(5271 S. K. m. 233, 234, 279, 280) (5237 S. K. m. 87)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan tarafından yapılan istinaf talebinin CMK. nun 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK. nun 280 maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı. Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
1-İlk Derece Mahkemesi kararının tebliği üzerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca sanık A.R.Ö. yönünden istinaf edildiği, sanığın üzerine atılı suçlar yönünden 6284 sayılı Kanunun 2/1-d ve 20/2 maddeleri uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu suçların zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK'nun 233. ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMK'nun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulduğu,( Benzer yönde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2016/3714 esas 2016/3418 karar sayılı ilamında; “….. Mahalli mahkemece verilen hükmün 5271 sayılı CMK'nun 35/2, 260, 6284 sayılı Kanunun 2/1-d ve 20/2 maddeleri gözetilerek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına tebliği üzerine anılan kurum tarafından da temyiz edildiği anlaşılmakla, dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Suça sürüklenen çocuk A. ve sanık U. C. hakkında çocuk olan maktul B.'a yönelik nitelikli kasten öldürme ve nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarından açılan kamu davalarında, 6284 sayılı Kanunun 2/1-d ve 20/2 maddeleri uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu suçların zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK'nun 233. ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMK'nun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup, suça sürüklenen çocuk A. ve sanık U.C. müdafileri, katılan vekili ile suçtan zarar gören Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, maktul B.'a yönelik kasten öldürme ve yağmaya teşebbüs suçlarından suça sürüklenen çocuk A.'nın mahkumiyetine, sanık U.C.'ın ise beraatine dair kısmen re'sen de temyize tabi olan hükümlerin bu nedenle sair yönleri incelenmeksizin, sanık U.C.'ın uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticaretine teşebbüs suçundan mahkumiyetine dair hükmün ise bağlantı nedeniyle tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, 29/09/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
…..” şeklinde belirtilmiştir.)
2-Yine müştekiler Y.,G., M.A., E., F.'e ait tüm tedavi evraklarının ilgili Adli Tıp Dairesine gönderilerek, kati raporunun alınmadan hüküm kurulduğu,
3-Müşteki E. U. için verilen D.P.Ü Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 09/12/2015 tarih 15013 sayılı raporunda, müştekinin "sağda sentrum semiovale-konvekste düzleminde frontal kemikte iç tabulada minimal deplasman gösteren lineer komplet fraktür göründüğü, verteks düzleminde sağ paryetal kemikte iç tabulada içerisinde milimetrik serbest hava değerleri görülen dış tabulaya şüpheli tarzda lineer uzanımı bulunan nondeplase fraktür hattı dikkati çektiği, intraparankimal ya da ekstraparakimal intrakranial hemorajiye ait olabilecek dansite artışı saptanmadığı..." kişinin yaşamını tehlikeye düşürdüğü, kemik kırığının dördüncü dereceden hayat fonksiyonlarını etkilediği belirtilerek, buna göre keserle kişinin kafa tası kemiği kırılacak ve beyin kanamasına neden olacak şekilde birinci olaydan sonra, sanığın ikinci kez av tüfeği ile müştekiye ateş ederek, müştekinin eşi olan müşteki Y. U. ile müşteki olan bir kısım çocuklarına saçma tanelerinin isabet ettiği, bu haliyle eylemin bir bütün halinde düşünüldüğünde, kasten öldürmeye teşebbüs suçlarının oluşup oluşmadığının değerlendirme yetkisinin üst dereceli mahkemeye ait olduğu, İlk Derece Mahkemesinin bu hususları göz ardı ederek müşteki A. R.'ya karşı eylemin TCK.nın 86/1-3e maddesine uyduğu kabul edilerek TCK.nın 87/3 maddesi gereğince 1/6 oranında artırım yapmasının kanuna aykırı olduğu, (Benzer yönde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2008/88 esas 2008/184 karar sayılı ilamında; “….. Sonuçlarını bilerek ve isteyerek fiili işleme iradesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Öldürme kastının varlığı ise;
a) Fail ile mağdur arasında olay öncesine dayalı, öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı,
b) Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı,
c) Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti,
d) Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı,
e) Failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği,
f) Olay sonrası mağdura yönelik davranışları, başka bir anlatımla olayın kendine özgü tüm özellikleri dikkate alınarak saptanmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; geceleyin, kavganın hareketli ortamında, rastgele salladığı tek bıçak darbesi ile mağduru iç organ yaralanmasına neden olmayacak biçimde yaralayan sanığın hayati bölgeleri özellikle seçtiğine ve eylemini sürdürmesine mani bir hal bulunduğuna dair kanıt da mevcut olmadığına göre, olayda yaralama kastı ile hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 08.07.2008 günü oybirliği ile karar verildi.
…..” şeklinde belirtilmiştir.)
Anlaşıldığından, kararın CMK.nın 230. maddesinde belirtilen yeterli gerekçeyi içermemesi nedeniyle CMK. nın 289/1g ve Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı açısından da CMK'nun 233. ve 234. maddelerinde belirtilen haklarının kullandırılmaması nedeniyle kararın hukuka aykırı olduğu kabul edilerek, CMK.nın 280/1-b maddesi uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 20.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)