T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/306
KARAR NO : 2026/1073
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/10/2022
NUMARASI : 2020/301 Esas - 2022/816 Karar
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 07/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 07/05/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/04/2019 tarihinde ... ili ... ilçesi .... Mahallesinde davalının yapmış olduğu yol yapım çalışmaları sırasında yaptıkları kazı esnasında müvekkili Şirkete ait yeraltı fiber optik kablo ve yeraltı ek odalarına davalı çalışanları tarafından zarar verildiğini, olay hakkında kolluk güçlerine haber verilmiş ve ... Şti. yetkilisi hakkında Menderes 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/499 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını,zararın onarımı ... iş ortaklığı firmasına yaptırılmış olup, bu giderimin maliyeti 16.035,08 TL olduğunu, davalıların eylemleri sonucunda oluşan şirket zararı karşılanmadığından zarar bedeli tutarı olan 16.035,08 TL'nin olay tarihi olan 16/04/2019 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın müvekkil şirket yönünden husumet yokluğundan reddi gerektiğini, dava konusu bölgede yapılan işin yüklenici ... Şti.'ne ihale edildiğini,
yüklenici .... Şti. yüklendiği işi tek başına kendi işçileri ile yaptığını, bu işte müvekkili şirketin işçilerinin çalışmadığını, davacı yanın kepçe ile yapılan kazı çalışması sırasında zarar gördüğünü iddia ettiği kabloların davacı tarafça ilim ve fen kurallarına uygun şekilde yerleştirilip yerleştirilmediği hususunun da irdelenmesi gerektiğini, olayın yaşanmasından sonra "Kamu Malına Zarar Verme" suçundan yüklenici firma çalışanı ....hakkında kamu davası açılmış olup, Menderes 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2019/499 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sonucunda sanığın beraatine karar verildiğini,anılı olayın davacı tarafından yapılan mevcut imalatın mevzuata uygun olmamasından kaynaklı olarak oluşması nedeniyle sorumluluğun müvekkili şirkete yüklenmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın hatalı imalatlarından kaynaklı ağır kusuru nedeniyle olaydaki illiyet bağının kesildiğini ifade ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı.... vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ....İli .... ilçesi ve .... İlçesini birbirine bağlayan .... hattı üzerindeki yolların asfaltlama işini, ...AŞ' nin yapmış olduğu ihaleden aldığını, alınan iş ile ilgili.... AŞ ile sözleşme imzaladığını, aynı bölgede davacı .... şirketi tarafından da çalışma yapıldığını, müvekkili şirketin, zararın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, olaydan sonra, kamu malına zarar verme iddiası ile müvekkili şirket çalışanları ile ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu, Müvekkil şirket çalışanı .... aleyhine Menderes 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/499 Esas - 2020/154 Karar sayılı dosyasında açılan davada müvekkili şirket çalışanının beraatına karar verildiğini, müvekkili şirketin kusurunun olmadığı bu sebeple de zarardan sorumlu tutulmayacağını, müvekkilinin ...tarafından verilen izin ve kendisine işi veren.... AŞ'nin ihale şartnamesine uygun olarak imalata başladığını, müvekkiline işi veren ... AŞ tarafından, eski asfaltın kazınması bu kazıma işleminin en fazla 20 cm olabileceği söylendiğini ve bu konuda müvekkili şirkete yazılı talimat verildiğini, inelecek derinliğin 20 cm olarak belirlenmesine rağmen daha o derinliğe gelinmeden davacı tarafa ait borular yüzeye çıktığını, .... Firması tarafından döşenecek borular yol kodunun 50 cm altında döşenmesi, kablo döşenmesinden sonra ise kazılan kısım üzerine beton dökülmesinin zorunlu olduğunu, müvekkili şirketin 20 güne yakın çalışmalarını durdurmak zorunda kaldığını, işçileri çalışamadığını, işin geç teslim edilmesi sebebiyle fiyat farkı bedelini eksik aldığını, ekstra maliyet meydana geldiğini, bu konuya ilişkin zararlarının
karşılanmasını talep ettiklerini, davacının kablolarında oluşan zarardan müvekkili şirketin sorumlu
olduğunu kabul etmemekle birlikte, davacının kablolarında oluşan zararın giderilmesi için
müvekkili şirketin iş makinesi ve çalışan desteği ile oluşan zararın giderilmesini sağlandığını, oluşan zarardan müvekkili şirketin sorumlu olduğunun kabul edilmesi halinde müvekkilinin zararın giderilmesi için verdiği iş makinesi desteği ve işçi desteği miktarının tespit edilerek,müvekkili aleyhine verilebilecek tazminat miktarından mahsup edilmesini ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER :
Hizmet Alım Sözleşmesi, fatura, hasar tespit ve arıza bildirimi, keşif, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; asıl dava yönünden; davalı... Şti.'nin asfaltlama çalışması sırasında davacı ....'a ait altyapıya zarar verdiği ve hasarın 263 metre uzunluğunda olduğu, bilirkişi raporuna göre zarar bedelinin 7.789,73 TL olup davacının talebinin bir kısmının olay yeri dışına ait olduğu, davalıların gerekli izinleri almadığı, altyapı araştırması yapmadığı ve gerekli önlemleri almadan çalıştığı, bu nedenle tam kusurlu oldukları, davacının altyapısının standart derinlikte olmamasının müterafik kusur olmadığı, .... AŞ'nin işi ihale ile devretmiş olmasının sorumluluğunu kaldırmadığı, diğer davalı ile birlikte müteselsil sorumlu olduğu, davacının hasarının üçüncü kişiye yaptırması nedeniyle yaptığı tüm masrafları talep edebileceği, zarar haksız fiilden doğduğu için davalıların olay tarihinden itibaren temerrüde düştüğü, tarafların sıfatına göre dava konusu uyuşmazlıkta talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, karşı dava yönünden; karşı davacı, davacı karşı davalıya ait altyapı tesislerinin zarar görmesi neticesinde kendisinin asfaltlama işinin 20 güne yakın durdurulduğu, işçilerin çalışamadığı, işin geç teslim edilmesi sebebiyle asıl dosya davalısı.... AŞ'den fiyat farkı bedelinin eksik alındığı, ekstra maliyet (işçilerin ücret ve diğer ödemeleri ile makinelerin kira bedeli, tankerle sulama yapılması v.s) oluştuğu ve maddi zarara uğradığı iddiası ile tazminat talep etmiş ise de, davalı karşı davacı ile asıl dosya davalısı.... AŞ arasında ....ili, ....1 (...) Bölgesi muhtelif yollarda asfalt kaplama yapılması işine ilişkin ihale sözleşmesi bulunduğu, karşı davacının 16/04/2019 tarihinde... İli ... İlçesi, ... Mahallesinde asfaltlama işini gerçekleştirdiği sırada asıl dosya davacısı karşı davalının altyapı tesislerinin zarar gördüğü ve davalı karşı davacı tarafından bu mahalde çalışmaya ara verilmiş ise de, basiretli davranmakla yükümlü olan tacir vasfındaki karşı davacının ihale sözleşmesi kapsamında başka bir mahalde ihale konusu işi yürütmesine engel bulunmadığı gibi talep edilen zararın doğrudan zarar olmadığı, dolaylı zarar olduğu, dolaylı zararların haksız fiil hükümlerince talep edilemeyeceği gerekçesi ile, asıl davanın kısmen kabulü ile 7.789,73 TL'nin 16/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı karşı davalıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı karşı davacı .... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın eksik inceleme ve hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak verildiğini, müvekkilinin ihale şartnamesi ve verilen talimatlara uygun hareket etmiş olduğunu, zararın oluşumunda kusuru bulunmadığını, davacı tarafından altyapının standartlara aykırı döşenmesinin asıl zarara sebebiyet verdiğini, müvekkilinin işe başlamadan önce gerekli koordinasyonu sağladığını, gözlemci talep edilmediğini ve sondaj yapılmadığı yönündeki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, bilirkişi raporu bilimsel ve teknik gerçeklere aykırı, hukuki değerlendirme içerir nitelikte olduğundan hükme esas alınamayacağını, müvekkilinin işin durması nedeniyle uğradığı zararlar dikkate alınmayarak karşı davanın reddine karar verilmesinin eksik incelemeye dayandığını, talep edilen zararların dolaylı zarar sayılmasının yerinde olmadığını belirterek, İlk Derce Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davacı karşı davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının eksik ve hatalı değerlendirme ile davanın bir kısmının reddi yönünden hukuka aykırı olduğunu, dosyadaki fatura ve belgelerle sabit olduğu üzere hasar bedeli 16.035,08 TL olup, daha düşük miktar üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, fotoğraflardan da görüleceği üzere altyapı ek odaları açık ve görünür olmasına rağmen gerekli özenin gösterilmediğini, davalıların ... üyesi ve deneyimli olması nedeniyle gerekli dikkat ve koordinasyonu sağlamamalarının kusur teşkil ettiğini, gözlemci talep edilmemesi ve yeterli önlem alınmaması nedeniyle zararın meydana gelmesinin kaçınılmaz olmadığını ve sorumluluğun davalılara ait olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının reddedilen kısmının kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... (.... AŞ) vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu bölgede işi bulunmadığını, yüklenici firmanın bağımsız çalıştığı gözetilmeden husumet yönünden hatalı karar verildiğini, ihale ve sözleşme hükümlerine göre altyapı zararlarından tam sorumluluğun yüklenici firmaya ait olduğunu, davacının kabloları standart dışı derinlikte ve korumasız döşemesinin zararın oluşmasında asli ve ağır kusur olduğunu, ceza dosyasında da zarar kastı bulunmadığı ve yüklenicinin beraat ettiği sabitken illiyet bağının kesildiğini, yapılan çalışma 20 cm kazı ile sınırlı olup kabloların yüzeye yakın olması nedeniyle zararın davacının kusurundan kaynaklandığını, bilirkişi raporu davacının kusurunu ortaya koymasına rağmen mahkemece tüm sorumluluk davalıya yüklenerek çelişkili karar verildiğini, davacının müterafik kusuru dikkate alınmadan karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, asıl davada davalı.... AŞ adına diğer davalı şirket tarafından asfaltlama çalışmaları sırasında yapılan kazıdan kaynaklı yer altı kablolarına verilen zararın tazmini, karşı davada asfaltlama çalışmalarının aksamasından kaynaklanan maddi tazminat isteğine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle karşı davanın reddine, asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357. Maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Ayrıca, kusursuz sorumluluk türlerinden olan 6098 Sayılı TBK'nun 69. maddesi gereğince bir binanın veya yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden dolayı oluşan zararı gidermekle yükümlüdür.
Yargıtay kararlarında, öğretide bina ve yapı malikinin sorumluluğunun objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" "olağan sebep sorumluluğu" olarak isimlendirilen bir kusursuz sorumluluk halidir. Zarar ile özen eksikliği arasında uygun nedensellik bağının sorumluluk için yeterli olup özel hukuk sorumluluğu bakımından her zaman kusur unsurlarının bulunması zorunlu değildir. Bu gibi durumlarda kusur aranmayacaktır. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.
Başka bir anlatımla, bir bina ve yapı tesis ve benzerlerinin zarara neden olması durumunda yapı malikinin sorumlu tutulabilmesi için zararın bina ve yapının yapımı veya bakımındaki özen eksikliğinden doğmuş olması, zarar ile yapımı veya bakım eksikliği arasında uygun bir nedensellik bağı bulunması gereklidir. Genel bir tanımla toprağın altında yada üstünde sürekli ya da geçici, doğrudan veya dolaylı olarak toprağa bağlı olan, kurulmuş, dikilmiş, takılmış, döşenmiş, eklenmiş tüm nesnelere yapı eseri denilir.
Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığının çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, gene çoğu zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır.
Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıran, bir başka deyişle, zarar ile yapımdaki bozukluk ve özen eksikliği arasında uygun “nedensellik bağı”nı kesen nedenler ise mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru ve üçüncü kişinin kusuru olarak belirlenmiştir.
Yine, 6098 Sayılı TBK'nun 66 maddesine göre; adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Buna göre; adam çalıştıranın sorumlu tutulabilmesi için; zararın çalışanın hukuka aykırı eyleminden doğması ve zarar ile çalışanın eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Adam çalıştıranın sorumluluktan kurtulabilmesi için, gerekli özeni göstermiş olması halinde de zararın gerçekleşeceğini ispat etmesi gerekecektir.
Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğudur. Burada yasa ile adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklenmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Bu halde yukarıda sözü edilen objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmektedir.
6098 Sayılı TBK'nın 61. Maddesi uyarınca; birden çok kişi birlikte bir zarara neden oldukları veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacaktır. Davalılar arasındaki sözleşmenin sorumluluğa ilişkin hükümleri sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişiler bakımından geçerli olmayacağından aynı yasanın teselsül hükümlerini düzenleyen 163. Maddesi uyarınca ise; alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir.
Keza, davalı .... AŞ'nin üstlendiği işi davalı ....Şti'ne ihale ile devretmesi, işin yapımı sırasında üçüncü kişilere verilen zarardan davalının sorumlu olmayacağı sonucunu doğurmaz. Bilakis davalı iş sahibi olarak, ihale ile işi üstlenen şirket ile birlikte zarardan TBK un 61 inci maddesi uyarınca müteselsilen sorumlu olacağından, davalı ....AŞ vekilinin sorumlulukları bulunmadığına ve husumete değinen tüm istinaf nedenleri hukuka uygun bulunmamıştır. Nitekim, bu şirket ile davalı arasındaki sözleşme hükümleri iç ilişkide rücu kapsamında önem ifade ettiğinden davacı bakımından sonuca etkili değildir.
Somut olayda, 16/04/2019 tarihinde .... ili ....ilçesi ... Mahallesinde davalı ... AŞ adına ihale ile işi alan diğer davalı şirket tarafından yapılan asfaltlama çalışmalarında eski asfaltın kazınması sırasında davacı şirkete ait ... kablolarının zarar gördüğü, davacı şirketin fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 16.035,08 TL maddi tazminatın 16/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalılardan tahsilini talep ettiği, karşı davada ise davalı (karşı davacı) .... Şti. davacı şirketin hatalı imalatından dolayı asfaltlama çalışmalarının 20 gün kadar durması ve geç teslim edilmesinden dolayı sözleşme gereği fiyat farkını eksik aldığını, ek giderler yaptığını, iş makinelerinin çalışmadığını, ek maliyetlerinin olduğunu, bu maddi kayıplarının tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari faizi ile tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.
Dava konusu olaya ilişkin Menderes Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/1827 Soruşturma sayılı dosyasından davacı ....yetkilileri yönünden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin karar verildiği, itiraz üzerine itirazın reddi kararı ile kesinleştiği, ayrıca Menderes 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/02/2020 tarihli, 2019/499 Esas - 2020/154 Karar sayılı ilamı ile davalı .... Şirketi çalışanı....'ın kasıtlı hareket ettiğine dair delil bulunmadığından kamu malına zarar verme suçundan beraatine karar verildiği, kararın istinaftan da geçerek 19/12/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ayrıca, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi gereğince maddi tazminatın kapsamı gerçek zarar ile sınırlıdır. Mal varlığına yönelik haksız eylemlerde gerçek zarar, mal varlığının haksız eylemden önceki durumuna gelmesi, bir başka anlatımla haksız eylem meydana gelmemiş olsa idi ne durumda olacak ise o duruma getirilmesi için gerekli olan tutardır. Bu durumda, mal varlığında meydana gelen fiili eksilmenin yanında haksız eylem meydana gelmese idi mal varlığın olacağı durumdur.
Bu kapsamda, İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan keşif ve tespitler ile keşif sonucu düzenlenen 09/03/2022 tarihli bilirkişiler kurulu kök rapor ve 01/08/2022 tarihli ek raporlarına göre;... tarafından tesis edilmiş kablo kanalının yeterli derinliğe sahip olmadığı ve uyarı şeridi çekilmeden döşendiği, davalı... Şirketi tarafından ...dan gözlemci talep edilmeden çalışma hattı boyunca mevcut yeraltı tesislerinin durumunu tahkik etmek için sondaj kazısı yapılmadan çalışmaya başlandığı, davacı şirket tarafından düzenlenen hasarat raporunda talep edilen bedelin içerisinde verilen hasar ile ilgisi olmayan imalat bedellerinin de ilave edildiği, yapmış oldukları keşif ve tespitlere göre zararın giderilmesi için malzeme ve işçilik giderlerinin 7.789,73 TL olacağının rapor edildiği, bu durumda davalılar yapı maliki ve adam çalıştıran sorumluluğu kapsamında meydana gelen zarardan kusursuz sorumlu olduklarından davalı tarafın asıl davada sorumluluğa değinen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Karşı dava yönünden ise; ihale ile çalışma yapan davalı şirketin dava dilekçesi ile talep etmiş olduğu hususların bilirkişiler kurulu raporunda da belirtildiği gibi sözleşme ile işi alan davalı şirketin 22/10/2018 tarihinde yer teslimi yapılarak işe başlanacağı ve işin süresinin yer tesliminden sonra 300 gün olduğunun belirtildiği,....hattına hasarın 16/04/2019 tarihinde verildiği, bu tarih itibariyle sözleşmeye göre işin süresinin %59'unun kullanılmış olduğu, hasar nedeniyle 20 gün beklenmesinin gerekmediği, bu sebeple mali kayba uğradığı şeklindeki beyanın teknik karşılığının bulunmadığı, davalı şirketin ihale sözleşmesi kapsamında başka bir mahalde ihale konusu işi yürütmekte engel bulunmadığı, talep edilen bir kısım zararların dolaylı zarar niteliğinde olduğu, doğrudan davacının fiiline bağlı bir zarar olduğunun ispatlanamadığından İlk Derece Mahkemesinin karşı davanın reddine karar vermesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından karşı davaya yönelik davalı (karşı davacı) .... Şti. vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ayrıca; asıl dava yönünden İlk Derece Mahkemesinin yapılan keşif ve tespitler ile keşif sonucu düzenlenen bilirkişiler kurulu raporu ile haksız eylem tarihi itibariyle davacının 7.789,73 TL gerçek zararı olduğu belirlendiğinden, bu rapor esas alınarak karar verilmesinde usule aykırılık görülmediğinden, taraf vekillerinin bu hususa değinen istinaf istemleri de dosya içeriğine uygun bulunmamıştır.
Ancak, davacı zararının meydana gelmesinde kendisi tarafından tesis edilmiş kablo kanalının yeterli derinliğe sahip olmaması ve uyarı şeridi çekilmeden döşenmesinin etkisinin olduğu, bu teknik eksikliğin zararın gerçekleşmesini kolaylaştırması nedeni ile 6098 Sayılı TBK'nun 51/1.fıkra gereğince takdiren %20 oranında tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği halde; İlk Derece Mahkemesince müterafik kusur indirimi yapılmadan bilirkişi raporu ile belirlenen miktarın tamamına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bu yöne ilişkin davalı .... AŞ vekili ile davalı.... Şti. vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin tüm, davalı .... AŞ vekili ile davalı (karşı davacı) ....Şti. vekilinin asıl davadaki müterafik kusura ilişkin istinaf sebepleri dışındaki tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, davalı .... AŞ vekili ile davalı (karşı davacı).... Şti. vekilinin asıl davadaki müterafik kusura ilişkin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek suretiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 6.231,78 TL maddi tazminatın 16/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı (karşı davalı)ya verilmesine, davacı (karşı davalı)nın fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, karşı davanın reddine; şeklinde karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin tüm, davalı ....AŞ vekili ile davalı (karşı davacı) .... Şti. vekilinin asıl davadaki müterafik kusura ilişkin istinaf sebepleri dışındaki tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı .... AŞ vekili ile davalı (karşı davacı).... Şti. vekilinin asıl davadaki müterafik kusura ilişkin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince KABULÜNE,
3-İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/301 Esas - 2022/816 Karar sayılı, 12/10/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
4-Düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle;
a-Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile 6.231,78 TL maddi tazminatın 16/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı (karşı davalı)ya verilmesine, davacı (karşı davalı) nın fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine,
b-Alınması gerekli 425,69 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 273,84 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 151,85 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, mahsubuna karar verilen 273,84 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
c-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 419,90 TL keşif harcı, 600,00 TL keşif araç ücreti, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 91,90 TL müzekkere-tebligat giderinden oluşan toplam 2.666,20 TL yargılama giderinden davanın kabul oranı olan %39'a göre hesaplanan 1.039,82 TL kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacının üzerinde bırakılmasına,
ç-Davalı .... AŞ tarafından yapılan 45,50 TL müzekkere-tebligat giderine ilişkin yargılama giderinden davanın ret oranı olan %61'e göre hesaplanan 27,75 TL kısmının davacıdan alınarak davalı ....AŞ'ye verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı.... AŞ'nin üzerinde bırakılmasına,
d-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-2. fıkrası uyarınca 6.231,78 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
e-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 3/2 ve 13/1.4 fıkrası uyarınca reddolunan miktar üzerinden belirlenen 6.231,78 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
f-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
g-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun 2020/2891 sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan toplam 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 829,60 TL'sinin davacıdan, 530,40 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
B)KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;
a-Davanın REDDİNE,
b-Alınması gerekli 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 170,78 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 561,22 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde karşı davacıya iadesine,
c-Karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
ç-Davalı .... AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4 maddesine göre hesap ve takdir edilen 9.200,00 TL vekalet ücretinin karşı davacıdan tahsili ile davalı ... AŞ'ye ödenmesine,
d-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
e-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun 2020/3254 Sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan toplam 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca karşı davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
5-Davalı ...AŞ tarafından asıl dava için yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, peşin yatırılan 133,02 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,
6-Davalı (karşı davacı) .... Şti. tarafından asıl dava için yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, peşin yatırılan 135,00 TL karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine; karşı dava için yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 732,00 TL'den mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin davalı (karşı davacı) ... Şti.'den alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Davacı .... AŞ tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 732,00 TL'den mahsubuyla bakiye 651,30 TL'nin davacı .... AŞ'den alınarak Hazineye gelir kaydına,
8-Davalı .... AŞ tarafından yapılan 90,00 TL istinaf yargılama giderinden ret oranı olan %61'e göre hesapalanan 54,90 TL'sinin davacı .... AŞ'den alınarak davalı ....AŞ'ye verilmesine, bakiye yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
9-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 07/05/2026 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca karşı dava yönünden kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık, asıl dava yönünden 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.