(5237 S. K. m. 31, 50, 52, 62, 86, 87) (5271 S. K. m. 226, 230, 279, 280, 289)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan suça sürüklenen çocuk müdafii Av. S.A. tarafından yapılan istinaf talebinin CMK. nun 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK. nun 280 maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı. Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
23:00 olan suç saatinin gerekçeli karar başlığında yazılmaması mahallinde tamamlanabilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
Dosya kapsamında bulunan müşteki mağdur Fikret Taşkın hakkında düzenlenen adli raporlar incelendiğinde;
Karşıyaka Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 05.08.2015 tarih ve 2015/1464 sayılı raporunda: "28/04/2015 tarihli lomber BT'de L2 vertebra sol transvers proçeste kırık şüphesi olduğu, korakal 7. vertebra da kombresyon kırığı ile uyumlu belirgin yükseklik kaybı görüldüğü ve renal yaralanma şüphesi tespit edildiği kayıtlıdır. Ancak şahsın hastanede yatmayı kabul etmemiş olması nedeniyle renal yaralanma şüphesi ve L2 vertebra sol transvers proçeste kırık şüphesinin ayrıca torakal 7. Vertebradaki yükseklik kaybının olayla ilgili olup olmadığı konusunda aydınlığa kavuşamadığı anlaşılmaktadır. Mevcut tıbbi evrakta tarif edilen 3 adet kesici betıcı alet yaralanmasının; 1-kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığını, 2- kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğunu, 3- kişinin vücudunda kemik kırığı tarif edilmediğini bildirir rapordur." biçiminde,
Karşıyaka Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 21.10.2015 tarih ve 2015/1928 sayılı raporunda: "... F. T. hakkında düzenlenmiş Menemen Devlet Hastanesinin 27.04.2015 gün 7246136 sayılı raporunda sağ toraks arka yüz 10 kot hizasında 3 cm uzunluğunda kesi, L2 vertebra üzerinde 1,5 cm'lik kesi, sol lomber bölgede 3 cm'lik kesi tespit edildiği kayıtlıdır. EÜT Hastanesi radyoloji anabilim dalı raporunda, hemopnömotoraks ve batın içi organ yaralanması görülmediği, redrolperitoneal bölgede her iki yanda sıvı dansitelileri, rombel bölge sağda kas içinde 5x4 cm boyutlarında hematom, L2 vertebra, sol transvers proçeste kırık görüldüğü, büyük damar lezyonu görülmediği kayıtlıdır. Mevcut kırığın 1-kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığını, 2- kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığını, 3- vücuttaki kemik kırıkların hayat fonksiyona etkisi hafif (1), orta (2-3), ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında, şahısta saptanan kırığın hayat fonksiyonlarını ORTA (2) derecede etkileyecek nitelikte olduğunu bildirir rapordur." biçiminde,
Karşıyaka Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 03.12.2015 tarih ve 2015/2290 sayılı raporunda: "... F. T. hakkında düzenlenmiş Menemen Devlet Hastanesinin 27.04.2015 gün 7246136 sayılı raporunda, L2 vertebra üzerinde 1,5 cm'lik kesi ve L2 vertebra sol transver proçeste kırık görüldüğü kayıtlıdır. Meydana gelen kemik kırığının kesici alet yaralanması neticesinde meydana geldiği, kırığın kesici alet yaralanmasının trasesi üzerinde bulunduğu sonucuna varıldığını bildirir rapordur." biçiminde raporlar düzenlendiği, raporların birbirleriyle çelişkili olduğu, çelişkinin giderilmesi için tüm tedavi evrakları ile birlikte dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek;
a-Katılanın vücudunda kaç tane ve nerelerinde bıçak yarası olduğu,
b-Her bir bıçak yarası açısından ayrı ayrı inceleme yapılarak;
1-Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olup olmadıkları,
2-Organlara, batına veya toraksa nafiz olup olmadıkları,
3-Her bir bıçak yarasının başlı başına yaşamı tehlikeye düşürüp düşürmediği,
c-Duyulardan veya organlardan birinin işlevini yitirmesine veya sürekli zayıflamasına, iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa neden olup olmadıkları,
d-Varsa kemik kırığının hayat fonksiyonlara etki düzeyinin tespiti konusunda rapor alınması gerektiği halde alınmadığı gibi,
Çelişkili raporlardan hangisine üstünlük tanındığı ve neden hükme esas alındığının gerekçelendirilmediği,
11.02.2016 tarihli celsede müştekinin "sanıklardan davacı ve şikayetçi değilim" demesine rağmen, "M. S.'den şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum" dediği, 29.11.2016 tarihli celsede katılma talebinin kabulüne karar verilerek çelişkiye düşüldüğü, bu biçimiyle de şikayetten vazgeçmeden vazgeçmenin mümkün olmadığı ilkesine aykırı davranıldığı,
İlk Derece Mahkemesi kararında suça sürüklenen çocuk hakkında CMK'nın 226 maddesi gereğince ek savunma hakkı verilmeden TCK'nın 87/3 maddesi gereğince hükmolunan cezanın arttırıldığı,
Kısa kararda "Yargılama giderlerinin SSÇ M. S.'den tahsili ile hazineye irat kaydına" denilip, yargılama giderinin hangi harcamalardan ibaret olduğu, yekünün net olarak belirtilmediği,
Anlaşıldığından, kararın CMK.nın 230. maddesinde belirtilen yeterli gerekçeyi içermemesi ve sanığın savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle CMK. nın 289/1-g-h maddesince kararın hukuka aykırı olduğu kabul edilerek, CMK.nın 280/1-b maddesi uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 13.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)