(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 232, 253, 279, 280, 289) (5237 S. K. m. 29, 53, 62, 86, 87, 106)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan Sanık müdafi Av. B. D. ve Cumhuriyet Savcısı Y. V. D. (165810) tarafından yapılan istinaf talebinin CMK'nun 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK'nun 280 maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı. Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Sanığın denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği için yapılan ihbara konu Fethiye 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/407 E. 2016/492 K. sayılı ilamına konu suçların Hakaret ve Tehdit suçları olduğu, CMK 253. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesi uyarınca, "uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz" hükmü uyarınca suç tarihi itibarıyla sanık hakkında uzlaşma hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı, ancak, 24.11.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı yasanın 34. maddesi ile değişikliğe uğrayan CMK'nın 253. maddesi gereğince TCK'nın 106/1 maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun da uzlaşmaya bağlı suçlar kapsamına alındığı, bu itibarla ihbara konu ilamdaki suçların uzlaşma kapsamında kalan suçlar olduğu, bu nedenle öncelikle uzlaşma prosedürü uygulanarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumları tespit edildikten sonra ihbara konu suç yönünden hükmün açıklanmasının gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Gerekçeli karar başlığında, 01:30 olan suç zaman diliminin yazılmayarak CMK 232/2-c maddesine muhalefet edildiği,
3-Sanık hakkında TCK 86/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ve TCK 86/1, 86/3-e, 87/1-c, 87/1-son, 29/1, 62, 53/1-3 maddeleri gereğince hüküm kurularak sonuç olarak sanığın 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, Anayasanın 141/3, CMK'nin 34 ve 230. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının sanığı, katılanı, cumhuriyet savcısını ve herkesi tatmin edecek, istinaf denetimine olanak verecek biçimde gerekçeli olması, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, suçun ögeleri ve kanıtlandığı kabul edilen olayların açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkesine uyulması gerektiği nazara alınmadan gerekçesiz şekilde hüküm kurulduğu,
4-Hüküm fıkrasında, sanığın üzerine atılı suçu karşılıklı kavga sırasında gerçekleştirdiği anlaşıldığından denilerek afaki bir ifadeyle sanık lehine TCK.29/1 maddesi uyarınca üst sınırdan 3/4 oranında cezasında indirim yapıldığı incelenmiş olup;
Ceza Genel Kurulunun çeşitli kararlarında tartışmasız olarak benimsendiği üzere, tahrik nedeniyle yapılacak indirimin oranı belirlenirken, haksız tahriki oluşturan hareketin işleniş şekli, yeri, niteliği, zamanı, yöresel şartlar ve tahrik eden ile edilenin durumları gözönüne alınıp değerlendirilmelidir. Karar gerekçesinde haksız tahrik oluşturan söz ve davranışların nelerden ibaret olduğu denetime imkan verecek şekilde açıklanıp tartışılmadan, yetersiz ve yasal olmayan gerekçeyle 5237 sayılı TCK'nun 29. maddesinde belirtilen indirim oranının en üst sınırdan olacak şekilde uygulanarak CMK.230. maddesine muhalefet edildiği,
Anlaşıldığından, CMK'nın 280/1-b, 289/1-g maddelerine muhalefet edilmesi nedeniyle HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 28.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)