(5237 S. K. m. 29, 37, 61, 86, 87, 125, 129, 265) (5271 S. K. m. 232, 279, 280, 283, 286)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan sanık tarafından yapılan istinaf talebinin CMK'nın 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK'nın 280. maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı. Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi, duruşma yapılmasına gerek görülmeksizin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamına göre, olay günü Akhisar Endüstri Meslek Lisesinde görevli polis memuru katılana yapılan bir ihbar sonucunda, 6 Eylül İlköğretim okulu 6. Sınıf öğrencileri U. G. ve A. K. A. isimli çocuklardan zorla para istendiği, verilmeyince zorla cips aldırıldığı yönünde araştırma yapmaya başladığı, U. G. ve A. K. A.'ın göstermesi üzerine katılan olan polis memurunun T. A., A. K. ve A. G. isimli şahısları yakalayarak işlem başlattığı, katılanın kendisinin polis memuru olduğunu beyan ettiği, bu esnada olay mahalline yakın bulunan sanığın katılana " senin gibi polisin anasını avradını sikeriz, polislerin kralı da gelse onun da anasını sikeriz, hepinizin feriştahını sikeriz" dediği, sanık E. G. ile dava kapsamında bulunup da istinaf kapsamında bulunmayan diğer kişiler B. A., O. Y. ve A. Y. isimli şahısların hep birlikte katılana tekme tokat vurdukları, O. Y. ve A. Y.'ın üzerlerinde taşıdıkları ve ele geçirilen bıçaklarla katılana saldırdıkları, olay mahalline takviye polis güçleri gelince sanıkların kaçmaya başladıkları, takviye polis memurlarının zor kullanarak sanığı ve diğerlerini yakaladıkları, bıçakları ele geçirdikleri, sanığın tevil yolu ikrarı, katılan beyanı, adli rapor, olay tutanağı, tanık E. O. beyanı kapsamından sabit olan olayda;
Akhisar İlçe Emniyet Müdürlüğünün 09.04.2009 tarih 61172/09 sayılı yazıları gereği, olay sırasında polis memuru olarak görevli katılanın bu görevini ifa ettiği sırada ve yürütmekte olduğu yağma suçu soruşturması nedeniyle sanığın katılana vurarak yaraladığı, dava kapsamında bulunup da istinaf kapsamında bulunmayan diğer kişiler O. Y. ve A. Y.'ın üzerlerinde taşıdıkları ve ele geçirilen bıçaklarla katılana saldırdıkları, bu haliyle sanığın eyleminin TCK'nın 37 maddesi delaletiyle silahla, birden fazla kimsenin kamu görevlisinin görevini yapmasını engelleme suçunu oluşturduğu,
Ayrıca, Celal Bayar Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 10.07.2009 tarih 228 sayılı raporunda; katılanın geçirmiş olduğu "orbita lateral duvarda fissür, beyin ödemi, kommosyo serebri" yaralanmasının hayat fonksiyonlarını 2. dereceden etkilediği ve yaşamını tehlikeye düşüreceği belirtildiğinden, eylemin TCK'nın 265/5 maddesi delaletiyle silahla, yaşamı tehlikeye düşürecek şekilde kasten yaralama suçunu oluşturduğu,
Yine sanığın sinkaflı sözlerle katılan polis memuruna alenen sövdüğü anlaşıldığından, eylemin alenen kamu görevlisine karşı görevinden dolayı sövme suçunu oluşturduğu görülmüştür.
Kamu davasına konu duruşmanın kanuna uygun biçimde yürütüldüğü, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetime olanak sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm deliller ve bilgilerin hükümde ve gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırılıp hüküm kurulduğu görülmüştür.
Ancak;
1) Dosya kapsamındaki ifadeler, bilgi ve belgeler birlikte dikkate alındığında, olayın oluş şekli itibariyle gerek olay tutanağında, gerek katılanın aşamalar itibariyle çelişmeyen ve istikrarlı beyanlarında, gerekse adli raporlar içeriğinde, yine bunu destekleyen tanık E. O. beyanında, katılanın adli vakıaya ilişkin işlem yaptığı sırada ve kendisinden sanığa yönelik herhangi bir haksız eylem bulunmadığı halde, sanık ve onunla birlikte eyleme katıldığı belirlenen kişilerin aşamalar itibariyle hem kendi içinde hemde birbirleriyle çelişen beyanlarına itibar edilerek, kanuna aykırı olarak sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulan tüm suçlamalar yönünden TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulandığı,
Bu bağlamda, sanık hakkında TCK'nın 29 maddesi uygulama şartlarının gerçekleşmediği halde, İlk derece mahkemesince sanık hakkında TCK'nın 125 maddesi hükmü uygulanırken TCK'nın 29 maddenin uygulandığı, TCK'nın 125 maddesinin uygulamalarında kendine özgü TCK'nın 129 maddesinin uygulanması gerektiği, bu nedenle TCK'nın 125 maddesinin uygulanması sırasında TCK'nın 29 maddesinin uygulanamayacağı,
Görüldüğünden, ilk derece mahkemesi kararına karşı yalnız sanık lehine istinaf yoluna başvurulduğundan, CMK.nın 283/1 maddesi gereğince aleyhe olarak hüküm kurulmasına yer olmadığına,
2) Sanığın eyleme katılan diğer kişilerin bıçak kullandığını gördüğü halde eylemine devam ettiği anlaşıldığından, TCK'nın 37 maddesi delaletiyle eyleminin silahla yaşamını tehlikeye düşürecek şekilde kasten yaralama suçunu oluşturduğundan, sanık hakkında TCK'nın 86/3e maddesi uygulanmadığı,
Katılanın yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kendisine vurulması nedeniyle sanık hakkında TCK'nın 86/3c maddesinin uygulanmadığı,
Sanık hakkında TCK'nın 86/3ce maddesinin uygulama koşulları bulunduğu halde, sanık hakkında TCK'nın 87/1d-son maddesi uygulanırken alt sınır olan 5 yıl cezanın uygulanmadığı,
Katılanda hem kemik kırığı, hem de yaşamı tehlikeye düşürecek şekilde yaralanma bulunduğu, yine TCK'nın 86/3ce şeklinde birden fazla arttırım gerektiren sebepler bulunduğu halde, TCK'nın 61 maddesine göre ceza bireyselleştirilirken, TCK'nın 86/1 maddesinden verilen cezanın üst sınıra yakın şekilde verilmesi gerekirken alt sınırdan verildiği görüldüğünden, ilk derece mahkemesi kararına karşı yalnız sanık lehine istinaf yoluna başvurulduğundan, CMK'nın 283/1 maddesi gereğince aleyhe olarak hüküm kurulmasına yer olmadığına,
3) Sanığın eyleme katılan diğer kişilerin bıçak kullandığını gördüğü halde eylemine devam ettiği anlaşıldığından, TCK'nın 37 maddesi delaletiyle sanığın eylemini kamu görevlisine karşı silahla birden fazla kimseyle birlikte işlendiği görüldüğünden,
Sanık hakkında TCK'nın 265/4 maddesinin uygulanmayarak eksik ceza verildiği,
Yine, katılanın yağma gibi ciddi bir suçu araştırırken katılana karşı birden fazla kimsenin silahla ve çok ciddi olarak yaralanmasına neden olacak şekilde saldırmaları suçundan TCK'nın 61 maddesine göre ceza bireyselleştirilirken, TCK'nın 265/1 maddesinden verilen cezanın alt sınırdan ayrılarak verilmesi gerektiği halde, alt sınırdan ceza verildiği,
Görüldüğünden ilk derece mahkemesi kararına karşı yalnız sanık lehine istinaf yoluna başvurulduğundan, CMK'nın 283/1 maddesi gereğince aleyhe olarak hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4) TCK'nın 125/3a maddesi uygulanması sırasında eyleminin kamu görevlisine karşı, görevinden dolayı işlendiği belirtildiği halde, maddenin yazılmadığı ve TCK'nın 125/3a maddesi uygulanması sırasında doğrudan hükmün bu maddeden verilmesi gerektiği halde TCK'nın 125/1 maddesinin yazıldığı görüldüğünden, hükmün 3 nolu bendinde " TCK. (1 md. uyarınca takdiren ve tercihen 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, eylemin kamu görevlisinin görevinden dolayı işlenmesinden dolayı hapis cezasının alt sınırının 1 yıldan az olamayacağından " ibaresinin çıkartılarak, yerine "TCK'nın 125/3a maddesi gereğince takdiren ve tercihen " ibaresinin eklenmesine,
(Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2015/43892 esas 2017/14361 karar sayılı aynı yöndeki ilamında; “…..a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunda; temel cezanın doğrudan TCK'nın 125/3-a maddesi gereğince belirlenmemesi,....
Kanuna aykırı ve sanık Mehmet Aker vasisinin temyiz nedenleri yerinde görülmekle ile tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 05/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
…..” şeklinde belirtilmiştir.)
5) TCK'nın 86/1 maddesi gereğince verilen cezadan TCK'nın 87/1d maddesi gereğince 1 kat arttırım yapılıp ceza miktarı tespit edildikten sonra TCK'nın 87/1-son maddesinin uygulanması gerekirken, doğrudan TCK'nın 87/1-son maddesi gereğince 3 yıl hapis cezası verildiği görüldüğünden, İlk Derece Mahkemesi hüküm fıkrasının 1 nolu bendinin 2. Paragrafında " gözetildiğinde" kelimesinden sonra gelmek üzere " TCK'nın 87/1d maddesi gereğince sanığa verilen cezanın 1 kat arttırılarak 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına" şeklinde ilavesine,
5) CMK.nın 232/2c maddesine aykırı olarak, saat 14:00 sularında işlenen suçun zaman diliminin ilk derece mahkemesi karar başlığına yazılmadığı görüldüğünden, eksikliğin mahallinde giderilebileceğine,
6) CMK'nın 232/2d maddesine aykırı olarak, 09/04/2009 tarihindeki bir günlük gözaltı süresinin ilk derece mahkemesi karar başlığına yazılmadığı görüldüğünden, eksikliğin mahallinde giderilebileceğine,
Belirtilenler dışında, sanığın istinaf dilekçesindeki beraat kararı verilmesi gerektiğine ve diğer istemlerine ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı kabul edilerek, CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Kararın CMK'nın 286/2 maddesi gereğince KESİN olduğuna,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 31.01.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)