(5237 S. K. m. 184) (5271 S. K. m. 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
10/04/2015 tarihli yapı tatil zaptının 2780 ada 37 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olup davaya konu imalatların "ruhsatlı binanın çatı katında 8 numaralı dairede a-) Teras mesafelerinin üzerine demir dikmeler üzeri çatı iskeleti yapıp üzerini örterek sundurma yapılması, b-) Sundurma alanlarının altında kalan tutanakta belirtilen ebatlarda iki ayrı alanın etrafı kapatılıp kapalı kullanım alanı oluşturulup dairenin kullanım alanına dahil edilmesi" şeklinde tespit edildiği; ekinde taşınmazın fotoğraflarının bulunduğu, bu fotoğraflarda davaya konu yerde pencerelerde pimapen kullanımının göründüğü; yine soruşturma evrakları içerisindeki tapu kayıt bilgilerine göre S. G. isimli şahsın (soruşturma aşamasında ve yargılama sırasında tanık sıfatı ile talimatla beyanı alınmıştır) 02/04/2015 tarihinde mesken vasıflı taşınmazı A. Ç.'den satın alarak edindiği; tanık S.'ın beyanlarında taşınmazı 2015 yılında bu hali ile satın aldığını beyan ettiği; sanık A.'un soruşturmadaki beyanlarında taşınmazı 2003 te satın alıp çatı katını 2004'te su akıntısı olması nedeni ile tadil amaçlı yaptığını ve 2015'te tanık S.'a sattığını beyan ettiği; tanık S. hakkında ek takipsizlik kararı verilerek sanık hakkında eldeki kamu davasının açıldığı; sanığın Mahkemedeki savunmalarında da soruşturma beyanları ile aynı doğrultuda savunma yaptığı; Mahkemece yapılan keşif sonrası bilirkişinin düzenlediği raporda "yapı tatil zaptının 1.sırasındaki sundurma imalatının yapı vasfında olduğu ve atılı suçun unsurunu oluşturmayacağını; 2.sırasındaki imalatın ise projede olmayan kapalı kullanım alanı oluşturduğu, bina vasfında olduğu ancak ana binanın taşıyıcı sistemlerini etkilemeyeceği ve yapım yılının ise 2004 yılı olduğu" yönünde mütalaada bulunduğu ancak söz konusu imalatın 2004 yılı yapımı olduğuna dair beyanın genel ifadeler içerdiği aşağıdaki paragraflarda izah edilen yapım yılının tespitine dair hiçbir araştırma ve incelemenin yapılmadığı dolayısıyla anılan mütalaanın gerekçesiz olup hükme esas alınabilir mahiyetinin bulunmadığı, Mahkemece söz konusu rapora dayalı olarak sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
TCK'nun 184/1. maddesinde "Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişinin" eyleminin suç olarak tanımlanmıştır. İmar Kanununun 5.maddesinde binanın tanımının yapılmış olup; aynı Kanunun 21. maddesinde ruhsata tabi olan/olmayan imalatlar belirtilmiştir. Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde ise esaslı tadilatın tanımına yer verilmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin ve 18. Ceza Dairesinin emsal mahiyette pek çok içtihadında ayrıntılı olarak belirtildiği üzere TCK'nun 184/1. maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için tutanağa konu imalatların bina vasfında olup olmadığı ve/veya kapalı alan kazanılıp kazanılmadığı ve/veya yapının taşıyıcı unsurlarına yük getirici nitelikte olup olmadıklarının tayin ve tespiti gerekir.
Ruhsatlı yapıdaki iç imalatlar yeni alan kazanma niteliğinde değil ise ve binanın taşıyıcı unsurlarına etkisi yok ise bu takdirde TCK'nun 184/1.maddesindeki suçun unsurlarının oluşmayacağı yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabittir.
Yine Yargıtay 4.CD.'nin 12/07/2011 tarih 2009/11895 Esas - 2011/12481 Karar, Yargıtay 18.CD.'nin 22/03/2017 tarih 2016/9332 Esas - 2017/3254 Karar sayılı emsal kararlarında da dava konusu imalatların yapım tarihinin araştırılması ve saptanmasına yönelik delil araştırmasının ne şekilde yapılması gerektiği izah edilmiş olup; bu yöndeki Yargıtay içtihatları bir arada değerlendirildiğinde bu kapsamda yapılacak delil araştırmasında izlenecek yöntemin eldeki dosya açısından: ...binanın bulunduğu yere ilişkin önceki yıllara ait hava fotoğrafları ve/veya uydu görüntülerinin temin edilmesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki coğrafi adres bilgi sistemi müdürlüğünde uydu görüntüleri, ortofotolar ve taşınmazlara ilişkin cephe fotoğrafları ile kent rehberindeki geçmiş yıllara ait taşınmaz fotoğrafları bulunduğu bilindiğinden bu fotoğrafların araştırılıp temin edilmesi; gerektiğinde varsa komşu taşınmazlarda oturan veya bina yapımında çalışan şahıslar belirlenerek kamu tanığı olarak dinlenmeleri; keşfe katılan uzman bilirkişiden davaya konu imalatın yapımında kullanılan malzemelerin niteliği, PVC malzeme ya da tuğlalar üzerindeki imal tarihlerine ilişkin ibarelerin bulunup bulunmadığının, yer karosu ya da seramik benzeri malzemeler açısından ek imalatlar yönünden ana taşınmazla bütünlük halinde olup olmadıklarının incelenmesi ile bu şekilde bilirkişinin imalatın yapım tarihine ilişkin tespitlerinin hangi teknik verilere dayandığının bilirkişiye açıklattırılması; mevcut ruhsatlı binada ruhsat eki mimari projeye aykırı imalat tespitine dair iddianın varlığı halinde ilgili belediyeden ruhsat dosyası ve mimari projenin de keşiften önce temin edilmesi; eldeki dosyada çatı katında yeni bir daire imalatı söz konusu olduğuna göre belediyeden numarataj kayıtları ile ilgili kurumlardan elektrik, su abonelik kayıtlarının oluşturulma tarihinin araştırılması...vb..." biçiminde olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında eldeki dosyaya bakıldığında; yukarıdaki paragraflarda açıklanan hususlar ikmal edilmeden, tutanağın 2.sırasındaki iki ayrı kapalı alan oluşturma şeklindeki imalatın bilhassa yapım yılı yöntemince belirlenmeden gerekçeden yoksun ve dosya üzerinden yapılan inceleme ile düzenlenmiş bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesis edilmiş olmasının CMK'nun 289/1-g maddesinde tanımlandığı üzere "hükmün CMK'nun 230.maddesi uyarınca gerekçeyi içermemesi" halini oluşturduğu ve bozmayı gerektirir hukuka kesin aykırılık hallerinden biri olduğu anlaşıldığından CMK'nun 289/1-g maddesine aykırılık nedeniyle başkaca yönleri incelenmeksizin CMK'nun 280/1-d.maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA; dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5271 Sayılı CMK'nun 286/1 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)