T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2023/638
KARAR NO: 2026/1312
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2021/405 Esas - 2022/892 Karar
KARAR TARİHİ: 27/10/2022
KARAR TARİHİ: 05/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 05/06/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan .... 'a ait ve diğer davalı ...sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile 01.03.2021 tarihinde müvekkilinin sevk ve idaresindeki motorsiklete çarptığı, müvekkilinin bu kaza sonrasında ağır bir şekilde yaralandığını, iş bu kazanın meydana gelmesinde davalıların tam ve asli kusurlu olduğundan bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL geçici iş göremezlik, 10.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 1.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 12.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, 60.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı şahıslardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iş bu davayı açmadan önce müvekkili şirkete usulüne uygun olarak başvuruda bulunmadığı, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla kazaya karışan... plakalı aracın 14.09.2020-14.09.2021 tarihleri arasında müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğu, öncelikle kusur durumlarının tespit edilmesinin gerektiği, yine davacının maluliyet durumunun tespit edilmesi gerektiğinden bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde davacı tarafın kusurlu olduğunu, davacı araç sürücüsünün takip mesafesine uymadığını, müvekkilinin bu kazada kusurunun bulunmadığını, davacı tarafından talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğundan bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... süresinde davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER :
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/93656 Soruşturma sayılı dosyası, İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi raporu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu Raporu, tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; maddi tazminat talepleri ile ilgili olarak sigorta şirketi ile yapılan sulh ve ibra sözleşmesi kapsamında maddi tazminata ilişkin taleplerin davalı sigorta şirketi tarafından karşılanması nedeniyle maddi tazminat istemi açısından tüm davalılar yönünden davadan feragat edildiğinin bildirildiğini, dava konusu trafik kazası nedeniyle tarafların kusur oranları, davacıda meydana gelen kalıcı ve geçici maluliyet durumu da dikkate alınarak, davacının kaza sırasında %75 oranında kusurlu olduğu kabul edilen... plakalı aracın sürücüsü durumunda bulunan davalı ...'den ve yine kaza sırasında malik ve işleteni bulunan ...'dan kaza nedeniyle duymuş olduğu elem ve ızdırap nedeniyle manevi tazminat talep edebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesi ile maddi tazminat istemine ilişkin davanın feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.03.2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...ve ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; olay neticesinde motosikletiyle yere düşen, bacağı ve gövdesi motosikletin altında kalan, bel kemiğinde 2, kuyruk sokumunda 1 adet olmak üzere vücudunda toplam 3 kırık meydana gelen ve basit tıbbı müdahale ile giderilmeyecek vaziyette yaralanan, uzun süre evde bakıma muhtaç korse içerisinde, yatalak vaziyette ve en temel ihtiyaçlarını dahi yardımsız geçiremeyecek şekilde istirahat dönemi geçiren davacıya davalılardan manevi yönden herhangi bir destek görmemiş olmasından hem de kaza tarihinden itibaren yaşamış olduğu manevi elem ve ızdırap halini hafifletecek nitelikte bir manevi tazminat miktarı takdir edilmediğinden bahisle kararın kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın maddi tazminat ile ilgili kısmına bir itirazları olmadığını, manevi tazminatın yüksek belirlenmesi ve feragat edilen maddi tazminat yönünden kabul ve muvafakatin olmaması nedeni ile lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönlerinden karara bozulmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davacı taraf istinafa cevap vermemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle maddi tazminat yönünden feragat nedeni ile davanın reddine, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı sürücü vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357. maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine karşı dava açabilir.İşleten de zarar görene karşı sürücü ile birlikte müteselsilen sorumludur.
6098 Sayılı TBK'nun 56. maddesine göre, bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayana hakim bir miktar manevi tazminat verir.
Somut olayda; trafik kazası tespit tutanağına içeriğine göre 01/03/2021 günü saat 07.45 sıralarında ... Bulvarı üzerinde sol şeritte seyir halinde iken gidiş istikametine göre sağ tarafında bulunan.... Bulvarı'na dönüş için sağa manevra yapan davalı sürücü ...sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı otomobilin sağ arka çamurluk kısmının aynı istikamette sağ gerisinden gelen davacı sürücü .... sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı motosikletin ön kısmıyla çarpışması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir.
İlk Derece Mahkemesince Adi Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/93656 Soruşturma sayılı dosya evrak sureti içeriği, trafik kazası tespit tutanağı, tüm beyanlar, kaza anı kamera görüntülerinin bulunduğu CD içeriği, görüntü izleme tutanağı incelenerek düzenlenen, davalı sürücünün olay yerinde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, sağa dönüş yapmak istediği mahalle sağa dönüşe uygun şekilde yaklaşması, sağa manevra yapmadan sağında akan trafiği kontrol etmesi gerekirken yolun sol şeridinden yaklaştığı yol ayrımında yeterli kontrolü yapmadan sağa manevra yaptığı sırada sevk ve idaresindeki otomobilin aynı istikamette sağ gerisinden gelen motosikletle çarpıştığı olayda asli % 75 oranında, davacı sürücünün, yerleşim yeri içinde seyrini yol ayrımı bulunan mahalle yaklaştığını dikkate alarak sürdürmesi, aynı istikamette sol önünde seyreden ve sağa dönüş işareti vererek sağa manevra yapan araç nedeniyle etkili fren ve direksiyon tedbiri alması gerekirken etkili tedbir almayıp sevk ve idaresindeki motosikletin sağa manevra yapan otomobille çarpıştığı olayda tali % 25 oranında kusurlu olduğu, mütalaası içeren raporun dosya içeriğine, somut olaya ve kusur durumuna uygun olduğu değerlendirildiğinden hükme esas alınarak davacının bedensel yaralanması nedeni ile lehine manevi tazminata hükmedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Kural olarak, maddi tazminat yönünden maluliyetin tespitinde yerleşik uygulamalar ve Yargıtay kararları gereğince trafik kazasının gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan tüzük veya yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranı ve iyileşme süresinin tespiti gerekir. Manevi tazminat yönünden ise; raporun hükme yeterli nitelikte olup olmadığı hususu somut olayın özelliğine göre Mahkemece belirlenir.
Somut olayda, bel omurunda % 10'dan az yükseklik kaybına yol açan çökme kırığı ve sağ transvers proçes kırığına yol açan yaralanmanın davacıda meydana getirdiği kalıcı maluliyet oranının %8 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 6 aya kadar uzayabileceği mütalaası içeren raporun manevi tazminat takdiri yönünden hükme yeterli olduğu değerlendirilmiştir.
6098 Sayılı TBK'nun "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1. maddesinde; Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Anılan madde kapsamında yer alan indirim sebeplerinden bir kısmı; zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusurdur. Zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabilir. Zarar gören, zarara açık veya örtülü bir irade beyanıyla razı olabileceği gibi, rızanın, diğer bir takım olgulardan da çıkarılması mümkündür. Bu duruma yargısal kararlarda en sık rastlanılan örnek; ehliyetsiz ve/veya alkollü sürücünün arabasına/aracına, onun bu durumunu bilerek binen bir kişinin, meydana gelebilecek zarara önceden, kapalı bir şekilde razı olduğunun kabulü yönündedir. Makul bir insanın aynı şartlarda kendi yararı gereğince yapmaması gereken harekette bulunması da, zarar görenin ortak kusurunu ifade etmektedir. Zarar görenin bu kusuru, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir. Burada da hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapabilecektir.
Müterafik kusur aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. Bu yolda indirim yapılabilmesi için herhangi bir talebin bulunması da şart değildir. (Yargıtay 17.HD 2015/4610 E - 2018/307 K sayılı 29/01/2018 tarihli kararı)
6098 Sayılı TBK'nun 56. maddesi gereğince hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Tarafın tatmin edilmesini istediği bu manevi tazmin, mahiyeti itibariyle para ile ölçülebilen, sabit, objektif bir değer değildir. Bu sebepledir ki hâkim; bir yandan dosyaya yansıyan vakıaları, olayın oluş şeklini, mağduriyetin ağırlığını, duyulan acının maddi manevi yoğunluğunu ve sürekliliğini, tarafların sosyo-ekonomik koşullarını ve benzeri hususları bir arada gözetirken, diğer yandan tazminatın bir taraf için cezalandırma, karşı taraf için zenginleştirme sonucunu doğurmayacak şekilde hak ve nesafet dengesine oturmasını sağlama amacını göz önünde tutarak haklı ve yeterli olduğunu kabul edilebileceği tazminat miktarını serbestçe tayin edebilecek ve elbette bir üst sınır olarak davacının talebini aşamayacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2024/3-754 esas 2025/253 karar sayılı kararı)
Bu ilkeler kapsamında; olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, tarafların kusur durumları, davacının yaralanmasının niteliği ve derecesi, trafik kuralı ihlaline bağlı kusuru dışında müterafik kusurunun bulunmaması, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme ve fakirleşme aracı olmaması, tarafların sosyal ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, hak ve nesafet kaideleri birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarırın düşük olduğu, davacı yararına 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin manevi tazminattan ulaşılmak istenilen manevi tatmin (doyum) için yeterli ve hakkaniyete uygun olacağı değerlendirilerek, davalı .... vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf istemi yerinde görülmemiş , davacı vekilinin manevi tazminat miktarının düşük belirlendiğine yönelen istinaf başvurusu kabul edilmiştir.
Davacı, davalı müteselsil sorumlu şirketi ile gerçekleşen sulh doğrultusunda maddi tazminat taleplerinin sigorta şirketi tarafından karşılandığını belirterek maddi tazminat talebiyle açtıkları davadan feragat etmiştir. Davacının feragat beyanı hakkın özünden vazgeçme şeklinde olmayıp sigorta şirketiyle gerçekleşen sulha dayalı olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle maddi tazminat taleplerinin sigorta şirketi tarafından ödendiği gerekçesiyle maddi tazminat taleplerinin konusuz kaldığı kabul edilerek ve davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna bakılarak yargılama giderlerinden sorumluluk değerlendirilmelidir.
Bu hali ile istenen maddi tazminat yönünden yargılama sırasında davalı işletenin zorunlu sigortacısı müteselsil sorumlu sigorta şirketi tarafından ödeme nedeniyle davanın konusuz kaldığından eldeki davadan davalılar sürücü ve işleten yönünden feragat edildiği ve haklarındaki davanın açılmasına davalıların sebebiyet verdiği, davacıların dava açmakta haklı olduğu hususu gözetilerek maddi tazminat yönünden davacı aleyhine 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesi gereği yargılama giderlerine ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi gereği vekâlet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya uygun olmakla davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf istemi de yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı .... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek suretiyle, maddi tazminat istemine ilişkin davanın feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01/03/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...ve ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar kesinleştiğinde davacı tarafından icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ....r vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-2) bendi gereğince KABULÜNE,
3-İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/405 Esas 2022/892 Karar sayılı 27/10/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
4-Düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle;
a)Maddi tazminat istemine ilişkin davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
b)Manevi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01/03/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...ve ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
c)Davacı tarafından peşin yatırılan 245,92 TL'nın alınması gereken 3.415,50 TL karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 3.169,58 TL harcın davalılar ...ve ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına, mahsubuna karar verilen 245,92 TL karar ve ilam harcının davalılar ...ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
d)Davacı tarafından yapılan 1.422,90 TL yargılama giderinin davalılar ...ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
e)Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
f)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince; kabul edilip hüküm altına alınan manevi tazminat tutarı üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ...ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
g)Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 tarih, 2024/29 Esas - 2024/226 Karar sayılı kararı uyarınca kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,
6-Davalı tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 341,55 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 1.366,20 TL'den mahsubuyla, bakiye 1.024,65 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Davacı tarafından yapılan 83,20 TL istinaf yargılama giderinin davalılar ...ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı tarafından yapılan istinaf giderleri olması halinde kendi üzerinde bırakılmasına,
9-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 05/06/2026 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.