(5237 S. K. m. 109, 148, 149) (5271 S. K. m. 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mağdurlardan K.'in soruşturma aşamasında özetle, SSÇ T.'un mağdur A.'ye yana kay dediğini, A. kaymam deyince T.'un illa ki zorbalık mı çıkaralım dediğini, A.'nin yan koltuğa kaydığını, bir süre araçla dolaştıklarını, sonra SSÇ T. ile sanık A. C.'ın ayrıldıklarını, sanık B.'ın arka koltuktan ön koltuğa geçip aracı çalıştırdığı sırada kaçtığını ifade ettiği, kovuşturma aşamasında ise, SSÇ T.'un mağdur A.'ye yan koltuğa kay dediğini, A.'nin geçmek istemediğini, ısrar edince geçtiğini, bir süre geçtikten sonra kendisinin T.'la beraber araçtan indiğini, diğerlerinin gezintiye devam ettiğini, cebir, tehdit olmadığını, ''yana kay, illa ki zorbalık mı çıkaralım'' şeklindeki önceki beyanının o ifade sırasında alkollü olmasından dolayı sağlıklı olmadığını, doğruyu yansıtmadığını söylediği,
Mağdur M.'ın soruşturma aşamasında özetle, SSÇ T.'un mağdur A.'ye sert bir şekilde ''yana kay'' dediğini, itekleyerek şoför koltuğuna bindiğini, 10 dakika dolaştıktan sonra T. ve yanındaki şahsın ayrıldıklarını, sanık B.'ın şoför koltuğuna geçtiğini, mağdur K.'in kaçtığını, B. ile bir eve gittiklerini, B.'ın aracın anahtarını da alarak yanlarından bir süreliğine ayrıldığını, sonra geri geldiğini, anahtarı alma sebebi olarak ''kaçıp gidersiniz'' şeklinde kendilerine söz söylediğini, B.'ın beraber oldukları sırada araca 10 liralık gaz aldığını, yine dolaştıkları esnada B.'ın bir bakkalın yanında durduğunu, kendilerine ''inin araçtan ızgara alacağız'' dediğini, korktukları için araçtan indiklerini, ızgaraları aldıklarını, nihayetinde polislerle yaptıkları kovalamaca ile yakalandıklarını, toplam 1,5-2 saat içerisinde sanıkların cebir ve tehditlerinin olmadığını, ilk etapta korktuğu için B. araçtan ayrıldığı sıralarda kaçmadığını söylediği, kovuşturma aşamasındaki ifadesinde, zorlamadan bahsetmediği, sanık B.'ın sert biçimde ver len filan dediğini, cebir tehdit olmadığını, argo kelimeler kullanıldığını, argoyu küfür olarak açıkladığını, şunu yaparım, bunu yaparım gibi bir şey denildiğini hatırlamadığını ifade ettiği,
Mağdur A. T.'nın soruşturma aşamasında, SSÇ T.'un şoför koltuğuna gelip oturduğunu, yana geç dediğini, yana geçtikten sonra T.'un biraz sürdüğünü, sonrasında T. ve yanındaki şahsın ayrıldığını, B.'ın şoför mahalline oturduğunu, akabinde mağdur M.'ın beyanına benzer anlatımlarda bulunduğu, kovuşturma aşamasında SSÇ T.'un sert bir şekilde yana geç dediği için korktuğunu, T. binince diğerlerinin de arabaya bindiğini, T. indikten sonra direksiyona sanık B.'ın geçtiğini, eve gitmek istediğini, sanık B.'ın olmaz, kaçarsın dediğini, 1 saat kadar dolaştıklarını söylediği, arkadaşlarından birinin aracın şoförlüğü için yer değiştikleri sırasında kaçtığını ifade ettiği,
Tanık K.'in soruşturma aşamasında özetle, sanıkların hiçbir şey demeden otonun içine bindiklerini, kovuşturma aşamasında sanıkların üçünün de arabaya bindiklerini, ancak bu sırada kendisinin uzaklaştığını, ne şekilde ne söyleyerek bindiklerini bilmediğini ifade ettiği,
SSÇ ve sanıkların ise, yargılamanın tüm aşamalarında suçlamayı kabul etmediklerini, araca zorla binmediklerini, cebir tehditten bahsetmediklerini, araca rıza ile bindiklerini ifade ettikleri görülmektedir.
TCK'nun 148 ve 149.maddelerinde düzenlenen yağma suçunun oluşabilmesi için, bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatını, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması gerekmektedir.
Somut olayda, yaklaşık 2 saat boyunca mağdur M. ve A. T.'nın da araçta oldukları, sanık B.'ın otomobile 10 TL'lik yakıt aldığı da gözetildiğinde, SSÇ ve sanıkların 43 AN 1.. plakalı aracı mağdurların aşamalardaki çelişkili beyanları ve dosyada bulunan sair deliller de dikkate alınarak, hangi şekilde ve nasıl teslim edilmesine veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bıraktıkları, hangi kanıtların diğerlerinden niçin üstün tutulduğu hususunun düzenlenen gerekçeli kararda açıklanmadığı görülmektedir.
TCK'nun 109 ve devamı maddelerinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşabilmesi için de, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak gerekmektedir. TCK'nun 109/2-3-4 ve 5.fıkralarında ise, suçun nitelikli halleri düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklandığı şekilde mağdurların çelişkili anlatımları ile mağdur K.'in SSÇ T. ve sanık A. C. ile araçtan indiği sırada otomobilden ayrılmış olması ve sanık B.'la beraber kalan mağdur M. ve A. T.'nın ise B.'ın zaman zaman araçtan ayrıldığı sıralarda araçta kaldıkları veya birlikte indikleri, ızgara taşıdıkları da dikkate alındığında, TCK'nun 109/2.maddesinde yazılı cebir, tehdit kullanmak suretiyle hürriyeti tahdit suçunun ne şekilde işlendiği, hangi kanıtların diğer kanıtlara üstün tutularak suçun sübutunun vücut bulduğunun açıklanmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen hususların hükmün gerekçeyi içermemesi niteliğinde olduğu, bu nedenle istinaf başvurusunda bulunan SSÇ müdafii ve sanıklar müdafiilerinin istinaf nedenleri ile CMK'nın 289/1-g, 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 06.03.2017 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)