Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafıinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca; sanığa ait Muğla ili, Bodrum ilçesi, Çarşı Mahallesi, 32 pafta, 178/262 ada, 203 parselde hafriyat çalışmalarının Müze Müdürlüğü denetiminde yapılarak, yeni yapılanma istemi durumunda KARİP doğrultusunda işlem yapılabileceğine, koruma amaçlı uygulama imar tadilatının kurullarının 06/11/2014 tarihli kararı gereği belediyesince iletilen uygun görüş doğrultusunda 2863 Sayılı yasa kapsamında sakıncası bulunmadığına karar verilmiş,
Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü görevlilerince, söz konusu yerdeki hafriyat çalışmalarının Müze Müdürlüğü'ne haber verilmeksizin yapıldığı ve inşaatın kabasının bitirildiği 29/04/2015 tarihinde tespit edilmiştir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda; kentsel ve 3. derece arkeolojik SİT alanı içinde kalan parsel zemininde korunması gerekli taşınır ya da taşınmaz kültür varlığı ortaya çıkarılmadığı, görülemediği, toprak üstünde de tescilli taşınmaz kültür varlığının mevcut olmadığı, davaya konu parsel üzerindeki yapı için gerek kuruldan gerek ilgili belediyeden karar ve ruhsat alındığı, ancak koruma kurulu kararında bina temel hafriyat alışmalarının Müze Müdürlüğü uzmanları denetiminde yapılmasına karar verildiği halde, binanın temel hafriyatının Müze Müdürlüğü denetiminde yapılmadığı, bu sebeple müdahalenin 2863 Sayılı Kanun'un 9. ve 16. maddeleri uyarınca izinsiz inşai müdahale kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Sanık, söz konusu yerin 3. derece SİT alanı olduğunu bildiğini, bu yüzden Anıtlar Kurulu'nun oluru ile Bodrum Belediyesi'nin yapı izin ruhsatı verdiğini, bu izin doğrultusunda 16/03/2015 tarihinde inşaatı başlatıp, Kasım 2015 tarihinde inşaatı bitirdiğini, herhangi bir hafriyat yapmadıklarını, sondajdan çıkan toprağı kenara iteklediklerini, üzerine radyel temel koyduklarını, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini istediğini ifade etmiştir.
Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğü'nün 26/12/2016 tarihli yazısında; taşınmazda yapılacak çalışmanın müze denetiminde yapılıp yapılmayacağına dair kararın ilgili belediyesine ve Müze Müdürlüğü'ne iletildiği bildirilmiştir.
Buna göre;
Sanık ifadesinden de anlaşılacağı üzere, sanık suç tarihi öncesinde suça konu parselin SİT alanı içinde kaldığını bilmektedir. Hafriyat çalışmalarının Müze Müdürlüğü denetiminde yapılması gerektiğine dair kurul kararı, yapı ruhsatı vermeye yetkili belediyeye bildirildiğinden, belediyeden yapı ruhsatı alan sanığın bu hususu bilmediğinden bahsetmek mümkün değildir. Sanık, hafriyat çalışması yapmadığını savunmuş ise de, Müze Müdürlüğü görevlilerince düzenlenen 29.04.2015 tarihli tutanakta hafriyat çalışmasının yapıldığı, inşaat kabasının bitirilmiş olduğu yazılı olduğundan sanığın bu savunmasına itibar etmek de mümkün değildir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre;
Sanığın davaya konu edilen eylemi, 3. derece arkeolojik SİT alanı içinde kalan kendisine ait parsele, kurulun onayı ve belediyenin verdiği ruhsat ile bina inşa ederken, kurul kararına aykırı şekilde hafriyat çalışmalarını Müze Müdürlüğü denetiminde yapmamasıdır.
Bilirkişi raporu ve dosya içindeki belgelerden anlaşılacağı üzere; sanık SİT alanı içinde kalan parseli üzerine yaptığı binayı ilgili kurumlardan izin ve ruhsat alarak yapmıştır. Yine bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, suça konu parselde taşınır ya da taşınmaz kültür varlığı bulunmamaktadır. Bu nedenle, sanığın hafriyat çalışmasını Müze Müdürlüğü denetiminde yapmaması şeklindeki eylemi sebebiyle giderilmesi gereken bir zararın oluştuğundan bahsetmek mümkün değildir. Sanık sabıkasız olup, mahkeme sanığın olumlu tavır ve davranışlarını gerekçe göstererek cezasında takdiri indirim yoluna da gitmiştir.
Bu yüzden;
Sabıkasız olan, davaya konu eylemi sebebiyle zarar ortaya çıkmayan ve yargılama sırasındaki olumlu davranışları sebebiyle hakkında takdiri indirim maddesi uygulanan sanık hakkında, TCK 61. maddesindeki ölçütler ve 3. maddesindeki fiilin ağırlığı ile orantılı ceza verilmesi ilkesi gözetilmeden, temel ceza belirlenirken yalnızca soyut yasal ifadeler tekrar edilerek alt hadden ölçüsüz şekilde uzaklaşılarak ceza tayin edilerek,
Sanığın eylemi sebebiyle eski hale getirilecek zarar meydana gelmediği halde, sanığın suça konu yeri eski hale getirmediği gerekçe gösterilerek, hakkında CMK 231. Maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması düzenlemesi uygulanmayarak,
Hükümde gerekçesizliğe neden olunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
CMK 289/1-g ve CMK 208/1-b maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA; dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, CMK 286/1 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)