(5237 S. K. m. 53, 142) (5271 S. K. m. 230, 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Yargılamanın sonlandırıldığı, 29/12/2016 tarihli celse için SSÇ müdafi Av. N. P. Ö.'ın mazeret dilekçesi vermesi üzerine mazeretin mahkemece gerekçe gösterilmeden reddedilip SSÇ müdafiinin yokluğunda karar verilmesi, CMK'nun 289/1-h bendinde yazılı savunma hakkının sınırlandırılması niteliğindedir.
2-Suça sürüklenen çocuğun sorgusunun yapıldığı 28/04/2016 tarihli celsede SSÇ'ye birleştirilen dosyanın mı, yoksa ana dosyanın mı iddianamesinin okunduğunun yazılmadığı gibi, birleştirme kararı ve birleştirilen dosyadan da bahsedilmeksizin savunmasının tespiti CMK'nun 289/1-h maddesinde yazılı savunma hakkının mahkeme hükmü ile sınırlandırılması mahiyetinde görülmüştür.
3-Mahkeme gerekçeli kararı incelendiğinde sırası ile Sanık S. T.'ın, Sanık M. Ş.'in ve SSÇ Ö. Ö.'ın eylemlerinin hangi nedenlerle sübuta erdiğinin açıklanmasına karşın, sanık T. yönünden bu yönde bir açıklamaya yer verilmemiş olması CMK'nun 289/1-g maddesinde yazılı hükmün gerekçeyi içermemesi vasfındadır.
4-CMK'nun 230. Maddesinde "iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler, verilerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi,... ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi..." hususlarının gerekçeli kararda belirtilmesinin gerektiği açıklanmaktadır. CMK'nun 230. Maddesine aykırı düzenlenen gerekçeli karar, CMK'nun 289/1-g maddesine konu teşkil edecektir.
Bu açıklama ışığında gerekçeli karar incelendiğinde, isnad olunan eylemlerin hangi nedenle sübut bulduğunun açıklanmasına karşın, nitelendirilmesinin yapılmadığı yani eylemin kanunun hangi maddesine aykırılık teşkil ettiği yönünde izahate yer verilmediği, bu nedenle de gerekçeli kararın CMK'nun 230. Maddesine aykırı düzenlenmiş olduğu sonucuna varılmıştır.
Kabule göre de;
5-Dosyadaki bir kısım belgelere göre isnad olunan hırsızlık suçunun mülkiyeti Ezine Mal Müdürlüğü ve Milli Emlak Dairesine devredilen eski askeri birlik binasından gerçekleştirildiğinin, bu nedenle de suçtan zarar görme ihtimalinin bulunduğunun anlaşılmasına göre, iddianameler, gerekçeli kararlar ve istinaf başvuru dilekçelerinin Ezine Mal Müdürlüğüne tebliğ edilmemiş olması,
6-Ezine Cumhuriyet Savcısının istinaf dilekçesinin yukarıdaki bentte belirtildiği şekilde sanık ve SSÇ müdafilerine tebliğ edilmemiş olması,
7-Suçun terk edilen askeri birlikte işlendiğinin iddia olunmasına göre, anılan yerin suç tarihi itibariyle kamu kurum ve kuruluşu niteliğinde olup olmadığı ve suça konu kalorifer peteklerinin kamu hizmetine tahsis edilen eşya vasfını taşımayı sürdürüp sürdürmediği hususlarının araştırılmaması,
8-Suça konu kalorifer peteklerinin söküldüğü yapının bina ya da eklentisi vasfını taşıyıp taşımadığının mahallinde yapılacak keşifle saptanmaması,
9- TCK'nun 142/1-a ve TCK'nun 142/2-h maddeleri gözetilerek TCK'nun 44. Maddesinin uygulama yeri olup olmadığının tartışılmaması,
10- TCK'nun 53. Madde uygulamasında Anayasa Mahkemesi'nin 0/10/2014 tarih ve 2014/140 Esas sayılı kararının dikkate alınmaması,
11-Sanık M. hakkında tekerrüre esas alınan Bayramiç Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/316 esas sayılı ilamının sabıka kaydına göre, kesinleşme tarihinin suç tarihinden sonra 31/03/2015 tarihi olarak belirtilmesi karşısında hangi nedenle tekerrüre esas alındığının belirtilmemesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Yukarıda (1), (2), (3) ve (4) nolu bentlerde belirtilen hususların hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılması ve hükmün gerekçeyi içermemesi niteliğinde oldukları, bu nedenlerle istinaf başvurusunda bulunan sanıklar müdafileri ve Ezine Cumhuriyet Savcısı K. D. istinaf nedenleri ile CMK'nın 289/1-g, h, 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 08.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)