T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1566
KARAR NO : 2025/1344
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2019/14 Esas - 2021/954 Karar
KARAR TARİHİ : 23/11/2021
DAVA : Tazminat (Maddi Tazminat)
KARAR TARİHİ : 08/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/07/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
TARAFLARIN İDDİA, SAVUNMA İLE YARGILAMA SÜRECİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...’in ...’da ikamet ettiğini, 27/09/2017 tarihinde ...’in babasına ait ... plakalı ... marka araç ile bölünmüş yolun ... ... Kavşağına gelmekte iken kazaya neden olan ... idaresindeki ... plakalı araç ile aracına çarptığını, kaza da aracının ağır hasar aldığını, davalı ...’ın alkollü bir şekilde araca binerek kendi şeridinden çıkarak bölünmüş yolun karşı şeride geçmesine neden olduğunu, kazada %100 ve tam kusur olduğunu, kazalı aracı ...’de tamir ettirildiğini, araçta sigortanın karşıladığı bedelden daha fazla masraf yapıldığını, araçta değer kaybı oluştuğunu, kaza sonrası tamirhane çekici ücretini talep ettiklerini, sigortanın ödediği miktarın üzerinde kalan tamir masrafı için 14.160 TL, ...’in tamir süresince kiraladığı hastaneye gidiş geliş için kiraladığı araç bedeli için 2.184 TL, aracın çekilmesi için 354 TL çekici ücretinin ve şimdilik 15.000 TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 47.698 TL’nin davalılardan ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davacı 01/06/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile 15.000,00 TL olan değer kaybı bedelini 18.000,00 TLye artırmıştır.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMMS sigortalısı olduğunu, davacı ...’in taralarına hiçbir başvuruda bulunmadığını, kusur oranının tespiti gerektiğini, aracın onarım bedeli için 31.720,17 TL ödendiğini, 2017 yılı poliçe teminat tutarının 33.000,00 TL olduğunu, bu durum göz önünde bulundurulduğunda, davacının fark olan 1.279,17 TL‘yi aşan tüm taleplerinin müvekkili şirket yönünde reddi gerektiğini, değer kaybı açısından da sorumluluk bakiye miktar üzerinden olacağını, bilirkişi tarafından genel şartlar eki ve formülasyonuna göre değer kaybı tespiti yapılması gerektiğini, ikame araç ve araç nakliye bedellerinin trafik sigortası genel şartlarında teminat dışı olduğunu, şirketlerinin sorumluluğunun olmadığını, faizin yasal faiz olması gerektiğini, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 27.09.2017 kaza tarihinde “Maksimum KASKO Poliçesi” ile kasko sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı sorumluluklarının tek limit 100.000 TL olduğunu, manevi tazminat poliçede olmadığından sorumluluklarının olmadığını, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... dilekçesinde özetle; Olay günü alkol aldığını, kazanın meydana gelişini hatırlamadığını, olay ile ilgili pişman olduğunu, zararı gidermek istediğini anlaşamadıklarını talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf sıfatlarının bulunmadığını, davanın bu açıdan reddi gerektiğini, ... plakalı ... marka ....model aracın kaza tarihinden önce 25.08.2017 tarihinde ihbar olunan ...’ye ait ... araç kiralama şirketine 2 ay süre ile kiralandığını, bu tarihte işleten olmaktan çıktığını, araç üzerinde kaza tarihinde fiili tasarruflarının olmadığını, olay tarihinde fiili hakimiyetin ...’ye ait ... araç kiralama şirketinde olduğunu, zilliyetin ise sürücü ...’ta olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sorumluluğun sürücü ...’a ait olduğunu, sürücünün kaza esnasında 0,70 promil alkollü olduğunu, araçtaki zararın davalı tarafça ZMMS sigortacısı ...’dan tahsil edildiğini, maddi tazminat taleplerinin kabulünün sebepsiz zenginleşmeye sebep olacağını, kaza tarihinde aracın ...’a ihbar olunan ... firmasınca 2 günlüğüne kiralanmış olduğu, davanın ... firmasına ihbarında hukuki yarar olduğunu, davanın pasif husumetleri yönünden reddi gerektiğini, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle;".. ZMMS ile sigortalı aracın, kaza anında 0,70 promil alkollü sürücüsü ..., idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile, bölünmüş yolda kontrolsüz hızı nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybederek, karşı yöne ait bölüme geçerek ve şerit ihlali yaparak kazanın oluşumuna etken olduğundan asli ve tam kusurlu olduğunu , davacının ödediğini beyan ettiği 14.160,00 TL bedel eklendiğinde ortaya çıkan toplam 45.880,17 TL onarım bedelinin de, piyasa rayici, piyasa dinamikleri, aracın marka modeli bakımından uygun olduğunu , makul onarın süresi için davaya konu aracın ikame araç bedeli bakımından (12x250 TL = 3.000,00 TL olarak hesaplandığını , ... koşullarında değer kaybı bedelinin 20.000,00 TL olduğu, davalı ...'ın işleten sıfatıyla KTK.nun 85.maddesi uyarınca, davalı ...' ın haksız fiil faili sıfatıyla TBK’nun 49. vd maddeleri uyarınca gerçekleşen zararların tümünden sorumlu olduğunu , kazanın poliçe süreleri içerisinde gerçekleştiği, zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığından bahisle , davanın kısmen kabulü ile;14.160,00-TL hasar bedeli tazminatının davalı ... A.Ş.' den (1.279,83-TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) temerrüt tarihi 15.11.2017 tarihinden, davalı ... A.Ş' den (12.880,17-TL ile sınırlı olmak üzere) dava tarihinden, davalılar ... ve ...' tan kaza tarihi 27.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 18.000,00-TL değer kaybı bedelinin davalı ... A.Ş' den dava tarihinden, davalılar ... ve ...' tan kaza tarihi 27.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ... A.Ş. Yönünden değer kaybı bedeli talebinin Reddine, 354,00-TL çekici bedelinin davalı ... A.Ş' den dava tarihinden, davalılar ... ve ...' tan kaza tarihi 27.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ... A.Ş. Yönünden çekici ücreti talebinin Reddine, 2.184,00-TL araç mahrumiyet bedelinin davalılar ... ve ...' tan kaza tarihi 27.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ... A.Ş. ve ... A.Ş yönünden araç mahrumiyet bedeli talebinin reddine.." karar verilmiştir.
DELİLLER :
Menderes 1. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 2018/152 E. Sayılı dosyası, kaza tespit tutanağı, ceza dosyası, hasar dosyası, trafik sigorta poliçesi, trafik tescil kayıtları, bilirkişi raporu, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları, tanık beyanları, tüm dosya kapsamı.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; aracın 25/08/2017 tarihinde (kaza tarihinden önce) ... adlı araç kiralama şirketine 2 ay süre ile kiraya verildiğini, davalının kaza tarihinde araç işleteni olmadığını, dolayısıyla müvekkil yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,, davacının tahkikatın sonunda dosyaya sunduğu faturaların delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davacının aracında sigorta tarafından ödenen bedelden daha fazla hasarın meydana geldiğini, bir başka anlatımla davasını ispat edemediğini , meydana gelen hasar ZMMS ve İMMS sınırları dahilinde olup sigorta şirketleri tarafından karşılanması gerektiğini, yerel mahkeme tarafından değer kaybına ilişkin yapılan hesaplamanın hatalı olduğundan icranın geri bırakılmasına, istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulüne, yasaya ve usule aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davacının ikame ettiği haksız ve dayanaksız davanın herhangi bir sorumluluk ve kusur atfedilmesi mümkün olmayan müvekkil yönünden reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı kaza tarihinde aracını diğer davalı ...'a 2 aylığına kiraya verdiğini iddia ettiğini, davalının iddia ettiği kazadan sorumlu olmaması için uzun süreli sözleşme yapmış olmasının gerektiğini, yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya uygun olup kabulünün gerektiğini, davalı tarafın bu açıdan istinaf itirazları da yersiz olduğunu, kaza olayı fiili bir durum olup sigorta şirketi eksperi tarafından dosyaya ibraz edilmiş kayıtların her şeyi anlattığını, hem faturalarda ve hem de eksper raporundaki değerlere göre hazırlanan bilirkişi raporuna göre aracın piyasaya göre uygun fiyata tamir ettirildiğinin tespit edildiğini, bu husus bilirkişi raporlarıyla sabit olmak davalının bu hususu halen istinaf konusu yapmasının manidar olduğunu, bu nedenlerle usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının kabulü ile her türlü masraf vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
G E R E K Ç E:
Uyuşmazlık, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan onarım masrafı , değer kaybı , ikame araç bedeli ve çekici ücretine yönelik maddi tazminat isteğine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalılardan ... vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357 inci maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 Sayılı TBK'nun 49.maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine ve motorlu aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı dava açabilir.
4721 Sayılı TMK'nun 6.ıncı, maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispat etmekle yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.
Somut olayda; 27/09/2017 günü saat 23:30 sıralarında ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile .... istikametinden .... istikametine seyri sırasında olay mahalline geldiğinde, direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu orta refüjden karşı yönden gelen sürücülerin seyir şeridine geçerek aracının ön kısımları ile karşı yönden gelen .....istikametine doğru seyreden sürücü ... sevk ve idaresindeki ..... plaka sayılı otomobilin ön kısımları ile karşılıklı çarpışmaları sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı davaya konu kaza meydana geldiği anlaşılmıştır.
Kaza tespit tutanağı, Menderes 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/152 esas sayılı dosyası kapsamında düzenlenen rapor , eldeki davada tefrik edilen dosyada Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapor ve diğer kusur raporuna göre, sürücü ...' ın idaresindeki otomobil ile meskun mahalde bölünmüş caddeyi takiben seyri sırasında olay mahalline geldiğinde yola gereken dikkatini vermeyip, hızını yol, zemin, mahal ve görüş durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamadığı sevk ve idare hatası ile aracının kontrolünü kaybedip orta refüj üzerinden karşı yön platformuna geçerek şerit ihlali ile neden olduğu kazada tam ve asli kusurlu olduğu, sürücü ...' in olayın oluşu üzerine etken hatalı tutum ve davranışı bulunmadığı tespit edilmiş olmakla; davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun kabulü ile karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
İşleten sıfatı yönünden ;
... plakalı ... marka.... model aracın kaza tarihinden önce 25/08/2017 tarihinde ihbar olunan ...’ye ait ... araç kiralama şirketine 2 ay süre ile kiralandığını, bu tarihte işleten olmaktan çıktığını, araç üzerinde kaza tarihinde fiili tasarruflarının olmadığını, olay tarihinde fiili hakimiyetin ...’ye ait ... araç kiralama şirketinde olduğundan bahisle husumet itirazında bulunulmuş, ihbar olunan ... ile davalının kardeş oldukları nüfus kayıtlarından belirlenmiştir.
2918 Sayılı KTK'nun 3.maddesinde; "Araç sahibi" ; Araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, "işleten" ise;Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır"......şeklinde tanımlanmıştır.
85/1.fıkrası gereğince; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Son fıkra gereğince; İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
Bu hükümler gereğince kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredilmesi halinde (kısa bir süre olmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır.
Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Eldeki dosyanın tefrik edildiği İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2017/1429 Esas sayılı dosyasında 2021/997 karar sayılı 30/11/2021 tarihli kararla ; davalı ... yönünden işleten sorumluluğunun devam ettiğine yönelik verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı kabulü ile karar verilmiştir. İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile kesinleşen bu hususun eldeki dava yönünden güçlü delil niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir.
Tüm bu açıklamalara göre; dava konusu aracın 25/08/2017 tarihinde kiralandığına ilişkin sözleşme ibraz edilmiş ise de sözleşmenin adi yazılı şekilde yapılmış olması nedeniyle davacıyı bağlamayacağından, aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile adı geçen kiracıya teslim edildiği, bedelin tahsil edilip kayıtlara geçirildiği, özetle fiili hakimiyetin kiracıda olduğu yasal deliller ile gereği gibi ispat edilemediğinden, davalı vekilinin işleten sıfatına yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Maddi Tazminat yönünden ;
Yabancı plakalı araçlarda zarar gören araç malikinin aracının onarımını ...'de yapması konusunda zorlanamayacağı, aracını ...'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olduğu, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekmektedir.
Kural olarak, araçta meydana gelen "değer kaybı" (istikrar kazanan yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre); aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle önceki kazalar araştırılarak niteliği ve etkisi göz önüne alınarak, tartışılarak hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, modeli, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki tamir edilmiş halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmadan ibarettir. Daha somut bir ifade ile aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş piyasa değeri ile onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki fark kriteri esas alınmalıdır. (Yargıtay 17. HD'nin 2016/16876 E - 2017/12161 K sayılı, 27/12/2017 tarihli ve 2015/5301 E - 2017/11098 K sayılı, 28/11/2017 tarihli kararları)
Bir aracın onarılmış durumdaki değeri; ne kadar iyi onarılmış olursa olsun (kural olarak) aynı nitelikte hiç hasara uğramayan araç değerinden düşük olacağı bilinen bir gerçektir. Bu nedenle aracın motor, mekanik, yürümesini sağlayan aksam ve parçalarından herhangi bir hasar ve değişim meydana gelmemiş olması değer kaybı olmayacağı anlamına gelmeyecektir.Aracın hasar görmesi durumunda tamir sırasında kullanılan parçaların orijinali yerine aynı performansa sahip muadilinin kullanılmasına eşdeğer parça kullanımı denir.
Eldeki davada ise; davacı yabancı plakalı aracını ...' de tamir ettirilmiştir. ... plakalı ... .... marka ... model ... km de aracın ön panel, kaput, ön tampon, sağ ön ve sol çamurluk, ön cam, sol ve sol şase kolu, motor kısımlarından hasarlandığı, sigorta şirketinin 34.191,93 TL yedek parça bedeline 13.091,76 TL iskonto yapılarak 21.100,97 TL yedek parça, 10.620,00 TL işçilik olmak üzere toplam 31.720,17 TL hasar bedelini, KDV hariç ödediği ve parça iskontosu uygulanmamış onarım bedelinin KDV dahil 52.878,07 TL olduğu usulünce tespit edilmiş olduğuna göre 14.160,00 TL bedelli faturanın delil olarak kabul edilmemesi halinde dahi, sigorta şirketinin karşılamadığı onarım bedelinden sigorta şirketinin kalan limiti dahilinde, davalıların ise işleten ve haksız fiili işleyen sürücü sıfatı ile müteselsilen sorumlu tutulmuş olmalarında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Yine araçta meydana gelen hasar bedelinin ve değer kaybının aracın marka, model ve diğer özellikleri gözönünde bulundurularak olay tarihinde kayıtlı olduğu yabancı ülkedeki piyasa rayiç fiyatları dikkate alınarak yabancı para birimine göre hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda fark kriteri esas alınmak suretiyle aracın ...'daki ikinci el rayiç değeri, hasara göre onarıldıktan sonraki değeri arasındaki farkın 1750 Euro olduğu tespitinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. 6098 Sayılı TBK 99. maddesindeki yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklının bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebileceği düzenlemesi uyarınca davacı tarafın 1.750,00 Euronun ıslah tarihindeki TL karşılığı üzerinden talep ettiği miktar ... koşullarındaki değer kaybından düşük olmakla bu miktar üzerinden değer kaybına hükmedilmiş olmasında da usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Dosya kapsamından davaya aracın kaza mahallinden servise gönderildiği belirlenmiş olup, kaza tarihi itibariyle çekici kurtarıcı hizmet bedelinin 354 ,00 TL civarında olabileceği yönündeki rapor doğrultusunda gerçek zarar ilkelerince çekici ücretinin hüküm altına alınmasında da usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Sonuç olarak, hükme esas alınan maddi tazminata ilişkin raporun davacı aracında meydana gelen hasara ve dosya kapsamına uygun olduğu, bu raporun İDM tarafından hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı ... vekilinin maddi tazminat raporunun hükme esas alınamayacağına, maddi tazminatın miktarına ve eksik incelemeye ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
6098 Sayılı TBK'nın 61.maddesi gereğince birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Mahkemece ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketinin limiti dahilinde İMMS poliçesini düzenleyen şirketin poliçe kapsamında zarardan müteselsilen sorumlu tutulmuş olmasında usul ve yasaya aykırılık olmadığından davalı ... vekilinin davacının iddia ettiği hasar ve zararların davalı sigorta şirketlerince karşılanması gerektiğine yönelen istinaf istemi de yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davalı ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı ... tarafından peşin yatırılan 220,70 -TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 590,00 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 2.370,22 TL'den mahsubuyla, bakiye 1.780,22 TL'nin davalı ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine,
5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 08/07/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.