T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/777
KARAR NO : 2025/894
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2019/918 Esas - 2021/483 Karar
KARAR TARİHİ : 23/09/2021
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/05/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ...'a ait 154 kV Bozyaka-Hatay enerji iletim hattına ait yeraltı kablosunun 27.07.2018 tarihinde, ... İli, ... İlçesi, ... Caddesi'nde ... Genel Müdürlüğü yüklenicisi ... A.Ş. tarafından yapılmakta olan yağmur suyu tahliye borusu zemin çalışması nedeniyle, kepçe tarafından yapılan kazı sırasında izolasyonu zedelenerek patlatıldığını, olay yeri ilk incelendiğinde patlayan 154 kV güç kablosunun ikaz levhasından 3,40 m ileride 1,98 m derinlikte olduğu ve üzerinde ince kum tuğla ve ikaz şeridinin bulunduğunun görüldüğünü, ayrıca arıza giderme çalışması kapsamında yapılan inceleme sırasında ekten çaprazlama kutusuna giden kabloların da kazı sırasında kesildiğinin görüldüğünü, enterkonnekte sistemde Bozyaka TM ve Hatay TM'nin ring bağlantısını sağlayan kablonun arızasının giderilmesi işi ivedi olarak açık ihale usulü 2018/405366 ihale numarası ile ihale edildiğini, sahada yapılan çalışmalar sırasında yüklenici firması ... A.Ş. tarafından sahada kablo tamirinin yapılması için, patlatılan kabloya en yakın olan 5 no'lu ek noktasındaki çaprazlama kutusuna giden koaksiyel kabloların durumunu kontrol amacıyla yapılan çalışmada kablo hasarının olmadığı diğer iki fazdaki koaksiyel kablolarda da ek içinden yüksek çekme kuvvetine maruz kalma sonucu kopma olduğu ve ek sökülerek yeniden ek yapılmadan tamirinin mümkün olmadığının tespit edildiğini, yapılan yenileme çalışmaları nedeniyle kablo ek yapılması işinin 280.545,00 TL, ek onarım işinin 23.600,00 TL, inşaat kontrollüğünün 880,02 TL, işletme kontrollüğünün 25.354,42 TL, koruma sis. kontrollüğünün 4.237,49 TL olmak üzere toplam 334.616,93 TL olduğunu, kablo uygulama projesinin İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/145 D.İş. nolu dosyasına sunulduğunu, zararın meydana gelmesine sebep olan davalılarca müvekkili ...'nin zararı karşılanmadığından, hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle teşekkülünün işletme ve bakım sorumluluğunda bulunan 154 kV Bozyaka-Hatay yeraltı güç kablosunun, ... yüklenicisi ... A.Ş. tarafından yağmur suyu hattı yapılması işi sırasında patlatılması sonucu yapılmak zorunda kalınan yenileme çalışması nedeniyle meydana gelen 334.616,93 TL zararın, hasar tarihi olan 27.07.2018 tarihinden tahsil tarihine kadar işlemiş ve işleyecek avans faizi, delil tespiti masrafları ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile teşekkülüne ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkili şirketin yüklenicisi olduğu iş kapsamında 27.07.2018 tarihinde Karabağlar Ulu Önder Caddesinde yapılan çalışmalar sırasında karşı taraf ...'ın gözlemcisinin de hazır bulunduğu esnada ve gözlemci yönlendirmesi ile çalışma yapılırken ...'a ait 154.000 kw Bozyaka - Hatay yeraltı kablosunda hasar oluştuğunu, gözlemci, müvekkili şirket çalışanlarını yer altı kablosunun duvarda mevcut ... uyarı levhasından 4,30 metre içeri tarafta (yol tarafında) olduğu şeklinde uyardığını, bu bölgede bu yönde uyarı levhalarının da bulunduğunu, söz konusu yönlendirme nedeniyle müvekkili şirket çalışanlarının 3-3,50 metrede çalışma yaptıklarını, ancak çalışma esnasında öğle arası yemek molası verildiği esnada kablodan duman, ateş çıktığının tespit edildiğini ve olaya müdahale edildiğini, ... Genel Müdürlüğü'nün 60937 sayılı 08.08.2018 tarihli yazısında, ... 3. Bölge Müdürlüğünün 330204 sayılı 08.08.2018 tarihli yazısı eklenmek suretiyle, çalışmalar sırasında elektrik kablolarına müvekkili şirket kusuruyla zarar verildiğinden bahisle hattın onarımı için 200.000 TL zarar ziyan talebinde bulunulduğunu, öncelikle ...’ın gözlemcisi hasar meydana gelebilecek durumlarda, müvekkili şirketi uyarıp yapılan çalışmayı durdurmakla mükellef olduğunu, ancak gözlemci tarafından çalışma durdurulmadığı gibi herhangi bir suretle müvekkili şirketin uyarılmadığını, müvekkili şirket tarafından kazı çalışmaları bakımından gerekli özenin gösterildiğini, gözlemci eşliğinde ve uyarıcı levhalar da dikkate alınarak çalışma yapıldığını, bu nedenle belirlenen bedel bakımından müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını beyanla davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Genel Müdürlüğü cevap dilekçesinde özetle: dava konusu zararın doğmasına neden olan kusurun müvekkili idareye ait olmadığını, hasarın meydana geldiği adreste o tarihte müvekkili idarenin herhangi bir çalışmasının mevcut olmadığını, davaya konu adreste yüklenici ... A.Ş. taahhüdü altında “İzmir İline Bağlı Bulunan Merkez İlçelerinin Cadde, Sokak ve Bulvarlarında kısa metrajlı Yağmursuyu Hattı Yapılması İşi” çalışmalarının yapıldığını, davanın müvekkili idare bakımından husumet yönünden reddine karar verilmesini, iddia edilen hasarin bizzat davaci işçileri tarafindan giderilmesi ve davaci şirkete ait araçların kullanılması nedeniyle işçilik bedeli ve araç giderinin istenmesi mümkün bulunmadığını, davanın haksız fiil neticesinde oluştuğu iddia edilen hasar bedelinin tahsili istemiyle açılan alacak davası olduğunu, haksız fiil neticesinde oluştuğu iddia edilen zararın tazmini istemi olduğuna göre ancak yasal faiz talep edilebileceğini, avans faizi talebinin yasaya aykırı bulunduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmemesi halinde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "...Dosyaya toplanan deliller dinlenen tanıklar, alınan bilirkişi rapor ve ek raporları kapsamından davaya konu hasar gören ... kablosunun, ... tarafından işletilen ... izoleli sistem trafo merkezi ile Bozyaka trafo merkezi arasında güç aktarımını sağlayan 154 kw gerilimli yer altı güç kablosu olduğu, bu türden yer altı güç kablolarının ... tarafında önemli ana trafo merkezleri arasına döşendiğinden güzergahlar boyunca uyarı levhalarının konulmasının gerektiği, söz konusu uyarı levhalarında kablo gerilimi-kablo derinliği ve kablonun uyarı levhasına olan yatay mesafesinin belirtildiği, yapılacak kazı çalışmalarında ...'tan gözlemci alınarak çalışmaların uyarı levhasındaki bilgiler ve nezaretçinin vereceği talimat doğrultusunda yürütülmesi gerektiği, bu tür kabloların döşenmesi sırasında kablonun kanal içindeki konumunu tam olarak gösteren x - y - z koordinatlarının alınarak kanal kapatılmadan önce kaydedilmesi ya da kablonun durumunu gösterir ataşmanlarının çıkarılması ve bunun son durum projesine işlenmesinin gerektiği, davaya konu kablo hasarına sebep olan kanal kazısı çalışması sırasında davalı ... A. Ş. tarafından ...'tan gözlemci alındığı, ancak kazı yapılırken gözlemcinin talimatlarına tam olarak uyulmadığı, güzergahta ana kanal kazısına başlanmadan önce yapılan sondaj kazılarının da gözlemci beklenmeden yapıldığı, davalı yüklenici ... A.Ş'nin uyarılarını dikkate alınmadan gözlemcinin talimatlarına uymadan kazıyı yürütmesi nedeniyle meydana gelen hasardan sorumlu olduğu, ... A.Ş ile davalı ... arasında yapılan sözleşme kapsamında idarenin ihale ettiği işi denetleme , kontrol etme işi fesih etme işin gecikmesi halinde ceza uygulama yetkisi bulunduğu nazara alındığında davalı ...'nun da yüklenici ile birlikte müştereken ve müteselsilen meydana gelen hasar bedelinden sorumlu olduğu, yine davacı tarafın olayda davaya konu kanal kazısına kazı derinliği, ve genişliği konusunda bilgi almadan ve kablo kanalı güzergahını son durum projesinde belirtilen mesafalere göre aplike etmeden izin vermesi ve tüm insiyatifi gözlemciye bırakması nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğu, söz konusu kusurun mahkememizce %25 olarak değerlendirildiği, bilirkişi raporu ile davaya konu kazıya ilişkin onarım bedelinden kaynaklanan KDV dahil toplam zararın 304.145,00 TL olduğu, davaya konu edilen bakiye harcamanın genel idare giderlerine ilişkin olduğu bu nedenle talep şartlarının mevcut olmadığı sonucuna ulaşılarak belirlenen kusur durumuna göre davanın 228.108,75 TL üzerinden tarafların tacir olmaları nedeniyle avans faizi ile tahsiline yönelik kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...'ın müterafik kusurlu olduğu düşüncesinin kabulünün mümkün olmadığını, ...'ın hiçbir kusuru bulunmadığını, personele ilişkin giderlerin rutin iş kapsamında olmadığı ve faturalandığı, bu nedenle gerçek zarar içinde kabul edilmesi gerektiğini, müterafik kusur halinde davalılar lehine vekalet vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da hatalı olduğunu, İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/145 D. İş. Sayılı dosyasında yapılan delil tespiti masraflarının davalılara yükletilmemiş olmasının da hatalı olduğunu beyanla kararının aleyhine olan yönlerden kaldırılmasını ve talebi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından elektrik kablolarının yerini göstermesi amacıyla yerleştirilen uyarı levhalarının doğru noktayı göstermesi hayati önemde olup aksi halin sorumluluğu davacıya ait olduğunu, müvekkil şirket tarafından yapılan kazı, davacı tarafından konulmuş uyarı levhasının fiili durumuyla örtüştüğünden ilgili levhaya uygun olarak yapıldığını, uygulama projesiyle uyarı levhasının açıkça birbirine uymadığını, müvekkil şirkete kusur izafesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, gözlemcinin kendi sorumluluğunu doğuracak bu konudaki beyanına itibar edilemeyeceğini ilk derece mahkemesi tarafından belirlenen toplam zararın fahiş olduğunu, ayrıca ek hasarların bu zarara dahil edilmesinin mümkün olmadığını, gözlemcinin sondaj kazısında bulunmadığını, olayın gerçekleştiği kanal kazısında hazır bulunduğunu, bu nedenle illiyet bağının bulunmadığını, müterafik kusur oranının düşük belirlendiğini beyanla kararının kaldırılmasına, yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle; hasarın meydana geldiği adreste o tarihte İdarenin herhangi bir çalışmasının mevcut olmadığını, idarenin adam çalıştıran konumda olmadığını, yapım işlerine ait eser sözleşmelerinde iş sahibi idarenin yüklenici ile birlikte sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, levhaların fiili duruma uygun olmaması ve gözlemcinin hatalı yönlendirmesi nedeniyle davacının kusurlu olduğunu, davacı vekilinin iddiasının aksine yerleşmiş Yargıtay kararları uyarınca iddia edilen hasarın bizzat davacı işçileri tarafından giderilmesi ve davacı şirkete ait araçların kullanılması nedeniyle işçilik bedeli ve araç giderinin istenmesinin mümkün olmadığını, dava haksız fiil neticesinde oluştuğu iddia edilen hasar bedelinin tahsili istemiyle açılan alacak davası olup haksız fiil neticesinde oluştuğu iddia edilen zararın tazmini istemi olduğuna göre ancak yasal faiz talep edilebileceğini, beyanla kararının kaldırılarak istinaf incelemesi sonucunda İdaremiz yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davalı ... A.Ş. vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın istinaf sebepleri yerinde olmayıp başvurusunun esastan reddine, müvekkilinin İstinaf başvurusunun kabulüne, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın istinaf talebinin reddine ve 26.12.2021 tarihli dilekçede yapılan istinaf başvurusu dikkate alınarak hükmün müvekkil lehine kaldırılmasına yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, davacıya ait yeraltı güç kablosunun davalılar tarafından yapılan yağmur suyu tahliye borusu zemin çalışması sırasında zarar gördüğünden bahisle maddi tazminat isteğine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda özetlenen gerekçelerle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekilleri istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357. Maddesine göre de; "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere; 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 6098 Sayılı TBK'nun 50/1 fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 66'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre: "Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür." İkinci fıkraya göre de, "adam çalıştıran çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz." Fakat, özeni göstermemede kusuru bulunmaması adam çalıştıranı sorumluluktan kurtarmaz. Zira, kusur aranmayan bir sorumluluk söz konusudur. Aynı Kanununun 61'inci maddesi uyarınca birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri ve aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Anılan Kanunun 163/1'inci maddesi gereğince müteselsil borç ilişkisinde alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir.
Yüklenici firmanın sözleşmenin yerine getirilmesi sırasında sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilere verdiği zararlardan dolayı davalı iş sahibi ...’nun adam çalıştıran sıfatıyla gözetimi altında ve talimatına uyarak çalışan yüklenicinin eylem ve işlemlerinden 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 66. maddesi gereğince sorumlu olduğu kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalı ... vekilinin husumete yönelik istinaf nedenleri yerinde değildir.
Ayrıca, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi gereğince maddi tazminatın kapsamı gerçek zarar ile sınırlıdır. Mal varlığına yönelik haksız eylemlerde gerçek zarar, mal varlığının haksız eylemden önceki durumuna gelmesi, bir başka anlatımla haksız eylem meydana gelmemiş olsa idi ne durumda olacak ise o duruma getirilmesi için gerekli olan tutardır. Bu durumda, mal varlığında meydana gelen fiili eksilmenin yanında haksız eylem meydana gelmese idi mal varlığın olacağı durumdur.
Somut olayda, davalılar arasındaki 22/02/2018 tarihli “İzmir İline Bağlı Merkez İlçelerinin Cadde, Sokak ve Bulvarlarında Kısa Metrajlı Izgaralı Yağmursuyu Hattı Yapılması İşine Ait Sözleşme” kapsamında davalı yüklenici tarafından yapılan çalışma sırasında 27/07/2018 tarihinde davacıya ait Bozyaka TM-Hatay TM 154 KV Yeraltı enerji iletim kablosunun hasar gördüğü, davacı tarafça 30/07/2018 tarihli kablo arıza raporuna göre kazı çalışmaları sırasında saat 12.35 sıralarında yer altı güç kablosunun A fazının patladığı, elle yapılan kazı sonrası patlayan kabloya ulaşıldığı hasarın tamiri için kablonun iki tarafından ek yapılması gerektiğinin belirtildiği, kazı/kanal çalışması sırasında davacı kurum gözlemcisinin de hazır bulunduğu, davalı ...’nun, davacı kurumun kendisinden tazmin talebinde buluması üzerine yüklenici firmaya gönderdiği yazı üzerine davalı yüklenicinin 15/08/2018 tarihinde İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/145 D.iş sayılı dosyasında yaptırdığı delil tespitinde ilk keşfin(16/8/2018) icrası sonrası ...’nin delil tespiti dosyasına sunduğu 05/09/2018 tarihli dilekçe ile kablo hasarının giderilmesi işi için yüklenici firma tarafından sahada kablo tamirinin yapılması için patlatılan kabloya en yakın 5 nolu ek noktasındaki çaprazlama kutusuna giden koaksiyel kabloların durumunu kontrol amacıyla yapılan çalışmada kablo hasarının olmadığı diğer iki fazdaki koaksiyel kablolarda da ek içinden yüksek çekme kuvvetine maruz kalma sonucu kopma olduğu ve ek sökülerek yeniden ek yapılmadan tamirinin mümkün olmadığının tespit edilmesi nedeniyle ilk çıkarılan maliyet çalışmasından farklı olarak artık güç kablosunun 3 fazından 6 ek yapılması ve ara güç kabloları ile koaksiyel kabloların yenilenmesi zorunluluğu doğduğu belirtilerek onarım için yapılan tüm çalışmalar dikkate alınarak hesaplama yapılmasının talep edildiği, bunun üzerine mahallinde tekrar 06/09/2018 tarihinde keşif icra edildiği, bilirkişi heyetinin her iki keşifteki tespit ve değerlendirmelerini içerir 04/10/2018 tarihli raporunu sunduğu, ..., ... ve ...’ın rapora karşı süresinde itiraz dilekçelerini sundukları, bilirkişi heyetinin 29/11/2018 tarihli ek raporunu sunduğu anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince alınan 11/01/2021 tarihli bilirkişi raporunun, delil tespiti dosyasındaki tespitler de dikkate alınıp, tartışılarak hazırlandığı, tarafların aşamalardaki teknik iddia ve itirazlarını karşılar, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, tanık beyanları ve bilirkişi raporu kapsamı ile ; tespit edilen fiili kazı çalışma alanı, hasar noktaları, yeraltı kablo hattının imalat yılı itibariyle yerüstündeki fiili durum değişikliklerinden kaynaklanan olası mesafe uyumsuzlukları, enerji kablosuna ait uygulama projesi, uyarı levhalarına ve kablo hattı yapısına ( 3 faz, derinlik ve genişlik, izolasyon vs. özellikleri) göre belirlenen risk alanı ve risk seviyesi itibariyle kazı çalışmasının yürütülmesi sırasında davalı yüklenici tarafından yeterli dikkat ve özenin gösterilmediği, ancak davacı kurumun da durumun hassasiyetine göre gerekli düzeyde etkin rol üstlenmeksizin hattın emniyetini sadece gözlemciye bırakmış olmasının somut olayda müterafik kusur olarak kabul edilmesi gerektiği değerlendirildiğinden; ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulünün dosya kapsamına uygun ve yerinde olduğu anlaşılmış, taraf vekillerinin kusura yönelik istinaf nedenleri kabul edilmemiştir.
Yine delil tespiti dosyasına ... tarafından sunulan, hasar onarım aşamasında dava konusu haksız eyleme bağlı olarak diğer fazlarda da hasar meydana geldiği beyanına ilişkin değerlendirmede ; A fazı hasar noktasının enerji kablo hattındaki V/M 5/6 nolu ek noktasına en yakın olduğunun, kablonun kalınlığına göre bu kabloya iş makinesi ile hasar verildiğinde oluşan mekanik darbenin 6 metre uzaklıktaki ek kutusu ve kablo eklerine zarar verme olasılığının çok yüksek olduğu belirtilmekle, hattın yeraltında bulunması ve başkaca kazı da yapılmadığı hususları birlikte değrelendirildiğinde, bu hasar ile eylem arasında illiyet bağının bulunduğunun kabulü gerektiği anlaşıldığından, davalılar vekillerinin ek hasara ilişkin illiyet bağına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Maddi tazminat hesabı yönünden ise; Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir.Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlusundan isteyebilir. Gerçek zarar, kişinin isteği dışında gerek malvarlığında ve gerekse kişi varlığında meydana getirilen bir eksilmedir. Miktarı ise malvarlığında hukuka aykırı tecavüzün meydana gelmeden önceki ve sonraki durumları arasındaki fark olarak tanımlanabilir. Malvarlığındaki eksilmenin saptanması için zarar bırakıcı eylemden sonra meydana gelen durum ile bu davranış yapılmasa idi gösterecek olduğu durumun karşılaştırılması gerekir. Zararın varlığı ile tutarının belirlenmesi tazminatın saptanmasından önceki bir evredir ve onun dayanağını oluşturur. Tazminat miktarı hiçbir zaman meydana gelen gerçek zarar tutarını aşmamalıdır. Zarar gören oluşan zararın üstünde bir yarar sağlayamaz.
Somut olayda, davacının kendi personeli için talep ettiği kontrollük ve hizmet bedellerinin Yargıtayın yerleşik içtihatlarında kabul edildiği gibi gerçek zarar kapsamında olmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince bu kalemler dışındaki faturalandırılmış onarım bedellerinin gerçek zarar kabulü ile 304.145,00 TL’ den, davacının %25 müterafik kusuruna göre belirlenen kısmın mahsubu ile bakiye 228.108,75 TL’lik kısmından davalıların sorumlu tutulmuş olmasında hukuka aykırılık bulunmamış, taraf vekillerinin zarar hesabına ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Dava, tacirler arası haksız fiil sebebiyle alacak istemine ilişkin olup davacı, alacağın hasar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. TTK’nın 3. maddesi ve 3095 Sayılı Kanun’un 4089 Sayılı Kanun ile değişik 2/2 hükmü gereğince davacı tacirin ticari faaliyetine konu zararına avans faizi uygulanmasında kanuna aykırı bir yön bulunmadığından davalı ... vekilinin faiz türüne yönelik istinaf nedenleri de kabul edilmemiştir.
Karşı vekalet ücretine yönelik istinaf nedenlerine gelince; 6100 Sayılı HMK'nun yargılama giderlerinin kapsamı başlıklı 323 üncü maddesinin (ğ) maddesinde vekil ile temsil edilen davalarda kişi yararına hükmedilecek vekalet ücretinin de bu kapsamda olduğu sayılmıştır. Ayrıca, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13 ncü maddesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında da usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde bulunmamıştır.
Yargılama giderlerine ilişkin istinaf başvurusu yönünden ise; dava ile ilgili olan delil tespiti giderleri yargılama gideri olduğundan bu giderlerin mahkemece talep olsun olmasın yargılama gideri olarak kendiliğinden haklılık durumuna göre hükmedilmesi gerekir.
Eldeki davada ilk derece yargılaması sırasında yapılan giderler davanın kabul/red oranına göre paylaştırılmış ise de, İzmir 6 SHM’nin 2018/145 değişik iş sayılı delil tespiti dosyasındaki giderlerin hesaplamaya dahil edilmediği anlaşılmıştır. Delil tespiti dosyası fiziken dosya arasında bulunmakla beraber, Uyapta kayıtlı giderlerin tespiti açısından İzmir 6 Sulh Hukuk Mahkemesine yazılan yazıya cevapta gönderilen kayıtlara göre davacı ...'ın anılan dosyada 253,80 TL keşif harcı ile birlikte 1.000 TL bilirkişi ücreti ve 150 TL taksi gideri olmak üzere toplam 1.403,80 TL yargılama gideri yaptığı, buna göre gelinen istinaf aşamasında istinaf edenin sıfatına göre, sadece ... tarafından yapılan giderlerin davanın kabul oranına karşılık gelen kısmının davalılara yükletilmesine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından davacı vekilinin bu husustaki istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin delil tespiti yargılama giderlerine ilişkin istinaf başvurusu dışındaki tüm ve davalılar vekillerinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK un 353/1 inci maddesinin (b-1) bendi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin delil tespiti yargılama giderlerine ilişkin istinaf başvurusu yerinde olduğundan 6100 Sayılı HMK un 353/1 inci maddesinin (b-2) bendi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir eksiklik bulunmadığından, (yargılama giderlerine ilişkin 7. Bendi) düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi suretiyle; "7-Davacı tarafça yapılan ilk dava gideri 50,80 TL, 12 e-tebligat gideri 63 TL, 27 tebligat gideri 479,40 TL, 1 müzekkere 15 TL, 2 tanık reddiyatı 60 TL, 3 bilirkişi ücreti 2.250,00 TL ve İzmir 6 SHM'nin 2018/145 Diş sayılı delil tespiti dosyasında davacı tarafça karşılanan toplam 1403,80 TL olmak üzere toplam 4.322,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına (%68) göre 2.938,96 TL'sının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, ilişkin karar verilmesi gerektiğine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin delil tespiti yargılama giderlerine ilişkin istinaf başvurusu dışındaki tüm ve davalılar vekillerinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK un 353/1 inci maddesinin (b-1) bendi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin delil tespiti yargılama giderlerine ilişkin istinaf başvurusu yerinde olduğundan 6100 Sayılı HMK un 353/1 inci maddesinin (b-2) bendi uyarınca KABULÜNE,
3-İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/918 Esas - 2021/483 Karar sayılı 23/09/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
4-Yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir eksiklik bulunmadığından, (yargılama giderlerine ilişkin 7. Bendi (g bendi olarak) ) düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi suretiyle;
a)Davanın Kısmen Kabulü ile 228.108,75 TL 'nin 27.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacı tarafa verilmesine,
b)Fazlaya ilişkin talebin Reddine,
c)Alınması gerekli 15.582,10 TL harçtan, peşin alınan 5.714,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.867,67 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
ç)Davacı tarafça peşin yatırılan 5.714,43 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
d)HUAK 18/A mad gereğince zorunlu arabuluculuk kapsamında suçüstü ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6831 sayılı yasa hükümlerine göre davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
e)Kabul edilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 24.417,56 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
f)Reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 14.068,26 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalılara verilmesine,
g) Davacı tarafça yapılan ilk dava gideri 50,80 TL, 12 e-tebligat gideri 63 TL, 27 tebligat gideri 479,40 TL, 1 müzekkere 15 TL, 2 tanık reddiyatı 60 TL, 3 bilirkişi ücreti 2.250,00 TL ve İzmir 6 SHM'nin 2018/145 Diş sayılı delil tespiti dosyasında davacı tarafça karşılanan toplam 1403,80 TL olmak üzere toplam 4.322,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına (%68) göre 2.938,96 TL'sının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa VERİLMESİNE, bakiye yargılama giderinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı tarafından peşin yatırılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,
6-Davalı ... A.Ş. tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 3.896,00 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 15.582,10 TL'den mahsubuyla, bakiye 11.686,10 TL'nin davalı ... A.Ş. alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 3.895,53 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 15.582,10 TL'den mahsubuyla, bakiye 11.686,57 TL'nin davalı ... Genel Müdürlüğün'den alınarak Hazineye gelir kaydına,
8-Davacı tarafından yapılan 26,00 TL istinaf yargılama giderinin davanın kabul oranı olan %68'e göre hesaplanan 17,68 TL kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı ... tarafından yapılan 40,30 TL istinaf yargılama giderinin davanın ret oranı %32'sine göre hesaplanan 12,89 TL kısmının davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine, bakiye giderin davalılar üzerinde bırakılmasına,
10-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine,
11-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 08/05/2025 tarihinde, 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.