(5237 S. K. m. 29, 86) (5271 S. K. m. 191, 279, 280, 289) (5275 S. K. m. 106) (6183 S. K. m. 106) (6284 S. K. m. 20)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan tarafından yapılan istinaf talebinin CMK. nun 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK. nun 280 maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı. Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
13:10 olan suç saatinin ilk derece mahkemesi karar başlığında hiç yazılmamasının mahallinde düzeltilebilir eksiklik olduğu,
Duruşmanın başladığı sırada iddianamenin kabulü kararının okunmaması suretiyle CMK.nın 191/1 maddesine muhalefet edilmiş ise de, gelinen aşama itibariyle bu eksikliğin telafisinin mümkün bulunmadığı,
Sanığın dosya kapsamında nüfus kaydının hiç çıkartılmadığı gibi, sanık ile katılan Aynur'un kardeş olduklarına dair nüfus kaydının da çıkartılmadığı, bu eksikliğin dairemizce giderildiği,
Sanık Songül'ün eylemini kardeşi olan katılan Aynur'a karşı yaptığı halde, hakkında TCK.nın 86/3a maddesinden ek savunma verilip, bu maddenin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmadığı,
İddianame içeriğinde sanık S. hakkında iki kez TCK.nın 86/2-3e maddesinin uygulanmasının istendiği, ilk Derece Mahkemesinin hükmünün incelenmesinde sanık hakkında katılanlar A. ve O.'a yönelik eyleminden dolayı "ayrı ayrı" denmek suretiyle hüküm kurulduğu ancak, bu yazım tarzı ile sanık hakkında kaç kez bu maddenin uygulandığının açık bir şekilde yazılmadığı, ayrı ayrı ibaresinin iki kez anlamına geleceği hususunda infaz aşamasında tereddüt oluşturabileceği,
28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verildiği,
Dosya kapsamına göre, sanık adına 1 davetiye, sanığın eylemini işlediği iddia olan katılan O. adına 1 davetiye gideri olmak üzere 22,00 -TL ile dosyanın ortak tanığı olan M. için yapılıp sanığın payına düşen 5,50 TL olmak üzere toplam 27,50 TL yargılama gideri olduğu halde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesinde belirtilen ve terkin edilmesi gereken tutarlardan az olan yargılama giderlerinin, CMK.nın 324/4 maddesi gereğince Devlet Hazinesine yüklenmesine hükmüne yanlış anlam verilerek, dosya bazında değil sanık bazında düşünülmek suretiyle yargılama giderinin kanuna aykırı olacak şekilde kamu üzerinde bırakıldığı,
Dosya kapsamında haksız tahriki oluşturacak şekilde eylemin ilk kimin tarafından yapıldığının tespit edilip, TCK.nın 29 maddesinin hangi sanık açısından uygulanması gerektiği hususunun gerekçede tartışılmadığı,
Sanıklar ile katılanın beyanları karşılıklı olarak çeliştiği gibi, tanıklar M. ve V.'nin beyanlarının da birbirleriyle ve bir kısım taraf beyanları ile çeliştiği halde, hangi tarafın ve hangi tanığın beyanına neden üstünlük tanındığı hususunun gerekçeli kararda hiç tartışılmadığı,
Emanete alınan eşyalar hakkında hüküm verilmediği,
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan her türlü ceza davasına 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2 maddesi hükmü gereğince katılabileceğinden, sanık S. hakkında kardeşi ve bayan olan katılan A.'a karşı kasten yaralama suçundan açılan kamu davasına katılma hakkı olan ilgili bakanlığa davanın ihbar edilmediği,
Anlaşıldığından, kararın CMK.nın 230. maddesinde belirtilen yeterli gerekçeyi içermemesi nedeniyle CMK. nın 289/1-g maddesince kararın hukuka aykırı olduğu kabul edilerek, CMK.nın 280/1-b maddesi uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 18.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)