T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2459
KARAR NO : 2025/970
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2019/172 Esas - 2022/427 Karar
KARAR TARİHİ : 16/05/2022
DAVA : Rücuen Tazminat
KARAR TARİHİ : 16/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/05/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin işleteni olduğu ... plaka sayılı aracın 23/06/2010 tarihinde karıştığı trafik kazası neticesinde ... plaka sayılı araç içerisinde bulunan kişilerin vefat ettiğini, vefat edenlerin yakınları tarafından İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/439 Esas sayılı dosyası üzerinden tazminat davası açıldığını, bu mahkemece verilen kararın Yargıtay aşamasından da geçerek kesinleştiğini, kazada müvekkili şirket sürücüsü dava dışı ...'ın %75, davalı ... Ltd. Şti.'ne ait aracı kullanan sürücü davalı ...'ın %25 oranında kusurlu olduğunun kesin olarak belirlendiğini, kararda hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların müteselsilen tahsiline karar verildiğini, anılan kararın manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden Salihli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/465 Esas sayılı dosyası üzerinden sadece müvekkili şirket aleyhine takibe geçildiğini, haciz baskısı altında 806.764,00. TL olan icra borcunun tamamının ödendiğini, kusur oranına göre davalıların ödenen miktarın 201.691,00. TL'sinden sorumlu olduklarından bahisle bu miktarın borcun son taksidinin ödendiği 14/05/2018 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;Salihli 1. İcra Dairesi'nin 2016/2884 Esas sayılı dosyasında, müvekkili ve aracın sigortası yapan ... Sigorta A.Ş. tarafından dosya borcunun müvekkili açısından ödendiğini, ... Sigorta tarafından maddi tazminata ilişkin olarak 03/06/2016 tarihinde 165.335,32 TL doğrudan icra dosyasına ödeme yapıldığını, ayrıca müvekkil alacaklı vekilinin alacaklı vekilinin hesabına toplam 98.000,00 TL ödendiğini, müvekkillerinin dava konusu edilen icra dosyası ile bir ilgisinin olmadığını, bir mahkeme kararının iki ayrı mükerrer olarak icraya konamayacağını, müvekkilinin mahkeme ilamında yer alan alacaklara ilişkin olarak tüm ödemeleri yaptığını, müvekkilinin kaza nedeniyle ödemesi gerekli bir borcu kalmadığından davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER :
İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/439 esas 2016/111 karar sayılı dosyası, Salihli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/465 esas sayılı dosyası ,Salihli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2016/2884 sayılı dosyası , ... Sigorta AŞ ... Sigorta AŞ ... Sigorta AŞ müzekkere cevapları , bilirkişi raporu , tanık beyanları, tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/488 Esas, 2018/376 karar sayılı ilamı ile dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; Salihli 1. İcra Müdürlüğünün 2016/2884 esas sayılı dosyasında ... AŞ tarafından toplam 806.764,00 TL, ... plakalı aracın ZMM sigortacısı ... Sigorta AŞ tarafından 165.335,32 TL, ... Sigorta AŞ firması tarafından 55.111,77 TL ödeme yapıldığını, sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelerin maddi tazminat ile ilgili olduğu, davalı şirketin haricen yaptığı 98.000,00 TL ödemeyi hangi sebeple yaptığına ilişkin herhangi bir şerh bulunmadığı, İcra Müdürlüğünün 2018/465 Esas sayılı icra takip dosyasının tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile açıldığını tüm harçların tahsil edilerek dosyanın infaz edildiğini , normal koşullarda %100 tam kusura isabet eden 806.764,00 TL'sının tamamının, kazanın oluşumunda %75 kusurlu davacı ... AŞ tarafından ödendiğini, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebileceği, bu nedenle davalı şirket işleteni olduğu aracın sürücüsünün %25 kusuruna nazaran işbu bedelin 201.691,00 TL olduğu, Salihli 1. İcra Müdürlüğünün 2016/2884 esas ve 2018/465 esas sayılı dosyalarında da işbu 98.000,00 TL tutarındaki ödemelerin bildirilmediğinden bahisle; davanın kabulü ile davaya konu 201.691,00 TL rücuen tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;tavzih kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, yerel Mahkemece kurulan hükmün faiz yönünden kaldırılarak 201.691,00 TL rücuen tazminatın 14/05/2018 tarihinden itibaren faizi ile birlikte taraflarına ödenmesi için yerel mahkemece kurulan hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin aracının sigortalı olduğu ... sigorta ve ... sigorta tarafından maddi tazminat için 217.794,59 TL ödeme yapılması gerektiğini, sigorta şirketleri tarafından toplam 220.447,09 TL ödeme yapıldığınından maddi tazminat borcunun sigorta şirketleri tarafından ödendiğini, Salihli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/465 E. Sayılı dosyasından icra takibi başlatılmadan önce, 98.000 TL paranın alacaklı vekilinin ilgili hesabına açıklama kısmına "2016/2886 E. İcra dosyası ödemesi " yazılarak gönderildiğini, davalı ile alacaklılar arasında icra dosyası haricinde başka bir ilişki olduğu ödemelerin dava konusu bedel haricinde başka bir hususa ilişkin yapıldığına dair bir itiraz da bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin manevi tazminata ilişkin olduğunu, yapılan işbu ödemelerin dava konusu bedel yönünden yapıldığı hususunun ispatlanamadığı yönündeki kabulün hatalı olduğunu, Salihli 1. İcra Dairesi'nin 2016/2884 E. Sayılı dosyası davalı şirket mal ve haklarına konan hacizlerin alacaklı vekili hesabına borç ödemesi yapılan son tarih olan 05/02/2018 tarihinden hemen sonra yapılmasının alacağın haricen tahsil edildiğine karine teşkil ettiğini, dava dışı alacaklı vekilinin etik davranmadığı, maddi tazminat açısından ve manevi tazminat açısından fazla para tahsili yoluna gittiğini , davacı şirketin ilk icra takibinde borçlu olarak gözükmesine rağmen ve ilk icra takibinde de manevi tazminat icraya konulmasına rağmen ikinci icra takibinde ödemede bulunması ve mükerrerlik iddiasını ileri sürmemesinin kendi hatası olduğunu, yaptığı fazla ödemeleri müvekkillerden değil parayı ödediği kişilerden talep etmesi gerektiğini, alacaklı vekilinin ödemelere ilişkin icra dosyasına bildirim yapmaması hususunun davalının kusuru olan bir durum olmadığını, ödemelerin faiz borcunu bitirip ana paraya kadar gelinceye kadar hesaplamasının yapılması daha sonra yapılan ödemelerin ana paradan düşülmesi ile kalan borcun hesaplanması gerekmekte ise de bilirkişi tarafından bu hususun değerlendirilmeyip hatalı hesaplama yapıldığını, davacının ve dava dışı tazminat alacaklısı kişilerin vekilinin hatasınından kaynaklı olarak davalıların ödeneme yapamayacağından bahisle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Taraflar istinafa cevap vermemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, ölümlü trafik kazası nedeniyle dava dışı müteveffa mirasçılarına davacı tarafından ödenen maddi ve manevi tazminatın rücüen davalı işletenden/ işverenden ve sürücüden tahsili isteminden kaynaklanmaktadır.
İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle davanın kabulüne, davacı tarafın tavzih isteminin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalılar vekili ile davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere; sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine karşı dava açabilir .6098 Sayılı TBK 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. İşleten, sürücü ve sigorta şirketi zarar görene karşı TBK un 61 inci maddesi uyarınca farklı sorumluluk nedenleriyle ama müteselsilen sorumludurlar.
Müteselsil sorumluluk aynı sebebe dayanabileceği gibi değişik sebeplere de dayanabilir. Buna göre, birden çok kişi aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabilir. Aynı zararı doğuran çeşitli sebepler, kusur sorumluluğu (haksız fiil), sözleşme ve kusursuz sorumluluk (kanun) olabilir. Bu suretle, birden çok zarar verenden biri, aynı zararı haksız fiil, diğeri sözleşme, bir başkası da özen veya tehlike sorumluluğuna göre tazmin zorundadır
Müteselsil sorumluluk iki ilkeyi beraberinde getirir. Bu ilkelerden birisi zarar verenle zarar gören arasındaki ilişki, diğer bir anlatımla dış ilişki (818 Saylı BK’nın 50’nci,6098 Sayılı TBK’nın 61’inci maddesi); ikincisi ise zarar verenler arasındaki ilişki, diğer bir anlatımla iç ilişkidir (TBK’nın 62’nci maddesi).
Zarar gören ile zarar veren arasındaki ilişkiyi düzenleyen dış ilişki müteselsil sorumluluğun ilk ilkesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Müteselsil sorumlulukta zarar görenin zararını tazmin eden müteselsil sorumlunun, giderdiği tazminatı diğer sorumlulardan tahsili isteyip istemeyeceği veya ne oranda isteyeceği müteselsil sorumluların iç ilişkisinin konusunu teşkil eder.
Rücu ilişkisinden doğan hak ise rücu hakkıdır. Rücu, kendisine veya başkasına ait bir borç ifa ederek borçluyu tatmin eden kişinin, alacaklıya yaptığı edanın tamamını veya bir kısmını başka kişiden talep etmesidir. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip olur. TBK’nın 62’nci maddesi iç ilişkiyi düzenlemiştir. Bu maddeye göre tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahiptir ve zarar görenin haklarına halef olur ve buradaki rücuda teselsül değil, pay esası geçerlidir. 6098 Sayılı TBKnun 167.maddesinde sözleşmeye dayalı müteselsil borçlarda 2918 Sayılı KTK. m. 88/2.fıkrasında araç işletenin sorumluluğunda rücu bakımından benzer düzenlemeler vardır. 62.maddeye göre “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.” Kusur, hafif ihmalden başlayarak en ağır şekli olan kasta doğru bir yükselme gösterir. Rücu ilişkisinde kasten zarar veren ihmali ile zarar verene oranla daha yüksek bir paya sahip olur. Birlikte zarar verenlerin yarattıkları tehlikenin yoğunluğundan amaç, onların davranış, faaliyet veya işletmelerinin zararlı sonucun doğmasındaki etkinlik ve elverişlilik derecesidir.
6098 Sayılı TBK’nın 165’inci maddesine göre müteselsil sorumlulardan birisi kendi davranışı ile diğer müteselsil sorumluların durumunu ağırlaştıramaz. Kanun koyucu bir borçlunun, diğerlerinin durumunu ağırlaştırmaması gerekliliğinin özel bir uygulaması olarak, durumu birlikte sorumlu olduğu diğer kişilere bildirme yükümü öngörülmüştür. Bununla birlikte, 6098 Sayılı TBK’nın 167/3.fıkrasında fıkrası ile de borçlulardan birisinden tahsil edilemeyen bir tazminat miktarının bulunması durumunda bu miktarı diğer borçlular payları oranın da üstlenmekle yükümlü olurlar.
İç ilişkide sorumluluk, müteselsil sorumluluk olarak kabul edilmez. Burada herkes kendi kusur oranı doğrultusunda sorumlu olur. Bu sorumluluk dağılırken kişilerin yarattığı tehlike ile kusurun ağırlığı önem taşır. Ödemeyi yapan sorumlu eğer kendisinin ödemesi gereken miktardan daha fazlasını ödemek zorunda kalır ise zarar görene o oranda halef olur. (Yargıtay HGK'nun 2015/21-837 E-2019/253K.Sayılı 07/03/2019 Tarihli kararı)
2918 Sayılı KTK'nun 85/son fıkrasına göre; İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
Aynı Kanunun 88/2.fıkrasına göre; birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar.
Yargıtay HGK'nın 2017/4-1493 E - 2019/386 K sayılı 02/04/2019 tarihli kararında; "Birden çok kişinin gerek haksız fiil, gerek sözleşme ve gerekse Kanun kuralı gibi sebeplerden dolayı ve aynı zarar için zarara uğrayana karşı sorumlu oldukları durumda, bir zarara ortaklaşa sebep olanlar hakkındaki rücuya ilişkin kurallar uygulanır.
Tazminat hukukunun bir ilkesi olarak, sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin mal varlığında oluşan eksilmeyi gidermekle yükümlüdür. Ne var ki, zararın tamamen giderilmesini amaçlayan “tam tazmin” ilkesinin katı uygulaması, haksız ve adil olmayan sonuçlara yol açabilmektedir. Bu düşünceden hareketle, bazı hâllerde somut olayda gerçekleşen özel durumlar nedeniyle tazminatta bazı indirimlerin yapılmasının hakkaniyete daha uygun düşeceği kabul edilmektedir." denmiştir.
Görüldüğü üzere; 6098 Sayılı TBK da iç ilişki bakımından eksik teselsül, tam teselsül ayrımı terk edilmiştir. 62/1.fıkrasında tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlar arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar , özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin göz önünde tutulacağı belirtilmiştir.
Her ne kadar eksik ve tam teselsül ayrımı terk edilmiş ise de; paylaştırma sırasında 818 Sayılı BK'nda öngörülen sıradan açıkça vazgeçildiği söylenemez. Onun yerine rücu ilişkisinde hakime takdir hakkı verilmiştir.
2918 Sayılı KTK'nın 91. maddesi gereğince de; "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." denilerek, işletenlerin trafik sigortası yaptırma zorunluluğu düzenlenmiştir.
Dava konusu olayla ilgili olarak; İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/439 Esas 2016/111 karar sayılı dosyasında , ... plakalı otobüs sürücüsü ...'ın %75 kusurlu ve ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'ın %25 kusurlu oldukları kabulü ile tüm davalılardan sigorta şirketlerinin poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydıyla müşterek ve müteselsilen tahsili koşulu ile 124.246,73 TL maddi tazminat, 12.689,74 TL maddi tazminat vekalet ücreti 5.800,33 TL yargılama giderin tüm davalılardan sigorta şirketlerinin poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsiline, 400.000,00 TL toplam manevi tazminat ile 29.950,00 TL manevi tazminat vekalet ücretinin sigorta şirketleri hariç olmak üzere diğer davalılardan, müşterek ve müteselsilen tahsiline ilişkin kararın 12/12/2018 tarihinde kesinleştiği, ... plakalı otobüsün zorunlu sigortacısının ... Sigorta AŞ , teminat limitinin kişi başı 150.000 TL kaza başı 3.900,000 TL, ... plakalı kamyonetin zorunlu sigortacısının ... sigorta AŞ nin teminat limitinin kişi başı 175.000 TL olduğu , ... plakalı kamyonetin ticari kasko sigorta poliçesinin ... sigorta AŞ tarafından düzenlendiği , 26.000 TL lik ödemenin ... plakalı kamyonetin pert olmasına dayalı kasko ödemesi olduğu;
Salihli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2016/2884 sayılı dosyasının incelenmesinde; 13/05/2016 tarihinde alacaklı ... ve arkadaşları tarafından , borçlular ... Sigorta A.Ş, ... A.Ş, ... Sigorta A.Ş, ..., ... ve ... Şti hakkında 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17/03/2016 tarih 2011/439 esas 2016/111 karar nolu ilamına ve ihtiyati haciz kararına dayalı olarak 400.000 TL manevi tazminat, 124.245,73 maddi tazminat, 5.800,33 TL yargılama gideri, 42.639,74 TL ilam vekalet ücreti, 303.743,66 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 876.430,46 TL alacağın asıl alacak için takip tarihinden sonra işleyecek faizi ile birlikte tahsili yönünde ilamlı icra takibi yapıldığı , borçluların taşınır taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına haciz konulmasına karar verildiği, ... plakalı otobüsün zorunlu sigortacısı ... Sigorta AŞ tarafından 03/06/2016 tarihinde 165.335,32 TL, ... plakalı aracın zorunlu sigortacısı ... Sigorta AŞ tarafından 10/06/2016 tarihinde 55.111,77 TL tahsil edildiği , 20/09/2016 tarihli dosya hesabında yekun alacak 983.355,58 TL olarak hesaplandığı , sigorta şirketleri tarafından ödenen 220.447 TL mahsup edildiğinde 762.908, 49 TL bakiye alacak kaldığı, 05/08/2/018 tarihli hesaplamada bakiye borcun 849.011 TL olarak tespit edildiği, 07/06/2018 tarihli karar ile " 2018/465 E.sayılı dosyanın tetkikinde takip mahiyetinin ve tarafların aynı olduğu tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla açıldığı anlaşılmakla alacaklı vekilin talebinin kabulüyle dosyanın vazgeçme nedeniyle işlemden kaldırılmasına" karar verildiği;
Salihli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/465 Sayılı dosyasının incelenmesinde; 30/01/2018 tarihinde alacaklı .... ve arkadaşları tarafından borçlu ... AŞ aleyhine İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesin 17/03/2016 tarih 2011/439 esas 2016/111 karar nolu ilamı gereğince hükmedilen 400.000,00 TL manevi tazminat, 5.800,33 TL yargılama gideri, 29.950 TL ilam vekalet ücreti, 280.024,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 715.774,40 TL alacak için ihtiyati haciz sonrası icra takibi yapıldığı, borçlunun taşınır taşınmaz ve ücüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına haciz konulmasına karar verildiği, ödeme emrinden sonra 12.02.2018 tarihinde yapılan dosya kapak hesabında icra müdürlüğü tarafından 806.764,04 TL si kapak hesabı çıkarıldığı ve dosya içindeki icra dosyasında, dosyaya ... AŞ tarafından 12/02/2018 tarihinde 206.764,00 TL, 12.03.2018 tarihinde 200.000,00 TL, 12.04.2018 tarihinde 200.000,00 TL, 14/05/2018 tarihinde 200.000,00 TL olmak üzere toplam 806.764,00 TL ödeme yapıldığı, 14/05/2018 tarihinde son ödemeden sonra icra müdürlüğünce “dosyanın infaz ile kapatılmasına karar verildi” şeklinde belirtildiği anlaşılmaktadır.
... plakalı otobüsün zorunlu sigortacısı ... Sigorta AŞ tarafından 165.335,32 TL maddi tazminat , işleteni ... AŞ tarafından 806.764,00 TL olmak üzere toplam 972.099 TL ,... plakalı aracın zorunlu sigortacısı ... Sigorta AŞ tarafından 55.111,77 TL maddi tazminat ve davalı işleten tarafından 98.000 TL olmak üzere 153.111 TL ödeme yapıldığı, toplam ödemenin 1.125.210 TL nin 843.908.00 TL sinin davacı tarafın kusuruna isabet eden miktar olduğu , 128.190.00 TL payından fazla ödeme yapılan miktar olduğu kabaca yapılan hesapla belirlenmiş olup, bilirkişi raporunda ... plakalı otobüsün zorunlu sigortacısı ... Sigorta AŞ. ... plakalı aracın zorunlu sigortacısı ... Sigorta AŞ olarak hatalı tespit yanında ikinci takipte mükerrer olmama kaydının olması nedeni ile ilk takipte tahsil edilmeyen manevi tazminat için yapılabileceği kabulü ile yapılan hesaplama açıkça hatalı olduğu halde itirazlar değerlendirilmemiştir.
Keza, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nce, tarafları aynı olan ve aynı ilamdan kaynaklanan alacakların aynı takip dosyası üzerinden harcı yatırılarak tahsili mümkün iken, makul ve kabul edilebilir bir gerekçe olmaksızın ayrı takip başlatılmasının, Yasa ile düzenleme altına alınan usul ekonomisine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle, ayrı takip yapılmaması gerektiği benimsenmiş ve bu yöndeki uygulama süreklilik kazanmıştır.
Somut olayda, ilk takibin infazen kapatıldığına dair icra müdürlüğünce verilmiş bir karar bulunmadığı, dolayısıyla ilk başlatılan takip dosyasında tahsili mümkün olan alacağın, makul bir neden olmaksızın yeni bir takip ile sadece davacıdan istendiği, mükerrer takip yapılmasında şikayetin süreli olmadığı, her zaman takibin iptalinin isteneceği , ilk dosyada davalıdan yapılan tahsilatın manevi tazminata ilişkin olmadığı kabulünün de bu nedenle hatalı olduğu , alacaklı vekilince haricen tahsilin bildirilmemesi ve makul bir neden olmaksızın mükerrer takip yapılması ve hakkında mükerrer takip yapılanın takibe itiraz etmemesi ikinci takibin mükerrerliğinden hakkında takip yapılmayan davalının sorumlu tutulamayacağı , takip hukukundaki hakların kullanılmamasından kaynaklı olanlar hariç hatalı ve fazladan ödeme var ise sebepsiz zenginleşme hükümlerince ödenen taraftan tahsil edileceği dikkate alınarak ilk takibe göre % 75 oranında kusurlu olan davacı tarafın zorunlu sigortacısı ile birlikte ödemesi gereken miktar ve ödediği miktara göre, varsa fazla ödeme olup olmadığı yönünde yukarıda belirtilen müteselsil sorumlulukta rücu ilkelerine uygun, maddi hata içermeyen, istinaf denetimine elverişli rapor aldırılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve hatalı bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Uyuşmazlığın çözümünü etkileyecek nitelikte eksik inceleme ile karar verilmesi Anayasanın 36. ve AİHS’nin 6. maddesinde hüküm altına alınan Adil Yargılanma Haklarına aykırılık teşkil eder.
Bilindiği üzere; 7251 Sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra a-6 ıncı bendinde; "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması olması halinde kararın esasının incelenmeden kararın kaldırılmasına" karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesi'nce uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın niteliği gereği davacının istinaf isteminin bu aşamada incelemesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusu yerinde olduğundan KABULÜNE,
2-İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/172 Esas - 2022/427 Karar sayılı, 16/05/2022 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Kararın niteliği gereği davacının istinaf isteminin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA
5-Davacının peşin yatırdığı 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcı ve 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine,
6-Davalının peşin yatırdığı 3.444,37 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına,
7-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 16/05/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.