(5271 S. K. m. 279, 280, 283) (5237 S. K. m. 53, 86, 87) (5235 S. K. m. 12)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan sanık M. Apaydın müdafi Av. M. A. tarafından yapılan istinaf talebinin CMK'nun 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK'nun 280 maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı. Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi. Duruşma yapılmasına gerek görülmeksizin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın, katılana yönelik suça konu eylemi sabit bulunarak TCK 86/1, 86/3-e, 87/1-d, 53/1-2-3, 54/1 maddeleri uyarınca sonuç olarak 6 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup, sanık müdafi ve katılan vekili tarafından yapılan istinaf talebi üzerine yapılan incelemede,
Oluşa ve dosya kapsamına göre, olay öncesinde katılanın köpeği ile sanığın köpeği arasında boğuşma olduğu, bu nedenle sanığın katılana köpeğe sahip çıkmasını söylediği, bir müddet sonra katılanın evinin önüne gelen sanığın katılanı dışarıya çağırdığı, dışarı çıkan katılana av tüfeği doğrulttuğu, katılanın tüfeğin namlusundan tuttuğu esnada sanığın tüfeği ateşleyerek katılanı yaraladığı olayda; katılan hakkında düzenlenen Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesinin 02/05/2014 tarih, 02463 sayılı raporunda; ateşli silah yaralanması olduğu, sol alt ekstremite ayak bileğinde açık yara olduğu, ayak bileği tomografisinin artefaktlı olduğu,sol ayak bileği iki yönlü distel femur ve fibula kırığının olduğu, multipl yabancı cisim görünümünün olduğunun belirtildiği,
02/05/2014 tarih, 12821 klinik protokol sayılı epikrizde; sol ayak bileğinden ateşli silah ile yaralandığının, solunum sisteminde ral, ronküs olmadığı, KVS:S1+S2 ritmik olduğu, sol ayak bileğinde giriş deliği görülmediği, sol ayak bileği grafisinde multilp yabancı cisim distal tibia - fibula kırığının olduğu, Radyoloji ana bilim dalında çekilen 02/05/2014 tarihli sol alt ekstremite arteryel sistem renkli doopler ultrasonografide; tibias anteriorda spazma sekonder olabilecek akım yokluğu olduğu, dorsalis pedis akımının alınmadığı, hastanın yaralanması nedeniyle değerlendirilemediği, sol tibialis anteriorda akım elde edilemediği, tibial posterior akımı trifazik olarak değerlendirildiği, 02/05/2014 tarihinde çekilen sol ayak bileği eklem BT ve 3 boyutlu görüntüleme (çok kesitli /spiral) BT incelemesinde; sol tibia ve fibula distal suçlarında, yanı sıra talus ve kalkaneus kemiklerinde ateşli silah yaralanmasına ait parçalı ve defektif kırık fragmanları izlendiği, geniş yumurak doku defekti görünüme eşlik ettiği, ayak bileği kemikleri ve çevre yumuşak dokuları içerisinde çok sayıda metalik cisim olduğunun belirtildiği, 24/06/2014 tarihinde yapılan muayenesinde; sol ayağına basamadığı, çift koltuk değnekleri ile yürüyebildiği, fizik muayenesinde genel durumunun iyi, bilincinin açık koopere olduğu, sol ayak parmakları üzerinden tibia 1/3 alt kısmına kadar sargıda olduğu, sabitleyici tel olduğu, sol ayak bileği hareketlerinin sabitleyici tel nedeniyle değerlendirilemediği, diğer sistem muayenelerinin olağan olduğu, yüzde sabit iz niteliğinde lezyon olmadığının saptandığı belirtildiği, Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 03/07/2014 tarih, 74258993-062-707 sayılı raporunda; basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu, kişinin yaşamını tehlikeye soktuğu, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif (1), Orta (2-3) ve Ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında; mevcut olan sol distal tibia - fibula açık kırığı ve sol talus kalkaneus kemiklerinde parçalı ve defektif kırıklarının müştereken hayat fonksiyonlarını AĞIR (6) derecede etkileyeceği, duyularından ya da organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesine neden olup olmadığının saptanabilmesi için olay tarihinden 18 (onsekiz) ay sonra kontrol muayenesinin gerektiği, yüzde sabit iz niteliğinde lezyon olmadığının belirtildiği, Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 21/01/2016 tarih, 74258993-062-107 sayılı raporunda; 23/12/2015 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda katılanda meydana gelen yaralanmaların duyularından ya da organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olduğunun belirtildiği olayda;
Av tüfeği ile yakın mesafeden bacağa yönelik yapılan atışlarda, toplu saçma girişi ile geniş doku ve kemik defekti (eksikliği, kaybı) yanında ana damar ve sinir paketinin tamamen parçalanıp ani ve bol miktarda kan kaybı sonucu kısa sürede ölümün meydana geldiğinin bilinen bir durum olması nedeniyle; somut olayda kullanılan silahın etkili mesafeden vahim sonuçlar meydana getirmeye elverişli olması, atış mesafesi ve meydana gelen yaraların nitelikleri birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye teşebbüs olup olmadığının tartışılmasının gerektiği, bu suç yönünden delillerin tartışılması ve yargılama yapma görevinin Ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulduğu, (Benzer yönde, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 27/11/2012 tarih, 2010/2077 Esas, 2012/8758 Karar sayılı ilamında; Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, haksız tahrike ve takdire ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin derecesi ve niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin illiyet bağı bulunmadığına, suç vasfına vesaireye, katılanlar vekilinin haksız tahrik bulunmadığına vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,
a-Oluşa ve dosya kapsamına göre; maktulün, olay günü köy muhtarının iş makinasını başka bir mahallede çalıştıracak olmasının kızgınlığı ile muhtara oy verenlere alenen hakaret ettiği, maktule müdahale eden sanığa yakınlarının engel oldukları, olaydan birkaç saat sonra arkadaşı Adil Baş ve kardeşi Ömer Kılıç ile avdan dönmekte olan sanığın, diğerlerinden 150 metre kadar önden yürüdüğü sırada, maktul ile karşılaştığı aralarında tekrar tartışma çıktığı, sanığın, etkin mesafe olan yaklaşık 1 metreden maktulün sol bacağını hedef alarak 1 el ateş ettiği, bu atış sonucu sol uyluk bölgesine toplu saçma isabeti nedeniyle femur orta yan kesimde 10x10 cm'lik parçalı düzensiz defekt, femur distal (yere yakın) kısımda çok parçalı kırık, femoral arter ve femoral ven yaralanması oluştuğu, bacağın alt kısımlarında nabız atışının hissedilmediği, acilen ameliyata alınan maktulün aynı gün hastahanede öldüğü olayda; Av tüfeği ile yakın mesafeden bacağa yönelik yapılan atışlarda, toplu saçma girişi ile geniş doku ve kemik defekti (eksikliği, kaybı) yanında ana damar ve sinir paketinin tamamen parçalanıp ani ve bol miktarda kan kaybı sonucu kısa sürede ölümün meydana geldiğinin bilinen bir durum olması nedeniyle; somut olayda av tüfeğiyle yakın mesafelerden toplu saçma girişi meydana getirecek şekilde atış yapılması halinde muhakkak olan ölüm neticesinin gerçekleşeceğinin sanık tarafından bilinmesinin gerektiği, nitekim maktulün büyük damar yaralanmasından ileri gelen kanama ve hemorajik şok nedeni ile öldüğü anlaşılmakla; kullanılan silahın etkili mesafeden vahim sonuçlar meydana getirmeye elverişli olması, atış mesafesi ve meydana gelen yaraların nitelikleri birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu anlaşıldığı halde, kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar vermek gerekirken, suçun hukuki nitelemesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile katılanlar vekilinin sair temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamadeki düşünce gibi (BOZULMASINA), 27/11/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.)
Ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 02/10/2013 tarih, 2011/3151 Esas, 2013/5443 Karar sayılı ilamında; Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın eyleminin sübutu kabul, takdire ve tahrike ilişkin cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebebi dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin bir nedene dayanmayan, katılan vekilinin sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Oluşa ve dosya içeriğine göre, kardeşi M.'nın eşi ile mağdur F. arasında duygusal birliktelik olduğunu düşünen sanık E.'in bu durumdan duyduğu rahatsızlığı F.'a ilettiği ve bu konudan dolayı F. tarafından 2 ay boyunca tehdit edildiği, F.'ın tehditlerinden dolayı maruz kaldığı haksız tahrik altında olay günü kendisine ait 12 numara fişek atan av tüfeğini alan E.'in F.'ın çalıştığı tarlaya gittiği, burada traktör ile tarlayı süren F.'ı gördüğü, E.'in elinde av tüfeğini gören F.'ın ise traktörün üzerinde ayağa kalktığı, bunun üzerine E.'in birkaç metre mesafeden F.'ın ayaklarına hedef alarak dört el ateş ettiği, bu atışlar sonucu her iki bacakta ve sol uylukta toplu saçma isabeti nedeniyle hayati tehlikeye neden olmayacak şekilde doku defektleri oluştuğu, sağ bacakta doku defektine, 5. (ağır) derecede tibia ve fibula parçalı kırıklarına neden olan yaralanması nedeniyle organlardan veya duyularından birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde olan diz altı ambutasyonu (kesilmesi) uygulaması yapıldığı, daha sonra F.'ın yaralanması nedeniyle traktörden düşmesi üzerine korkuya kapılan E.'in kaçarak olay yerini terk ettiği olayda;
Av tüfeği ile yakın mesafeden bacağa yönelik yapılan atışlarda, toplu saçma girişi ile geniş doku ve kemik defekti (eksikliği, kaybı) yanında ana damar ve sinir paketinin tamamen parçalanıp ani ve bol miktarda kan kaybı sonucu kısa sürede ölümün meydana geldiğinin bilinen bir durum olması nedeniyle; somut olayda kullanılan silahın etkili mesafeden vahim sonuçlar meydana getirmeye elverişli olması, atış mesafeleri ve meydana gelen yaraların nitelikleri birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu anlaşıldığı halde, sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs yerine, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kasten yaralama suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak (BOZULMASINA), 02.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.)
Bu itibarla, sanığın eyleminin öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturup oluşturmayacağı yönünde delilleri değerlendirerek nitelendirme görevinin 5235 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesi'ne ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı yerine yargılamanın sürdürülerek yazılı biçimde hüküm kurulması nedeniyle CMK'nın 280/1-b, 289/1-d maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, CMK. 283/1 maddesi gereğince, ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakları korunmak üzere dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda CMK.286/2-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 20.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)