(5237 S. K. m. 34, 149)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Müştekinin anlatımları, sanığın açıklamaları ve diğer dosya kapsamına göre, sanığın olay tarihinde müştekiyi yolda yürürken gördüğü, hızla yürüyerek önüne geçtiği ve elinde bulunan poşeti vermesini sağlamak amacıyla kuru sıkı tabanca ile tehdit ettiği, müştekinin korkması üzerine elindeki poşeti verdiği, poşet içerisinde cüzdan ve evinin anahtarlarının bulunduğu, hızla olay yerinden uzaklaşan sanığa seslenerek evinin anahtarlarını bırakmasını istediği, bunun üzerine sanığın naylon poşeti bırakıp yoluna devam ettiği, sonrasında cüzdanı kontrol eden sanığın cüzdan içerisinde 30 TL para ile müştekiye ait anahtarları bulduğu, parayı alıp diğerlerini çöpe attığı anlaşılmaktadır.
2-Sanık müdafii istinaf dilekçesinde, olayda kullanılan kuru sıkı tabancanın silah niteliğini taşımaması nedeniyle silahla yağma suçunun oluşmayacağını öne sürmüş ise de, müştekinin yaklaşık 60 yaşlarında olması, olayın heyecanı ile sanığın elindeki silahın kuru sıkı mı gerçek mi olduğunu anlamasının mümkün olmadığı; somut olayda sanığın elindeki nesnenin korkutuculuk özelliği haiz olduğu anlaşıldığından, silahla yağma suçunun sabit olduğu anlaşılmıştır.
3-Sanık müdafii, TCK'nun 34/1.maddesinin tatbiki gerektiğini iddia etmiş ise de, TCK'nun 34/1.maddesinin uygulanabilmesi için irade dışı alkol ya da uyuşturucu madde alınması, bu şekilde failin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması ya da davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olması gerekmektedir. Somut olayda, sanığın alkol ya da uyuşturucu kullanmadığı, akıl sağlığının yerinde olmadığına dair mahkemece yapılmış bir saptamanın da bulunmaması karşısında, anılan yasa maddesinin tatbik edilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.
4-Sanığın müştekinin elindeki poşet ve içindekileri zorla alması eyleminde, kastını belli bir nesne ya da belli bir miktar paraya özgülememiş olması karşısında TCK'nun 150/2.maddesinin uygulanmamasında yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.
5-Mahkemece sanık hakkında hem silahla yağma suçunu düzenleyen TCK'nun 149/1-a, hem de yol kesmek suretiyle yağma suçunu düzenleyen TCK'nun 149/1-d.maddelerinin uygulanmasına karar verildiği görülmektedir. TCK'nun 149/1-d.maddesinde yazılı yol kesmek suretiyle yağma suçunun oluşabilmesi için Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27/10/2010 tarih ve 2009/27121 Esas, 2010/16672 Karar ve 04/11/2010 tarih ve 2009/21641 Esas, 2010/17500 Karar sayılı ilamlarında ve başka bir çok ilamda açıklandığı şekilde eylemin yol üzerinde gerçekleştirilmesi yeterli olmayıp, müştekinin yoldan geçmesini beklemek suretiyle tasarlanması ve geçiş özgürlüğü kısıtlanarak önünün kesilmesi gerekmektedir. Somut olay irdelendiğinde ise, sanığın yolda tesadüfen gördüğü müştekinin önüne geçerek eylemini gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Açıklanan bu durum karşısında, sanığın eyleminin mevcut hangi kanıtlarla TCK'nun 150/1-d.maddesinde yazılı suçu oluşturduğu, CMK'nun 34 ve 230.maddeleri uyarınca yasal ve yeterli gerekçe ile açıklanmaksızın hüküm kurulması CMK'nun 289/1-g.maddesinde yazılı mutlak hukuka aykırılık hallerinden olan hükmün gerekçeyi içermemesi niteliğinde görülmüştür.
Yukarıdaki (5) nolu bentte belirtilen hususun hükmün gerekçeyi içermemesi niteliğinde olduğu, bu nedenlerle istinaf başvurusunda bulunan Sanık Müdafiinin istinaf nedenleri ile CMK'nın 289/1-g, 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 17.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)