(5237 S. K. m. 179, 228)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan tarafından yapılan istinaf talebinin CMK.nun 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK. nun 280.maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı. Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
a-Sanık H. hakkında ruhsatsız silah taşıma surundan verilen mahkumiyet hükmü,
B-Sanıklar Ö., B. ve K. haklarında müşteki sanık H.’a karşı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükümleri açısından,
Sanık Ö.’ın sabıka kaydı ve ilamı incelendiğinde, Fethiye Kapatılan 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/15 esas 2008/455 karar sayılı dosyasından, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan TCK.nın 179/3 maddesi uygulanarak neticeten 600 TL Adli Para cezasının 2.000 TL den düşük olduğu ve verildiği tarih itibariyle kesin olduğu, tekerrüre esas alınamayacağı anlaşıldığından hüküm fıkrasından çıkartılmasına,
Sanık B.’in sabıka kaydı ve ilamı incelendiğinde, Gölhisar Sulh Ceza Mahkemesinin 2006/227 esas 2007/59 karar sayılı dosyasından, kumar oynanması için yer ve imkan sağlamak suçundan TCK.nın 228/1 maddesi uygulanarak neticelen 600 TL. Adli Para cezasının 2.000 TL’den düşük olduğu ve verildiği tarih itibariyle kesin olduğu, tekerrüre esas alınamayacağı anlaşıldığından hüküm fıkrasından çıkartılmasına,
Hüküm fıkrasından çıkartılan kısım haricinde, kamu davasına konu duruşmanın kanuna uygun biçimde yürütüldüğü, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm deliller ve bilgilerin gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı ve bu suretle kabul edilen eylemin kanunda öngörülen suç tipine uygun olarak nitelendirilerek hüküm kurulduğu. İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından, CMK'nun 280/I-a maddesi gereğince DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,
B-Diğer suçlar açısından:
Müşteki sanıkların aşamalar itibariyle bazı celselerde şikayetçi olduklarını bazı celselerde de şikayetten vazgeçtiklerini beyan ettikleri, bu kapsamda görevsizlik kararı verilen Fethiye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/542 esas 2015/588 karar sayılı dosyasında, müşteki sanık Ö.’ın 09/02/2012, B.'in 07/06/2012, H.’ın 07/06/2012 tarihli celselerde şikayetlerinden vazgeçtikleri, H.'nin de Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin 27/10/2015 tarihli celsesinde kendisine karşı diğer sanıklar B. ve Ö. ile birlikte kasten yaralama suçunu işlediği iddia edilen ve İlk Derece Mahkemesince de bu şekilde kabul edilip hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanık K. açısından şikayetinden vazgeçtiği, birlikte işlenen suçlar açısından da şikayetin bölünemeyeceği, sanıkların bir tanesi hakkında şikayetten vazgeçildiği taktirde, aynı suçun diğer birlikte işleyen sanıklarına da şikayetten vazgeçmenin sirayet edeceği, bu şekilde dosyadaki tüm müşteki sanıkların şikayetlerinden vazgeçtiklerinin kabulü gerektiği, bu nedenle daha önceki şikayetten vazgeçmeleri dikkate alınarak katılma hususundaki taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken, müşteki sanıkların aşamalarda katılma talepleri hususlarında hiç karar verilmediği gibi İlk Derece Mahkemesi karar başlığında tümünün katılan sanık olarak gösterildiği,
İddianame kapsamında ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde, sanıklar H. ve H.'nin tehdit suçunu işledikleri iddia ve kabul edildiği, "haraç alacağı” şeklindeki beyan bir tehdit, peşine silah gösterme ikinci tehdit eylemi olarak kabul edilerek, eylem ikiye bölünerek, birinci eylem nedeniyle tehdit suçundan TCK.nın 106/1 maddesi gereğince beraat, ikinci eylem nedeniyle birden fazla kimsenin silahlı tehdit suçundan TCK.nın 106/2 maddesi gereğince, mahkumiyet hükmü kurulduğu ancak aynı suçun işlendiği kabul edilen eylemde herhangi bir hukuki kesinti olmadığı anlaşıldığından, aynı suçun neden ikiye bölündüğü gerekçesinin belirtilmediği,
Sanık H. da silah olduğu ve bu silahı göstererek tehditte bulunduğu iddia ve kabul edildiği, aşamalardaki beyanlardaki çelişki dikkate alındığında sanık H.nin bu eyleme ne şekilde iştirak ettiği hususunda hangi delile ve neden üstünlük tanındığı hususunda gerekçe gösterilmediği,
Sanıklar H. ve H. haklarında sövme suçundan TCK.nın 125/1-4 maddesi uygulanması istemi ile açılan kamu davasında, görevsizlik kararı verilen Fethiye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/542 Esas 2015/588 karar sayılı dosyasında, bu suçun müştekisi konumunda olan Ö.'ın 09/02/2012, B.’in 07/06/2012 tarihli celselerde şikayetlerinden vazgeçtikleri, bu suçun takibinin şikayete bağlı olduğu, öncelikle bu hususta karar verilmesi gerekirken beraat kararı verildiği,
Sanık H. hakkında basit mala zarar verme suçundan TCK.nın 151/1 maddesi uygulanması istemi ile açılan kamu davasında, görevsizlik kararı verilen Fethiye 2. Asliye C eza Mahkemesinin 2010/542 Esas, 2015/588 karar sayılı dosyasında, bu suçun müştekisi konumunda olan Ö.'ın 09/02/2012, B.'in 07/06/2012 tarihli celselerde şikayetlerinden vazgeçtikleri, bu suçun takibinin şikayete bağlı olduğu, öncelikle bu hususta karar verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verildiği,
Sanık H. hakkında müşteki Ö.'a silahla basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama suçundan TCK.nın 86/2-3c maddesi uygulanması istemi ile açılan kamu davasında, İlk Derece Mahkemesince eylemin silahsız bir şekilde işlendiği kabul edilerek, sanık hakkında basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama suçundan TCK.nın 86/2 maddesi uygulanarak mahkumiyet hükmü kurulduğu, ancak görevsizlik kararı verilen Fethiye 2 Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/542 Esas 2015/588 karar sayılı dosyasında, bu suçun müştekisi konumunda olan Ö.'ın 09/02/2012 tarihinde şikayetinden vazgeçtiği, mahkeme kabulüne göre bu suçun takibinin şikayete bağlı hale geldiği, öncelikle bu hususta karar verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verildiği,
Sanıklar Ö, B. ve K. haklarında müşteki H.’ye yönelik yaşamı tehlikeye düşürecek ve yüzünde sabit iz olacak şekilde kasten yaralama suçundan TCK.nun 86/1-3e, 87/1cd, 29 maddeleri uygulanarak mahkumiyet hükmü kurulduğu, bu suça ilişkin dosya kapsamında raporlar incelendiğinde, Fethiye Devlet Hastanesi Başhekiminin 26/07/2010 tarih 3368 sayılı raporunda, müştekinin “yüzünde sürekli iz bulunmadığı” şeklinde belirtildiği, müşteki için bilirkişi sıfatı ile M. B. S. tarafından verilen 12/07/2012 havale tarihli raporda, yüzünde sabit iz bulunduğunun belirtildiği, M. B. S. tarafından bu kez Adli Tıp Şube Müdürlüğündeki görevi nedeniyle verdiği 09/12/2015 tarih 1907 sayıl raporda, "saçlı deride yüzünde sabit iz olduğu” şeklinde belirtildiği bu haliyle raporlar arasında çelişki olduğu şöyle ki, ilk devlet hastanesi tarafından verilen raporda sabit izden bahsetmezken, sonraki aynı kişiden birincisi bilirkişi sıfatı ile ikincisi adli tıp doktoru olarak alınan raporda müştekide sabit iz olduğunun belirtildiği, bunun çelişkili olduğu, çelişkinin giderilmesi için üçüncü bir adlı tıp uzmanı veya bu işte uzman olan bir doktordan rapor alınması gerektiği, ayrıca B. S. tarafından verilen 1907 sayılı raporda da saçlı derideki kesinin yüzde sabit iz niteliğinde olduğunun belirtildiği, oysa değerlendirilemeyeceği, bunun da çelişkili olduğu, kanuna uygun olmayan bu raporlardan hangisine üstünlük tanındığı ve neden hükme esas alındığının gerekçelendirilmediği,
Sanıklar Ö., B. ve K. haklarında müşteki H.ye yönelik yaşamı tehlikeye düşürecek ve yüzünde sabit iz olacak şekilde kasten yaralama suçundan TCK.nun 86/1-3-e, 87/1cd, 29 maddeleri uygulanarak mahkumiyet hükmü kurulduğu, sanıklar haklarında haksız tahrik uygulanırken 1/2 oranında tahrik indiriminin belirlendiği, ancak bununla çelişik olacak şekilde sanıklara TCK.nın 86/1.maddesinden mahkumiyet hükmü kurulurken, 2 yıl 6 ay gibi üst sınıra çok yakın olacak şekilde teşdiden mahkumiyet hükmü kurulduğu, olayın oluş tarzı da dikkate alındığında, neden bu kadar teşdit uygulandığı hususunda gerek hükümde gerekse gerekçeli kararda yeterince gerekçe bulunmadığı gibi, bu durumun TCK.nın 29.maddesindeki indirim oranı ile de çelişkili olduğu, bunun gerekçelendirilmediği,
Sanık B.’in tekerrüre esas alınan Gölhisar Sulh Ceza Mahkemesinin 2016/227 esas 2007/59 karar sayılı ilamında verilen cezanın 2.000 TL’nin altında olduğu ve verildiği tarih itibariyle kesin olduğu halde tekerrüre esas alındığı,
Sanık Ö.'ın tekerrüre esas alınan Kapatılan Fethiye 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/15 esas 2008/455 karar sayılı ilamında verilen cezanın 2.000 TL.nin altında olduğu ve verildiği tarih itibariyle kesin olduğu halde tekerrüre esas alındığı,
Sanık H.'ın 03.07.2010 günü gözaltında kaldığı halde İlk Derece Mahkemesi karar başlığında gösterilmediği,
Sanıklar H. ve H. haklarında silahlı tehdit suçundan hüküm kurulurken, TCK.nın l06/2ac maddesi gereğince verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının TCK.nın 43/1-2 maddesi gereğince 1/4 oranında artırılırken 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası yerine 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildiği,
Sanıklar Ö., B. ve K. haklarında müşteki H.’ye yönelik yaşamı tehlikeye düşürecek ve yüzünde sabit iz olacak şekilde kasten yaralama suçundan TCK.nın 86/l-3e, 87/1cd. 29 maddeleri uygulanarak mahkumiyet hükmü kurulurken TCK.nın 86/3e maddesi gereğince verilen 3 Yıl 9 Ay hapis cezası hükmünün TCK.nın 87/1cd maddesi gereğince bir kat artırım sırasında 6 Yıl 18 Ay hapis cezası yerine 7 Yıl 6 Ay hapis cezası şeklinde yazıldığı, ancak daha sonraki hesaplamalar neticesinde verilen sonuç cezanın doğru olduğu,
Anlaşıldığından, kararın CMK.nın 2 30. maddesinde belirtilen yeterli gerekçeyi içermemesi nedeniyle CMK.nın 280/1-b maddesince kararın hukuka aykırı olduğu kabul edilerek, CMK.nın 280/1-b maddesi uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 30.12.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)