(5271 S. K. m. 279, 280) (5237 S. K. m. 32, 86, 87, 125, 129)
İstinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan tarafından yapılan istinaf talebinin CMK. nun 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK. nun 280 maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı. Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosya kapsamı incelendiğinde;
A) Katılan Sanık N. İ. hakkında; katılan sanık F.'a karşı hakaret suçundan TCK.nın 129/3 maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına,
Katılan Sanık N. İ. hakkında; katılan sanık F.'a karşı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama suçundan TCK.nın 86/2, 29 maddeleri gereğince 2 ay hapis cezasına mahkumiyet,
Suça sürüklenen çocuk E. İ. hakkında; katılan sanık F.'a yönelik basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama suçundan TCK.nın 86/2-3e maddesi uygulanması istemi ile açılan kamu davasında TCK.nın 25/1 maddesi gereğince beraatine,
Katılan sanık F. hakkında; katılan S.'e hakaret suçundan TCK.nın 125/1-4 maddeleri gereğince neticeten 3 Ay 15 Gün hapis,
Katılan sanık F. hakkında; katılan sanık N.'e yönelik yaşamı tehlikeye düşürecek şekilde kasten yaralama suçundan TCK.nın 86/1-3e, 87/1-son maddeleri gereğince neticeten 5 Yıl hapis cezasına mahkumiyeti açısından yapılan incelemede,
Katılan sanık F. hakkında katılan sanık N.'e yönelik yaşamı tehlikeye düşürecek şekilde kasten yaralama suçundan TCK.nın 86/1-3e, 87/1-son maddeleri gereğince neticeten 5 Yıl hapis cezasına mahkumiyet açısından, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde " yaşamı tehlikeye sokan bir duruma ve duyularından ve organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde kasten yaraladığı," şeklinde belirtilmiş ise de, hüküm fıkrasında "yaşamı tehlikeye sokan durum olarak" kabul edildiği ve gerekçedeki yazımın sehven yazım hatasından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Belirtilen eleştiri dışında, kamu davasına konu duruşmanın kanuna uygun biçimde yürütüldüğü, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm deliller ve bilgilerin gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı ve bu suretle kabul edilen eylemin kanunda öngörülen suç tipine uygun olarak nitelendirilerek hüküm kurulduğu, İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından, bu suçlara yönelik olarak, CMK'nun 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, kararın bu kısmının KESİN olduğuna,
B) Katılan sanık F. hakkında suça sürüklenen katılan çocuk E.'e karşı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama suçundan TCK.nın 86/2 maddeleri gereğince neticeten 4 Ay hapis cezasına dair verilen hüküm açısından; katılan suça sürüklenen çocuk E.'in 20/01/2016 günü kolluğa verdiği ilk ifadesinde, olay nedeniyle kimseden şikayetçi olmadığını beyan ettiği, katılan suça sürüklenen çocuk E.'in müsnet suç yönünden suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabildiği ve davranışlarını yönlendirebildiğinin tespit edildiği, mahkemenin kabulüne göre TCK.nın 86/2 maddesi uygulanarak verilen suçun takibinin şikayete bağlı olduğu halde, düşme kararı verilip verilmeyeceğinin gerekçede tartışılmadığı,
Katılan sanık F. hakkında katılan sanık N.'e karşı hakaret suçundan TCK.nın 129/3 maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına dair verilen hüküm açısından; ilk haksız hareketin katılan sanık F. tarafından sanığın oğlu olan müşteki suça sürüklenen çocuk E.’e karşı yapılması nedeniyle, sanık hakkında TCK.nın 129/3 maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına dair verilen kararda bu durumun tartışılmayarak gerekçesiz bırakıldığı,
Katılan Sanık N. İ. hakkında; müşteki sanık S.'ye karşı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama suçundan TCK.nın 86/2, 29 maddeleri gereğince 2 ay hapis cezasına mahkumiyetine dair karar açısından, müşteki sanık Sezai'nin 20/04/2016 günü kolluğa verdiği ilk ifadesinde, olay nedeniyle kimseden şikayetçi olmadığını beyan ettiği, mahkemenin kabulüne göre TCK.nın 86/2 maddesi uygulanarak verilen suçun takibinin şikayete bağlı olduğu halde, düşme kararı verilip verilmeyeceğinin gerekçede tartışılmadığı,
Katılan S. U. hakkında; katılan sanık N.'e karşı silahla basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama suçundan TCK.nın 86/2-3e, 29 maddeleri gereğince 2 ay hapis cezasına mahkumiyet hükmü açısından, sanık S.'nin 24/11/2016 tarihli celsede, "psikolojik hap kullanıyorum. Mahkemenizde başka savunma yapmak istemiyorum." şeklinde savunma yaptığı halde, TCK.nın 32 madde açısından fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı yönünde neden rapor alınmadığının gerekçesiz bırakıldığı,
Görüldüğünden, kararın CMK.nın 230. maddesinde belirtilen yeterli gerekçeyi içermemesi ve sanıkların savunma haklarının kısıtlanması nedenleriyle CMK. nın 289/1-gh maddesince kararın hukuka aykırı olduğu kabul edilerek, bu suçları yönünden CMK.nın 280/1-b maddesi uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kararın bu kısmının KESİN olduğuna, 06.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)