(5271 S. K. m. 279, 280) (5237 S. K. m. 21, 37, 39)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan tarafından yapılan istinaf talebinin CMK. nun 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK. nun 280 maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı. Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi, duruşma yapılmasına gerek görülmeksizin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
DOSYA KAPSAMI İNCELENDİ:
İstinaf dilekçesinde T. A. adlı kişi içinde inceleme yapılması istenmiş ise de, dosya kapsamında T. A. isimli bir sanık olmadığından, bu husus inceleme dışı bırakılmıştır.
Dava konusu olay açısından öncelikle, iştirak, kast ve olası kast gibi ceza hukukunun genel prensiplerine bakılması gereklidir. Bu kapsamda;
İştirak yönünden TCK.nın 37 ve 39 maddeleri ve Yargıtayın yerleşik içtihatlarına bakıldığında, olay mahalline eylem ve fikir birliği içerisinde gelip, çeşitli şekillerde fiile katkıda bulunan ve maktul ile yaralananlar üzerinde birlikte fiili hakimiyet kuran kişilerin, tüm fiillerden TCK.nın 37 maddesi kapsamında birlikte suç işleyen olarak sorumlu tutulmaları gerektiği kabul edilmektedir.
(Benzer yönde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2015/2359 esas 2016/421 karar sayılı ilamında; “…..B- Sanık M. hakkında mağdur A.'i kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde ise,
Oluşa, tüm dosya kapsamına ve anlatımlara göre, olay günü kız arkadaşlarıyla lokantada yemek yiyen sanığın, yan masada oturan mağdur A.'in de içinde bulunduğu beş kişinin kız arkadaşına bakmasından rahatsız olduğu, bu nedenle çıkan tartışma sonrası diğer masada oturan kişilerin sayıca fazla olması nedeni ile arkadaşı olan sanık B. Y.'a telefon ederek olay yerine çağırdığı, hatta sürekli mesaj çekerek nerede kaldıklarını sorduğu, sanık B. Y.'ın evrakı tefrik edilen B. Ş. ile birlikte olay yerine gelmesiyle sanık M.'in mağdur ve arkadaşlarına "hadi şimdi konuşun" deyip üzerlerine yürüdüğü ve taraflar arasında karşılıklı itekleme ve tartışma yaşandığı, bu sırada B. Y. ve mağdurun konuşmak amacıyla dışarı çıktıkları, B. ve mağdurun dışarıda konuştukları sırada mağdurun arkadaşlarının B.'a hakaret ederek üzerine yürümeleri üzerine sanık M.'in de bu kişilere yumruk attığı, şiddeti artan kavga ortamında B. Y.'ın yanında getirdiği ruhsatsız silahıyla hedef gözeterek ateş etmesi sonucu mağdurun hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı anlaşılan olayda,
Sanığın kasten öldürmeye teşebbüs eylemine ortak suç işleme kararına bağlı olarak, fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmak suretiyle katıldığı anlaşılmakla, TCK'nun 37/1. maddesi uyarınca sorumlu tutulması yerine aynı Kanunun 39. maddesine göre cezalandırılması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş olup, Cumhuriyet Savcısının ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, cezanın miktarı ve temyiz incelemesi dışında tutuklulukta geçen süre göz önüne alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, 08/02/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
…..” şeklinde belirtilmiştir.)
(Yine Benzer yönde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2014/1388 esas 2016/314 karar sayılı ilamında; “…..B) Sanıklar Ö., H. İ. ve H. hakkında mağdur Ö.'ı kasten yaralamaya teşebbüs, sanık Ö. hakkında katılan R.'ı olası kastla yaralama suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde ise;
Taraflar arasında bir alacak meselesi olduğu, olay öncesinde sanık H. İ.'in mağdur Ö.'ı birçok kez telefonla arayarak bu meseleyi konuştukları sırada tüm sanıkların Ö.'a tehdit ve küfür içeren sözler söyledikleri, olay günü araçlarına, yanlarına suçta kullandıkları av tüfeğini de alarak mağduru aramaya başladıkları, gece yarısı saat 01.30 sıralarında A.. isimli barın önündeki sokakta mağduru görmeleri üzerine onunla araçtan inmeden konuşmaya başladıkları, tartışma ve akabinde küfürleşme yaşandığı, H. İ.'in aracın ön koltukları arasında bulunan tüfeği göstererek "polislere mi güveniyorsun, senin kafanı koparacağım, ileri gel bir bakalım" dediği, ilerlerken mağdurun peşlerinden yaya olarak geldiğini görünce durdukları, sanık Ö.'in araçtan tüfekle birlikte inerek öldürme kastıyla Ö.'a doğru ateş etmeye niyetlendiği, bu sırada arbedeyi görüp önlemek amacıyla Ö.'ın yanına gelen sivil polis memuru katılan R.'ı gördüğü halde vazgeçmeyerek etkili mesafe olan 25-28 metreden ateş ettiği, Ö.'ın isabet almadığı, R.'ın ise vücudunun birçok bölgesine isabet eden saçma taneleri ile ağır yaralandığı, diğer polis memuru arkadaşlarının sivil ekip otosu ile hastaneye yetiştirdikleri, sanıkların bunun üzerine araçlarıyla olay yerinden kaçtıkları, takip sonucu başka bir araca çarparak kaza yapan sanıklar Ö. ve H. İ. yakalanırken H.'in yaya olarak ayrıldığı anlaşılan olayda;
a) Her üç sanığın da mağdur Ö.'ı öldürmek istedikleri, bu amaçla yanlarına av tüfeği alarak onu aramaya başladıkları, olay yerinde önce küfürleşip tehdit ettikten sonra H. İ.'in yönetimindeki aracı durdurması sonucu Ö.'in araçtan tüfekle inerek Ö.'a doğru etkili mesafeden ateş etmesi eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu, tüm sanıkların fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurdukları, böylece fail olarak TCK'nun 37/1, 81/1, 35. maddeleri uyarınca ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiği gözetilmeden, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen soyut gerekçelerle kasten yaralamaya teşebbüs suçundan hükümler kurulması,
b) Sanık Ö.'in, katılan R.'ı da gördüğü halde ateş ederek ağır şekilde yaralamasıyla sonuçlanan eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu, ancak ateş ettiği sırada Ö.'ın önüne geçen kişinin polis memuru olduğunu bilip bilemeyeceği, katılanın kendisini tanıtıp tanıtmadığı hususları araştırılarak polis memuru olduğunu bildiği sonucuna varılması halinde kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs suçundan TCK'nun 82/1-g, 35; polis memuru olduğunu bilmeden ateş ettiği kanaatinin hakim olması durumunda ise aynı Kanunun 81/1, 35. maddelerine göre sorumlu tutulması gerektiği gözetilmeden, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle olası kastla nitelikli yaralamadan hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafileri ile katılan R.'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, her üç sanığın mağdur Ö.'a yönelik eylemleri yönünden CMUK'nun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarları bakımından kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, 27/01/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.…..” şeklinde belirtilmiştir.)
Kast yönünden TCK.nın 21/1 maddesi ve Yargıtayın yerleşik içtihatlarına bakıldığında, sanıklar tarafından yapılan atışlar sonucunda, bir kişinin ölmesi, birden fazla kişinin de yaralanması sonucu doğuran olaylarda, sanıkların kastını bölmeyi gerektirecek herhangi bir durum yok ise, ölüm sonucunu doğuran eylem için kasten öldürme, yaralanma sonucunu doğuran eylemlerin de kasten öldürmeye teşebbüs suçunun oluşacağı, yaralanmalar açısından kasten yaralama, ölen açısından kasten öldürme şeklinde nitelendirme yapılıp kastın ikiye bölünmesi sonucunu doğuracak şekilde nitelendirme yapılamayacağı kabul edilmektedir.
(Benzer yönde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2015/3452 esas 2016/2652 karar sayılı ilamında; “…..2) Sanık A.. K.. hakkında mağdur B. Ş.’e yönelik kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde ise,
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın olay günü maktûlün kullandığı ve içinde katılan B.’ın da bulunduğu seyir halindeki araca önce yol kenarından uzun namlulu silahla çok sayıda ateş ettiği, ilk atış sonucu maktulün ayağından yaralandığı ve aracın arka koltuğuna geçtiği, mağdur B.’ın aracı sürerek kaçmaya çalıştığı, sanığın kendi aracıyla başladığı takip sırasında ateş etmeye devam ettiği, maktulün sırtından aldığı isabet sonucu öldüğü, mağdur B.'ın sağ uyluk bölgesinden ve sol diz çevresinden hayati tehlike oluşturmayacak şekilde yaralandığı, mağdur ve maktulün içinde bulunduğu aracın almış olduğu isabetler sonucu hareket edemeyecek hale gelmesi üzerine mağdur B.'ın araçtan inerek üzerinde taşıdığı tabanca ile karşılık vermesi nedeniyle sanığın eylemine son vererek kaçtığı anlaşılan olayda,
a) Sanığın asıl husumetinin, olaydan 12 yıl önce aracına sigorta poliçesi yaptırmasına aracılık eden ve aracının yanması sonucu iflas eden sigorta şirketinden parasını alamaması nedeniyle sorumlu tuttuğu mağdur B.'a yönelik olması, kullanılan silahın niteliği ve atış sayısı ile kastın bölünmesini gerektiren neden bulunmaması hususları birlikte dikkate alındığında, mağdur B.'a yönelik ortaya çıkan kastının da öldürmeye yönelik olduğu anlaşıldığı halde, yanılgılı değerlendirme ile suç vasfında hataya düşülerek, kasten öldürmeye teşebbüs suçu yerine kasten yaralama suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin CMUK'nun 326/son maddesi gözetilmek kaydıyla tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, bozma nedenine, ceza miktarına, temyiz incelemesi dışında tutuklulukta geçen sürelere göre sanık A.. K.. müdafiinin tahliye isteminin REDDİNE, 24/05/2016 gününde oybirliği ile karar verildi. …..” şeklinde belirtilmiştir.)
Olası kast yönünden TCK.nın 21/2 maddesi ve Yargıtayın yerleşik içtihatlarına bakıldığında, kullanılan silahın niteliği, atış mesafesi, tabanca ve av tüfeğinin tesir mesafesi, mermi ve saçmaların yayılma durumu, hedef alınan bölgeler, müştekilerin yaralanma şekilleri, müştekilerin asıl hedef alınana çok yakın mesafede olup olmadıkları, sanığın bu durumu gördüğü halde atışına devam edip etmemesi ile dosyadaki tüm beyanlar, belge ve bilgiler birlikte değerlendirilerek, müştekilerin isabet almasının mutlak ve kaçınılmaz olması durumunda, sanıkların fiillerini doğrudan kast altında işlediklerinin kabulü gerekeceği, olası kast hükümlerinin uygulanamayacağı kabul edilmektedir.
(Benzer yönde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2015/3745 esas 2016/2107 karar sayılı ilamında; “….. B) Sanığın, mağdurlar S., V., B., G. ve S.'ye yönelik eylemleri bakımından;
Yapılan keşif sonucunda çekilen fotoğraflar ve bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere sanığın ateş ettiği mutfak camı ile mağdurların bulundukları yer arasındaki mesafe, mağdurların asıl hedef olan mağdur Göker’e ve birbirlerine çok yakın vaziyette bulunmaları, bu nedenle ateş edilen av tüfeğinin tesir mesafesi, saçmaların yayılma durumu da dikkate alındığında mağdurların isabet almasının mutlak olması karşısında sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerekirken suçun nitelenmesinde yanılgılı değerlendirme ile olası kast altında yaralamadan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün sanığa tayin edilen ceza miktarı yönünden CMUK'nun 326/son maddesi gözetilmek kaydıyla, tebliğnamedeki düşünceye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, 25/04/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.…..” şeklinde belirtilmiştir.)
Dosya kapsamındaki maddi bulgulara bakıldığında;
23/08/2012 tarihli arama tutanağında, sanık F.'ın üzerinden sarsılmaz marka T-110207U23857 seri numaralı 9 mm çaplı tabanca, F. A.'ın evinden olayda M. Ü.'ın kullandığı belirtilen 31503338 seri numaralı 7,65 mm çapında barette marka tabanca, Sa48847 seri numaralı S.P.A. Brescıa made ın italy marka tüfek, Sa40018 seri numaralı S.P.A. Brescıa made ın İtaly marka tüfek, evin avlusunda bulanan 45 B 0489 mazda marka aracın torpido gözünden 73122079 seri numaralı 7,65 mm çapında kırıkkale marka tabanca ele geçirildiği; yine sanık E. A.'ın evinde yapılan aramada Sa37799 seri numaralı Luigi S.P.A.Brescıa made ın italy marka tüfeginin ele geçirildiğinin belirtildiği,
23/08/2012 tarihli olay yeri inceleme raporunda; olay mahallinden çok sayıda av tüfeği kartuşu, mermi çekirdeği, kovanı ile model 9200 12 GA.PATENT PENDİNG MOSSBERG made ın USA, NORT HAVEN CI SA4435 ibareli av tüfeği ve bu tüfeğin içerisinde mekanizmasında sıkışmış boş kartuş ile haznesinde üç adet av fişeği ve olay mahallindeki 45 L 2661 plaka sayılı aracın arka koltuğu üzerinden Prenses Silah Sanayi-Üzümlü CAL12-75TS.870NRD-MAGNUN ibareli av tüfeğinin ele geçirildiğinin belirtildiği,
23/08/2012 tarihli kamera izleme tutanağında, 23:15 sularında 5 adet aracın gelerek park etmeye başladıkları, bunlardan koyu renkli olanının cadde ortasına yolu kapatacak şekilde aracın park edildiği, ford transit açık kasa pikabında bunun yanına gelip park edildiği, civarda bulunan insanların sağa sola kaçıştıklarının belirtildiği,
İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 05/09/2012 tarih BLS-2012/4504 uzmanlık sayılı raporunda, olay mahallinden elde edilen 9 mm çaplı 3 adet kovan ile bir adet deforme mermi çekirdeğinin sanık F.'ın evinde bulunup sanık M.'tan elde edildiği söylenen 31503338 seri numaralı tabancadan atıldığı, bir adet av tüfeği fişeğinin olay mahallinde bulunan SA4435 seri numaralı av tüfeğinden atıldığı, bir adet av tüfeği fişeğinin 917 seri numaralı av tüfeğinden atıldığı, olay mahallinden elde edilen 9 mm çaplı 11 adet kovanın (5-4-2) şeklinde üç ayrı silahtan atıldığı, olay mahallinde bulunan 7,65 çaplı 7 adet kovanın (3-3-1) şeklinde 3 ayrı silahtan atıldığı, yine olay mahallinden elde edilen 6 adet 12 numaralı av fişeği kartuşunun 4 farklı namludan atıldıklarının belirtildiği,
İzmir Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 19/09/2012 tarih 1452 sayılı raporunda, maktulün en az bir av tüfeği atışı sonucunda iç organ delinmesi ve yırtılmasına bağlı gelişen iç kanaması nedeniyle öldüğünün belirtildiği,
İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 16/11/2012 tarih KMY-2012/7598 uzmanlık sayılı raporunda, sanık A. A.'dan atış artığının tespit edildiği,
İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 30/11/2012 tarih KMY-2012/7595 uzmanlık sayılı raporunda, sanık Ö. A.'dan atış artığının tespit edildiği görülmüştür.
Verilen genel bilgiler ışığında somut deliller ve İlk Derece Mahkemesi kararı incelendiğinde;
İlk Derece Mahkemesinin kararında, olay günü olay mahallinde bulunan kahvehanede Ü. soyisimli katılan sanıklar M. Ü., Ö. Ü., A. Ü., M. Ü., E. Ü., H. Ü. ve maktul A. F.'ın oturdukları sırada, olay yerinde olduğunu ve olaya katıldıklarını beyan eden A. soyisimli sanıklardan H. A., A. A., Ali A., K. A., Y. A., T. A., E. A., S. A., Öner A.'ın eylem ve fikir birliği içerisinde 5-6 arabaya binerek bu kahvehane önüne geldikleri, tanıkların beyanlarına göre önce içlerinden birinin sövdüğü, daha sonra yanlarında getirdikleri tabancalar ve av tüfekleri ile ateş ettikleri, olay sırasında 9 mm çaplı 3 ayrı silahtan atılan 11 adet mermi, 7,65 mm çaplı 3 ayrı silahtan atılan 7 adet mermi ile 4 farklı namludan atılan 6 adet av fişeğinin kullanıldığı, sanıklardan A. A. ve Ö. A.'da atış artığı tespit edildiği, bu atışlar sonucunda, maktul A. F.'ın vefat ettiği, Ü. soyisimli katılan sanıkların yaralandıklarının kabul edildiği olayda;
1) Sanıklar F. A., H. A., M. A., A. R.A., Yunus A. ve C. A.'ın olay sırasında olay mahallinde olmadıklarını beyan ettikleri, bu kapsamda;
Tanıklar M.. B., M. B. ve H. B.'ın olay saati itibariyle sanık H. A. ile birlikte olduklarını beyan ettikleri,
Sanık A. R.A.'ın tanık A. C.ile olay saati itibariyle birlikte olduğunu beyan ettiği,
Tanıklar H. G. ve V. A.'ın olay saati itibariyle sanık F. ile birlikte olduklarını beyan ettikleri,
Tanıklar D. İ., N. D., A. Ö., R. G., İ. A.'ın olay saati itibariyle sanık C. A. ile birlikte olduklarını beyan ettikleri,
Hususları birlikte dikkate alındığında, bu sanıkların olay mahallinde olduklarının hangi delillerle ve bu delillere neden üstünlük tanındığı açıklanmadan, olay mahallinde olduklarının ve suça katıldıklarının kabul edildiğinin İlk Derece Mahkemesi kararında gerekçesiz bırakıldığı,
2) Mahallinde keşif yapılarak, keşif mahallinde olay tanıkları A. D., Z. A., R. Karaman, M. A., İ. G. G.'ün de hazır edilerek, olay sırasında hangi katılan sanığın hangi pozisyonda olduğunun tespit edilmesi, buna göre kast, olası kast, iştirak hükümlerinin tartışılması gerektiği halde, kararda bu hususun gerekçesiz bırakıldığı,
3) Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığınca olay ikiye bölünerek, olay sırasında yaralananlar açısından Turgutlu Asliye Ceza Mahkemesine 2015/280 iddianame numarası ile kamu davası açıldığı, A. F.'ın kasten öldürülmesi eylemi açısından evrak tefrik edilerek Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesine Manisa C. Başsavcılığının 2015/304 iddianamesi ile kamu davası açıldığı, aralarında mutlak surette fiili ve hukuki irtibat olan ve biri hakkında verilecek kararın diğeri hakkında verilecek kararı mutlak surette etkileyecek olayda, başlangıçta evrakın tefrik edilerek ayrı ayrı iddianameler ile dava açılmasının CMK.nın 8 ve devamı maddelerine aykırı olduğu, A. soyisimli sanıkların eylemlerinin bir kısmının kasten yaralama bir kısmının da kasten öldürme şeklinde ve yine sanıkların tamamının kasten yaralamadan sorumlu, bir kısmının da kasten öldürmeden sorumlu olduğu şekilde iddianame düzenlenmesinin TCK.nın 21, 37 maddelerine aykırı olduğu, buna göre A. soyisimli sanıklar hakkında maktul A. F.'a karşı kasten öldürme suçuna iştirak etme ihtimallerine binaen, kasten öldürme suçundan ek iddianame düzenlettirilerek, açılan kamu davasının eldeki dosya ile birleştirilerek, delillerin birlikte değerlendirilip hüküm kurulması gerektiği,
4) İlk Derece Mahkemesi kabulüne göre, olay mahalline eylem ve fikir birliği içerisinde gelip, çeşitli şekillerde fiile katkıda bulunan ve maktul ile Ü. soyisimli yaralananlar üzerinde birlikte hakimiyet kurduğu kabul edilen A. soyisimli sanıkların, fiilden TCK.nın 37 maddesi kapsamında her birinin maktul ve Ü. soyisimli yaralananlara karşı birlikte suç işleyen olarak sorumlu olup olmadıkları hususunun mahkeme kararında tartışılmadan gerekçesiz bırakıldığı ve soyut ibarelerle kasten öldürme suçundan sanıklar H. A. ve F. A. hakkında beraat kararı verildiği,
5) İlk Derece Mahkemesi kabulüne göre, eylem ve fikir birliği içindeki A. soyisimli sanıklar tarafından yapılan atışlar sonucunda, bir kişinin öldüğü, birden fazla kişinin de yaralandığı olayda, A. soyisimli sanıkların kastını bölmeyi gerektirecek hangi durumun olduğu açıklıkla belirtilmeden ve gerekçesi yazılmadan kastın ikiye bölünerek, A. F.'ın ölümü sonucunu doğuran olay açısından kasten öldürme, ölen A. F.'ın yanında yer alan ve olay sırasında yaralanan Ü. soyisimli katılan sanıklara yönelik eylemler nedeniyle kasten yaralama suçundan hüküm kurulduğu, kastın ne şekilde ve niye bölündüğü hususu belirtilmeden neden kasten öldürmeye teşebbüs suçundan değil de, kasten yaralama suçundan hüküm kurulduğunun kararda tartışılmadan, gerekçesiz bırakıldığı ve soyut ibarelerle kasten yaralama suçundan mahkumiyet kararı verildiği,
6) İlk Derece Mahkemesi kabulüne göre de, Salihli Devlet Hastanesi Baştabipliğinin 17/01/2014 tarih 36 sayılı raporunda, katılan sanık H.'in batına nafiz ateşli silah yaralanması nedeniyle, ince bağırsağına gelen av tüfeği saçmalarının yapılan ameliyatla çıkartıldığı, yaşamının tehlikeye düştüğü belirtildiği halde, hüküm fıkrasında neden TCK.nın 86/1 maddesi gereğince hüküm kurulduğunun gerekçesinin belirtilmediği,
7) TCK.nın 61 maddesinin uygulanması sırasında göz önünde bulundurmak için, bu kadar çok sayıda ve ciddi şekilde ateşli silahla oluşan yaralanmalar açısından, tüm katılan sanıklara ait tedavi evrakları temin edilerek, söz konusu yaralanmaların yaşamlarını tehlikeye düşürüp düşürmediği, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde olup olmadığı hususunda Adli Tıp'tan rapor aldırılmadan hüküm kurulduğu,
8) İlk Derece Mahkemesi kabulüne göre de, Ü. soyisimli katılan sanıkların kahvehanede oturdukları sırada, ilk haksız hareketin A. soyisimli sanıklar tarafından yapıldığı belirtildiği, yine A. soyisimli sanıkların 5-6 araba içerisinde kalabalık bir grup şeklinde geldikleri ve doğrudan atışa başladıkları kabul edildiği halde, A. soyisimli sanıkların yaralanma şekilleri ve miktarları da dikkate alınarak, Ü. soyisimli sanıklar açısından açılan kamu davasında meşru savunma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar gerekçesinde tartışılmadığı ve gerekçesiz bırakıldığı,
9) İlk Derece Mahkemesi kabulüne göre, sanıklar E. Ü., A. Ü., M. Ü., Ö. Ü., M. Ü., H. Ü. haklarında müşteki sanık Y. A.'a yönelik verilen ceza açısından; gerek müşteki sanık Y. A.'ın 23/08/2012 tarihinde kolluğa verdiği ilk ifadesinde, gerekse Y.'in babası olan A. A.'ın 23/08/2012 tarihli kolluğa verdiği ilk ifadesinde; müşteki sanık Y. A.'ın ayağındaki yaralanmanın olay sırasında değil olaydan önce olduğu, olay ile bir alakasının olmadığının beyan ettikleri halde, Ü. soyisimli sanıkların katılan sanık Y. A.'a yönelik eyleminden dolayı neden mahkumiyet hükmünün kurulduğunun gerekçesinin açıklanmadığı,
10) Dosya kapsamı itibariyle aynı suçlamaya tabi sanıkların, aynı müdafii tarafından temsil edildikleri, bunların bir kısmının suçlamayı reddettikleri, bir kısmının olay mahallinde dahi olmadıklarını beyan ettikleri, bu kapsamda aynı suçtan yargılanan sanıklar yönünden savunmada zafiyet oluşacağı, bu nedenle aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların savunmalarının başka müdafiler tarafından üstlenilmesinin sağlanması gerekirken, CMK.nın 152, 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 38/1b, Türkiye Barolar Birliğince kabul edilen Avukatlık Meslek Kurallarının 35. maddesi aykırı olacak şekilde sanıkların aynı müdafii tarafından savunulmasına izin verilerek, savunma hakkının kısıtlandığı, (Benzer yönde Yargıtay CGK. Ceza Dairesinin 2010/35 esas 2010/140 karar sayılı ilamında; “…..Uygulamada Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 gün ve 85-242 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, birlikte suç işlediği iddia edilen sanıkların müdafiliğinin tek avukat tarafından üstlenilmesi halinde, bu durumun sanıklar arasındaki menfaat çatışması nedeniyle, bazı sanıkların savunmaları bakımından zafiyet yaratacağı ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracağı kabul edilmiştir.
Somut olayda, sanıkların kolluk tarafından ifadelerinin alındığı aşamada dahi, aralarındaki menfaat çatışmasından bahisle baro tarafından farklı avukatlar görevlendirildiği halde, kovuşturma aşamasında, 26.11.2007 günlü oturumda Avukat H. G.’in, sanıklar A.Ö., H. R.Ö. ile R. E. Ö.’in müdafii olduğunu bildirerek duruşmaya katıldığı, sanıkların diğer müdafilerinin ise müdafilikten çekildikleri, bu aşamadan sonra, adı geçen sanıkların ek savunmaları ve son savunmalarının alınmasında müdafii olarak Av. H. G.’in görev yaptığı, ilk hükmü ve direnme hükmünü de sanıklar adına temyiz ettiği, savunma ve temyiz dilekçelerinde de özellikle sanıklardan H. R.’in kolluk tarafından müdafii huzurunda alınan ifadesini reddetmek suretiyle savunma yaptığı anlaşılmaktadır.
Birlikte suç işlediği iddia edilen sanıklardan, birisi tarafından suçun tek başına ve ani gelişen bir kararla işlenildiğinin savunulması karşısında, diğer sanıkların suça katılmadıklarının savunulmasının gerektiği, bu durumun da suçu tek başına işlediğini savunan sanık yönünden savunmada zafiyet yaratacağı açıktır. Bu nedenle aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların, savunmalarının başka müdafiler tarafından üstlenilmesinin sağlanması gerektiği nazara alınmadan, yerel mahkemece duruşmaya devam edilerek hüküm kurulması, yukarıda açıklanan yasa ve meslek kurallarına aykırıdır. Bu itibarla, direnme hükmünün, saptanan bu usul yanılgısı nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1- Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2009 gün ve 164-204 sayılı direnme hükmünün, saptanan usul yanılgısı nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2- Dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2010 günü yapılan müzakerede tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oybirliğiyle karar verildi. …..” şeklinde belirtilmiştir.)
11) Sanıklar A. R.A. ve C. A.'ın iddianameler kapsamında yaralandıkları belirtilmediği ve bu hususta kamu davası açılmadığı halde, İlk Derece Mahkemesinde katılan sıfatı ile gösterilmesinin mahallinde düzeltilebilir bir eksiklik olduğu,
12) Olay günü saat 23:15 sularında işlenen suçun zaman diliminin, CMK.nın 232/2c maddesi gereğince ilk derece mahkemesi karar başlığına hiç yazılmamasının, mahallinde düzeltilebilir eksiklik olduğu,
13) Sanık C. A.'ın 24/08/2012-25/08/2012 tarihleri arasındaki bir günlük gözaltı süresinin, CMK.nın 232/2d maddesi gereğince ilk derece mahkemesi karar başlığında hiç yazılmamasının, mahallinde düzeltilebilir eksiklik olduğu,
14) Sanıklar E. A., F. A., A. R.A., T. A., Ö. A., Y. A., K. A., H. A., M. A., H. A., A. A., A. A., S. A.'ın 23/08/2012 tarihleri arasındaki bir günlük gözaltı sürelerinin, CMK.nın 232/2d maddesi gereğince ilk derece mahkemesi karar başlığında hiç yazılmamasının, mahallinde düzeltilebilir eksiklik düzeltilebilir eksiklik olduğu,
Anlaşıldığından, kararın CMK.nın 230. maddesinde belirtilen yeterli gerekçeyi içermemesi ve sanıkların savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle CMK. nın 289/1-gh maddesince kararın hukuka aykırı olduğu kabul edilerek, CMK.nın 280/1-b maddesi uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, KESİN olmak üzere 07/04/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)