(5271 S. K. m. 219, 230, 231, 280, 289) (5237 S. K. m. 50, 86, 87)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan tarafından yapılan istinaf talebinin CMK. nun 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK. nun 280 maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı. Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
CMK'nın 231/11 maddesinde "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." şeklinde belirtildiği, sanığın ancak kendisine yüklenen yükümlülüklere uymaması halinde TCK'nın 50/1-a maddesinin uygulanabileceği açıkken, hükmün açıklanması sırasında sanığa verilen 5 ay 18 gün hapis cezasının paraya çevrilmesi, ilk derece mahkemesi kararına karşı yalnız sanık lehine istinaf yoluna başvurulması nedeniyle, CMK.nın 283/1 maddesi gereğince aleyhe olarak değerlendirilmemiştir.
İlk Derece Mahkemesi karar başlığında 03:00 olan suç saatinin hiç yazılmaması, suç adının tam olarak yazılmaması, mağdur adının hiç yazılmaması mahallinde düzeltilebilir eksiklik olduğu,
CMK. nun 219/1 maddesi gereğince, duruşma için tutulan tutanakların bunlara katılan mahkeme başkanı veya hakim ile zabıt katipleri tarafından imzalanması gerektiği, ancak dosyadaki 03/05/2016 tarihinde düzenlen tensip tutanağında 155550 sicil nolu katip imzası bulunmadığı gibi elektronik imza ile de imzalanmadığı anlaşılmakla, bu eksikliğin aynı zabıt katibi tarafından hakim huzurunda giderilmesi ve buna dair tutanağın düzenlenmesi gerektiği,
CMK.nın 230. maddesine göre, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen deliller ile ulaşılan kanaatın belirtilmesinin gerekli olduğu, ilk derece mahkemesinin gerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, gerekse de bunun açıklanması kararı incelendiğinde, olayın hiç gerekçelendirilmediği görülmüştür. Bu yazım tarzı itibariyle ilk derece mahkemesi kararının CMK.nın 230. maddesinde belirtilen hususların hiç birini içermediği, basitte olsa olayın oluş tarzının ve ulaşılan kanaatin mahkeme gerekçesinde bulunması gerektiği,
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı için ihbar yapılan Boyabat Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/455 Esas 2016/228 Karar sayılı gerekçeli kararının ve kesinleşme şerhinin dosya arasına alınmaksızın, sadece ihbar yazısı ile yetinilerek hükmün açıklandığı, bu şekilde hüküm açıklanırken CMK'nın 231. maddesinde belirtilen deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlenip işlenmediğinin denetlenmediği, dairemizce söz konusu karar UYAP ortamından çıkartılarak ve incelenerek bu işlemin yapıldığı,
Dosya içerisinde bulunan Aksaz Asker Hastanesi Baştabipliği'nin 19/12/2011 tarih 8100-536/11 sayılı yazıları ekindeki rapordur başlıklı yazı içerisinde, müştekide bulunan fissür'ün kemik kırığı olarak nitelendirilebileceği şeklinde muğlak ifade ile rapor verildiği, ayrıca kemik kırığı var ise hayat fonksiyonlarına etki düzeyinin hiç belirtilmediği, bu konuda adli tıp dairesinden rapor alınmadan hüküm kurulduğu,
Aksaz Deniz Hastanesinin 19/08/2011 tarih 15555 sayılı raporunda, müştekinin elinde metakarp kırığı bulunduğunun belirtildiği, müştekinin elindeki parmak kırığının boksör kırığı tabir edilen ve kişinin kendi eylemi sonucu oluşabilecek kırıklardan olup olmadığı hususunda, tüm tedavi evrakları temin edilerek Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği, (Benzer yönde Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2015/29801 esas 2016/509 karar sayılı ilamında; “….. Oluşa, dosya kapsamına göre müşteki Kurtuluş, aşamalarda olay günü okulun yatakhanesinde arkadaşlarıyla birlikte oyun oynarken sanıkla kavga ettiklerini ve sanığın da kendisine vurduğuna dair iddiası, müştekinin sağ el 5. parmakta metakarp kırığının oluştuğuna dair adli rapor, sanığın, olay günü müşteki ile kavga ettiklerini doğrulaması, tanıkların beyanlarına göre müşteki ile sanığın olay günü kavga ettiklerinin sabit olduğu, ancak tanık beyanları dikkate alındığında müştekinin elindeki parmak kırığının boksör kırığı tabir edilen kendi hamlesi sonucu mu yoksa sanığın eylemi sonucu mu meydana geldiği hususunda tüm tedavi evrakları temin edilerek Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması; kırığın müştekinin kendi hareketiyle meydana geldiğinin tespit edilmesi halinde ise sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nun 86/2.maddesi kapsamında kalan basit yaralama suçunu oluşturacağı gözetilerek rapor sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma ve yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde suça sürüklenen çocuğun beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan-suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesiyle yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 13.01.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi. …..” şeklinde belirtilmiştir.)
Kemik kırığı olup olmadığı ve hayat fonksiyonlarına etki derecesi belirlenmeksizin, sanık hakkında TCK' nın 87/3. maddesinin 1/8 arttırım olarak uygulandığı, bu uygulamadaki oranın neye dayanılarak tespit edildiğinin belirtilmediği,
Dosya kapsamında tanık olarak bulunan A. A., Mustafa Güngör ve Ayhan Avcı'nın hiç dinlenmedikleri ve dinlenmeme sebeplerinin de belirtilmediği,
Gerek dinlenmeyen tanıklar, gerekse müşteki beyanı birlikte değerlendirildiğinde, müşteki tarafından sanığa yönelik herhangi bir haksız eylem belirtilmediği dikkate alındığında, sanık beyanına neye göre dinlenmeyen tanıklar ve müşteki beyanına göre üstünlük tanındığı hususunda mahkeme kararında herhangi bir gerekçe belirtilmediği gibi, kabulü göre de haksız tahrikin alt sınırdan uzaklaşılarak 1/2 olarak uygulanmasının da sebebinin belirtilmediği,
Anlaşıldığından, kararın CMK.nın 230. maddesinde belirtilen yeterli gerekçeyi içermemesi nedeniyle CMK. nın 289/1-g maddesince kararın hukuka aykırı olduğu kabul edilerek, CMK.nın 280/1-b maddesi uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 20.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)