(5271 S. K. m. 216, 231, 279)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan tarafından yapılan istinaf talebinin CMK. nun 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK. nun 280 maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı.
Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
A) İşyeri Dokunulmazlığı Suçu Nedeniyle İstinaf Başvurusu Açısından Yapılan İncelemede;
Müsnet suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf talebinde bulunulmuş ise de, CMK.nın 231/12 maddesinin "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir." hükmü karşısında, kararın bu kısmının itiraza tabi olduğu ve İlk Derece Mahkemesince gerekli itiraz prosedürünün mahallinde yerine getirilebileceği kabul edilmiştir.
B) Kasten Öldürme Suçuna Teşebbüs Nedeniyle İstinaf Başvurusu Açısından Yapılan İncelemede;
1) 16:00 olan suç saatinin ilk derece mahkemesi karar başlığında hiç yazılmadığı,
2) 22/04/2016 tarihindeki bir günlük gözaltı süresinin ilk derece mahkemesi karar başlığında hiç yazılmadığı,
3) Katılan M.'in babası olan K. S.'nun sanığın annesi olan N.'ı 17/04/2016 tarihinden geriye doğru 3 yıllık süreçte rahatsız ettiğinden bahisle, Soma Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/531 iddianamesi ile Soma Asliye Ceza Mahkemesine dava açıldığı, bu duruma sinirlendiği kabul edilen sanığın katılan M.'e 22/04/2016 tarihli olay görgü ve tespit tutanağında ele geçen 5 adet av tüfeği fişeğinden ilkin birkaç tanesini ateşledikten sonra olay mahallinden ayrıldığı ve katılan M. beyanına göre 5-6 dakika sonra tekrar olay mahalline gelerek kalan fişekleri ateşlediği, olay nedeniyle katılan M.'in Soma Devlet Hastanesi’nin 22/04/2016 tarih 16239338 protokol nosu ile verilen raporuna göre, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, eylemin kül halinde kasten öldürmeye teşebbüs suçu olarak İlk Derece Mahkemesince kabul edildiği olayda,
İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasında katılan tarafından sanığa karşı oluşturulmuş ne gibi bir haksız tahrik olacak eylem olduğu belirtilmeden sanık hakkında haksız tahrik hükmü uygulandığı, ancak karar gerekçesinde uygulanan haksız tahrikin sehven olduğunun belirtildiği, bu şekilde hüküm fıkrası ile kararının gerekçesinin çeliştiği,
4) Hükmün verildiği celsede C. Savcısının "önceki celse mütaalamızı bildirmiştik. Mütaalamız doğrultusunda karar verilmesi talep olunur, dedi." şeklindeki beyanının, CMK.nın 216 maddesinde belirtildiği üzere hükmün verildiği celsede C. Savcısının isnadı ve istediği hükmün ne olduğunu içerir şekilde mütalaası niteliğinde olmadığı, eğer önceki celselerde mütalaa verilmiş ve bunun tekrar edileceği belirtilmiş ise, CMK.nın 216 maddesinin açık hükmü gereğince en azından önceki mütalaanın hüküm verildiği celsede okunması ve okunduğunun zapta geçirilmesi ya da yeniden mütalaa verilmesi gerektiği, aksi halde mütalaa alınmaması nedeniyle savunma hakkının kısıtlanmış olacağı anlaşıldığından, savunma hakkını kısıtlamayacak şekilde sanıklara C. Savcısı mütalaasının verilmesi gerektiği, (Benzer yönde Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3770 esas 2015/1517 karar sayılı ilamında; “….. İddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcısı, karar verilmeden önce, toplanan kanıtlara göre esasa ilişkin görüşünü açık ve anlaşılır bir biçimde ve eğer görüşü mahkumiyete ilişkin ise mevzuatta yer alan kanun ve maddelerini de göstermek suretiyle açıklamak zorunda olduğundan ve dosyada birden fazla mütalaada bulunduğu da gözetildiğinde, “önceki mütalaamızı tekrar ederiz, sanığın yağmaya teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verilsin” şeklindeki sözlerin esas hakkında mütalaa olarak geçerli ve yeterli kabul edilmesi olanağı bulunmadığından, Cumhuriyet savcısının usulüne uygun şekilde esas hakkındaki görüşü alınmadan veya önceki mütalaa mahkemece okunup zapta geçirilmeden hüküm kurulması suretiyle CMK'nın 216. maddesine aykırı davranılması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından kazanılmış hakkın korunmasına, 22.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. …..” şeklinde belirtilmiştir.)
Anlaşıldığından, kararın CMK.nın 230. maddesinde belirtilen yeterli gerekçeyi içermemesi ve sanığın savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle CMK. nın 289/1-gh maddesince kararın hukuka aykırı olduğu kabul edilerek, CMK.nın 280/1-b maddesi uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 16.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)