Yerel Mahkemece sanık hakkında 2015 yılında sahte belge düzenlemek suçundan beraatine dair hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında 2014 ve 2015 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından kamu davası açıldığı, İlk Derece Mahkemesince sanığın 2014 yılında sahte fatura düzenlediği belirtilerek mahkumiyetine karar verildiği, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, ancak 2015 takvim yılı için "sahte fatura düzenleme suçunun oluşabilmesi için VUK 230 maddesinde sayılan zorunlu unsurları taşıması gerektiği ve sahte olduğu iddia edilen faturaların ele geçirilememesi nedeniyle mahkumiyet kararı verilemeyeceği" belirtilerek sanığın beraatine karar verildiği,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu‘nun 08.11.2018 tarihli 2018/427 Esas ve 2018/517 Karar sayılı ilamı ile "sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarında suça konu faturaların, 213 Sayılı VUK.nin 230. maddesine göre yalnızca unsurlarının tespiti amacıyla incelenmesinde zorunluluk bulunmadığı" yönünde görüşe ulaşıldığı, Yargıtay 11.Ceza Dairesinin söz konusu Genel Kurul kararını benimsediği anlaşılmakla; sadece faturaların unsurlarının tespiti amacıyla incelenmesinde zorunluluk bulunmadığı, başka delillerle fatura düzenlendiğinin sabit olması halinde suçun unsurlarının oluşacağı, nitekim; İl emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün C. D.'e ait adreslerde yapılan aramalarında U. B. mükellefiyeti yönünden 2015 takvim yılı için düzenlenmiş 12 adet fatura ele geçirilmiş olduğu, bu faturaların da 2017/A-7071/10 Sayılı vergi tekniği raporunda incelendiği,
Sanık hakkında düzenlenen 17/02/2017 tarih ve 2017/A-7071/10 Sayılı VTR göre; ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/54321 Sayılı soruşturma sırasında ... 4.Sulh Ceza Hakimliğinin 2015/1567 D.İş numaralı Arama ve El Koyma kararın istinaden İl emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün C. D. 'e ait adreslerde yapılan aramalarda birden fazla mükellefe ait kaşe ve belgeler ele geçirildiği, söz konusu aramada ele geçen faturalardan 51 adet düzenlenmiş fatura, fatura koçanları ve iki adet kaşenin mükellef U. B. 'a ait olduğu, bu hususla ilgili olarak C. D. hakkında 15/03/2016 tarih ve 2016-A-3863/1 Sayılı Görüş ve Öneri raporu düzenlendiği, bu raporda C. D. 'in söz konusu suça iştirak edip etmediğinin değerlendirilmesinin istenildiği anlaşılmıştır.
Sanık U. B. savunmasında; dayısının arkadaşları olan M. A. ve M. D. 'ın dükkanı kendi üstüne açmak istediklerini ve karşılığında maaş verileceğini kabul ettiğini, sorun yaşayınca mükellefiyeti kapattırdığını beyan etmiştir.
Bu açıklamalara göre;
C. D. hakkında 15/03/2016 tarih ve 2016-A-3863/1 Sayılı Görüş ve Öneri raporunda, sahte fatura düzenlemek suçuna iştirak eylemi olup olmadığının değerlendirilmesinin istenilmesi, adreslerinde mükellef U. B.'a ait boş ve düzenlenmiş faturalar ile birlikte kaşeler ele geçmiş olması karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından;
a- C. D. hakkında suç duyurusunda bulunulması, rapor değerlendirme komisyon mütalaası alınarak dava açılması halinde her iki davanın birleştirilmesi ve sonucuna göre sanıkların her birinin ayrı ayrı hukuki durumlarının tayini gerektiği,
b- Keza; sanık tarafından M. A. ve M. D. isimli kişilerin dükkanı üzerine açtıklarını, bu kişilerin ticaret yaptıklarını beyan etmesi karşısında; bu kişilerin CMK'nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakkı hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi, faturaları kendilerinin tanzim edip etmediklerinin sorulması, faturaları M. A. ve M. D. 'ın düzenlediği veya düzenlenmesine iştirak ettiklerinin belirlenmesi halinde, bu kişiler hakkında da suç duyurusunda bulunulması ve dava açıldığı taktirde bu dava ile birleştirilmesi ve sonucuna göre sanıkların her birinin ayrı ayrı hukuki durumunun tayini gerektiği,
5271 Sayılı CMK'nın istinafa dair usul düzenlemeleri içinde ilk derece mahkemesinin derdest dosyalarının istinaf aşamasındaki dosyalarla birleştirilmesine dair bir usul öngörülmediği, suç duyurusu üzerine dava açılması halinde davaların birleştirilerek yargılamalarının birlikte yürütülmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmış olmakla;
SONUÇ: İş bu istinaf incelemesine konu hükmün, 7188 Sayılı yasanın 27.Maddesi ile değişik CMK'nun 280/1-f maddesi uyarınca BOZULMASINA;
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5271 Sayılı CMK'nun 286/1 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 26.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)