T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2602
KARAR NO : 2024/2289
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2020/546 Esas - 2021/484 Karar
KARAR TARİHİ : 03/06/2021
DAVA : Tazminat
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 24/10/2024
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1(b-1/son) cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait ... plakalı aracın ... tarafından kullanılmakta iken davalılardan ...ne ait diğer davalı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile 17/11/2018 tarihinde tam kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini, kaza neticesinde davacı aracında 38.900,00 TL hasar meydana geldiğini, hasar bedelinin ödenmesi için ... A.Ş ye bildirimde bulunduklarını ancak mağduriyetlerinin giderilmediğini, 27.609,60 TL maddi 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalılar ... ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; kazada kusur oranının %50 - %50 olarak belirlenerek sigorta şirketi tarafından 12.500,00- TL’lik bedelin karşılandığını, İzmir 3.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/211 D.iş sayılı dosyası üzerinden yapılan tespit sonucu ortaya çıkan 38.900,00 TL bedelinin çok fahiş olduğunu , yokluklarında yapılan tespit sonucu düzenlenen raporu kabul etmediklerini, davacının karşılanmayan maddi zararının olmadığını, söz konusu kazada sürücü dahi olmayan dolayasıyla kazada yaralanmayan davacının manevi tazminat talebinin de tamamen hukuka aykırı olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
İzmir 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/211 D.iş sayılı dosyası , İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/280 esas sayılı dosyası, Trafik Kazası Tespit tutanağı, ZMMS poliçesi, sigorta şirketine başvuru evrakları, hasarlı araca ilişkin fotoğraflar, sigorta şirketine başvuru evrakları, hasar dosyası, 01/02/2021 havale tarihli bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İzmir 7.Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 07/11/2019 tarih 2019/218 esas 2019/542 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesince verilen 2020/61 esas 2020/66 karar sayılı kararının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi' nin 2020/1173 esas 2020/750 karar sayılı 21/09/2020 tarihli ilamı ile davalı ... ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti. Yönünden kaldırılması üzerine yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda özetle; davacı aracında meydana gelen hasarın aracın pert total kabul edilmesi nedeni ile 30.000 TL olduğunu, davalının mahkemece kabul edilen % 25 kusur oranına göre davalıların bu hasarın 7.500 TL sinden sorumlu oldukları, ancak davalı taraf ZMM sigortacısı ... A.Ş tarafından 12.500 TL ödeme yapıldığı taraflarca bildirildiğinden, davacı zararının fazlasıyla karşılandığı anlaşıldığından davacının maddi tazminat davasının reddine karar verildiğini, davacının sadece aracında hasar oluştuğu, oluşan hasar nedeniyle davacının bedensel bütünlüğü veya kişilik haklarının zedelendiğine ilişkin bir iddiada bulunulmadığı gibi buna ilişkin bir delil de sunulmadığından davacının manevi tazminat talebinin de reddine karar verildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanları tekrarla dosyada mevcut uzman mütealası, hasar tespit mahkeme kararı, bilirkişi raporları bulunmasına rağmen mahkemenin talebi esastan reddetmesinin kabul edilemeyeceğinden karara itiraz ettiklerini, kararın Yargıtay kararlarına aykırı olduğundan bahisle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davalı taraf istinafa cevap vermemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık trafik kazasından kaynaklanan haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi isteğine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı taraf istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
6100 sayılı HMK'nin 355. Maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nin 357. Maddesine göre de ''İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.'' maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere; sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 sayılı TBK'nin 49.maddesi gereğince sürücüye, 2918 sayılı Kanunun 85. Maddesi gereğince motorlu araç işletenine karşı dava açabilir. Zarar görenin zararını karşı taraf sigortacısından talep edebileceği de malumdur.
Somut olayda, kaza sonucu taraflar arasında tanzim edilen trafik kazası tespit tutanağına göre 17/11/2018 günü saat: 14.15 sıralarında davacıya ait ...'nun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile ... Sokak üzerinde seyir halindeyken No : ... önüne geldiğinde, seyir şeridi üzerinde park etmiş araçlar olduğunu görerek karşı yönden gelen trafiğin şeridine girdiği esnada karşı yönden ve kendi şeridinde gelmekte olan sürücü davalı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile, karşıdan gelen ve şerit ihlali yapmış olan ... plaka sayılı araç ile çarpışmayı önlemek amacıyla fren yapması esnasında aracının kayması sonucu aracının sol ön kısımlarıyla; ... plaka sayılı aracın sol ön kısımlarına çarpması, bu çarpmanın etkisi ile savrulan ... plaka sayılı aracın yolun sağında park halinde bulunan ... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.
İlk derece mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporda; kazanın oluşumuna davacıya ait ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'nun 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 56/1-a maddesindeki ; sürücülerin; geçme, dönme, duraklama, durma ve park etme gibi haller dışında şerit değiştirmeleri veya iki şeridi birden kullanmaları yasaktır" kuralını ihlal etmesi nedeniyle takdiren %75 kusurlu olduğu, davalı şirketin maliki olduğu ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ... 'nin 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1-b maddesindeki; sürücüler hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar" kuralını ihlal etmesi nedeniyle takdiren %25 oranında kusurlu olduğu mütalaa edilmiş olup, davacı aracının sürücünün 2918 sayılı Kanunun asli kusurlardan şerit ihlali kusurunu işlediğinden 1. Derecede ve asli kusurlu olduğu sabit olmakla kusur oran ve aidiyeti yönünde ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Tazminat miktarı yönünden ;
6098 Sayılı TBK'nun 61. maddesi gereğince birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları taktirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Davalılar zarar görene karşı TBK'nun 61 maddesi gereğince müteselsilen sorumlu olup; davacı 6098 Sayılı TBK'nun 163 maddesi gereğince müteselsil sorumlulardan biri yada hepsine veya birkaçına başvurmakta serbesttir.
Keza, müteselsil borçluluğu düzenleyen 6098 Sayılı TBK un 162 ve devamı maddelerinden,müteselsil borçlulardan birinin alacaklıya karşı sürebileceği defiler varsa bunu diğer borçlulardan bağımsız olarak ileri sürmesi mümkün olup, bu defi sonucu kurtulduğu borç miktarını diğer müteselsil borçlulara karşı da ileri sürebilir. Bu defiler 6098 TBK 164. maddesinde gösterilen ve şahsi ilişkiler veya mütelsil borcun sebep veya konusundan doğan defiler olup, bunların dışında ileri sürülen defiler müteselsil borçlular arasındaki rücu hakkını kaldırmaz.Aynı Kanunun 165 inci maddesine göre; müteselsil borçlular arasında aksine bir sözleşme bulunmaması taktirde borçlulardan biri diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. Dış ilişkide alacaklıya karşı sonuç doğurabilen böyle bir işlem, iç ilişkide rücu hakkını kısmen yada tamamen kaldırıcı etkiye sahip değildir.
Diğer taraftan, 6098 Sayılı TBK 166 maddesine göre "(1)Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. (3) Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır." denilerek, müteselsil sorumlulukta borcun sona ermesi ve diğer müteselsil borçlulara sirayeti düzenlenmiş, yine TBK'nın 168. Maddesinde "(1)Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. (1)Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır." denilerek ödemede bulunanın alacaklıya halefiyeti düzenlemiştir. İlgili hükümler çerçevesinde, müteselsil borçlulardan birisi tarafından, alacaklıya yapılan ödeme kadar diğerleri de borcundan kurtulduğu gibi, borçlulardan birisi ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuş ise diğerleri de durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde bundan yararlanabilirler. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması gereklidir. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için alacaklının açıkça davadan feragat etmiş olması veya böyle bir feragatın durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır.
Somut olayda, davaya konu ... plaka sayılı aracın, ... “Kasko Değer Listesi'ne göre; kaza tarihindeki değerinin 56.200,00.TL dir. Uzman bilirkişinin denetime elverişli ve yöntemine uygun düzenlenen raporu ile hasar dosyası kapsamından, davacıya ait aracın ikinci el hasarsız değerinin 60.000 TL olup, onarımının teknik ve ekonomik yönden uygun olmadığı, pert-total işlemi yapılması gerektiği 30.000 TL sovtaj değerinin mahsubu ile davacının bakiye zararının 30.000 TL olduğu,davalının %25 kusur oranına isabet eden 7500 TL nin gerçek zararı oluğu, sigorta şirketi tarafından ödenen 12.500 TL sının tenzili ile bakiye zarar kalmadığı belirlendiğine göre, maddi tazminat yönünden istemin reddedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin zarar miktarına ve hesaplanma yöntemine değinen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Manevi tazminat istemi yönünden ; manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır.
Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK 24), isme saldırı (TMK 26), nişan bozulması (TMK 121), evlenmenin feshi (TMK 158), bedensel zarar ve öldürme (BK 47 - TBK 56) ile kişilik haklarının zedelenmesidir. (BK 49 - TBK 58) Bunlardan TMK.’nun 24. maddesi ile TBK 58 (BK 49) maddesi daha kapsamlıdır. TMK’nun 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin; TMK 26, 174, 287); bunların dışında TBK’nun 58. maddesi uygulanır.
TMK’nun 24. ve TBK’nun 58. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir.
Davacının aracının hasarlanması açıklanan manevi tazminat koşulları kapsamında olmadığından, ilk derece mahkemesince davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi de hukuka uygun olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından peşin yatırılan 162,10 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 427,60 TL'den mahsubuyla, bakiye 368,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının yatıranlara iadesine,
5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 24/10/2024 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.