T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/637
KARAR NO : 2025/576
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2020/119 Esas - 2021/261 Karar
KARAR TARİHİ : 05/03/2021
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 17/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/03/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, davalı ... istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1(b-1/son) cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10/05/2018 tarihinde ... İli ... İlçesi ... Mah. ... Sokak üzerinde davalı şirkete ait elektrik branşman kablolarının müvekkili şirkete ait telefon kablolarını tutan gözlü vidaların üzerine sabitlenmesi sonucu geçen akım nedeniyle ... şebeke ve kartlarında hasar meydana geldiğini, bu hasarın müvekkili şirket elamanları tarafından tutanak altına altına alındığını, müvekkili şirketin zararın rızaen giderilmesi için davalı şirkete 12/06/2019 tarihinde yazı ile bildirim yapıldığını ancak cevap alınamadığını, meydana gelen hasarın müvekkili şirket taşeron firması tarafından giderildiğini, şebeke hasarının giderilmesi için malzeme ve işçilik bedeli olarak 6.347,77 TL ödeme yapıldığını, ayrıca DSLAM kartlarında hasar oluştuğunu ve çalışma hale geldiğini müvekkilinin toplam zararının 6.347,77 TL ve 3.352,16 USD olduğunu belirterek davanın kabulü ile hasar sonucu oluşan 6.347,77 TL ve 3.352,16 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arıza kayıtlarının incelenmesinde 10/05/2018 tarihinde söz konusu adreste ve civarında herhangi bir arıza kaydına rastlanmadığını, olay günü aynı şebekeden enerji alan diğer abonelerden herhangi bir şikayet gelmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle davacı tarafından müvekkiline yapılan herhangi bir başvurunun olmadığını ve sorumluluk izafe edilecek ise hizmet alın sözleşmesi gereği müvekkiline ait elektrik dağıtım şebekelerinin arıza-onarım-bakım işlerini yürüten ... Ltd. Şti tarafından gerçekleştirildiğinden söz konusu yüklenici firmanın sorumluluğunun bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER :
Çeşme CBS'nin 2018/1911 sayılı soruşturma dosyası sureti, Bilirkişiler ..., ... ve ...'nun 10/12/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu, dosyası, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları, tanık beyanları, tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle;".. 10/05/2018 tarihinde ... İli, ... İlçesi, ... Mah. ... Sokak üzerinde bulunan davalı şirkete ait elektrik branşman kablolarının davacı şirkete ait tesislere zarar verdiği ve şebeke ile DSL kartlarında hasar oluşturduğunu, oluşan zararın davacı kurum tarafından giderildiği ve davalının zarara sebebiyet veren tesis sahibi olarak sorumlu olduğu iddiası ile davacının davalıdan iş bu dava ile tazminat isteğinde bulunduğunu, davalı zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunmuş ise de, olay ve dava tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleşmediğini, ayrıca dava konusu uyuşmazlığın niteliği itibariyle hak düşürücü süreye tabi olmadığını, davalının hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazının bu nedenle yerinde olmadığını, elektrik şebekesindeki elektrik iletkenlerinin bağlantısını kontrol etmeyen koruma sistemlerinin düzgün çalışıp çalışmadığını denetlemeyen davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafından hasara ilişkin malzeme ve işçilik ile DSL kartlarına ilişkin yapılan harcama ve talebin hasar ile uyumlu, piyasa rayiçlerine uygun olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiğini, davalının bina ve yapı malikinin sorumluluğuna göre meydana gelen zarardan kusursuz sorumluluğu bulunduğunu, davalı tarafından davacı veya 3.kişilerin meydana gelen zararda kusurlu olduğuna veya meydana gelen zarar ile kendi eylemi arasında illiyet bağının koptuğuna dair herhangi bir ispat vasıtasının sunulmadığını, bu nedenle mahkemece alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, objektif, denetim ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne davacının malzeme ve işçilik bedeli talebinin kabulü ile, 6.347,77 TL alacağın haksız fiil tarihi olan 10/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının ADSL kartlarına ilişkin talebinin kabulü ile, 3.352,16 USD maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 10/05/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine .." karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;olay tarihinde herhangi bir arıza kaydına rastlanmadığını, yönetmelikte belirlenen süre içerisinde başvuru yapılmadığını, somut olayda haksız fiilden söz edilemeyeceğini, hasarın müvekkil şirketten kaynaklandığına dair somut bir veri olmamakla birlikte, kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen miktarın da fahiş olduğunu, meydana gelen olayda şirketin kusuru bulunmadığından, arz ve izah edilen nedenlerle, usul ve yasaya aykırı iş bu davanın reddi gerektiğini, davacının Sigorta şirketlerinden zararlarını tazmin etmesi halinde, iş bu dava ile sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olacağını, yerel mahkemece bu hususun değerlendirilmeden aleyhe hüküm kurulmuş olup, kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bilirkişice yapılan hesaplamaların da fahiş rakamlar üzerinden yapıldığını, bu nedenlerle tehir-i icra talebinin kabulü ile sonuçta, usul ve esas yönünden maddî vakıalara ve hukuka aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak(bozularak) yeniden yerel mahkemede açılan davanın reddi yönünde karar verilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;Hukuka ve yasaya uygun raporda müvekkil şirketin zararının ortaya konulduğunu, Yerel Mahkemenin verdiği kararın isabetli olduğunu, bu sebeple istinaf başvurusunun reddedilmesi ve kararın onanması gerektiğini, dosyanın her yönü ile incelendiğini ve verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı kurumun istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığını bu nedenlerle istinaf başvurusunun reddedilerek , yasal mevzuata uygun verilen yerel mahkemenin 2020/119 Esas ve 2021/261 Karar sayılı kabul kararının onanmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, davacı şirketin telefon kabloları üzerine davalı şirketin elektrik branjman kablosunu düşmesi ile oluşan kaçak akım nedeniyle davacı şirkete ait telefon kabloları, telefon kutu ve kartlarının yanması nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357 inci maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Ayrıca, kusursuz sorumluluk türlerinden olan 6098 Sayılı TBK'nun 69. maddesi gereğince bir binanın veya yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden dolayı oluşan zararı gidermekle yükümlüdür.
Yargıtay kararlarında, öğretide bina ve yapı malikinin sorumluluğunun objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" "olağan sebep sorumluluğu" olarak isimlendirilen bir kusursuz sorumluluk halidir. Zarar ile özen eksikliği arasında uygun nedensellik bağının sorumluluk için yeterli olup özel hukuk sorumluluğu bakımından her zaman kusur unsurlarının bulunması zorunlu değildir. Bu gibi durumlarda kusur aranmayacaktır. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.
Başka bir anlatımla, bir bina ve yapı tesis ve benzerlerinin zarara neden olması durumunda yapı malikinin sorumlu tutulabilmesi için zararın bina ve yapının yapımı veya bakımındaki özen eksikliğinden doğmuş olması, zarar ile yapımı veya bakım eksikliği arasında uygun bir nedensellik bağı bulunması gereklidir. Genel bir tanımla toprağın altında yada üstünde sürekli ya da geçici, doğrudan veya dolaylı olarak toprağa bağlı olan, kurulmuş, dikilmiş, takılmış, döşenmiş, eklenmiş tüm nesnelere yapı eseri denilir.
Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığının çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, gene çoğu zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır.
Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıran, bir başka deyişle, zarar ile yapımdaki bozukluk ve özen eksikliği arasında uygun “nedensellik bağı”nı kesen nedenler ise mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru ve üçüncü kişinin kusuru olarak belirlenmiştir.
Yine, 6098 Sayılı TBK'nun 66 maddesine göre; adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Buna göre; adam çalıştıranın sorumlu tutulabilmesi için; zararın çalışanın hukuka aykırı eyleminden doğması ve zarar ile çalışanın eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Adam çalıştıranın sorumluluktan kurtulabilmesi için, gerekli özeni göstermiş olması halinde de zararın gerçekleşeceğini ispat etmesi gerekecektir.
Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğudur. Burada yasa ile adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklenmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Bu halde yukarıda sözü edilen objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmektedir.
6098 Sayılı TBK'nın 61. Maddesi uyarınca; birden çok kişi birlikte bir zarara neden oldukları veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacaktır. Davalı ile dava dışı şirket arasındaki sözleşmenin sorumluluğa ilişkin hükümleri sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişiler bakımından geçerli olmayacağından aynı yasanın teselsül hükümlerini düzenleyen 163. Maddesi uyarınca ise; alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir.
Bu kapsamda, iş sahibi olan davalı ... A.Ş vekilinin enerji nakil hatlarının bakım ve onarımını dava dışı şirkete yaptırmış olduğundan sorumluluğu bulunmadığına yönelik istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır.
Somut olayda; 10/05/2018 tarihinde davacı şirketin ... ... ... Mahallesi tesislerinde davalı şirketin elektrik branjman kablosunun telefon kablosu üzerine düşmesi ile oluşan kaçak akım nedeniyle davacı şirkete ait telefon kabloları, telefon kutu ve kartlarının yandığı, İDM tarafından toplanan deliller ile alınan 10/12/2020 tarihi uzman bilirkişiler kurulu raporuna göre meydana gelen olay ve zarardan sorumluluğun davalı şirkete ait olduğunun rapor edildiği, davalı şirketin meydana gelen zararda kusur ve yapı maliki sıfatıyla sorumlu olduğu anlaşıldığından; davalı vekilinin kusuru bulunmadığına ve sorumluluğu olmadığına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Maddi tazminat yönünden; İDM tarafından toplanan deliller ile dosyadan alınan 10/12/2020 tarihli uzman bilirkişiler kurulu raporuna göre, telefon şebekesinde meydana gelen zararın 6.654,59 TL olduğu (davacının talebi ve dosyaya eklediği belgeler itibarı ile zararının 6.347,77 TL olduğu), ADSL zararının 3.352,16 USD olduğunun rapor edildiği, raporun dosyadaki delil ve tespitler ile dosya kapsamına uygun olduğundan; İDM'nin bu rapora hükmü esas almasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin maddi tazminatın hesaplanmasına ve miktarına ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 455,00 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 1.818,06 TL'den mahsubuyla, bakiye 1.363,06 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının yatıranlara iadesine,
5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 17/03/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.