(5271 S. K. m. 223, 234, 253, 254, 279, 280) (5237 S. K. m. 86) (YCGK 02.12.2014 T. 2014/3-28 E. 2014/537 K.)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan tarafından yapılan istinaf talebinin CMK.nun 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK.nun 280 maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı. Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi, duruşma yapılmasına gerek görülmeksizin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında katılan A. N.'u basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama, tehdit ve mala zarar verme suçlarından kamu davası açıldığı, İlk Derece Mahkemesince sanığın katılana yönelik diğer tehdit ve mala zarar verme eylemlerinden açılan kamu davasının uzlaşma nedeniyle düşmesine karar verildiği, ancak kasten yaralama suçu açısından bu suçun uzlaşmasının şahsa sıkı sıkıya bağlı olmasından bahisle, diğer suçlardan ayrı tutularak kanuni temsilcisinin beyanına itibar edilmeyip, uzlaşma sağlanamadı belirtilerek, sanığın mahkumiyetine karar verilen olayda;
15 yaşından küçükler açısından şikayet hakkının kanuni temsilciye ait olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca ve değişik yargıtay içtihatlarında kabul edildiği,
(Benzer yönde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/28 esas 2014/537 karar sayılı ilamında; “….. Tüm bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Mağdurenin kanuni temsilcisi ile mağdure için 5271 sayılı CMK'nun 234/2. maddesi uyarınca görevlendirilen vekilin iradelerinin çelişmesi halinde, kanuni temsilcinin iradesine üstünlük tanınması gerektiğinden, somut olayda 15 yaşından küçük olması nedeniyle ayırt etme gücü bulunmayan yaşı küçük mağdurenin, kanuni temsilcisi olan annesinin sanıktan şikâyetçi olmadığını ve kamu davasına katılmak istemediğini beyan etmiş olması karşısında, mağdureye 5271 sayılı CMK'nun 234/2. maddesi uyarınca mahkemenin talebi üzerine baro tarafından görevlendirilen vekilin mağdure adına davaya katılmayı isteme hakkı olmadığı gibi mağdurenin katılan sıfatını almamış olması nedeniyle hükmü temyiz yetkisi de bulunmamaktadır. Nitekim Ceza Genel kurulunun 20.05.2014 gün ve 287-273 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır.
Bu nedenle; yaşı küçük mağdure için baro tarafından görevlendirilen vekilin temyiz isteminin yerel mahkemece, hükmü temyize yetkisi bulunmadığından bahisle reddine karar verilmesi usul ve kanuna uygundur.
Bu itibarla, itirazın kabulüne, Özel Dairenin temyiz isteminin reddi kararının kaldırılması ve hükmün bozulmasına ilişkin kararının kaldırılmasına, yaşı küçük mağdure için baro tarafından görevlendirilen vekilin temyiz isteminin, hükmü temyize yetkisi bulunmadığından bahisle reddine ilişkin usul ve kanuna uygun bulunan yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2-Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 04.07.2013 gün ve 11712-27969 sayılı, temyiz isteminin reddi kararının kaldırılması ve hükmün bozulmasına ilişkin kararının KALDIRILMASINA,
3-Usul ve kanuna uygun bulunan Didim Sulh Ceza Mahkemesinin 28.12.2012 gün ve 568-916 sayılı temyiz isteminin reddi kararının ONANMASINA,
4-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2014 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.…..” şeklinde belirtilmiştir.)
CMK.nın 253/4 fıkrasına göre, suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde uzlaşma işlemlerinin kanuni temsilcisi ile yapılacağının belirtildiği, herhangi bir suç ayrımı yapılmadığı, dolayısıyla kasten yaralama suçu için de açısından da katılan A. N. açısından uzlaştırma işleminin kanuni temsilcisi olan katılan F.'e yapılması gerektiği, kanuni temsilci F. ile sanık arasında da katılan A. N.'a yönelik kasten yaralama açısından da uzlaşma gerçekleştiği anlaşıldığından,
Sanık hakkında katılan A. N.'a yönelik basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama suçundan TCK.nın 86/2 maddesi uygulanması istemi ile açılan kamu davasının CMK.nın 254/2 maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, CMK.nın 223/22 maddesi gereğince uzlaşma gerçekleştiğinden yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına, kesin olarak, oybirliği ile, 22/09/2017 tarihinde karar verildi. (¤¤)