(5271 S. K. m. 216, 230, 260, 273, 279, 280) (6136 S. K. m. 13) (5237 S. K. m. 39, 81) (1412 S. K. m. 326) (16. CD. 22.05.2015 T. 2015/3770 E. 2015/1517 K.)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan tarafından yapılan istinaf talebinin CMK. nun 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK. nun 280 maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı. Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi, duruşma yapılmasına gerek görülmeksizin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
A) Suça sürüklenen çocuk A. D. hakkında ruhsatsız silah taşıma suçundan 6136 sayılı kanunun 13/1 maddesi uygulanması istemiyle açılan kamu davasından suça sürüklenen çocuğun beraatine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusu yönünden;
Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı CMK. ya göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanların istinaf yoluna başvurabilecekleri, istinaf yoluna başvuran katılan İzzettin'in bu suçun doğrudan doğruya zarar göreni olmadığı anlaşıldığından, bu suç açısından yapılan istinaf başvurusunun CMK.nın 260/1, 273/1-4 , 279/1-b maddeleri gereğince REDDİNE,
B) Suça sürüklenen çocuk A. D. hakkında, maktulü kasten öldürme suçundan TCK.nın 81/1, 39 maddeleri uygulanması istemiyle açılan kamu davası ile sanıklar R. P. ve Ö. K. haklarında verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvuruları açısından;
Dosya kapsamındaki maddi deliller incelendiğinde;
İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğü Morg İhtisas Dairesinin 10.04.2014 tarih 501 sayılı raporunda, maktülün vücudunun çeşitli bölgelerinde tA. edilen toplam 13 adet mermi giriş deliği olduğu, bunlardan göğüs ön yüzündeki ve bel arkasındaki girişlerin öldürücü nitelikte oldukları, diğerlerinin öldürücü nitelikte olmadıkları, maktülün ateşli silah yaralanmasının dalak, sol böbrek, ince bağırsak ve mezanter yaralanmaları ile kanama sonucu öldüğünün belirtildiği,
02.04.2014 tarihli Olay Yeri İnceleme Rapor ve krokisinde, olay mahallinde birbirine yakın vaziyette atılmış 12 adet kovan ile mermi çekirdeklerinin ele geçirildiğinin belirtildiği,
28.05.2014 tarihli tutanakla, 02.04.2014 günü olan olayın şüphelisi Ö.'ın yakalandığı, üzerinden T1102-04B001681 seri nolu sarsılmaz marka kılınç 2000 light model tabancanın ele geçirildiğinin belirtildiği,
İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 10.04.2014 tarih 2014/03993 uzmanlık sayılı raporunda, maktülün giyim eşyaları üzerinde yapılan incelemede, sweatshirtin üzerinde iki adet yakın mesafeden atış olduğu, diğer atışların uzak atış olduğu, maktulün üzerinde çok sayıda mermi girişi olduğunun belirtildiği,
İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 10.04.2014 tarih BLS-14-01709 uzmanlık sayılı raporunda, olay mahallinden elde edilen 12 adet 9 mm çaplı mermi kovanının aynı silahtan atıldıklarının belirtildiği,
İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 28/07/2016 tarih BLS-16-04130 uzmanlık sayılı raporunda, tetkik için gönderilen 9 mm çaplı Parabellum tipi mermi çekirdeği ve bir adet mermi çekirdeği parçası, 10 adet mermi çekirdeği gömlek parçasının tümünün tek bir silahtan atıldığı, 28.05.2014 tarih 4857 sayılı raporda konu edilen, T1102-04B001681 seri nolu sarsılmaz marka kılınç 2000 light model tabancadan atılmadıklarının belirtildiği,
Adli Tıp Uzmanı Bilirkişi Fatih Şen tarafından verilen 15.02.2016 tarihli raporda, maktulde 13 adet mermi giriş deliği olduğu, maktuldeki ateşli silah yaralanmalarının bir silahtan mı birden fazla silahtan mı olduğunun tıbben ve teknik olarak tespitinin mümkün olmadığının belirtildiği,
İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 02.04.2014 tarih 1554 sayılı raporunda, katılan Ö.'in kurşun yarasına bağlı yaralanmasının hayati tehlike geçirmesine neden olmadığının belirtildiği,
İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 02.04.2014 tarih 4845 sayılı raporunda, katılan Ö.'in olay nedeniyle meydana gelen yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde olduğunun belirtildiği,
Elde edilen bu maddi bulgular ışığı altında olay değerlendirildiğinde, olay mahallinden 12 adet boş kovan ele geçirildiği, maktülde biri yakın atış olmak üzere, 13 adet ateşli silah giriş olduğu, olay mahallinden elde edilen kovanlar, deforme olmuş mermiler ile maktülün vücudundan çıkan mermilerin tamamının aynı silahtan atıldığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
Yapılan bu tespitlere göre dosya kapsamı değerlendirildiğinde;
Olay tanığı Ş. A.'ün 22.10.2014 günü kolluğa verdiği ifadesinde, "...02.04.2014 günü saat 00:05 sıralarında evimizin kapısı çalındı... Nişanlım M.'nın arkadaşları R. P., soyismini bilmediğim Ö., A. D. ve soyismini bilmediğim zik zak lakaplı S. isimli şahıslar gelmişti. R. P. bana 'Ş. sende M.'nın silahı varmış bunu bize vereceksin' dedi... Telefonumu aldım ve nişanlım M.'yı aradım. Sen benim kapıma neden adam gönderiyorsun, senin silahın bende var mı ki adamları benim kapıma gönderiyorsun dedim. Ben M. ile konuşurken M.'nın evinin zili çaldı. M.'ya kimin geldiğini sordum. M. camdan bakmış olacak ki bana T. D.'ın geldiğini söyledi ve telefonu kapattı... " şeklindeki beyanı,
Olayın sıcağı sıcağına ifadesi alınan tanık Ö. D.'ın 04.04.2014 tarihinde kolluğa verdiği ifadesinde, " ... bağrışma sesleri duydum. Bunun üzerine evimden dışarı çıktım. Dışarıya çıktığımda M. olarak tanıdığım M. B. isimli şahıs telefonla bağırarak konuşuyordu. Daha sonra beyaz bir araç geldi. Ben bu aracın markasını ve plakasını bilmiyorum. Beyaz araçtan R. ile tanımadığım bir şahıs indi. R. sokağın tam köşesinde durdu ve belinden siyah renkli bir silah getirdi. Ağzına mermi verdi. Sokağın içerisinde bulunan M.'ye doğru yürümeye başladı. R. M.'ye yaklaştığında bir iki el ateş etti. Bu sırada M. önünü döndü. Dizlerinin üzerine çöktü ve sırtüstü yere düştü. Bu sırada R. hala ateş etmeye devam ediyordu. Ben bu sırada 'öldürdün çocuğu' diye bağırmaya başladım. Benim kayınım olan Ö. D. da R.'e ateş etmemesi için müdahale etti. Bu sırada ayağından vurulmuş...." şeklindeki beyanı,
Olayın sıcağı sıcağına ifadesi alınan tanık S. D. 02.04.2014 günü kolluğa verdiği ifadesinde, " ... Bağrışma sesleri duydum. Uyanarak pencereden dışarıya baktığımda ... R. isimli şahsın belinden çıkardığı rengini ve markasını bilmediğim silah ile M. B.'un üzerine bir el ateş etti ve M. yere düştü. Bu esnada benim öz oğlum olan Ö. D. koşarak R.'e engel olmak için evden çıktı. Oğlum Ö. yanlarına gelmeden R. elinde bulunan silahı ile yerde yatan M.'nın üzerine doğru 8-10 kere elindeki silahı ile ateş etti. Bu esnada yanlarına yetişen oğlum Ö. R.'i ittirdi. Bu esnada oğlum da ayağından yaralandı ... " şeklindeki beyanı birlikte dikkate alındığında;
1) Hükmün verildiği celsede C. Savcısının "daha önceki celsede verilen mütalaayı tekrar ederiz dedi." şeklindeki beyanının, CMK.nın 216 maddesinde belirtildiği üzere hükmün verildiği celsede C. Savcısının isnadı ve istediği hükmün ne olduğunu içerir şekilde mütalaası niteliğinde olmadığı, eğer önceki celselerde mütalaa verilmiş ve bunun tekrar edileceği belirtilmiş ise, CMK.nın 216 maddesinin açık hükmü gereğince en azından önceki mütalaanın hüküm verildiği celsede okunması ve okunduğunun zapta geçirilmesi ya da yeniden mütalaa verilmesi gerektiği, aksi halde mütalaa alınmaması nedeniyle savunma hakkının kısıtlanmış olacağı anlaşıldığından, savunma hakkını kısıtlamayacak şekilde sanıklara C. Savcısı mütalaasının verilmesi gerektiği, (Benzer yönde Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3770 esas 2015/1517 karar sayılı ilamında; “….. İddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcısı, karar verilmeden önce, toplanan kanıtlara göre esasa ilişkin görüşünü açık ve anlaşılır bir biçimde ve eğer görüşü mahkumiyete ilişkin ise mevzuatta yer alan kanun ve maddelerini de göstermek suretiyle açıklamak zorunda olduğundan ve dosyada birden fazla mütalaada bulunduğu da gözetildiğinde, “ önceki mütalaamızı tekrar ederiz, sanığın yağmaya teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verilsin” şeklindeki sözlerin esas hakkında mütalaa olarak geçerli ve yeterli kabul edilmesi olanağı bulunmadığından, Cumhuriyet savcısının usulüne uygun şekilde esas hakkındaki görüşü alınmadan veya önceki mütalaa mahkemece okunup zapta geçirilmeden hüküm kurulması suretiyle CMK'nın 216. maddesine aykırı davranılması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından kazanılmış hakkın korunmasına, 22.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. …..” şeklinde belirtilmiştir.)
2) Tanık Ş. A.'ün maktül ile telefonda konuştuğunu beyan ettiği, bu esnada maktülün dışarı çağrıldığı, tanık Ö.'in de bu durumu maktülün bağırarak telefonla konuştuğu şeklinde teyit ettiği, tanıklar Ö. ve S.'ün aynı şekilde verdikleri beyanlarında, sanık R.'in maktüle defalarca ateş ettiğini belirttikleri, olay mahallinde bulunan 12 adet aynı silahtan atılmış boş kovan, maktülde bulunan 13 adet giriş deliği maddi bulgularının da bu tanıkların beyanlarını doğruladığı, bu hali ile sanık M.'nın ikinci bir silah kullandığı yönünde bir maddi bulgu bulunamadığı halde İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde " ...sanık Ö.'ın iki el ateş etmesinden bir süre sonra sanık Ö.'ın talimatı ile sanık R.'in ateş etmesi dikkate alındığında olay yerinde bulunanlar tarafından boş kovanların ateşten hemen sonra toplanmış olabileceği veya sanığın suçta kullandığı silahın toplu silahlardan olma ihtimali dikkate alındığında sanığın savunmasına mahkememizce itibar edilmemiştir... " şeklinde olasılığa ve faraziyeye dayalı, maddi bulgularla desteklenmeyen kabulünün hangi delillere üstünlük tanındığı belirtilmeden sanık Ö.'ın müsnet kasten öldürme suçuna katıldığı hususunun tartışmasız ve gerekçesiz bırakıldığı,
Yine, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde " ...olay yerinde olduğu anlaşılan tanık M. A.'ın mahkemede farklı beyanda bulunmakla birlikte hazırlıkta sanık Ö. K. ile maktulün tartıştıkları sırada sanık Ö. K.'nın maktulün ensesinden tutmak suretiyle beline doğru iki el ateş etmesinden sonra yere düştüğünü... " şeklinde belirtilerek, tanık M.'in çelişkili beyanlar verdiği kabul edilmekle beraber, maddi bulgularla desteklenmeyen bu tanığın hangi beyanına neden üstünlük tanındığının gerekçelendirilmediği ve tartışmasız bırakıldığı,
3) İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında "...maktulün nişanlısı olan tanık Ş. A.'de olduğunu düşündükleri tabancayı alabilmek amacıyla sanıklar Ö., R., suça sürüklenen çocuk A. ve S. D. ile birlikte tanığın evinin önüne gittikleri, sanık R. P.'in tanığın evinin kapısını çalmak suretiyle cinayet büronun kendisinde olan maktul M.'ya ait silahı istediğini söylemesi üzerine tanığın maktule ait herhangi bir silahın kendisinde olmadığını beyan ettiği, bunun üzerine sanık R.'in emniyetle başlarının derde gireceğini beyan edip kendisi de ve sanık Ö.'ın tanığa silah gösterip ayrılmalarından sonra tanık Ş.'ın maktul M.'yı arayarak olayı anlatıp bir daha tanımadığı şahısların geceleyin evin önüne göndermemesini söylemesi üzerine bu olaya sinirlenen maktulün sanıklar Ö. ve R. ile konuşmak amacıyla tanık M. A.'la birlikte sanıkların bulunduğu yere gittikleri, bu olay nedeniyle sanık Ö. ile tartıştıkları, karşılıklı küfürleşmeler olduğu, bu gürültüye müşteki Ö. D., tanıklar T. D., Ö. D.'ın dışarıya çıktıkları, sanık Ö. K.'nın silahla yakın mesafeden maktule ateş edip yere düşürdükten sonra sanık R.'e de "sen de sık" şeklinde talimat vermesinden dolayı sanık R.'in de ele geçirilemeyen silahla yaklaşık 2-3 metre mesafeden yerde yatmakta olan maktule ateş ettiği, bu atışlardan birinin olay yerinde olan müşteki Ö. D.'ın bacağını sıyırması nedeniyle müştekinin yaşamı tehlikeye girmeksizin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, maktulün tanıklar tarafından hastaneye götürülmesine rağmen kurtarılamayarak öldüğü oluş ve kanaatine varılmıştır... " şeklinde belirtilerek sanık R. hakkında haksız tahrik uygulanmıştır. Oysa ki dosyadaki hiçbir tanığın küfürleşmeden bahsetmediği, maktulün telefon ile konuşurken yüksek sesle bağırması sırasında yukarıda bahsi geçen tanıklar S. ile Ö.'in dışarı çıktıkları, bu tanıkların sövmeden bahsetmedikleri halde, İlk Derece Mahkemesinin hangi beyana dayanarak küfür sözünü kabul ettiği ve bu sözün de içeriğinin ne olduğunun dosyaya yansıtılmadığı, haddizatında sanık R.'in gecenin 24:00 ' ün de maktulün nişanlısını evine giderek rahatsız etmesi, akabinde maktulün evine giderek gecenin 01:00' in de maktulü dışarı çağırması gibi hayatın olağan akışında bulunmayan hareketleri dikkate alındığında, maktulün sanık R.'e yönelik haksız tahrik sayılacak hangi fiilinin olduğunun kararda tartışılmadığı ve gerekçesiz bırakıldığı,
4) İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararında "Sanık olay günü müşteki Ö. D.'ın doğrudan doğruya yaralamak için hareket etmemiş ise de, olay yerinin kalabalık olduğunu, maktule yapmış olduğu atışlardan birinin veya birkaçının başkalarına isabet edeceğini öngörmesine rağmen ateş etmeye devam etmiş olması karşısında müştekiye yönelik oluşan eylem itibariyle olası kastla silahla basit yaralama suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmıştır. " şeklinde belirtilerek, sanık R.'in katılan Ö.'e karşı yapmış olduğu eylem açısından olası kasıtla hareket edildiği belirtildiği halde, hüküm fıkrasında neden olası kastın uygulanmadığının tartışmasız bırakıldığı ve çelişki oluşturulduğu,
5) Sanık Ö. hakkında düzenlenen iddianame içeriği dikkate alındığında, sanık Ö.'ın üzerinden 28.05.2014 tarihli yakalama tutanağı ile ele geçen T1102-04B001681 seri nolu sarsılmaz marka kılınç 2000 light model tabanca açısından kamu davası açılmadığı, bu silaha ilişkin soruşturma aşamasında bir dava açılıp açılmadığının tespiti, açılmadıysa suç duyurusunda bulunularak açtırtılmasının sağlattırılması gerektiği,
Anlaşıldığından, kararın CMK.nın 230. maddesinde belirtilen yeterli gerekçeyi içermemesi ve sanığın savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle CMK. nın 289/1-gh maddesince kararın hukuka aykırı olduğu kabul edilerek, CMK.nın 280/1-b maddesi uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Suça sürüklenen çocuk A. D. hakkında ruhsatsız silah taşıma suçundan 6136 sayılı kanunun 13/1 maddesi uygulanması istemiyle açılan kamu davasından suça sürüklenen çocuğun beraatine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusu yönünden, kararın ilgili tarafa tebliğ edildiği tarihten itibaren, yedi gün içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi veya İlk Derece Ceza Mahkemesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine İTİRAZ,
Suça sürüklenen çocuk A. D. hakkında, maktulü kasten öldürme suçundan TCK.nın 81/1, 39 maddeleri uygulanması istemiyle açılan kamu davası ile sanıklar R. P. ve Ö. K. haklarında verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvuruları açısından verilen bozma kararının KESİN olmak üzere 05.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)