T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2284
KARAR NO : 2024/2256
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2019/627 Esas - 2021/291 Karar
KARAR TARİHİ : 27/05/2021
DAVA : Maddi Tazminat (Haksız eylemden kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 23/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 23/10/2024
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, davalı ... istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21.07.2014 tarihinde Menemen bakım sahaları dahilinde ... Mahallesi ... Caddesinde davalı ... San.ve Tic. A.Ş 'nin yapmış olduğu alt geçit çalışması sırasında müvekkil şirkete ait 9 sd/ 55sd /35sd prensibal özellikli kablolarını hasara uğratıp kullanılamaz hale getirdiğini, 3*3 künk altyapısının 22 mt tamamen zarara uğradığının da anlaşıldığını, meydana gelen hasarın müvekkil şirket elemanları tarafından tutulan tutanaklarla tespit edildiğini, davalının alt geçit işlemi sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden dolayı müvekkili şirket kablolarına ve telefon hatlarına vermiş olduğu hasar sebebi ile tam kusurlu olduğunu, olay sonrasında hasar gören kablo, direk ve telefon hatlarının durumu ile yapılan onarım masrafları hakkında müvekkil şirket görevlileri tarafından tutanaklar düzenlendiğini, firma malzeme gideri, işçilik bedeli ve işletme zararı olmak üzere toplam 7.528,99 TL zarara uğradığını, davalılar tarafından müvekkil şirket zararı karşılanmadığından işbu davayı açtıklarını, davalıların alt işveren-üst işveren ilişkisi gereği müvekkil şirket zararından müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun devam ettiğini beyan ederek davanın kabulü ile hasar sonucu oluşan 7.528,99 TL tutarındaki zararın olay tarihi olan 21.07.2014 tarihinden itibaren T.C Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı ve geçerli olduğu tarihlere göre kademeli ve değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı ... İşletmesi Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili idareye husumet yöneltilemeyeceğini, dava dilekçesinde hasarın yaya altgeçidi kazı çalışmaları esnasında meydana geldiğinin belirtildiğini, söz konusu işin müvekkili idare tarafından değil, diğer davalı tarafından yapıldığını, müvekkili idarenin anılan şirketle belirli bir işin yapımı hususunda istisna akdi yaptığını, müvekkili idarenin ihale makamı olduğunu, işi bütünüyle devrettiğini, özel teknik şartnamenin 3. maddesine göre de, meydana gelen hasarlardan yüklenicinin sorumlu olduğunu, dava dilekçesindeki iddiaların aksine, hasarın davacının kusurundan kaynaklandığını, davacıya ait hattın geçişinin resmiyet kazanması için müvekkil idareye başvurulması veya telekom kablolarının istimlak hattı dışına alınması gerektiğinin davacıya bildirildiğini, husumeti ve kusuru kabul anlamına gelmemek üzere, talep edilen tazminat miktarının yüksek olduğunu, avans faizi talebinin mesnetsiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere, yasal faiz dışında faiz talep edilemeyeceğini beyan ederek müvekkil idare yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, bilahare haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER :
Tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; " Uyuşmazlığın dava konusu hattın usule ve mevzuata uygun döşenip döşenmediği, usule ve mevzuata uygun yapılmış ise ortaya çıkan gerçek zararın olay tarihi itibari ile tutarının ne kadar olduğu, zararın davalı tarafın eylemleri ve kusuru sonucunda gerçekleşip gerçekleşmediği, davalı ... Genel Müdürlüğünün sorumluluğunun bulunup bulunmadığını noktalarında olduğu, 21/07/2014 tarihinde davacı şirket Menemen bakım sahası içerisinde ... Mahallesi ... Caddesinde davalı ... San ve Tic. A.Ş'nin yapmış olduğu alt geçit kazı çalışması sırasında davacı şirkete ait yer altı kablo tesislerinde hasarın meydana geldiği, davacı şirketin de %50 müterafik kusuru bulunduğu, davalıların meydana gelen hasar nedeniyle sorumluluğunun KDV hariç 22.472,02 x %50 = 11.236,01 TL olduğu, ne var ki taleple bağlılık ilkesi gereğince bu dava ile davacının davalılardan haksız fiilden doğan zarar nedeniyle 7.528,99 TL alacağının bulunduğunu, bu nedenlerle kararın dayandığı yasal gerekçelerle davanın kabulüne, 7.528,99 TL tazminatın olay tarihi 21/07/2014'ten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edildiğini, raporda müvekkil idareye % 50 kusur yüklenmiş olmasının son derece isabetsiz olduğunu, mahkemece hattın kaçak olup olmadığı hususunun tespit edilerek yasal belgeleriyle birlikte gönderilmesi hususunda bir belge ibraz edilmediğini, raporda hesaplanan hasar bedeli de fahiş olup, davacının hesapladığı hasarın 3 katı olduğunu, bu bakımdan da bilirkişi raporu ve bu raporu dayanak alan kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, olay tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi de hatalı olduğunu beyanla hukuka ve hakkaniyete aykırı kararın kaldırılarak haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;Davalının istinaf talebinin süre aşımı nedeniyle incelenmesinin mümkün olmadığını, mahkeme dosyası içeriğinden gerekçeli kararın davalı kuruma 07.07.2021 tarihinde tebliğ edildiği ancak istinaf talebinin 06.09.2021 tarihinde mahkemenin dosyasına kaydedildiğini, bu durumda iki haftalık yasal süre içerisinde sunulmayan istinaf talebinin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme dosyasına sunulan ve karar vermeye elverişli nitelikte olan bilirkişi heyet raporunda davaya konu olan ve davalı ... tarafından kaçak yapıldığı savunulan ... hattının, ...'ye ait demiryolunun altından kazılmak suretiyle yapılan bir hat olduğunu, davalı ...'nin haberi olmadan böyle bir geçisin yapılmasının fiziken mümkün olmadığını, davalı ...'nin müvekkil şirket tarafından geçişi kendi planları üzerine işlemediğini, alt geçide başlarken bu hattın deplase edilmesini de istemediğini, bu nedenlerle davalı ... idaresi ile inşaatı yapan diğer davalı yüklenicinin hasarın meydana gelmesinde %50 oranında kusurlu olduğunu, bu nedenlerle davalı ...'nin tehiri icra talebinin, ayrıca haksız ve hukuki mesnetten yoksun istinaf talebinin süre açısından reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, davacıya ait fiber optik ve bakır kablolara davalı tarafından yapılan alt geçit çalışması sırasında zarar verildiğinden bahisle maddi tazminat isteğine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda özetlenen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davalı ... vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357. Maddesine göre de "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nun "Adli tatilin sürelere etkisi" başlıklı 104. maddesine göre , Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.
Davalı ... vekiline gerekçeli kararın 07/07/2021 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf yoluna başvuru süresinin bitiminin adli tatil içinde olması nedeniyle istinaf yoluna başvuru süresi 08/09/2021 tarihine kadar uzadığından davalı vekilinin 06/09/2021 tarihli istinaf dilekçesinin süresinde olduğu görülmüştür.
Bilindiği üzere; 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 6098 Sayılı TBK'nun 50/1 fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Keza 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 66'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre: "Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür." İkinci fıkraya göre de "adam çalıştıran çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz." Fakat, özeni göstermemede kusuru bulunmaması adam çalıştıranı sorumluluktan kurtarmaz. Zira kusur aranmayan bir sorumluluk söz konusudur. Aynı Kanununun 61'inci maddesi uyarınca birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri ve aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Anılan Kanunun 163/1'inci maddesi gereğince müteselsil borç ilişkisinde alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir.
Yüklenici firmanın sözleşmenin yerine getirilmesi sırasında sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilere verdiği zararlardan dolayı davalı iş sahibi ...’nin adam çalıştıran sıfatıyla gözetimi altında ve talimatına uyarak çalışan yüklenicinin eylem ve işlemlerinden 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 66. maddesi gereğince sorumlu olduğu kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır
Ayrıca, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi gereğince maddi tazminatın kapsamı gerçek zarar ile sınırlıdır. Mal varlığına yönelik haksız eylemlerde gerçek zarar, mal varlığının haksız eylemden önceki durumuna gelmesi, bir başka anlatımla haksız eylem meydana gelmemiş olsa idi ne durumda olacak ise o duruma getirilmesi için gerekli olan tutardır. Bu durumda, mal varlığında meydana gelen fiili eksilmenin yanında haksız eylem meydana gelmese idi mal varlığın olacağı durumdur.
Somut olayda, davalılar arasındaki 26/03/2014 tarihli yaya alt geçit yapım işi sözleşmesi kapsamında davalı yüklenici tarafından yapılan alt geçit çalışması sırasında davacıya ait bakır iletişim kabloları ile fiber optik iletişim kablolarının hasar gördüğü , ... Müdürlüğünce düzenlenen 23/10/2014 tarihli hasar keşif tutarı formuna göre ... ... Mahallesinde 21/07/2014 günü 14.00 sıralarında ... tarafından ...-...ne zarar verildiği davacı zararının 19.989,97 TL olarak hesaplandığı, kolluk görevlilerince tutulan aynı tarihli görgü ve tespit tutanağında da alt geçit çalışması sırasında davacıya ait 2 kapak arasındaki kablolarının 2 uçtan kopuk ve yeryüzüne çıktığının tespit edildiği, dosya kapsamındaki belgelere göre hasarlanan kablo hattının planlara işlendiğine dair bir kayıt ve evrak bulunmadığı, davacının da anılan hattın 1993 yılı özelleştirme öncesi PTT idaresi döneminde döşendiğinden izne tabi olmadığı savunmasında bulunduğu anlaşılmıştır.
İlk derece makemesince, hükme esas alınan 02/03/2020 havale tarihli bilirkişi kök raporu ve 08/01/2021 havale tarihli ek raporda ... Caddesi ile ... hattının kesiştiği noktada davalı tarafça çalışma yapılan alanın bir kısmının ... Caddesinde Belediye sorumluluk alanında kaldığı, istimlak sahası dışındaki kısım için ...’den kazı ruhsatı alınması ve yönetmelik 25. maddeye uygun çalışma yürütülmesi gerekirken bu prosedür yerine getirilmediği gibi çalışma alanındaki basit bir kontrol ile ... menhol kapaklarının görülmesi ile ...'dan nezaretçi istenmesi mümkün iken özensiz çalışma ile bu hususların yerine getirilmediği belirlendiğinden davalı ... vekilinin kusurunun bulunmadığına değinen tüm istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Aynı bilirkişi raporlarında özetle, 406 Sayılı yasa 12 ve 14 madde hükümlerinin ... sorumluluk alanından iletişim hatlarını izinsiz geçirme hakkı verdiği sonucuna varılamayacağı, davacı kurumca geçiş yapılan hatta ilişkin plan davalı ...’ye bildirilmiş olsa idi hasarın önlenmesinin mümkün olabileceği değerlendirmesi ile %50 bölüşük kusur verilerek, yine piyasaya göre daha düşük olan davacının tedarik zincir direktörlüğü birim fiyatları esas alınarak yapılan hesaplamada davacının toplam zararının 22.472 TL hesaplandığı, %50 kusur karşılığı davalının sorumluğunun 11.236 TL olarak tespit edildiği, bu hesaplamaya davacı ... tarafından yapılan işçilik ve vasıta gideri toplamı 938, 70 TL’nin dahil edildiği, Yargıtayın yerleşik içtihatları gereği zarar görenin zararı giderebilmek için kendi çalıştırdığı işçilerine ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araç yakıt giderleri genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderler olup davacı tarafından bu kalemin özel işçi tutulmasından kaynaklandığına dair bir delil sunulmaması karşısında , hesaba dahil edilmemesi gerekmekte ise de; bu husus Dairemizce göz önüne alınmak suretiyle 938,70 TL’nin mahsubu halinde toplam zararın 21.533,32 TL , müterafik kusur indirimi ile de 10.766,66 TL olduğu belirlenmiştir.
Ancak, dava dilekçesinde davalının tam kusurlu olduğu ve davacının zararının 7.528,99 TL olduğu açıkça ifade edilerek,( fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadan,dolayısıyla ıslah isteminde bulunulmadığına göre) bu miktarın tahsili istendiğine, talebe konu rakamın yukarıdan yapılan hesaplama sonucundan az olmasına ve yargılama sonucu davacının %50 müterafik kusurunun sabit olmasına göre, davacının zarar olarak bildirdiği bu miktar üzerinden %50 müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının 3.764,50 TL'den sorumlu tutulması gerekir iken; istemin tümden kabule karar verilmiş olması yerinde olmadığından davalı ... vekilinin tazminat miktarına değinen istinaf nedenlerinin kabulü gerekmiştir.
Davada haksız eyleme dayalı olarak talepte bulunulduğuna göre; haksız eylemden kaynaklanan tazminat, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki muacceliyet kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Borçlunun temerrüdüne ilişkin 6098 Sayılı TBK’nın 117. maddesine göre haksız eylemlerde eylemin işlendiği tarih itibariyle borçlunun temerrüde düşmüş olacağı düzenlenmiştir. Bu nedenle, ilk derece mahekemsince olay tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin faiz başlangıcına değinen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Dava, tacirler arası haksız fiil sebebiyle alacak istemine ilişkin olup davacı, alacağın hasar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. TTK’nın 3. maddesi ve 3095 Sayılı Kanun’un 4089 Sayılı Kanun ile değişik 2/2 hükmü gereğince davacı tacirin ticari faaliyetine konu zararına avans faizi uygulanmasında kanuna aykırı bir yön bulunmadığından davalı ... vekilinin faiz türüne yönelik istinaf nedenleri de kabul edilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davalı ... vekilinin husumet , kusur ve faiz türüne yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden bu hususlardaki istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK un 353/1 inci maddesinin (b-1) bendi uyarınca esastan reddine, davalı ... vekilinin tazminat miktarına değinen istinaf başvuruları yerinde olduğundan 6100 Sayılı HMK un 353/1 inci maddesinin (b-2) bendi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının davalı ... hakkında kurulan hüküm yönünden kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir eksiklik bulunmadığından, (diğer davalının istinaf başvurusu bulunmadığından usuli kazanılmış haklar gözetilerek) düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi suretiyle;
Davanın davalı ... A.Ş. yönünden TAM, davalı ... yönünden KISMEN kabulü ile 7.528,99 TL'nin (davalı ... 3.764,50 TL ile sınırlı olacak şekilde, ilk karar ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) 21/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Davalı ...'ye yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmesi gerektiği varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davalı ... vekilinin husumet,kusur ve faiz türüne yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden bu hususlardaki istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK un 353/1 inci maddesinin (b-1) bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2- Davalı ... vekilinin tazminat miktarına değinen istinaf başvuruları yerinde olduğundan 6100 Sayılı HMK un 353/1 inci maddesinin (b-2) bendi uyarınca KABULÜNE,
3-İlk Derece Mahkemesi olan Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/627 E 2021/291 K sayılı 27/05/2021 tarihli kararının davalı ... hakkında kurulan hüküm yönünden KALDIRILMASINA,
4-Düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle;
a)Davanın davalı ... A.Ş. yönünden TAM, davalı ... yönünden KISMEN KABULÜ İLE 7.528,99 TL'nin (davalı ... 3.764,50 TL ile sınırlı olacak şekilde, ilk karar ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) 21/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
b)Davalı ...'ye yönelik fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
c) Davacı tarafından peşin yatırılan 128,58 TL'nın alınması gereken 514,30 TL karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 385,72 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (192,86 TL kısmından her iki davalının, geri kalan 192,86 TL kısmından ise davalı ...'ın tek başına sorumlu olacağı şekilde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) alınarak Hazineye gelir kaydına, mahsubuna karar verilen 128,58 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen (64,29 TL kısmından her iki davalının, geri kalan 64,29 TL kısmından ise davalı ...'ın tek başına sorumlu olacağı şekilde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,
ç) Davacı tarafından yapılan 2.254,30 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (1.127,15 TL kısmından her iki davalının, geri kalan 1.127,15 TL kısmından ise davalı ...'ın tek başına sorumlu olacağı şekilde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
d) Davalı ... tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin bu davalı yönünden davanın ret oranı olan 1/2'sine göre hesaplanan 25,00 TL'sinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
e) Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden önceki hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince; kabul edilip hüküm altına alınan maddi tazminat tutarı üzerinden 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ...'nin bu miktarın yalnızca 3.764,50 TL kısmından sorumlu olacağı ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,
f)Davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince; reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden 3.764,50 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine,
5-Davalı ... tarafından peşin yatırılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 128,57 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,
6-Davacının avansından kullanılarak yapılan 49,00 TL istinaf yargılama giderinden, davanın kabul oranı olan 1/2'ye göre hesaplanan 24,50 TL kısmının davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı ... tarafından yapılan 32,50 TL istinaf yargılama giderinden davanın red oranı olan 1/2'ye göre hesaplanan 16,25 TL kısmının davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine,
8-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine,
9-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 23/10/2024 tarihinde, 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.