştığı, hastaneye kaldırılan maktul H. B.'nın yine ATK raporunda belirtildiği üzere maktülün başının sol temporal bölgesine ve sol meme başı alt bölümüne isabet eden av tüfeği iri saçma taneleri yaralanmasına bağlı kafatası kırıkları, beyin dokusu harabiyeti, kalp, karaciğer ve sağ böbrek yaralanmaları nedeniyle oluşan kanama sonucu vefat ettiği, sanık F. ve sanık M.'un suçta kullanılan tüfeği Kemalpaşa ilçesinde bulunan Şelale Gazino isimli işyerine götürerek tanık M. Ç. isimli şahsa verdikleri, olayda kullanılan aracı da gazinoda bırakarak başka bir araç ile uzaklaştıkları, yapılan tüm araştırmalara rağmen olayda kullanılan av tüfeğinin ele geçirilemediği, iddia, sanıkların savunmaları, katılanların ve tanıkların beyanları, HTS Kayıtları, 25/02/2016 tarihli Ölü Muayene Tutanağı, 25/02/2016 tarihli Olay Yeri İnceleme Tutanağı, 25/02/2016 tarihli Olay Yeri İnceleme Raporu, 25/02/2016 tarihli CD İnceleme Tutanağı, 25/02/2016 tarihli Olay Araştırma Kimlik Tespit ve Yakalama Tutanağı, İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 11/03/2016 tarih 558 sayılı otopsi raporu, 23/03/2016 tarihli Uzmanlık Raporları, 25/03/2016 tarihli Uzmanlık Raporu, 25/05/2016 tarihli Fotoğraf Teşhis Tutanağı, Turgutlu Polis Merkezi Amirliğinin Araştırma Kamera Kaydı konulu 05/09/2016 tarih 3589 sayılı cevabi yazısı, Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesinin 13/05/2017 tarihli keşif zabtı, Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesince yapılan keşif üzerine üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 16/05/2017 tarihli rapor, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırması Enstitüsü'nün 28/03/2017 tarih 542 sayılı yazısı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Sanıkların her ikisi de tüfeğin kendisine ait olmadığını, karşı tarafa ait olduğunu belirtmiş iseler de; sanıkların savunmalarının denetlenmesi açısından Nazilli Pide salonu civarında herhangi bir güvenlik kamera görüntüsüne ulaşılamadığının kollukça yapılan araştırma ile tespit edildiği, tüfeğin arabaya kimin tarafından konulduğu veya kime ait olduğu hususunda da tarafsız herhangi bir tanık beyanının olmadığı, bu husustaki çelişkinin giderilemediği ancak gerek trafikteki tartışmada tanık U.'ın kullandığı arabaya tüfeğin dipçiyle vuran, gerekse olay yerinde maktule ateş eden kişinin M. olduğu konusunda bir çelişkinin bulunmadığı, dolayısıyla olayda kullanılan tüfeğin kime ait olduğu hususunun dosyanın esasına veya sanıkların hukuki durumlarının tayin ve tespitine etki edecek bir husus olmadığı kabul edilmiştir.
Her ne kadar sanık M. savunmasında; kalabalığın saldırısına maruz kalması nedeniyle kendini korumak amacıyla boşluğa ateş ettiğini, kimseyi öldürme ya da yaralama kastı olmadığı gibi olası kast suçlamasını da kabul etmediğini, aniden gelişen bir olay olduğunu beyan etmiş, sanık müdafii; müvekkili hakkında doğrudan kast ve olası kast hükümlerinin uygulanamayacağını, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmak suretiyle müvekkilinin cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkili hakkında kasten öldürme suçundan hüküm kurulacak ise olası kast ve tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğini beyan etmiş, ilk derece mahkemesince sanığın olası kastla öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; trafikte maktülün yeğeni tanık U. ve sanık M. arasında meydana gelen olay sonrasında sanık F.'in kullandığı araç ile olay yerine gelindiğinde sanık M. tarafından, eşiyle birlikte orta refüjde bulunan katılanın olduğu yere doğru 33-35 metre kadar bir mesafeden ateş edilmesi üzerine meydana gelen ölüm olayında; sanığın havaya ateş etme imkanı varken maktülün olduğu yere doğru ateş etmiş olması, atış anındaki mesafe, bu mesafeden saçma tanelerinin dağılarak seyretmesinin olağan ve maddi bulgulara uygun olması, olayda kullanılan tüfeğin tesir mesafesi, aradaki mesafe itibariyle öldürücü etkisi kuşkusuz olan av tüfeği ile görüş açısı açık bir ortamda etkili mesafeden maktülün olduğu tarafa doğru ateş edilmesi halinde ölüm neticesinin meydana geleceğinin mutlak ve kaçınılmaz olması, bu itibarla sanık M.'un maktulün bulunduğu yere doğru etkili mesafeden tüfekle bilerek ve isteyerek yapmış olduğu atış neticesi ölüm olayının gerçekleşeceğini öngöremediğinin kabulünün hayatın olağan akışına uygun olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanık M.'un eyleminin olası kastla öldürme veya bilinçli taksirle ölüme neden olma suçunu değil, kasten öldürme suçunu oluşturduğu kanaatine varılmış, (benzer yöndeki Yargıtay 1.Ceza Dairesinin 25/04/2016 tarih 2015/3745 Esas, 2016/2107 karar sayılı ilamı "...yapılan keşif sonucunda çekilen fotoğraflar ve bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, sanığın ateş ettiği mutfak camı ile mağdurların bulundukları yer arasındaki mesafe, mağdurların asıl hedef olan mağdur G.'e ve birbirlerine çok yakın vaziyette bulunmaları, bu nedenle ateş edilen av tüfeğinin tesir mesafesi, saçmaların yayılma durumu da dikkate alındığında mağdurların isabet almasının mutlak olması karşısında sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerekirken suçun nitelenmesinde yanılgılı değerlendirme ile olası kast altında yaralamadan hüküm kurulması...")
Her ne kadar, sanık F. Ç. savunmasında; katılan C. B. ile yapmış olduğu telefon görüşmesi sırasında, katılan C. B.'nın trafikteki olayı konuşmak için kendisine gelmesini söylediği Halil Kale Fen Lisesinin olduğu yere gitmek için Halil Kale Fen Lisesi ve kendi evleri ile katılan C. B.'nın evinin de aynı güzergahta olması nedeniyle, olay yerinden geçmek durumunda olduğunu, olay yerine geldiğinde orada bulunan kalabalığı görmesi üzerine kaçmak ve oradan uzaklaşmak düşüncesi ile vitesi 2'ye alıp gaza yüklendiğini, ancak sanık M.'un el frenini çekerek aracı durdurduğunu, olaydan sonra da sanık M.'un av tüfeğini kendisine doğrultarak "arabayı sür" demesi üzerine korktuğu için araca binerek olay yerinden uzaklaştıklarını beyan etmiş, sanık müdafii; trafikteki olayı sakinleştirmeye çalışan keza aynı amaçla yani olayı tatlıya bağlamak amacıyla C. B.yla yapmış olduğu telefon görüşmesine istinaden bu kişinin dediği yere giderken bir kalabalığın aniden önlerine çıkması üzerine bu kalabalıktan kurtulmak amacıyla hızlanarak kalabalıktan kurtulup belli bir mesafe gittikten sonra sanık M.'un el frenini çekmesi nedeniyle aracın durdurulması neticesinde M.'un araçtan inerek ateş etmesi sonucunda gerçekleşen bir olayda müvekkilinin müsnet suça iştirak iradesiyle hareket ettiğinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin amacının olayın kapanmasını sağlamak olduğunu, bu amaçla hareket eden müvekkilinin doğrudan kast ile hareket ederek müsnet suça iştirak ettiğinin kabul edilemeyeceğini ve müvekkilinin beraatine karar verilmesini gerektiğini beyan etmiş, ilk derece mahkemesince sanık hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan açılan kamu davasında müsnet suçtan CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verilmiş ise de; katılan C. B.'nın, sanık F. ile telefonda yapmış olduğu görüşme sırasında, sanık F.'in "oraya geleceğim, ananı avradını sinkaf edeceğim" dedi, sanığa "buraya gelmeyin babam, annem ve kız kardeşim aşağıda, ben sizin olduğunuz yere geleyim dedim", telefonu kapatması ile sanıkların içinde bulunduğu aracın kendilerinin olduğu yere gelmesinin aynı anda olduğuna, aracın yanlarından geçerek 50-60 metre sonra fren yaparak normal bir şekilde durduğuna, kesinlikle aracın el freninin çekilmesi veya kayması gibi bir durumun olmadığına ilişkin beyanı, katılan S. B.'nın "abim olan C.'ın telefondaki şahsa kesinlikle bizim eve gelmiyorsunuz, buradan geçmiyorsunuz" dediği sırada sanıkların bulunduğu aracın yanlarından geçtikten sonra kayma veya ani bir fren sesi çıkartacak şekilde olmadan normal bir şekilde durduğuna ilişkin beyanı, tanık Atacan'ın sanıkların araçla yanlarından geçtikten sonra ani bir fren sesi olmadan normal fren üzerine fren lambalarının yanarak durduğuna ilişkin beyanı, tanık M. C.'un aracın olay yerinde bulunan grubu geçtikten sonra durup sağ tarafa park edildiğine dair beyanı, tanık U.'ın sanıkların bulunduğu aracın, yanlarından geçtikten sonra normal bir şekilde fren yaparak durduğuna ilişkin beyanı, tanık M. Ç.'nın "Ben C. ile M.'u çalıştığım işyerine gelip gitmeleri sebebi ile 1-2 defa görmüştüm. Olay günü işletmenin yukarısındaydım. Araba geldiğini duyunca müşteridir diye karşılamak için aşağıya indim. Bana kapalı otoparkı açmamı söylediler. Ben otoparkı açtım. Aracı park ettiler. 3 kişiydiler. Yanlarında bir de bayan vardı. Araçtan inince bana birden tüfeği C. verdi. M.'da bu tüfeği saklamamı, araba ile tüfeği birisinin gelip alacağını söyledi. Ben ilk başta olayı anlamadım. Daha sonra da korku ile tüfeği alıp 20 metre ötedeki bahçeye attım. Ben tüfeği atarken onlar da yanımdaydı. Daha sonra yanımdan uzaklaştılar..." şeklindeki beyanı, sanık F.'in sanık M.'a, sanık M.'un ise sanık F.'e ait olduğunu iddia ettiği, olayda kullanılan av tüfeğinin sanıklar M. ve F.'in birlikte gezdikleri araçta bulundurulmuş olması, trafikte meydana gelen tartışmadan sonra sanık F.'in sevk ve idaresindeki 35 AY 70.. plaka sayılı araç ile yeşil renkli Doğan marka aracı takip etmesi, hatta gözden kaybetmesine rağmen sanık M.'un maktülün evini bilmemesi nedeniyle ve sanık M.'un öfkeli, alkollü ve elinde dolu tüfek olduğunu bildiği halde olay yerine aracı sürmeme imkanı var iken, keza katılan C. B.'nın olay yerine gelmemelerine ilişkin uyarısına rağmen küfür ederek olay yerine geleceğini söyleyip yönetimindeki aracı, evini daha önceden bildiği maktülün bulunduğu olay yerine sürmesi, olay yerine geldiğinde fren yaparak aracı durdurmuş olması, yine olay yerinde durdurduğunda olay yerinden uzaklaşabilecekken bunu yapmayıp sanık M. ile birlikte araçtan inmesi, sanık M.'un elindeki av tüfeği ile, orta refüjde durmakta olan maktul H. B.'nın olduğu yere doğru ateş etmesinden sonra sanık F.'in araç ile birlikte sanık M.'u da alarak olay yerinden uzaklaşması, olayda kullandıkları tüfeği sanık M. ile birlikte götürerek tanık M. Ç.'ya vermiş olması, trafikteki olayda sanık M.'u sakinleştirmeye çalışmış olmasının dava konusu olaya iştirak etmediğinin tek başına delili olarak kabul edilemeyecek olması hususlarının birlikte değerlendirilmesinde; sanığın savunmasına işlemiş olduğu suçun cezasından kurtulmaya yönelik savunma olduğu kabul edilerek itibar edilmemiş, sanık F.'in sanık M. ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmak suretiyle TCK'nun 37.maddesi kapsamında kasten öldürme suçunun müşterek faili olduğu kanaatine varılmış, (benzer yönde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 08/06/2017 tarih 2016/6210 Esas 2017/2208 karar sayılı ilamı "...oluşa ve dosya kapsamına göre; olay tarihinde sanıkların katılan F.'ye ait Akça Esen Bar isimli restauranta eğlenmek için gittikleri, katılan F.'nin sanık A.'a servis açmak istememesi üzerine bu hususu diğer sanık Kenan'a ilettiği, sanıkların restauranttan bu şekilde ayrılarak sanık Kenan'ın bu durumu diğer sanık A.'a anlatması üzerine, A.'ın da sinirlenerek sanık K.'ın kullandığı araç ile katılan F.'nin restaurantına doğru yola çıktıkları, mekanın kapanış saatinde oraya vardıkları, bu esnada katılan F.'nin restaurantı kapattığı ve katılan S.'nın aracın sağ ön koltuğuna oturduğu, katılan F.'nin ise şoför mahalline oturmak için ayağını attığı sırada sanık A.'ın elindeki av tüfeği ile katılan F.'yi hedef alarak ateş ettiği, ancak atış sonucunda katılan S.'nın yaralandığı, sanıkların devriye gezen jandarma ekibinin ışıklarını görmeleri üzerine araba ile kaçtıkları, daha sonra sanık Kenan'ın kullandığı araç ile sanıkların yeniden olay yerine gelerek sanık A.'ın katılan F.'ye ateş ederek onu yaraladığı olayda;... Sanık K.'ın katılan F.'ye yönelik olarak baştan itibaren diğer sanık A. ile birlikte fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmak suretiyle, eylemi birlikte işleyen olarak kabulü ile TCK'nun 37.maddesi uyarınca sorumlu tutulması gerekli iken, fiile yanlış anlam verilerek TCK'nun 39.maddesi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini...")
Açıklanan nedenlerle her iki sanığın TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle TCK'nun 81/1. maddesi gereğince ayrı ayrı müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş,
Her ne kadar sanık M. müdafii müvekkili hakkında TCK'nun 29.maddesinin uygulanmasını talep etmiş ise de; maktulün trafikte yaşanan olayın tarafı olmaması, sanıkların arabayla kalabalığın arasından geçtikleri sırada kalabalığın sanıkların içinde bulunduğu arabaya saldırdıklarının dosya kapsamı ile ispatlanamamış olması, bir an için bu iddianın yani kalabalığın olaydan önce sanıkların arabasına saldırdıkları iddiasının doğru olduğu kabul edilse dahi, maktülün bu kalabalığın içinde olmayıp orta refüjde eşi ile birlikte bulunuyor olması, dolayısıyla maktülün sanıkların arabasına olaydan önce saldırdığının kabul edilemeyecek olması karşısında, maktul H.ten kaynaklanan ve sanıklar lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektiren bir hususun olmadığı anlaşılmakla sanıklar hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanmamış,
Sanıkların geçmişi, fiilden sonraki davranışları ile cezanın gelecekleri üzerindeki olası etkileri gözönünde bulundurularak, haklarında TCK.nun 62.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş,
Sanık M.'un tekerrüre esas sabıkası olmakla hakkında TCK. 58. Maddesi uygulanarak aşağıda belirtilen şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07/06/2017 tarih ve 2017/52 E. 2017/74 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
1-Sanık M. B.'nın maktul H. B.'ya yönelik kasten öldürme suçunu işlediği anlaşılmakla, eylemine uyan TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle TCK'nun 81/1. maddesi gereğince MÜEBBET HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın geçmişi, fiilden sonraki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, hakkında TCK.nun 62.maddesinin uygulanmasına takdiren YER OLMADIĞINA,
Sanık hakkında başkaca arttırım veya indirim hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına,
24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek, 5237 sayılı TCK'nun 53/1-2-3 madde fıkralarının tatbikine,
Sanığın Turgutlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.07.2013 tarihinde kesinleşmiş olan 16.02.2010 tarih 2007/86 Esas 2010/114 Karar sayılı ilamıyla hırsızlık suçundan verilen 1 yıl 9 ay hapis cezası nedeniyle mükerrir olduğu anlaşılmakla sanık hakkında hükmolunan cezanın TCK'nın 58/7 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Sanığın almış olduğu netice ceza miktarı, tutuklulukta geçirdiği süre ve cezanın infazından kaçma şüphesi bulunduğu gözetilerek sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, hüküm özeti düzenlenerek Cezaevi Müdürlüğü'ne gönderilmesine,
Sanığın bulunduğu ceza evi müdürlüğüne müzekkere yazılarak; tutuklamanın devamına ilişkin karardan bir suretin sanığa tebliğ edilmesi, sanığın tutukluluk halinin devamına ilişkin kararın kendisi yahut Cumhuriyet Başsavcılığı kanalıyla tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilmesinin istenmesine,
Tutukluluğun devamı kararına karşı 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine bulunulacak beyanla ya da tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle, itiraz kanun yolu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine başvurabileceğine,
Sanığın gözaltı ve tutuklulukta geçen sürelerinin TCK.nun 63/1 maddesi gereğince cezasından mahsubuna,
Sanığın adli sicil kaydında gözüken Turgutlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/519 E. 2011/460 K. Sayılı HAGB kararına dair dosyanın ele alınması hususunda değerlendirme yapılmak üzere karar kesinleştiğinde mahkemesine ihbarda bulunulmasına,
2-Sanık F. Ç.'in maktul H. B.'ya yönelik kasten öldürme suçunu işlediği anlaşılmakla, eylemine uyan TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle TCK'nun 81/1. maddesi gereğince MÜEBBET HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın geçmişi, fiilden sonraki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, hakkında TCK.nun 62.maddesinin uygulanmasına takdiren YER OLMADIĞINA,
Sanık hakkında başkaca arttırım veya indirim hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına,
24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek, 5237 sayılı TCK'nun 53/1-2-3 madde fıkralarının tatbikine,
Sanığın almış olduğu netice ceza miktarı, tutuklulukta geçirdiği süre ve cezanın infazından kaçma şüphesi bulunduğu gözetilerek tahliye talebinin reddi ile sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, hüküm özeti düzenlenerek Cezaevi Müdürlüğü'ne gönderilmesine,
Sanığın bulunduğu ceza evi müdürlüğüne müzekkere yazılarak; tutuklamanın devamına ilişkin karardan bir suretin sanığa tebliğ edilmesi, sanığın tutukluluk halinin devamına ilişkin kararın kendisi yahut Cumhuriyet Başsavcılığı kanalıyla tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilmesinin istenmesine,
Tutukluluğun devamı kararına karşı 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine bulunulacak beyanla ya da tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle, itiraz kanun yolu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine başvurabileceğine,
Sanığın tutuklulukta geçen sürelerinin TCK'nın 63/1 maddesi gereğince cezasından mahsubuna,
Sanığın adli sicil kaydında gözüken Turgutlu 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2010/424 E. 2011/89 K. Sayılı HAGB kararına dair dosyanın ele alınması hususunda değerlendirme yapılmak üzere karar kesinleştiğinde mahkemesine ihbarda bulunulmasına,
3) Katılanlar C. B., S. B. ve D. B. kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince, ilk derece mahkemesi için 3.960,00 TL, istinaf yargılaması için 2.180,00 TL. vekalet ücretinin sanıklardan eşit olarak alınarak katılanlara verilmesine,
4) Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığının adli emanetin 2016/362 sırasında kayıtlı 1 Adet delil poşeti içerisinde bir adet beyaz atlet, bir adet siyah mont, bir adet alaca gömlek ve 1 adet boş kovan'ın dosyada delil olarak saklanmasına,
5) Mahkeme keşif, şoför ve bilirkişi gideri 2.162,88 TL, Cumhuriyet Savcılığı ölü muayene gideri 146,60 TL, Cumhuriyet Savcılığı keşif gideri 55,50 TL, adli tıp gideri 2.570 TL, 46 adet davetiye gideri 526,00 TL, PTT gideri 156,35 TL olmak üzere toplam 5.617,33 TL yargılama giderinin sanıklardan eşit olarak tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, katıların ve vekilinin yokluklarında, sanık M. B. (SEGBİS) ve müdafi ile sanık F. Ç. ve müdafinin yüzlerine karşı, Cumhuriyet Savcısının huzurunda mütalaaya uygun, katılanlar ve vekili için tebliğden, sanıklar ve müdafileri için tefhimden itibaren onbeş gün içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi veya İlk Derece Ceza Mahkemesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, Yargıtay ilgili Ceza Dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere, 11.01.2018 tarihinde oybirliği ile verilen karar verildi. (¤¤)