(6284 S. K. m. 2, 20) (5271 S. K. m. 35, 233, 234, 260) (5237 S. K. m. 53, 82, 204)
Re'sen de istinaf yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan sanık İ. T. müdafii Av. E. M., katılan K. B. vekili Av. Y. K. A. ve müşteki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili Av. C. Ş. tarafından yapılan istinaf talebinin CMK'nın 279/1 maddesi gereğince reddi nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, CMK'nın 280 maddesi gereğince dosyanın esasının incelenmesine başlandı. Dosya içerisinde bulunan iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, dosyaya sunulmuş tüm deliller, belge ve bilgiler ile istinaf dilekçesi içeriği incelendi, duruşma yapılmasına gerek görülmeksizin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
1-İlk Derece Mahkemesi kararının, hakkında katılma kararı verilmeyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına suçtan zarar gören sıfatıyla tebliğ edildiği, sanığın üzerine atılı suçlar yönünden 6284 sayılı Kanunun 2/1-d ve 20/2 maddeleri uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu suçların zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK'nun 233. ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMK'nun mağdure için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulduğu, (Benzer yönde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2016/3714 esas 2016/3418 karar sayılı ilamında; “….. Mahalli mahkemece verilen hükmün 5271 sayılı CMK'nun 35/2, 260, 6284 sayılı Kanunun 2/1-d ve 20/2 maddeleri gözetilerek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına tebliği üzerine anılan kurum tarafından da temyiz edildiği anlaşılmakla, dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Suça sürüklenen çocuk A. ve sanık U. C. hakkında çocuk olan maktul B.'a yönelik nitelikli kasten öldürme ve nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarından açılan kamu davalarında, 6284 sayılı Kanunun 2/1-d ve 20/2 maddeleri uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu suçların zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK'nun 233. ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMK'nun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup, suça sürüklenen çocuk A. ve sanık U. C. müdafileri, katılan vekili ile suçtan zarar gören Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, maktul B.'a yönelik kasten öldürme ve yağmaya teşebbüs suçlarından suça sürüklenen çocuk A.'nın mahkumiyetine, sanık U. C.'ın ise beraatine dair kısmen re'sen de temyize tabi olan hükümlerin bu nedenle sair yönleri incelenmeksizin, sanık U. C.'ın uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticaretine teşebbüs suçundan mahkumiyetine dair hükmün ise bağlantı nedeniyle tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, 29/09/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
…..” şeklinde belirtilmiştir.)
2-TCK'nın 82/1-b maddesi ve Yargıtayın yerleşik içtihatları birlikte dikkate alındığında canavarca hisle öldürme; sırf öldürmüş olmak için öldürme, ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürme olup, eziyet çektirerek öldürme ise ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan ve ölüme takaddüm eder vahşice hareketler olup sanığın öldürme kastının yanında işkence ya da eziyet çektirme kastının da bulunması gerektiği şeklinde belirtilmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2008/8855 Esas, 2010/7229 Karar sayılı ilamında; " Oluşa ve dosya içeriğine göre, elleri arka kısımdan, bacakları diz hizasından ip ile birbirlerine gerdirilmiş şekilde bağlanarak ve kafası da şeffaf renkli koli bandı ile yüzü ve saçlarını saracak şekilde bantlanarak, otopsi raporuna göre ağız, burun tıkanmasına bağlı mekanik asifeksi sonucu öldürme şeklinde gerçekleşen sanıkların eyleminde eziyet ederek öldürme nitelikli halinin bulunmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK.nun 82.maddesinin a ve h bentleri yanında (b) bendinin de uygulanması yasaya aykırı ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 82/1.maddesinin (b) bendinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN, kısmen re'sen de temyize tabi hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), 04/11/2010 gününde oybirliği ile karar verildi. " şeklinde belirtildiği; yine benzer yönde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2015/963 Esas, 2015/5442 Karar sayılı ilamı; Benzer yönde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2017/152 Esas, 2017/3564 Karar sayılı ilamı)
Yargıtayın yerleşik bu içtihatları kapsamında sanık İsmail Turan'ın eylemlerinin canavarca hisle öldürme suçu kapsamında kalıp kalmadığının hükümde ve kararda gerekçesiz bırakıldığı,
Anlaşıldığından, Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı açısından CMK'nun 233. ve 234 maddelerinde belirtilen haklarının kullandırılmaması, hükmün gerekçesiz bırakılması ve sanığın savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle CMK'nın 289/1-e-g-h maddelerince kararın hukuka aykırı olduğu kabul edilerek, CMK.nın 280/1-b maddesi uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, KESİN olmak üzere 18/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)