(5271 S. K. m. 230, 231, 280, 289) (5237 S. K. m. 31, 49, 50, 51, 52, 61, 62, 142, 168) (5395 S. K. m. 23)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-CMK'nun 230.maddesinde hükmün gerekçesinde nelerin gösterilmesi gerekeceği açıklanmış, buna göre ''... delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve red edilen delillerin belirtilmesi... ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi...'' hükümde yer alması gereken hususlar olarak belirtilmiştir.
İzmir 2. Çocuk Mahkemesi gerekçeli kararında; birleşen 4 dosyanın iddianamelerine yer vermiş, müşteki beyanları, SSÇ'lerin savunmaları ve tanık ifadesini alıntıladıktan sonra isnat olunan eylemlerin sübut bulduğunu ''...Mahkememizce yapılan yargılama ve hukuka uygun olarak toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; mahkumiyet kararı verilen olayların iddianamelerde anlatıldığı ve yukarıya aktarıldığı şekilde meydana geldiği ve fiillerin TCK.nın 142/1-e maddesinde tarif edilen suçu oluşturduğu hukuki ve vicdani kanaatine varılmıştır.
15-18 yaş gurubunda olan SSÇ Yaşar Karademir'in sosyal durumu hakkında dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden Mahkememizce yeterli kanaate ulaşıldığından ve yasa tarafından zorunlu kılınmadığından, ayrıca hakkında Mahkememizce herhangi bir tedbir uygulanması düşünülmediğinden takdiren sosyal inceleme raporu aldırılmamış, adli sicil ve UYAP kayıtları incelenmiş, yeni tarihli adli sicil sabıka kaydı ve başkaca suç kayıtlarının bulunduğu anlaşılmıştır.
SSÇ K. K.'in sosyal inceleme raporu ve işlemiş olduğu suçun anlam ve sonuçlarını kavrayacak derecede cezai ehliyetinin varolduğuna dair rapor ile adli sicil ve UYAP kayıtları incelenmiş, çok sayıda sabıka ve suç kayıtlarının bulunduğu anlaşılmıştır.
TCK.nın 61/1-a maddesine göre suçun işleniş biçimi ve 61/1-e maddesine göre meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak eylemlere uyan sevk maddesindeki cezalar takdiren alt sınırdan olmak üzere bireyselleştirilmiş ve belirlenmiştir.
SSÇ Y. K.'in suç tarihinde 15 yaşını doldurmuş olup 18 yaşını doldurmamış olması nedeniyle TCK.nın 31/3. maddesi uyarınca cezasında 1/3 oranında, SSÇ K. K.'in suç tarihinde 12 yaşını doldurmuş olup 15 yaşını doldurmamış olması nedeniyle TCK.nın 31/2. maddesi uyarınca cezasında yarı oranında indirim yapılmıştır.
SSÇ motoru bulunacak şekilde terk ederek müştekiye iadesini sağlamak suretiyle etkin pişmanlık gösterdiklerinden TCK.nın 168/1. maddesi gereğince takdiren 2/3 oranında indirimler yapılmıştır.
SSÇ.lerin olaydan sonraki davranışları, duruşmalardan kaçmaları ve cezanın gelecekleri üzerindeki olası etkileri nedeniyle TCK.nın 62. maddesi takdiren uygulanmamıştır.
Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan SSÇ.lere bazı hırsızlık suçu yönünden verilen sonuç hapis cezaları 1 yıldan az süreli olduğu için TCK.nın 49/2. maddesine göre kısa süreli hapis cezalarıdır. Suç tarihi itibariyle daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş oldukları adli sicil kayıtlarından anlaşılmıştır. Bu nedenle sonuç hapis cezaları TCK.nın 50/3. maddesi uyarınca seçenek yaptırıma çevrilmek zorunda kalınmıştır. Çocukların kişiliği, sosyal durumu ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak seçenek yaptırımlardan takdiren adli para cezasına çevirme tercih edilmiştir. Çocukların ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı olarak 20 TL. belirlenmiş ve TCK.nın 52/4. maddesi uyarınca adli para cezalarının miktarına göre takdiren aşağıda belirtilen taksitlerle ödenmesi uygun görülmüştür.
TCK.nın 51/1. maddesine göre erteleme ancak hapis cezası için mümkün olduğundan SSÇ.lere verilen adli para cezaları hakkında TCK.nın 51. maddesi yasal olanaksızlık nedeniyle uygulanmamış ve cezalar ertelenmemiştir.
SSÇ K. K.'e birleşen 2015/852 Esas sayılı dosyada verilen sonuç hapis cezası kısa süreli olmadığından TCK.nın 50. maddesi yasal olanaksızlık nedeniyle uygulanmamıştır.
Haklarındaki suç ve davaları gösterir UYAP kayıtları dikkate alındığında bir daha suç işlemekten çekineceklerine dair Mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından CMK.nın 231. ve Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK)nın 23. maddeleri de takdiren uygulanmamıştır...'' gerekçesiyle açıklamıştır.
Gerekçe incelendiğinde; CMK'nun 230.maddesinde gösterildiği şekilde delillerin tartışılmadığı, değerlendirilmediği, hükme esas alınan ve red edilen delillerin belirtilmediği, mahkumiyet kararı verilen olayların iddianamede anlatıldığı ve yukarıya aktarıldığı şekilde meydana geldiği şeklinde genel ve soyut bir anlatımın tercih edildiği görülmektedir.
Açıklanan nedenle mahkeme gerekçesinin CMK'nun 230.maddesinde yazılı içeriği taşımaması nedeniyle hükmün gerekçeyi ihtiva ettiği söylenemeyecek olup, bu hususun CMK'nun 289/1-g.maddesinde yazılı mutlak hukuka aykırılık hallerinden olan hükmün gerekçeyi içermemesi vasfını taşıdığı sonucuna varılmıştır.
2-Birleştirilen 2016/73 Esas sayılı dosya ile ana dosya olan 2015/921 Esas sayılı dosyalarda görüntü CD'lerinin bulunduğu, ancak bu görüntü CD'lerinin duruşmada mahkemece izlenmediği, duruşmada hazır bulunan SSÇ'lere ve müdafiilerine bu kanıtlarla ilgili olarak savunmalarının sorulmadığı anlaşılmaktadır. Bu husus da CMK'nun 289/1-h.maddesinde yazılı mutlak hukuka aykırılık hallerinden olan mahkeme hükmü ile savunma hakkının sınırlandırılması niteliğinde görülmüştür.
Kabule göre de;
3-Ana dosya için mevcut olduğu soruşturma evrakında belirtilen iki adet CD'nin birisinin boş olduğu, diğerinde ise görüntülerin oldukça kötü durumda bulunduğunun anlaşılması nedeniyle mevcut görüntüdeki şahısların SSÇ'ler olduğu yönünde görüş belirttiği 23.08.2015 tarihli tutanak başlıklı belgeden anlaşılan polis memuru T. Ö.'in duruşmada tanık sıfatıyla dinlenilmemesi,
4-Görüntü CD'lerinin incelenmesi neticesinde, şahısların kimliklerinin tespitinin mümkün olmaması halinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaması,
5-Ana dosyada SSÇ K. hakkında TCK'nun 31/2.maddesi kapsamında düzenlenen adli raporda suç tarihinin 25.04.2015 olarak gösterildiği dikkate alındığında, dava dosyası ile ilgisi olmadığından suç tarihine ve atılı suça uygun adli rapor aldırılmaması,
6-Birleştirilen 2016/32 Esas sayılı dava dosyası ile ilgili olarak her ne kadar lehe uygulama yapılmış ise de, TCK'nun 142/1-e.maddesinden SSÇ'ye ek savunma hakkı tanınmamış olması,
7-Birleştirilen 2016/32 Esas sayılı dava dosyasında müşteki A. A.'ın soruşturma aşamasındaki ifadesinde, çalınan motosikletinin evinin bahçesinde kilitli olarak bulunduğu sırada çalındığını söylemesine göre motosikletin bulunduğu yerin binanın müştemilatı olması halinde yüklenen eylemin TCK'nun 142/2-h.maddesinde yazılı suçu oluşturup oluşturmayacağının tartışılmaması,
8-Aleyhe yasa yoluna başvurulmadığı görülmekte ise de; birleşen 2016/73 Esas sayılı dava dosyasında müştekinin motosikletini kendisinin bulması, birleşen 2016/32 Esas sayılı dava dosyasında çalınan motosikletin görevli polis memurlarının tesadüfen yol kenarında bulması ve ana dosya olan 2015/921 Esas sayılı dosyada suça konu motosikletin terk edilmiş halde bulunmasına karşın TCK'nun 168.maddesinin SSÇ'ler lehine hangi gerekçeyle uygulandığının hükümde tartışılmamış olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde belirtilen hususların hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılması ve hükmün gerekçeyi içermemesi niteliğinde olduğu, bu nedenlerle istinaf başvurusunda bulunan SSÇ müdafiilerinin istinaf nedenleri ile CMK'nın 289/1-g-h, 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 31.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)