Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
26/02/2016 tarihli Yapı Tatil Zaptında "özel çevre koruma sınırları içinde ve uygulama imar planına göre konut alanında bulunan 1663 ada 1 parseldeki binaların 1997 tarihli Yapı Kullanma İzin Belgeleri olup 1995 tarihli Yapı Ruhsatı eki projeye aykırı imalatların mevcut olduğu, bu imalatların 1-)zemin kat güney cephede 2x1.75 ebatlı depo inşa edilmesi, 2-)2 adet pencerenin birleştirilerek büyütülmesi,3-)Zemin kat kuzey cephedeki pencerelerin birleştirilerek büyütülmesi,4-)1.kat balkonunun içeriye alınarak 1.15x2.40m²'nin odaya dahil edilmesi olarak belirtilip, bu imalatların tamamlanmış olup kullanılabilir vaziyette olduğunun" tespit edildiği; katılan Belediyenin yerinde yaptığı kontrollere göre 30/06/2016, 10/08/2016 ve 11/11/2016 tarihlerinde imalatların aynı seviyede yerinde mevcut olduğu; sanığın soruşturmadaki beyanında" taşınmazı 2012 yılında edindiğini ve yapı tatil zaptındaki değişiklikleri ihtiyaçtan dolayı kendisinin yaptığını" beyan ederken Mahkemedeki savunmalarında ise "kendisinin yapmadığını, bunların taşınmazı aldığında mevcut olduğunu" savunduğu, önceki beyanı ile aradaki çelişki sorulduğunda ise "soruşturmada kolluk görevlilerinin zahmet çekip yazdığı ifadeyi imzalayıvereyim diyerek imzalamadan önce okuduğu, bu ifade zaptının içeriği doğru olmadığı halde imzaladığını" belirterek hayatın olağan akışına uygun olmayan açıklamada bulunduğu; tapu kaydına göre Yapı Tatil Zaptının düzenlendiği 19 numaralı bağımsız bölümü sanığın 12/11/2013 tarihinde satış yolu ile edindiği; katılan Belediye yazı cevabına göre davaya konu imalatların yapıldığı taşınmazın Fethiye Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde olmasının yanı sıra 6320 Sayılı Kanun'un 1.maddesinin yürürlük tarihi olan 30/03/2014 tarihinden önce ve sonra da Belediye sınırları içinde olduğunun bildirildiği; yargılama aşamasında refakate Kadastro ve İnşaat bilirkişileri alınarak mahallinde icra edilen keşif sırasında mahalli bilirkişi sıfatı ile dinlenenlerin birisinin sanığın arkadaşı, diğerinin de sitenin bahçıvanı olup sanık savunmalarını destekler mahiyette beyanda bulundukları;
Keşfi takiben İnşaat bilirkişisinin ibraz ettiği rapor içeriğine bakıldığında ise Yerleşik Yargıtay İçtihatları ve İmar Kanunu hükümleri çerçevesinde TCK'nun 184/1.maddesinde tanımlanan suçun maddi unsurlarının tespitine yönelik olarak Yapı Tatil Zaptına konu imalatların sonucunda onaylı projesindeki alanların dışında yeni alan kazanmanın söz konusu olup olmadığı, imalatların binanın taşıyıcı unsurlarına/ yapı statiğine etkisinin bulunup bulunmadığı, özellikle 1.kattaki balkonun odaya dahil edilmesi ve zemin kat güney cephede depo imal edilmesi şeklinde tanımlanan imalatlarda kullanılan malzemenin niteliği, malzemelerin üzerinde imal yıllarına dair ibarelerin mevcut olup olmadığı, projesinde olmayan kapalı alan kazanmanın söz konusu olup olmadığı, bu imalatların yukarda açıklandığı şekilde taşıyıcı unsurlara etkisi ile sabit kalıcı nitelikte olup olmadıkları konusunda hiçbir değerlendirme bulunmadığı; bilirkişi raporunun ekindeki fotoğrafların yapının hangi bölümüne ait olduğunun anlaşılmadığı; yukarda 4 ayrı numara ile belirtilen imalatların hangisinin hangi fotoğrafta göründüğünün izah edilmeyip, Yapı Tatil Zaptının tekrarı ile yetinildiği; bu haliyle bilirkişi raporunun suçun unsurlarının belirlenmesi bakımından yetersiz olduğu;
Öte yandan sanık soruşturma aşamasındaki beyanlarında açıkça zapta konu değişiklikleri ihtiyaçtan dolayı kendisinin yaptığını ifade etmiş iken yargılama safhasındaki aksi yöndeki savunmaları kapsamında soruşturma beyanı okunarak sorulduğunda soruşturma beyanını imzalamadan önce okuduğunu açıkça ifade ettiği halde çelişki ile ilgili olarak yaptığı izahatın inandırıcılıktan uzak olduğu, hayatın olağan akışına uygun düşmediği aşikar olduğu halde Mahkemedeki savunmasına itibar edildiği; bu savunmanın yerinde yapılan keşif sonrasında yukarda izah edilen şekilde gerekçeli bilirkişi değerlendirmesiyle denetlenmesi gerektiğinin gözardı edildiği;
SONUÇ: Açıklanan şekilde sanığın inandırıcılıktan uzak savunması denetlenmeden hüküm kurulduğu ve bu durumun CMK'nun 289/1-g maddesinde ifade edilen "hükmün CMK'nun 230.maddesi uyarınca gerekçeyi içermemesi" halini oluşturduğu ve bozmayı gerektirir hukuka kesin aykırılık hallerinden biri olduğu anlaşıldığından başkaca yönleri incelenmeksizin CMK'nın 280/1-d maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA;
Dosyanın yukarda izah edilen biçimde sanık savunmalarının denetlenmesine elverişli, olay mahallinin Yapı Tatil Zaptındaki imalatları ayrı ayrı gösteren fotoğrafları ve her bir imalatın ayrı ayrı değerlendirmelerini içeren ve hükmü esas alınabilir/denetime elverişli uzman bilirkişi raporu alınarak yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5271 Sayılı CMK'nun 286/1 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere, 18.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)