(5271 S. K. m. 223, 230, 280, 289) (5237 S. K. m. 109, 148, 149, 150)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesince sanıklara isnat olunan suçların sübut değerlendirmesi, ''sanık H.’in 04/02/2014 tarihli ifadesinde olaylara bir dahli olmadığını, o sırada kapıda durduğunu ancak katılanlar E. ile Y.’ın dışarı çıktıklarında dövüldüklerinin belli olduğunu ifade ettiği, yine sanık Ulaş’ın duruşmadaki savunmasında sanık E.’ın özel yapma jop ile katılan E.’nin kafasına vurduğunu ifade ettiği ancak soruşturma aşamasındaki ifadesinde olayı hiç bilmediğini beyan ettiği, katılan E.’nin ise beyanında, koğuşa girdiğinde Y.’un kafasının kanadığını ifade ettiği, yine katılan Y.’un da, sanıkların kendisinden sonra katılan E.’yi koğuşa getirdiklerini ve darp ettiklerini ifade ettiği, katılanlarının beyanlarının olayların akışına uygun ve birbiriyle tutarlı olduğu, ayrıca İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 16/12/2014 tarihli raporunda, 16/04/2013 tarihli katılan E. E.’e ait Nöroşirurji uzmanı imzalı muayene bulgularına göre yaralanmanın “basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir” nitelikte olduğunun belirtildiği, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu hususunda Mahkememizde tam bir vicdani kanaat hasıl olmuş ve bu sebeple sanıkların bu yöndeki savunmalarına itibar edilmeyerek ..., Her ne kadar sanıklar U. Ç.ve H. Ö.'in, katılan Y. B.’e yönelik nitelikli yağma suçunu işlediklerinden bahisle kamu davası açılmış ise de; katılan Y.'un beyanı haricinde iddia konusu nitelikli yağma suçunu işlediklerine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve yeterli delil elde edilemediğinden CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine..., Sanıklar M. N. Y. ve E. D.'in, katılan Y. B.'e yönelik nitelikli yağma suçunu işlediklerinden bahisle kamu davası açılmış ise de katılan Y.'un beyanı haricinde iddia konusu nitelikli yağma suçunu işlediklerine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve yeterli delil elde edilemediğinden CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine...., Sanıklar M. N. Y. ve E. D.'in, katılan E. E.'e yönelik üzerlerine atılı bulunan cebir kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçunu diğer sanıklar U. Ç.ve H. Ö. ile birlikte asli iştirak halinde işledikleri kanaatine varıldığından...'' şeklinde yapılmıştır.
Dosyada beyanlarına başvurulan katılan ve sanıkların ifadeleri incelendiğinde ise,
Katılan E., Komutanlığa yazdığı şikayet dilekçesinde özetle; İzinden gelirken 10 tane akineton getirdim, saat 15:30 gibi U.diye biri koğuşa geldi, hap istedi, yok dedim, akşam koğuştan alırlarsa seni karışmam dedi, saat 19:00-21:00 nöbeti sırasında U.garaja geldi. Beni tehdit etti, gelmezsen gece koğuşundan çıkarırız, olacaklardan biz sorumlu değiliz dedi. Ben de bu nedenle koğuşlarına gittim, koğuşta E., G., U.ve bir kaç arkadaşı üstümü aradılar, sopayla kafama vurdular, git bana hapları getir dediler, getireceğim deyip yazıhaneye geldim, A. astsubaya söyledim, dayak yedim, sonra koğuşa gelip yattım,
Askeri Savcılığa verdiği ifadesinde özetle, izin dönüşü U.yanıma geldi, hap istedi, olmadığını söyledim, akşam seni koğuştan alırlarsa karışmam dedi, akşam yanıma geldi, seni E. çağırıyor dedi, yanımda Y. B. de vardı, gitmek istemeyince zorla kolumdan tutup kendi koğuşuna götürdü, Y. da bizimle geldi, orada G. lakaplı H. Ö., E. D. ve M. N. Y. vardı, U.kapıda gözcülük yaptı, E. üzerimi aradı, birşey bulamayınca sopayla kafama vurdu, M. tokat attı, gidip hapları getirmemi istedi, ben koğuşa dönerken E. elindeki sopayı H.'e verdi, H. ile birlikte koğuşa gittik, yolda H. kafama sopa ile vuruyordu. Hapları koğuştan aldım, H. ile birlikte giderek 10 adet hapı E.'a verdim, bu olaydan sonra bana vuran dördüncü kişinin M. olduğunu, birliğine komutanımızla gidip teşhis ettik,
Gelibolu C. Savcılığındaki ifadesinde özetle, 13.04.2013 tarihinde izinden döndüm, izin dönüşü rahatsızlığımdan ötürü iki paket akineton isimli ilaçtan getirmiştim, uyuşturucu hap sattığını duyduğum E. isimli şahsın beni çağırdığını U.söyledi, gelmeyeceğim dedim, ancak U.beni kolumdan tutarak zorla E.'ın koğuşuna götürdü, ayrıca bana E. bekliyor, gelmezsen gece gelip seni koğuşundan çıkarırız, olacaklardan biz sorumlu değiliz, seni her türlü her yerden aldırırım dedi. Ben de korktuğum için gitmek zorunda kaldım, bu arada Y.'un yanında U.da vardı. Y.'u benim yanıma gelmeden önce dövmüşler, hala kafası kanıyordu, Ulaş, Y. ve ben E.'ın koğuşuna gittiğimizde koğuşta M. ve H. de vardı. E.'ın elinde tahta sopa vardı. U.kapıda gözcülük yapıyordu. E., M. ve H. bana vurdular. E. hapları istedi. Hap olmadığını söyledim. Sopa ile E. kafama vurdu. M. tokat attı. E. üzerimi aramaya başladı. Ben yine hapları getireceğimi söyledim. E. elindeki sopayı H.'e verdi. Hapları almak üzere koğuşa giderken H. sopa ile kafama vuruyordu. Koğuştan hapları alıp H.'e verdim. Dışarıda E. ve M., H.'i bekliyorlardı. Hapları aldıktan sonra oradan uzaklaştılar. E., Y.'u döverek bir miktar parasını almış,
İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinde talimatla verdiği ifadesinde özetle, izin dönüşü akineton adlı ilaçtan iki paket getirmiştim, bir arkadaş benden istedi. Sakinleştirici diye bir tane verdim. Daha sonra bu şahıs 2. taburda hap satan E. isimli şahsa söylemiş. Ben nöbetteyken akşam 17:00 sıralarında etraf karanlıkken iki kişi gelerek 2. tabur 2. bölüğe götürdüler. Bana hap sattığımı söylediler. Ben satmadığımı söyledim. Üzerimi aradılar. E. ve yanındaki 2-3 kişi bana vurdu. Bunların isimlerini bildirmiştim. Bana vuranlardan G.'nin elinde sopa vardı. E. bu sopayı aldı bana vurdu. Benimle beraber Y.'u da almışlardı. Onun 100 lirasını almışlar. O hapları bana getir dediler. Daha sonra kendi koğuşuma E.'ın verdiği iki kişiyle gittik. O hapları ona verdim. Daha sonra hastaneye giderek rapor aldım, beni dövmüşlerdi. Önceki ifadelerim olaya yakın alındığı için daha doğrudur. Zaten M. ve yanındakiler uyuşturucu hap satıyorlar. Benim cüzdanımı da almışlardı. Paramı almışlar mıydı, onu hatırlamıyorum,
İstinaf başvuru dilekçesine hitaben yazdığı dilekçesinde özetle, M. başka bir taburun askeri olup kendisini tanımam. Olaydan sonra komutanımızın yardımı ile şahısları fotoğraflarına bakmak suretiyle test etmeye çalıştım. Yüzde yüz budur demedim. Yüzleşirsek netlik kazanacağı kanaatindeyim. Davadaki diğer kişilerden eminim. Olayda E., U., H. vardır. Bunlardan yüzde yüz eminim demiştir.
Katılan Y. B.'in Askeri Savcılıktaki ifadesinde özetle, olay günü E. beni çağırdı, kendi koğuşuna götürdü. Koğuşu boşalttı. E.'de hap olup olmadığını sordu. Bilmiyorum dedim. İnanmadı. Elindeki sopa ile iki üç kez kafama vurdu, tekme attı, üzerimi aradı. Cebimdeki 200TL'yi aldı. Kafam kanıyordu. Sonra E. gidip E.'yi alıp getirdi. Benim yanımda E.'den hap istediler. E. olmadığını söyledi. E. elindeki sopa ile E.'nin kafasına vurdu. E.'ın yanında bulunan, adını bilmediğim üç kişi daha E.'ye tekme attılar. Benim başım dönüyordu. Başımdan kan geldiğinden kanları yıkamam için gönderdiler. Sonra ne yaşandığını bilmiyorum,
İzmir 4.Ağır Ceza Mahkemesinde talimatla verdiği ifadesinde özetle, önceki ifademi tekrar ederim. E. asker olduğum koğuşa geldi. Beni koğuştan iki kişi aldılar, kendi koğuşlarına götürdüler. Boşalttıkları koğuştan E.'de akineton isimli hapın olup olmadığını sordu. Haberim olmadığını söyledim. E. sopa ile kafama bir kaç kez vurdu, tekme attı. Cebimden 200 TL aldı. E.'yi de koğuşa getirdiler. E. E.'yi sorguladı. Yok deyince darp ettiler. Diğer şahıslar da yumrukla vurdular. Bizi koğuşlara götürdüler. Önceki ifademi tekrar ederim. Bana vuran sadece E.'dır. Paramı alan da E.'dır. Diğerleri birşey yapmadı, sadece E.'ye vurdular,
İstinaf başvuru dilekçesine cevaben yazdığı 05.01.2017 tarihli dilekçesinde özetle, M.'i tabur berberi olması nedeniyle tanırım. Olay anında M. orada değildi. Dolayısıyla uzaktan yakından olayla bağlantısı yoktur. Eğer olayın içerisinde veya yakınında olsaydı mani olur veya en azından olay yerinden beni uzaklaştırırdı. M.'ten şikayetçi değilim. Yaşanan olayın M. N. Y.ile ilgisi yoktur,
Sanık E., Ortaca C. Savcılığında verdiği ifadesinde özetle, kimseyi tehdit edip zorla koğuşa götürüp darp etmedim. Kimsenin haplarını ya da eşyalarını zorla almadım. E.'yi tanımam. Elimde sopa olduğu ve sopayı H.'e verdiğim şeklindeki suçlamayı da kabul etmem. Müştekinin bahsettiği olay yaşanmamıştır,
Sanık kovuşturma aşamasında mahkemede verdiği ifadesinde özetle, suçlamayı kabul etmem. İddianamede anlatılan olay yaşanmamıştır. Atılı suçlamalar asılsızdır. Böyle bir olay olsaydı, müştekiler hemen askeri birlikte bulunan komutanlıklara durumu söylemeleri mümkündü. E. ve Y.'u tanımam,
Sanık H., soruşturma aşamasında kollukta verdiği ifadesinde özetle, olayda adı geçen şahısları tanırım. Taburumda olan U.ile bizim bölükte olan E., yanlarında 1.bölükte olan E. ve 2.Mkz. Tabur 3.Bölükte olan Y. ile birlikte yanıma gelip koğuşa girdiler. Herhangi bir zor kullanma yoktu. Peşlerinden bizim bölükte olan M. ile H. D. de geldi. Onlar da içeriye girdi. E. ile Y. Bilgiç kapıda dur, kimseyi sokma, komutan gelirse haber ver dedi. Üst devrelerimdi. Ben de mecburen kapıda bekledim. 5 dakika bekleyip kısa süre sonra dışarıya çıktılar. E. ile Y.'a içeride ne yaptılar, kim darp etti, kim tehdit etti, görmedim, bilmem. Fakat çıkarken şahısları dövdükleri belliydi. Hap falan görmedim. Y. ve E. ile muhatap bile olmadım. Uyuşturucu ile ilgim yok. Beni H. D. ile karıştırıyor olabilir, birbirimize çok benzerdik,
Sanık G.osmanpaşa 7. Asliye Ceza Mahkemesinde talimatla verdiği ifadesinde özetle, üst devreler koğuşa birini getirmişler, bana da kapıda beklememi söylediler. Alt devre olduğumdan kapıda bekledim. Sonra içeriden o şahsı dövdüklerine dair ses geldi. E. bana sopa vermedi. Onunla birlikte hap almaya gittiğimiz iddiası doğru değildir. Olayla alakam yoktur,
Sanık bizzat mahkemede verdiği savunmasında özetle, Ben bu konuda yakalama emrine istinaden G.osmanpaşa Asliye Ceza Mahkemesinde ifade vermiştim, o ifadem doğrudur, o ifademi tekrar ediyorum, o ifademe ekleyecek başka bir husus yoktur,
Sanık U., kollukta verdiği ifadesinde özetle, bana sorduğunuz E., Y. ve M.'i tanımam. Sadece E.'ı tanırım. Ben kimseyi tehdit etmedim. Kimseyi zorlamadım. E.'ın alkol aldığını zaman zaman görürdüm. Uyuşturucu madde kullandığını görmedim. Bildiğim kadarıyla E.'ın sıkıntıları vardır,
Sanık kovuşturma aşamasında SEGBİS ile alınan savunmasında özetle, suçlamayı kabul etmem, E. İzmir'li dir. İzmir'den uyuşturucu hap getiriyordu. Kendisinden uyuşturucu hap istemedim. E. E.'ye hapların yerini söyleyeceksin dedi. Özel yapım jop ile kafasına iki kez vurdu. Sonra E. ile E. anlaştı. Daha sonra E. E. ile irtibatını kesti. Y.'u tanımıyorum. E. ile Uzman Çavuş işbirlikçiymiş. Uzman Çavuş E.'ye hap getirmesi konusunda yardımcı olurmuş, ancak ben gözümle görmedim. Başkalarından duydum. M. ve H. ile muhatap olmadım,
Sanık M. N. kollukta verdiği ifadesinde özetle, E.'yi tanımam. E.'ı tanırım. H. alt devremdir. Y. ve U.'ı da tanımam. Suçlamaları kabul etmem,
Kovuşturma aşamasında mahkemede verdiği ifadesinde özetle, suçlamayı kabul etmem. E. ve Y.'u tanımam. Diğer sanıklarla birlikte atılı suçu işlemedim. Bizden farklı taburda bulunan müştekileri kendi bulundukları yerden gece vakti alıp bizim koğuşumuza getirip isnat olan eylemleri gerçekleştirmemiz fiilen mümkün değildir. Her taburun kendi nöbetçi Subay - Astsubay'ı vardır. Nöbetçi erleri de vardır. Bunların hiçbirine görünmeden burada yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma eylemlerini gerçekleştirmemiz mümkün değildir. Gündüz vakti de gerçekleşmesi mümkün değildir. Mağdurların sıcağı sıcağına ifadeleri alınmamıştır. Beraatimi talep ediyorum, dedikleri görülmektedir.
TCK'nun 148 ve 149.maddelerinde düzenlenen yağma suçunun oluşabilmesi için failin, bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatını, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur etmesi gerekmektedir.
TCK'nun 109.maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun oluşabilmesi için de, failin, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakması gerekmektedir.
TCK'nun 109/2-3-4 ve 5.fıkralarında ise, suçun ağırlaştırıcı halleri düzenlenmiştir.
Katılan E.'nin aşamalardaki beyanları incelendiğinde, kendi komutanlığına hitaben olayın akabinde yazdığı şikayet dilekçesinde, 10 adet akineton isimli haptan bahsettiği, ancak hapları sanıklara verdiği yönünde bir anlatımının bulunmadığı, buna karşılık sonraki ifadelerinde iki kutu akineton isimli ilacı sanıklara vermek zorunda kaldığını belirttiği, istinaf başvuru dilekçesinde ise, bu kez sanıklardan M.'i teşhis etmediğini, yüzde yüz budur diye söyleyemeyeceğini yazdığı görülmekte olup, beyanları arasında açık çelişkiler bulunduğu anlaşılmaktadır.
Katılan Y. ise aşamalardaki anlatımlarından sonra, istinaf başvuru dilekçesine yönelik yazdığı dilekçede, tıpkı diğer katılan E. gibi sanıklardan M.'in orada olmadığını kesin bir dille ifade etmektedir.
Sanık H., katılanların zorlama olmaksızın koğuşa geldiklerini, fakat koğuşta dayak yediklerini, hapla ilgili bilgisi olmadığını ifade ettiği anlaşılmaktadır.
Sanık U., soruşturma aşamasında, olayla ilgili bilgisi olmadığını ifade etmesine karşın, kovuşturma aşamasında sanık E.'ın hapların yerini söylemesi için darp ettiğini söylediği, katılan Y.'u ise tanımadığını beyan ettiği,
Sanıklar E. ve M.'in ise her aşamada suçlamaları kabul etmedikleri anlaşılmaktadır.
Beyanlar dışında dosyada iki adet daha kanıt bulunduğu görülmektedir. Bunlar şu şekildedir;
Dosya arasında mevcut katılan E. ile bölük komutanı S. F. tarafından düzenlenen yazıda; ''17.06.2013 tarihinde bölük komutanımızın emriyle Uzman Çavuş İ.K. nezaretinde Tank Mknz.'ye gidip P.Er. U.Ç.'in künye defterinden ispat ederek ve oradan 2.Tabur 1.Bölük yazıhanesine giderek P.Er. E. D., P.Er H. Ö., P.Er M. N. Y. 'ı künye defterinden tespit ederek ve kimlik bilgilerini alarak komutanımızla birlikte yazıhaneye bıraktık, arz ederim'' şeklinde teşhis belgesi bulunduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu belgenin usulüne uygun şekilde yapılmış bir teşhis işlemi olmadığı değerlendirilmiştir.
Katılan E. hakkında Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 16.12.2014 tarihli adli raporda, katılanın Gelibolu Devlet Hastanesince düzenlenmiş 16.04.2013 tarihli barkodlu Nöroşirurji Uzmanı imzalı not dikkate alınarak yaralanmasının hayati tehlikeye neden olmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek mahiyette olduğu şeklinde rapor düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Olaydan hemen sonra arama yapılıp suça konu ilaçların bulunmamış olduğu da görülmektedir.
Ayrıca olayla ilgili bir tanığa da ulaşılamadığı, Hakkı Demir isimli askerin beyanının saptanamadığı anlaşılmıştır.
Suç saati konusunda da beyanlar arasında çelişki bulunmakta olup, mahkemenin gerekçeli kararında bu hususu ''kesin olarak tespit edilememiştir'' ibaresiyle açıklandığı, bu çerçevede TCK'nun 149/1-h.maddesinin hangi nedenle uygulandığının belirtilmediği görülmektedir.
Mahkemenin gerekçesinde katılan Y.'un yağma iddiasının kendi beyanı dışında bir kanıt olmaması nedeniyle sübut bulmadığı belirtilmiş olup, katılan E.'ye ilişkin yağma iddiasıyla ilgili olarak da, katılanın aşamalardaki çelişkili beyanları bir yana bırakıldığında, suça konu psikiyatrik ilaçların sanıklar tarafından alındığının hangi kanıtlarla sübut bulduğunun açıklanmadığı görülmektedir.
Yağma suçunun oluştuğu kabul edildiği takdirde ise, yukarıda açıklandığı üzere eylemin teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığının tartışılmadığı anlaşılmaktadır.
Yine, suça konu ilaçların değerleri dikkate alınarak TCK'nun 150/2.maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmeyeceğinin tartışılmadığı görülmektedir.
Katılanlar E. ve Y.'un TCK'nun 109/2.maddesinde yazılı olduğu şekilde, zorla koğuşa götürülüp alıkonulduğu yönünde iddia dışında hangi kanıtların bulunduğu, katılanlardan özellikle E.'nin beyanlarının çelişkili olduğu da dikkate alındığında mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmadığı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına göre, katılan E.'nin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı hususu dışında katılan beyanları ve katılanların beyanlarının kısmen doğrular mahiyette sanık H. ve U.'ın anlatımları dışında hükümde, hükme esas alınan başkaca kanıt gösterilmediği, kasten yaralama eyleminin ne şekilde yağma suçuna dönüştüğünün mevcut kanıtlarla ilişkilendirilerek açıklanmadığı sonucuna varılmıştır.
CMK'nun 230.maddesine göre, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi, ulaşılan kanaat, suç oluşturduğu sabit görülen fiil ve bunun nitelendirilmesinin yapılması gerekmektedir.
Her ne kadar yukarıya alıntılandığı gibi Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararında, katılanların beyanlarının olayların akışına uygun ve birbiriyle tutarlı olduğu belirtilmiş ise de; açıklandığı üzere katılanların beyanlarının aşamalarda çelişkiler barındırdığı, ifadeler dışındaki kanıtların neler olduğunun yukarıya yazıldığı, bu bağlamda mevcut hangi kanıtların diğerlerinden üstün tutularak atılı geceleyin silahla birden fazla kişi ile birlikte yağma (TCK 149/1-a-c-h) ve cebir, tehdit ve silahla birden fazla kişi tarafından birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma (TCK 109/2, 3-a,b) suçlarını oluşturduğunun CMK'nun 230.maddesine uygun şekilde mevcut kanıtlarla ilişkilendirilerek açıklanmadığı sonucuna varılmıştır.
Kabule göre de;
Sanık M.'in tekerrüre esas kabul edilebilecek daha ağır cezayı gerektiren ilamının bulunmasına karşın, yazılı olduğu şekilde Körfez 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/384 Esas 2012/579 Karar sayılı ilamının gösterilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Yukarıda belirtilen hususların hükmün gerekçeyi içermemesi niteliğinde olduğu, bu nedenle istinaf başvurusunda bulunan sanıklar müdafiilerinin istinaf nedenleri ile CMK'nın 289/1-g, 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 10.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)